Hünkâr İskelesi Antlaşması, 8 Temmuz 1833'te Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasındaki Hünkâr İskelesi'nde imzalanan savunma ittifakı antlaşmasıdır. Antlaşma, Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın ordusunun Kütahya'ya kadar ilerlediği bir dönemde, II. Mahmud'un Rusya'dan yardım istemesinin sonucunda imzalandı. Sekiz yıl süreyle geçerli olacak antlaşmanın gizli bir maddesi, Rusya'ya askerî yardım yerine Osmanlı Devleti'nin Çanakkale Boğazı'nı yabancı savaş gemilerine kapatmasını öngörüyordu. Bu madde, İngiltere ve Fransa'da büyük bir tepkiye yol açtı ve Boğazlar meselesini Avrupa diplomasisinin merkezine taşıdı. Boğaz'ın Anadolu yakasındaki Hünkâr İskelesi'ni gösteren 1829 tarihli gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Charles Colville Frankland. Dosya sayfası
Rus askerleri İstanbul'da
Konya yenilgisinden sonra II. Mahmud, İngiltere ve Fransa'dan yardım istedi; ancak bu devletlerden yeterli destek alamadı. Bunun üzerine yüzyıllardır düşman bildiği Rusya'ya başvurdu. Şubat 1833'te Rus donanması İstanbul Boğazı'na geldi. Nisan 1833'te ise Rus askerleri Boğaz'ın Anadolu yakasında, Beykoz yakınlarındaki Hünkâr İskelesi'ne çıktı. Rus askerlerinin İstanbul'da bulunması, Osmanlı tarihinde eşi görülmemiş bir durumdu. Bu varlık, İbrahim Paşa'nın İstanbul'a ilerlemesini caydırmada önemli bir etken oldu.
Antlaşmanın imzalanması
Kütahya düzenlemesinin ardından Mısır tehdidi geçici olarak ortadan kalktı. Rusya ise askerlerini geri çekmeden önce Osmanlı Devleti ile bir ittifak antlaşması imzalamak istedi. Rus Çarı I. Nikolay'ın özel temsilcisi olarak İstanbul'a gelen Kont Aleksey Orlov, görüşmeleri yürüttü. 8 Temmuz 1833'te Hünkâr İskelesi'nde antlaşma imzalandı. Birkaç gün sonra Rus askerleri ve donanması İstanbul'dan ayrıldı.
Ek bilgi
Hünkâr İskelesi: Boğaz'ın Anadolu yakasında, Beykoz ile Paşabahçe arasında bulunan bu mevki, padişahların dinlenmek için kullandığı bir sahil sarayı ve çevresindeki bahçelerle tanınıyordu. Mevkiye adını veren "hünkâr", yani padişah iskelesi, yüzyıllar boyunca saray mensuplarının Boğaz gezilerinde uğrak yeri oldu. Antlaşma, bu sakin sahil köşesine adını vererek Avrupa diplomasi tarihine geçirdi.
Açık maddeler
Antlaşmanın açık maddelerine göre Osmanlı Devleti ile Rusya arasında sekiz yıl süreli bir savunma ittifakı kuruldu. İki devlet, birbirlerinin topraklarının bütünlüğünü korumayı ve bir saldırı durumunda birbirlerine yardım etmeyi kabul etti. Antlaşma, 1829Edirne Antlaşması'nın hükümlerini de yeniden onaylıyordu. Açık maddeler, ilk bakışta iki devlet arasındaki dostluğu pekiştiren olağan bir ittifak antlaşması görünümündeydi. Hünkâr İskelesi'nde bir kadın eğlencesini gösteren XVIII. yüzyıl tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Baptiste Vanmour. Dosya sayfası
Gizli madde
Antlaşmanın asıl önemli kısmı, gizli maddesiydi. Bu maddeye göre Rusya, Osmanlı Devleti'nden askerî yardım istemekten vazgeçiyordu. Bunun karşılığında Osmanlı Devleti, Rusya'nın ihtiyaç duyması hâlinde Çanakkale Boğazı'nı yabancı savaş gemilerine kapatmayı kabul ediyordu. Bu madde, Rusya'nın Karadeniz'deki donanmasının güvenliğini sağlıyor; İngiliz ve Fransız donanmalarının Karadeniz'e girmesini engelliyordu. Gizli madde, kısa süre içinde Avrupa'da duyuldu ve büyük bir tepkiye yol açtı.
Dikkat: yanlış bilinen
Bir "himaye" mi? Hünkâr İskelesi Antlaşması, Avrupa'da özellikle İngiliz kamuoyunda, Osmanlı Devleti'nin Rusya'nın himayesine girmesi olarak yorumlandı. Bu yorum, antlaşmanın gerçek hükümlerinden çok, Avrupa'nın Rusya'nın artan gücüne dair kaygısını yansıtıyordu. Osmanlı Devleti açısından ise antlaşma, Mısır tehdidi karşısında acil bir güvence arayışının sonucuydu. Belgeler, II. Mahmud'un bu antlaşmayı kalıcı bir yönelim olarak değil, zorunlu bir geçici tedbir olarak gördüğünü gösteriyor.
İngiltere ve Fransa'nın tepkisi
Gizli maddenin duyulmasının ardından İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti'ne ve Rusya'ya sert notalar gönderdi. İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Palmerston, antlaşmayı İngiltere'nin Akdeniz'deki çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak gördü. Bu tepki, İngiltere'nin Osmanlı Devleti'ne yönelik politikasında önemli bir değişikliğe yol açtı. İngiltere, Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü korumayı ve Rusya'nın etkisini azaltmayı politikasının merkezine aldı. 1838'de imzalanan Baltalimanı Ticaret Antlaşması, bu yeni yakınlaşmanın ilk somut adımlarından biri oldu.
Antlaşmanın sonu
Hünkâr İskelesi Antlaşması, sekiz yıllık süresinin sonunda yenilenmedi. 1839–1841Mısır krizi sırasında Avrupa devletleri Osmanlı meselesine birlikte müdahale etti. 1840Londra Antlaşması ve ardından 13 Temmuz 1841'de imzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi, Boğazları barış zamanında bütün yabancı savaş gemilerine kapattı. Böylece Rusya'nın Hünkâr İskelesi'nde elde ettiği ayrıcalıklı konum sona erdi ve Boğazlar meselesi uluslararası bir düzenlemeye bağlandı.
Arşivlerdeki izler
Antlaşmanın Osmanlı nüshası ve görüşmelere dair belgeler, Osmanlı arşivinde yer alır. Rus nüshası ve Orlov'un raporları ise Rusya'nın diplomatik arşivlerinde saklanır. Londra'daki İngiltere Ulusal Arşivi ve Paris'teki Fransız Dışişleri arşivi, gizli maddenin nasıl öğrenildiğini ve bu devletlerin nasıl tepki verdiğini gösteren zengin belgeler içerir. Bu belgeler, XIX. yüzyılın ortasındaki Boğazlar diplomasisini anlamak için vazgeçilmezdir. Çanakkale Boğazı'nın konumunu gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: edited by M.Minderhoud. Dosya sayfası
Hünkâr İskelesi Antlaşması, bize Osmanlı diplomasisinin XIX. yüzyılın başında ne kadar esnek olmak zorunda kaldığını gösteriyor. II. Mahmud, birkaç yıl önce kendisine savaş açan ve Edirne'ye kadar gelen Rusya ile ittifak yapmak zorunda kaldı. Bu karar, ilk bakışta çelişkili görünse de, devletin karşı karşıya olduğu acil tehdit düşünüldüğünde anlaşılır hâle geliyor.
Ancak antlaşmanın en büyük etkisi, beklenmedik bir yerden geldi. Rusya'nın Boğazlar üzerindeki konumunu güçlendirmesi, İngiltere'yi Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünün savunucusu hâline getirdi. Bu değişiklik, sonraki on yıllarda Osmanlı Devleti'nin varlığını korumasında önemli rol oynadı ve Kırım Savaşı'nda İngiltere ile Fransa'nın Osmanlı'nın yanında savaşmasına kadar uzandı. Bir sahil köşesinde imzalanan antlaşma, böylece Avrupa'nın güç dengesini yeniden şekillendiren bir zincirin halkası oldu.