İçeriğe geç
Giriş yap
0

Aşarın kaldırılması (17 Şubat 1925): Altı yüz yıllık onda bir vergisinin sonu

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Cumhuriyet'in ilk yıllarında köylünün hayatını en doğrudan etkileyen kararlardan biri, 17 Şubat 1925'te aşar vergisinin kaldırılmasıdır. Aşar, Osmanlı Devleti'nin en önemli gelir kaynaklarından biriydi ve yeni Cumhuriyet'in bütçesinde de büyük bir yer tutuyordu. Bu yüzden kaldırılması hem cesur hem de pahalı bir karardı. Bu konuda aşarın ne olduğunu, nasıl toplandığını, neden kaldırıldığını ve devletin bu gelir kaybını nasıl karşılamaya çalıştığını anlatıyoruz.

Aşar nedir?

"Öşür" Arapça "onda bir" demektir; çoğulu "aşar"dır. Aşar, çiftçilerin ürettikleri tarım ürünlerinden yüzde 10 oranında alınan bir vergiydi. Arazi parayla sulanıyorsa oran yirmide bire düşüyordu. Buğday, arpa, pirinç, darı, karpuz, hıyar, patlıcan, yonca, zeytin, susam, bal, şeker kamışı ve meyveler gibi ürünler vergiye tabiydi.

Ürün çeşidine, yetiştirme biçimine, toprağın verimine ve yerel özelliklere göre üçte bir ile yirmide bir arasında değişen oranlarda öşür alındığı görülür. Türkçe Vikipedi'ye göre yüzde 10 olan oran 1800'lerde artarak yüzde 30'lara ulaştı; bazı ürün ve bölgelerde zaman zaman yüzde 50'ye vardığı oldu.
Tarih notu
Aşarın yolu:
- 1841: İltizam usulü kaldırılır, vergi muhassıllar aracılığıyla toplanmaya çalışılır.
- 1843: İltizam usulüne geri dönülür.
- 1850: Aşar bütçe gelirlerinin yüzde 30,4'ünü oluşturur.
- 1864: Bu oran yüzde 47,6'ya çıkar.
- 1920-1923: Aşarın kaldırılması TBMM'de birçok kez tartışılır.
- 17 Şubat - 4 Mart 1923: İzmir İktisat Kongresi aşarın kaldırılmasını ister.
- 1924: Bütçenin 27,5 milyon lirası aşardan sağlanır.
- 17 Şubat 1925: Aşarı kaldıran kanun kabul edilir.
Atatürk Trabzon'da köylü bir aile ile, 28 Kasım 1930
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Nasıl toplanıyordu? İltizam ve mültezim

Verginin para yerine ürün olarak alınması, dönemin ekonomik koşullarına uygun bir yoldu; ürünün değerini belirleyip satarak paraya çevirdikten sonra vergiyi toplamak çok zor olurdu. Ama toplama biçimi büyük sorunlar doğurdu.

Tanzimat yöneticileri öşürde eşitlik olmadığını düşünerek sabit yüzde 10 oranında vergi toplanmasına karar verdi. 1841'den itibaren iltizam usulü kaldırılarak verginin muhassıllar aracılığıyla doğrudan hazineye nakit olarak alınması denendi. Bu deneme istenen sonucu vermedi ve 1843'te iltizama geri dönüldü. Mültezimler bir kazanın aşar gelirini ihaleyle üstlendikten sonra kazayı bölgelere ayırıp ikinci derece mültezimlere toplatıyordu. Türkçe Vikipedi'ye göre bu sistemde üreticinin yükü artarken devletin vergi kaybı da büyüdü ve vergi zamanla halk üzerinde bir baskı aracına dönüştü.

İzmir İktisat Kongresi ve 1925 kanunu

Aşarın kaldırılması, 1923'teki İzmir İktisat Kongresi'nin oy birliğiyle aldığı kararlardan biriydi. Karar iki yıl sonra uygulandı ve 17 Şubat 1925 tarihli kanunla aşar kaldırıldı. Kanun gerekçesinde amaç, tarım ürünlerinin safi hasılatının vergiye tabi tutulması ve aşarın serbest tarımı kısıtlayan ilkelerinin ortadan kaldırılması, verginin halkın ihtiyaçlarını baskı altına almayacak biçimde toplanması olarak açıklandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kanunun numarası kaynaklarda farklı geçer. Türkçe Vikipedi'nin Türkiye ekonomi tarihi maddesi kanunu "5552 sayılı" diye verir; 1925'teki kanun numaralarının 500'ler civarında olduğu düşünülünce bu rakamın bir yazım hatası olması, doğrusunun 552 sayılı kanun olması kuvvetle olasıdır. Kanunun tarihi (17 Şubat 1925) konusunda ise kaynaklar uyumludur. Aşarın bütçedeki payı için de kaynaklar farklı yıllardan farklı oranlar verir; bu yüzden yukarıda yalnız yılı belli olan rakamları aktardık.
Atatürk Tokat'ta bir yurttaşı dinliyor, 1930
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Gelir kaybı nasıl karşılandı?

Kararın bedeli ağırdı. Türkçe Vikipedi'ye göre yeni Türkiye'nin ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalıydı ve devlet bütçesinin yüzde 80-85'i tarımdan sağlanan gelirlerden oluşuyordu. Aşarın kaldırılmasından doğan gelir kaybını karşılamak için ağnam (hayvan) ve arazi vergilerinin oranları artırıldı, ancak aşardan sağlanan gelire yine de ulaşılamadı.

Ekonomik ve siyasi sonuçlar

Birçok kaynakta, köylünün ve toprak sahiplerinin çok büyük bir vergi yükünden kurtulduğu ve mültezimlerin baskısının sona erdiği görüşü hâkimdir. Öte yandan Türkçe Vikipedi şu ayrıntıya da dikkat çeker: Aşarın kaldırılması 1920-1923 arasında TBMM'de birçok kez tartışılmış, ama kanun teklifi ancak Şeyh Said İsyanı sırasında Meclis gündemine getirilerek kabul edilmişti. Bu zamanlama, kararın siyasi bir boyutu olduğu yorumlarına yol açar.
Ek bilgi
Görsellerdeki fotoğraflar 1930 yılına aittir: Atatürk o yıl yaptığı yurt gezisinde Trabzon'da köylü bir aileyle ve Tokat'ta bir yurttaşla görülür. Bu gezide Atatürk'ün köylülerin vergi ve ekonomi konusundaki şikâyetlerini dinlediği bilinir. Aşarın kaldırılmasından beş yıl sonraki bu fotoğraflar, köylü ile devlet arasındaki ilişkinin değişmeye başladığı dönemi yansıtır.
Değerlendirme

Aşarın kaldırılması, devletin gelirinden fedakârlık edilerek köylünün yükünün hafifletildiği bir karar olarak hatırlanır. Ama tek başına bir sosyal yardım değil, mülkiyet anlayışındaki bir değişikliğin de parçasıydı: İzmir İktisat Kongresi'nde özel mülkiyete dayalı bir ekonomi tasarlanmış, toprağın ürünü üzerinden alınan bu eski vergi bu tasarımla çelişir olmuştu. Bütçe açığı ise uzun süre başka vergilerle kapatılmaya çalışıldı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap