İçeriğe geç
Giriş yap
0

Paris Antlaşması (30 Mart 1856): Kırım Savaşı'nın sonu ve Osmanlı'nın Avrupa ailesine kabulü

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Paris Antlaşması, Kırım Savaşı'nı sona erdiren ve 30 Mart 1856'da Paris'te imzalanan barış antlaşmasıdır. Antlaşmayı Osmanlı Devleti, Rusya, Britanya, Fransa, Sardinya, Avusturya ve Prusya temsilcileri imzaladı. Osmanlı Devleti'ni Sadrazam Âli Paşa ve Paris Büyükelçisi Mehmed Cemil Bey temsil etti. Kongreye Fransız Dışişleri Bakanı Kont Walewski başkanlık etti. Antlaşmayla Karadeniz tarafsız hâle getirildi, Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü büyük devletlerin ortak güvencesi altına alındı ve Osmanlı, resmen "Avrupa kamu hukukunun ve uyumunun" bir parçası olarak kabul edildi. Bu, Osmanlı diplomasisinin XIX. yüzyıldaki en önemli kazanımlarından biri olarak görülür. Ancak antlaşma, aynı zamanda büyük devletlerin Osmanlı'nın iç işlerine ilişkin konularda daha sık söz söylemesinin önünü açan bir metin olarak da değerlendirilmiştir.
Edouard Dubufe'un 1856 Paris Kongresi'ni gösteren tablosu
Edouard Dubufe'un 1856 Paris Kongresi'ni gösteren tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Edouard Louis Dubufe. Dosya sayfası

Barışa giden yol

Eylül 1855'te Sivastopol'ün düşmesi ve Kasım 1855'te Kars'ın Rus ordusuna teslim olması, savaşın iki tarafı için de bir denge yarattı. Rusya, Kırım'da büyük bir kayıp yaşamıştı; ancak Kafkasya'da Kars'ı ele geçirerek elinde önemli bir pazarlık kozu tutuyordu. Avusturya, Aralık 1855'te Rusya'ya bir ültimatom vererek barış koşullarını kabul etmesini istedi; aksi takdirde savaşa katılacağını bildirdi. Yeni Çar II. Aleksandr, savaşın sürmesinin Rusya'ya daha büyük zararlar vereceğini düşünerek Ocak 1856'da bu koşulları kabul etti. Bunun üzerine Şubat 1856'da Paris'te barış kongresi toplandı.

Kongrenin Paris'te toplanması, III. Napolyon'un Fransa'nın Avrupa'daki saygınlığını yeniden kurma çabasının bir parçasıydı. Kongre, Fransız Dışişleri Bakanlığı'nın Quai d'Orsay'deki binasında toplandı. Görüşmeler yaklaşık beş hafta sürdü.
Ek bilgi
Islahat Fermanı ile bağlantı: Barış kongresi toplanmadan kısa bir süre önce, 18 Şubat 1856'da Sultan Abdülmecid, gayrimüslim tebaaya Müslümanlarla eşit haklar tanıyan Islahat Fermanı'nı ilan etti. Paris Antlaşması'nın dokuzuncu maddesi bu fermana atıfta bulunarak büyük devletlerin fermanın "yüksek değerini" kaydettiğini belirtti. Aynı madde, bu kaydın büyük devletlere padişahın tebaası ile ilişkilerine veya ülkenin iç yönetimine müdahale hakkı vermediğini de açıkça yazdı.

Antlaşmanın başlıca hükümleri

Paris Antlaşması, otuz dört madde ve ek sözleşmelerden oluşuyordu. Başlıca hükümleri şunlardı:
  • Osmanlı Devleti, Avrupa kamu hukukunun ve uyumunun avantajlarından yararlanacak; imzacı devletler Osmanlı'nın bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı göstereceklerdi (madde 7).
  • Osmanlı Devleti ile imzacı devletlerden biri arasında bir anlaşmazlık çıkarsa, güç kullanmadan önce diğer devletlerin arabuluculuğuna başvurulacaktı (madde 8).
  • Karadeniz tarafsız hâle getirildi; bütün ülkelerin ticaret gemilerine açık, savaş gemilerine kapalı olacaktı. Rusya ve Osmanlı Devleti Karadeniz kıyılarında askerî tersane bulunduramayacaktı.
  • Tuna Nehri'nde ulaşım serbest bırakıldı ve nehrin yönetimi için uluslararası bir komisyon kuruldu.
  • Besarabya'nın güneyi Boğdan'a bırakıldı; böylece Rusya Tuna ağzından uzaklaştırıldı.
  • Eflak ve Boğdan beylikleri Osmanlı egemenliği altında kalacak, ancak büyük devletlerin ortak güvencesi altına alınacaktı.
  • Rusya, Kars'ı Osmanlı'ya geri verdi; müttefikler de Sivastopol ve Kırım'daki diğer yerleri Rusya'ya bıraktı.
1856 Paris Antlaşması'nın ilk sayfası
1856 Paris Antlaşması'nın ilk sayfasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Paris Deklarasyonu: deniz hukukunda bir adım

Kongre sırasında, 16 Nisan 1856'da imzalanan Paris Deklarasyonu, deniz savaşları hukuku açısından önemli bir belge oldu. Deklarasyonla korsanlık, yani devletlerin özel gemilere düşman ticaret gemilerine saldırma izni vermesi yasaklandı. Tarafsız bayrak taşıyan gemilerdeki düşman mallarına, savaş kaçağı mal olmadıkça el konulamayacağı kabul edildi. Ayrıca abluka ilanının ancak fiilen uygulanabildiği takdirde geçerli olacağı belirtildi. Osmanlı Devleti de bu deklarasyonu imzalayan devletler arasında yer aldı. Bu belge, uluslararası hukukun çok taraflı bir antlaşmayla kodifiye edildiği ilk örneklerden biri olarak kabul edilir.
Dikkat: yanlış bilinen
Kazanım mı, kısıtlama mı? Paris Antlaşması, Türk tarih yazımında farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Bir yaklaşım, Osmanlı'nın Avrupa devletler sistemine eşit bir üye olarak kabul edilmesini büyük bir diplomatik başarı olarak görür. Diğer bir yaklaşım ise antlaşmanın Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü büyük devletlerin ortak sorumluluğuna bırakarak onların iç meselelere ilgisini artırdığını vurgular. Her iki yorum da metnin farklı yönlerine dayanır; antlaşmanın gerçek etkisi, sonraki yirmi yılın gelişmelerine bakılarak daha iyi anlaşılabilir.

Antlaşmanın akıbeti

Paris Antlaşması'nın Karadeniz'e ilişkin hükümleri uzun ömürlü olmadı. 1870'te Fransa'nın Prusya karşısında yenilgiye uğramasından yararlanan Rusya, Karadeniz'in tarafsızlığına ilişkin hükümleri tanımadığını ilan etti. 1871'de toplanan Londra Konferansı'nda bu durum kabul edildi; Rusya ve Osmanlı Devleti yeniden Karadeniz'de donanma bulundurabilecekti. Eflak ve Boğdan ise 1859'da aynı beyi seçerek fiilen birleşti ve zamanla Romanya adını aldı. Antlaşmanın Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü güvence altına alan hükümleri de 1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı'nda işlevini yitirdi. Bu savaşın sonunda imzalanan Berlin Antlaşması, Balkanlar'ın haritasını yeniden çizdi.
Paris Antlaşması anısına basılan bir madalya
Paris Antlaşması anısına basılan bir madalyaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: medallion: photo: Nigel Aspdin. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
Eylül 1855: Sivastopol düşer.
Kasım 1855: Kars Rus ordusuna teslim olur.
Aralık 1855: Avusturya Rusya'ya ültimatom verir.
Ocak 1856: Rusya barış koşullarını kabul eder.
18 Şubat 1856: Islahat Fermanı ilan edilir.
25 Şubat 1856: Paris Kongresi toplanır.
30 Mart 1856: Paris Antlaşması imzalanır.
16 Nisan 1856: Paris Deklarasyonu imzalanır.
1871: Londra Konferansı Karadeniz'in tarafsızlığını kaldırır.

Masadaki yer, masanın bedeli

Paris Antlaşması, Osmanlı diplomasisinin XIX. yüzyılda ulaştığı bir doruk noktası olarak görülebilir. Bir yüzyıl önce Avrupa'nın birçok başkentinde "doğudaki büyük devlet" olarak görülen Osmanlı, artık aynı masada oturan, aynı haklara sahip bir üye olarak kabul ediliyordu. Âli Paşa'nın Paris'teki varlığı, Tanzimat bürokrasisinin Avrupa diplomasisini ne kadar iyi tanıdığını da gösteriyordu.

Ancak antlaşma, bir devletin güvenliğini başka devletlerin ortak taahhüdüne bırakmanın sınırlarını da ortaya koydu. Büyük devletlerin çıkarları değiştiğinde, imzalanan güvenceler de anlamını yitirdi. On beş yıl sonra Karadeniz hükümleri, yirmi iki yıl sonra ise toprak bütünlüğü güvencesi tarihe karıştı. Paris'in asıl dersi belki de şudur: Diplomatik başarılar, ancak onları ayakta tutacak askerî, mali ve siyasi güçle birlikte kalıcı olabilir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap