Londra Boğazlar Sözleşmesi, 13 Temmuz 1841'de Londra'da Osmanlı Devleti ile İngiltere, Fransa, Avusturya, Prusya ve Rusya arasında imzalanan ve İstanbul ile Çanakkale boğazlarının statüsünü ilk kez çok taraflı bir uluslararası antlaşmayla düzenleyen sözleşmedir. Sözleşmeye göre Osmanlı Devleti barış içinde olduğu sürece, Boğazlar bütün yabancı devletlerin savaş gemilerine kapalı kalacaktı. Böylece Boğazlar meselesi, Osmanlı Devleti ile tek bir devlet arasındaki ikili bir mesele olmaktan çıktı ve Avrupa'nın büyük devletlerinin ortak güvencesine bağlandı. Sözleşme, 1833'te Rusya ile yapılan Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın Rusya'ya sağladığı ayrıcalıklı konumu da fiilen sona erdirdi. 1841 Sözleşmesi, sonraki yüzyılda Paris, Londra, Lozan ve Montrö'de yapılan düzenlemelerin ilk halkasıdır. Hünkâr İskelesi'nden İstanbul Boğazı'nın görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Clara Barthold Mayer. Dosya sayfası
Boğazlar meselesi nedir?
İstanbul ve Çanakkale boğazları, Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan tek deniz yoludur. Osmanlı Devleti, XV. yüzyılda İstanbul'u fethettikten ve Karadeniz kıyılarını ele geçirdikten sonra, Boğazları ve Karadeniz'i yüzyıllar boyunca kendi kontrolünde tuttu. Ancak XVIII. yüzyılın sonlarında Rusya'nın Karadeniz kıyılarına yerleşmesiyle durum değişti. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması, Rus ticaret gemilerine Boğazlardan geçiş hakkı tanıdı. Bundan sonra Boğazlardan savaş gemilerinin geçişi, Avrupa'nın büyük devletleri arasında önemli bir anlaşmazlık konusu oldu.
Hünkâr İskelesi'nin gölgesi
1833'te Mehmed Ali Paşa'nın kuvvetleri İstanbul'u tehdit ettiğinde, II. MahmudRusya'dan yardım istemişti. Bu yardımın ardından 8 Temmuz 1833'te imzalanan Hünkâr İskelesi Antlaşması, iki devlet arasında sekiz yıllık bir ittifak kurdu. Antlaşmanın gizli maddesine göre Osmanlı Devleti, Rusya'nın bir savaşa girmesi hâlinde Çanakkale Boğazı'nı Rusya'ya düşman olan devletlerin savaş gemilerine kapatacaktı. İngiltere ve Fransa, bu antlaşmayı Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerinde koruyucu bir konuma geldiğinin işareti olarak gördü. Antlaşma, Avrupa'da büyük bir rahatsızlığa yol açtı.
Ek bilgi
Sekiz yılın sonu: Hünkâr İskelesi Antlaşması sekiz yıllık bir süre için imzalanmıştı. Bu süre, 1841 yazında doluyordu. Rusya, 1839–1840Mısır krizi sırasında İngiltere ile işbirliği yaparak antlaşmayı yenilemeyeceğini fiilen kabul etti. Böylece 1841 Sözleşmesi, Hünkâr İskelesi'nin süresinin dolmasıyla aynı günlerde imzalandı ve Boğazlar için yeni, çok taraflı bir düzen kuruldu.
Sözleşmenin yolu
1839–1840Mısır krizi, Boğazlar meselesinin çözümü için de bir fırsat yarattı. Rusya, Mısır krizinde İngiltere ile birlikte hareket ederek Avrupa'daki yalnızlığından kurtulmak istiyordu. İngiltere ise Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki ayrıcalıklı etkisini sona erdirmeyi amaçlıyordu. 1840Londra Antlaşması'nda Fransa dışarıda kalmıştı; ancak Mehmed Ali meselesi çözüldükten sonra Fransa da yeniden Avrupa'nın ortak kararlarına katılmayı kabul etti. Bu ortam, Boğazların statüsünün beş büyük devlet ve Osmanlı Devleti arasında imzalanacak bir sözleşmeyle belirlenmesine imkân verdi.
Sözleşmenin hükümleri
13 Temmuz 1841'de imzalanan sözleşmenin başlıca hükümleri şunlardır:
Padişah, Osmanlı Devleti'nin eski bir kuralı olarak, barış zamanında yabancı savaş gemilerinin İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçişini yasaklamaya kararlıdır.
Osmanlı Devleti barış içinde olduğu sürece, hiçbir yabancı savaş gemisi Boğazlara giremeyecektir.
Sözleşmeyi imzalayan devletler, padişahın bu kararına uyacaklarını taahhüt eder.
Padişah, yabancı elçiliklerin hizmetindeki hafif gemilere geçiş izni verme hakkını saklı tutar.
Sözleşme, Osmanlı Devleti ile dostane ilişkileri olan diğer devletlerin de katılımına açıktır.
Çanakkale Boğazı'nın konumunu gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: edited by M.Minderhoud. Dosya sayfası
Sözleşmenin anlamı
1841 Sözleşmesi, Boğazlar üzerindeki Osmanlı egemenliğini kabul ediyordu; Boğazları kapatma kararı, padişahın eski bir kuralı olarak sunuluyordu. Ancak bu kural artık Avrupa'nın büyük devletlerinin güvencesi altına alınmıştı. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerinde tek başına karar verme yetkisini sınırlıyordu. Sözleşme, Rusya'nın donanmasını Karadeniz'de tutuyordu; İngiltere ve Fransa'nın donanmaları ise barış zamanında Karadeniz'e giremiyordu. Böylece Boğazlar, Avrupa'nın denge politikasının bir parçası hâline geldi.
Dikkat: yanlış bilinen
Savaş zamanı belirsizliği: Sözleşme, Osmanlı Devleti'nin savaşta olduğu durumlarda Boğazların nasıl yönetileceğini açıkça düzenlemiyordu. Bu belirsizlik, Osmanlı'ya savaş zamanında müttefiklerinin savaş gemilerine Boğazları açma imkânı veriyordu. Nitekim 1853'te Kırım Savaşı başladığında, İngiliz ve Fransız donanmaları Osmanlı Devleti'nin daveti üzerine Boğazlardan geçerek Karadeniz'e girdi. Sözleşmenin metni bugün yorumlanırken bu boşluğun dikkate alınması gerekir.
1841'den Montrö'ye
1841 Sözleşmesi, Boğazlar rejiminin sonraki gelişiminin başlangıç noktasıdır. 1856Paris Antlaşması, 1841 kurallarını yeniden doğruladı ve buna ek olarak Karadeniz'i tarafsız hâle getirerek bu denizde savaş gemisi bulundurulmasını yasakladı. 1871Londra Antlaşması, Karadeniz'in tarafsızlığını kaldırdı ve padişaha barış zamanında da müttefik devletlerin savaş gemilerine Boğazları açma hakkı tanıdı. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1923Lozan Antlaşması'yla Boğazlar, uluslararası bir komisyonun denetimine bırakıldı. 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ise Boğazlar üzerindeki denetimi yeniden Türkiye'ye verdi. Montrö, bugün de yürürlüktedir.
Arşivlerdeki sözleşme
1841 Sözleşmesi'nin Osmanlı nüshası ve görüşmelere dair belgeler, Osmanlı arşivinde yer alır. Sözleşmenin metni, Avrupa devletlerinin yayımladığı antlaşma derlemelerinde de basılmıştır. Londra'daki İngiltere Ulusal Arşivi'nde, Paris'teki Fransız Dışişleri arşivinde ve Viyana'daki Avusturya Devlet Arşivi'nde de görüşmelere dair raporlar ve yazışmalar bulunur. Bu belgeler, Boğazlar meselesinin XIX. yüzyılda Avrupa diplomasisinin merkezindeki yerini ayrıntılı biçimde gösterir. İngiltere'nin yabancı devletlerle yaptığı antlaşmaları derleyen eserin XV. cildiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: The Government of Great Britain. Dosya sayfası
1841 Sözleşmesi'nin en ilginç yanı, kendi dilidir. Sözleşme, Boğazların kapatılmasını Osmanlı'nın "eski kuralı" olarak tanımlıyordu. Gerçekten de Osmanlı Devleti, yüzyıllar boyunca Boğazları yabancı savaş gemilerine kapalı tutmuştu. Ancak bu kural, artık Osmanlı'nın tek başına koyduğu bir kural değil, Avrupa'nın büyük devletlerinin ortak güvencesine dayanan bir kuraldı. Eski bir uygulama, yeni bir uluslararası düzenin parçası hâline gelmişti.
Bizim gözümüzde 1841, Boğazlar tarihinde "egemenlik" ile "uluslararası güvence" arasındaki gerginliğin başladığı yıldır. Bu gerginlik, sonraki yüzyıl boyunca Paris'te, Londra'da ve Lozan'da farklı biçimlerde yeniden ortaya çıktı. Ancak 1936'da Montrö'de, Türkiye Boğazlar üzerindeki denetimi yeniden kazanırken uluslararası bir sözleşmenin güvencesini de korudu. Bu açıdan Montrö, 1841'de başlayan uzun bir sürecin Türkiye lehine sonuçlanmasıdır.