İçeriğe geç
Giriş yap
0

Islahat Fermanı (18 Şubat 1856): Eşit tebaa fikri, vergiler, askerlik ve mahkemeler

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Islahat Fermanı, Sultan Abdülmecid tarafından 18 Şubat 1856'da ilan edilen ve Osmanlı Devleti'ndeki gayrimüslim tebaaya Müslümanlarla eşit haklar tanımayı amaçlayan bir reform belgesidir. Ferman, Babıâli'de devlet ileri gelenleri, din adamları ve cemaat temsilcilerinin önünde okundu. 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı'nın ilkelerini genişleten bu belge, vergilendirme, askerlik, eğitim, devlet memurluğu, mahkemeler ve mülkiyet gibi birçok alanda din farkı gözetmeyen bir düzen öngörüyordu. Fermanın hazırlanmasında Sadrazam Âli Paşa ve Hariciye Nazırı Fuad Paşa başrol oynadı; Britanya, Fransa ve Avusturya büyükelçileri de metnin hazırlık sürecine katkıda bulundu. Islahat Fermanı, Kırım Savaşı'nı bitiren Paris Barış Kongresi'nden hemen önce ilan edildi ve Paris Antlaşması'nın dokuzuncu maddesinde de anıldı.
Islahat Fermanı'ndan kısa süre sonra toplanan 1856 Paris Kongresi'ni gösteren tasvir
Islahat Fermanı'ndan kısa süre sonra toplanan 1856 Paris Kongresi'ni gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Edouard Louis Dubufe. Dosya sayfası

Fermanın arka planı

1839 Tanzimat Fermanı, padişahın bütün tebaasının can, mal ve namus güvenliğini güvence altına alacağını ve vergilerin adil biçimde toplanacağını ilan etmişti. Ancak bu ilkelerin uygulamaya geçirilmesi zaman aldı. Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'nin müttefikleri olan Britanya ve Fransa, savaş sonrasında gayrimüslimlerin durumunun iyileştirilmesini önemli bir konu olarak görüyordu. Rusya'nın savaştan önce Ortodoks tebaanın koruyucusu olma iddiası da bu meseleyi uluslararası bir gündem maddesi hâline getirmişti.

Osmanlı yöneticileri, bu konuyu büyük devletlerin dayatmasına bırakmak yerine kendi iradeleriyle bir reform belgesi hazırlamayı tercih etti. Böylece gayrimüslimlerin durumu, bir antlaşma maddesi olarak değil, padişahın kendi fermanı olarak düzenlenmiş olacaktı. Fermanın Paris Kongresi'nden önce ilan edilmesi, bu stratejinin bir parçasıydı.
Ek bilgi
Ferman nasıl okundu? Islahat Fermanı, 18 Şubat 1856'da Babıâli'de düzenlenen bir törenle okundu. Törene vezirler, şeyhülislam, ulema, patrikler, hahambaşı ve cemaatlerin ileri gelenleri katıldı. Fermanın metni daha sonra Takvim-i Vekayi'de yayımlandı ve farklı dillere çevrilerek cemaatlere duyuruldu. Bu tören biçimi, Tanzimat Fermanı'nın 1839'da Gülhane'de okunmasını hatırlatıyordu.

Fermanın başlıca hükümleri

Islahat Fermanı, Tanzimat'ın genel ilkelerini somut düzenlemelere dönüştürmeye çalışıyordu. Fermandaki başlıca hükümler şöyle özetlenebilir:
  • Bütün tebaa, din ve mezhep farkı gözetilmeksizin eşit kabul edilecek; din, dil ve ırk nedeniyle aşağılayıcı sözler ve unvanlar resmî yazışmalardan kaldırılacaktı.
  • Gayrimüslimler devlet memurluğuna, okullara ve askerî okullara kabul edilebilecekti.
  • Askerlik yükümlülüğü bütün tebaa için geçerli olacak; ancak bedel ödeyerek askerlikten muaf olma imkânı tanınacaktı.
  • Cizye vergisinin yerini zamanla bedel-i askerî adı verilen bir vergi alacaktı.
  • Müslüman ve gayrimüslim arasındaki ticari ve cezai davalar karma mahkemelerde görülecek; tanıklık için din farkı gözetilmeyecekti.
  • Cemaatlerin kendi iç işlerini düzenleyen kurallar gözden geçirilecek; patriklik ve diğer dinî kurumların yönetimine cemaat üyeleri de katılacaktı.
  • Yabancıların Osmanlı ülkesinde mülk edinmesine izin verilecekti.
  • Vergiler, iltizam yerine doğrudan toplanmaya çalışılacak; bütçe her yıl düzenlenecekti.

Uygulama ve tepkiler

Fermanın uygulanması, farklı toplum kesimlerinde farklı tepkiler doğurdu. Bazı Müslüman çevreler, yüzyıllardır süren düzende kendilerine ait olan bazı ayrıcalıkların ortadan kalktığını düşünerek fermana karşı çıktı. Bazı gayrimüslim cemaatlerde ise cemaat içindeki eski yönetici kesimler, yeni düzenlemelerin kendi etkilerini azaltacağından endişe etti. Örneğin Rum Ortodoks cemaatinde din adamlarının ağırlıklı olduğu yönetim yapısı, yeni nizamnamelerle cemaatin sivil üyelerine de açıldı. Ermeni cemaati için 1863'te hazırlanan Ermeni Milleti Nizamnamesi, cemaat yönetimine seçimle gelen bir meclis kazandırdı.

Askerlik konusunda da beklenen değişiklik tam olarak gerçekleşmedi. Gayrimüslimlerin çoğu, askerlik yerine bedel ödemeyi tercih etti ve bedel-i askerî uzun yıllar cizyenin bir devamı gibi işledi. Gayrimüslimlerin orduya alınması, ancak 1909'da çıkarılan bir kanunla genel bir uygulama hâline geldi.
Islahat Fermanı'nı ilan eden Sultan Abdülmecid
Islahat Fermanı'nı ilan eden Sultan AbdülmecidGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
İçeriden mi, dışarıdan mı? Islahat Fermanı'nın büyük devletlerin baskısıyla mı, yoksa Osmanlı yöneticilerinin kendi reform iradesiyle mi hazırlandığı tartışılan bir konudur. Elçilerin metin üzerinde görüş bildirdiği ve büyük devletlerin bu konuya önem verdiği bilinmektedir. Buna karşılık Âli ve Fuad Paşaların, Tanzimat'ın başından beri benzer bir eşitlik fikrini savunduğu da açıktır. Ferman, büyük olasılıkla iki etkinin birleşiminden doğmuş bir belgedir.

Islahat Fermanı ve Osmanlıcılık

Islahat Fermanı'nın en önemli sonuçlarından biri, Osmanlıcılık adı verilen düşüncenin güçlenmesi oldu. Bu düşüncede devletin bütün tebaası, dinleri ne olursa olsun ortak bir "Osmanlı" kimliği altında birleşecek ve böylece devletin birliği korunacaktı. Tanzimat bürokrasisi, bu kimliği güçlendirmek için karma okullar açtı, gayrimüslimleri devlet görevlerine aldı ve yerel meclislere farklı cemaatlerden temsilciler çağırdı. 1868'de açılan Mekteb-i Sultani, yani Galatasaray, bu düşüncenin eğitimdeki en bilinen örneğiydi. 1869'da çıkarılan Tabiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi ise bütün tebaayı ortak bir vatandaşlık tanımı altında topladı.

Hukuk ve mülkiyet alanındaki etkiler

Ferman, yabancıların Osmanlı ülkesinde mülk edinmesine izin veren düzenlemelerin de yolunu açtı. 1867'de çıkarılan bir kanunla yabancılar, belirli koşullar altında taşınmaz edinebilir hâle geldi. Ticaret ve ceza davalarında kurulan karma mahkemeler, Nizamiye mahkemelerinin gelişmesine katkıda bulundu. Bu mahkemelerde Müslüman ve gayrimüslim tanıkların ifadesi eşit değerde kabul ediliyordu. Bu düzenlemeler, hukuk sisteminin şer'i mahkemelerin yanında yeni bir yapıya kavuşmasının parçasıydı.
Tarih notu
Kronoloji:
3 Kasım 1839: Tanzimat Fermanı Gülhane'de okunur.
1853–1856: Kırım Savaşı.
18 Şubat 1856: Islahat Fermanı Babıâli'de okunur.
30 Mart 1856: Paris Antlaşması fermana atıfta bulunur.
1856: Cizyenin yerini bedel-i askerî almaya başlar.
1863: Ermeni Milleti Nizamnamesi.
1867: Yabancıların mülk edinmesine dair kanun.
1869: Tabiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi.
1909: Gayrimüslimlerin askerliğe alınmasına dair kanun.
Islahat Fermanı'nın hazırlanmasında rol oynayan Mehmed Emin Âli Paşa, 1856
Islahat Fermanı'nın hazırlanmasında rol oynayan Mehmed Emin Âli Paşa, 1856Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mayer & Pierson. Dosya sayfası

Eşitliği yazmak, eşitliği yaşamak

Islahat Fermanı, kâğıt üzerinde son derece ileri bir belgeydi. Aynı dönemde Avrupa'nın birçok ülkesinde bile dinî azınlıkların bütün haklardan yararlanamadığı düşünülürse, Osmanlı'nın bütün tebaasını eşit ilan etmesi cesur bir adımdı. Ancak bir fermanın ilan edilmesiyle yüzyıllardır süren bir toplumsal düzenin değişmesi aynı şey değildi. Farklı toplulukların beklentileri, çıkarları ve korkuları, reformun uygulanmasını yavaşlattı.

Fermanın en ilginç yanı, belki de ortak bir kimlik yaratma çabasının hem destek hem itiraz görmesidir. Bir kesim bu eşitliği fazla bulurken, diğer bir kesim yetersiz buldu; bazı topluluklar ise eşit vatandaşlıktan çok kendi özerkliklerini istedi. Islahat Fermanı, Osmanlı'nın son yüzyılında çok dinli ve çok dilli bir toplumu bir arada tutma çabasının en açık ifadelerinden biridir. Bu çabanın sonuçları, sonraki on yıllarda hem Kanun-ı Esasi'de hem de Balkanlar'daki milliyetçi hareketlerde kendini gösterecekti.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap