İçeriğe geç
Giriş yap
0

Tarikat-i Salahiye Cemiyeti: Letafet Apartmanı'ndan Distol satıcılarına gizli bir muhalif örgüt

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
1925 yazında Ankara İstiklal Mahkemesi, Anadolu köylerinde koyun hastalığına karşı Macar malı bir hayvan ilacı satan bir grup adamı yargıladı. "Distolcüler" diye anılan bu satıcıların çantalarından çıkan mektuplar, onların beş yıl önce İstanbul'da kurulmuş gizli bir örgüt adına çalıştığını gösteriyordu: Tarikat-i Salahiye Cemiyeti. Bir tarikat gibi örgütlenmiş, pirini Sultan Vahdettin sayan, kurucusunun "İslam farmasonluğu" dediği bu cemiyet, Millî Mücadele'ye karşı İstanbul'da kurulan örgütlerin en tuhafı ve en uzun ömürlüsüydü.
Kaynaklar
Belge: Tarikat-i Salahiye Cemiyeti — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Sebile YILDIZ AYBAK. Tarih: 24 Ekim 2024.
Cemiyetin pir saydığı Sultan Vahdettin
Cemiyetin pir saydığı Sultan VahdettinGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

İlâ-yı Vatan'ın yer altı kolu

Mondros'tan sonra Anadolu hareketine karşı çıkan ve Kuva-yı Milliye'yi eşkıya, Millî Mücadele'yi bir İttihatçı hareketi sayan cemiyetlerden biri İlâ-yı Vatan Cemiyeti'ydi. Padişah Mehmet Vahdettin'in izniyle 19 Kasım 1919'da İstanbul'da Letafet Apartmanı'nda kuruldu. Kurucusu Şerif Yahya Adnan Paşa görünüyordu; asıl kurucu Kiraz Hamdi Paşa'ydı. Saltanat ve hilafet yanlısı cemiyet, kurtuluşun İngilizlerin desteğiyle gerçekleşeceğini savunuyor ve Anadolu hareketini İngilizlere şikâyet ediyordu.

İlâ-yı Vatan beklenen etkiyi gösteremeyince, Millî Mücadele karşıtı bütün fırkaları birleştirmek için onun gizli uzantısı olarak Tarikat-i Salahiye kuruldu. Tarih 19 Eylül 1920, yer yine Letafet Apartmanı'ndaki İlâ-yı Vatan lokaliydi. Kurucular arasında Kiraz Hamdi Paşa, Yahya Adnan Paşa, Arap Asım, Darendeli İsmet, Ahmet Rasim ve Avni Hoca vardı.

Kırklar, Yediler, Üçler

Nizamnamede en büyük paye Hilafet-i İslamiye'ye verilmişti; halifeye "Üstad-ı Azam" ve "Halife-i Mufahham" deniyordu. Tarikatın piri Vahdettin'di ve ona "Gavs-ı Azam" unvanı verilmişti. Yönetim hiyerarşikti: cemiyeti Kırklar Meclisi yönetiyor, onun üstünde Yediler Meclisi, en üstte kesin kararları veren Üçler Meclisi bulunuyordu. Bu teşkilata "Rical el-Gaib" ya da "Süeda" deniyordu.
Ek bilgi
Dokuz mertebe: Cemiyette üçer sınıftan oluşan üç mertebe vardı. Salah-ı Hal (Hadim, Mürşit, Sai), Salah-ı Nefs (Kâşif, Vakıf, Arif) ve Salah-ı Tam (Muallim, Muhakkik, Mürşit ya da Şeyh). Her mertebenin üyelerini yalnızca bir üst sınıf tanırdı. Salah-ı Hal üyelerine demirden, Salah-ı Nefs üyelerine bakırdan, Salah-ı Tam üyelerine nikelden alametler verilirdi. Cemiyetin özel günü kuruluş tarihi olan 19 Eylül'dü.
Üye olmak için Müslüman olmak gerekiyordu; mezhep ve ırk farkı engel değildi. Cemiyete rehbersiz ve kefilsiz girilemez, girildikten sonra çıkılamazdı. Aday bir rehber (delil) eşliğinde zaviyeye getirilir, şeyhin önünde yemin eder, ardından ayin yapılır, işaretler ve sırlar öğretilir ve yeni üyeye "uhuvvetname" verilirdi. Üyelere "Salih", hepsine birden "Süleha-yı Ümmet" deniyordu.
Vahdettin'in San Remo'ya varışı; cemiyetin sürgündeki toplantıları burada yapıldı
Vahdettin'in San Remo'ya varışı; cemiyetin sürgündeki toplantıları burada yapıldıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence Rol. Agence photographique (commanditaire). Dosya sayfası

Söylemde İttihad-ı İslam, uygulamada İngiliz politikası

Kiraz Hamdi Paşa cemiyetin amacını İslam dünyasının kurtuluşuna çalışacak bir "İslam farmasonluğu" olarak tanımladı. Nizamname hilafeti korumayı ve Müslüman dünyasını yabancı işgallere karşı uyandırmayı amaç olarak yazıyordu. Uygulamada cemiyet gizli siyasi faaliyetlerle Anadolu'daki millî direnişi kırmaya çalıştı ve İngilizci bir politika izledi. İngiliz Muhipleri Cemiyeti ile aynı amaçları paylaştı; Kiraz Hamdi Paşa o cemiyetin 25 Mayıs 1919'da ilan edilen yönetim kurulunda ikinci başkandı. Nigehban Cemiyet-i Askeriyesi, Kuva-yı İnzibatiye ve Kızıl Hançer Cemiyeti ile de iş birliği yapıldı.
Doğrusu
Dağıstanlı general ve üç yüz bin lira: Kiraz Hamdi Paşa, Afganistan, İran ve Mısır'ı kapsayacak bir İslam birliği fikrini Dağıstan Hükümet Reisi General Mehmet Mikail Halilof'a açtı. 1921 baharında ondan üç yüz bin lira karşılığında Çerkes, Dağıstanlı ve Gürcülerden bir süvari fırkası kurmasını istedi. Örgütün adını Halilof'a "İttihad-ı İslam" olarak söyledi ve Vahdettin ile Mustafa Kemal Paşa'nın görünüşte küs, perde arkasında iş birliği içinde olduğunu anlattı. Halilof üye oldu, toplantılara katıldı; ama fırka hayali gerçekleşmedi.
Cemiyete Anadolu'daki bazı tarikat şeyhleri ve Bektaşiler de katıldı. Kiraz Hamdi Paşa Arnavut binbaşılarının desteği için Polis Müdürü Tahsin Bey ile çalıştı. Bu ilişki, cemiyetin içine bilgi almak için sokulan Topal Tevfik Baba sayesinde açığa çıktı.

Büyük Taarruz'dan sonra Yunanistan, Ankara Hükümeti'ne muhalif olup kendisine sığınan grupları kullanmaya çalıştı. Bunların önemli kısmını düzenli orduya geçişe karşı çıkarak isyan eden Çerkez Ethem, Eşref ve çevresi oluşturuyordu. Ege adalarından Anadolu kıyılarına baskın yapan bu gruplardan biri Anadolu Osmanlı İhtilal Komitesi'ydi. Anzavur'un oğlu Kudret'in dağıttığı bildirilerde Ankara'ya vergi veren ya da asker toplayan herkesin "ihtilal kumandanları"nca sorumlu tutulacağı yazıyordu. Soruşturmalar komitenin Anadolu'daki Tarikat-i Salahiye ile ilişkili olduğunu gösterdi.

Şürefa Kongresi ve kaçış

Millî ordunun İstanbul'a girmesinden yaklaşık bir buçuk ay önce cemiyet, Yahya Adnan Paşa başkanlığında "Şark Kongresi" adlı bir şürefa kongresi düzenledi. Kararlar Şerif Hüseyin'in tahttan uzaklaştırılmasını, halifelik makamının güçlendirilmesini ve bir İslam birliği kurulmasını öngörüyordu.

TBMM 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı; Vahdettin 17 Kasım'da bir İngiliz zırhlısıyla Malta'ya, sonra İtalya'da San Remo'ya gitti. İstanbul İngilizlerce boşaltılınca Kiraz Hamdi Paşa ve cemiyetin asıl yöneticileri yurt dışına kaçtı. 1923'te Romanya'daki İngiliz postanesi aracılığıyla İstanbul'daki üyelerle ilişki sürdürüldü.

San Remo merkezli ikinci dönem

San Remo'da Vahdettin'in başkanlığında toplantılar yapıldı ve cemiyet daha şiddetli faaliyetlere yöneldi. Hedefler şunlardı:

[liste]
[*]1921 Teşkilat-ı Esasiye'yi yıpratarak Cumhuriyeti yıkmak.
[*]Hanedanla birlikte "Yüz Ellilikler"in ülkeye dönüp yönetimi yeniden ele geçirmesini sağlamak.
[*]Köstence, Atina, Selanik, İskeçe, İskenderiye, Halep ve Bağdat'ta merkezler kurmak; içeride İstanbul, İzmir, Antalya ve doğu illerinde çalışmak.
[*]3 Mart 1924'te halifelik kaldırılınca bu kurumu yeniden kurdurmak.
[/liste]

Nizamnamede gayrimüslimlerin üye olamayacağı yazdığı hâlde özel törenle pek çok gayrimüslim üye kabul edildi; bu, cemiyetin onları yurt dışı bağlantısı olarak kullandığını gösteriyordu.
Duruşmalar hakkında 16 Ağustos 1925'te açıklama yapan Kılıç Ali Bey
Duruşmalar hakkında 16 Ağustos 1925'te açıklama yapan Kılıç Ali BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Distolcüler

1924'ten itibaren yöneticiler, merkezi Macaristan'da olan "Distol" adlı bir hayvan ilacı firmasının satış hakkını aldı. Köylerdeki koyun hastalığını bahane eden satıcılar köy köy dolaşarak halkı Cumhuriyet aleyhine kışkırttı ve padişahın dönüşü fikrini yaydı. Şubat 1925'te Şeyh Sait İsyanı çıkınca cemiyet İstanbul zaviyelerinde ve Anadolu'da propagandayı artırdı, bir harp planı hazırlayıp büyük devletlerin isyana destek vermesini istedi.

Bu sırada İstanbullu süvari mülazımlarından Osman Daver, ihtiyat zabitlerinden Nuri ve Antalya Fener İdaresi memuru emekli yüzbaşı Nihat Efendiler hakkında yakalama kararı çıktı. Osman Daver Konya'da yakalandı. Üzerlerinden çıkan mektuplar gizli bir cemiyet hesabına çalıştıklarını gösterdi; araştırma bunun 1923'ten beri yeniden faaliyete geçen Tarikat-i Salahiye olduğunu ortaya koydu. 26 Aralık 1923 tarihli genel af, zorunlu ikamet cezalarını hafifletmiş ve bu kişilerin şehirler arasında dolaşmasına imkân vermişti.
Ek bilgi
Mahkeme kararı: Ankara İstiklal Mahkemesi, 1920'den başlayan gizli faaliyetin bütün aşamalarını ele geçirilen yüzlerce belge üzerinden inceledi. Distol satarak halkı kışkırttıkları kesinleşen 11 kişi idam edildi. İdamların uygulandığı 16 Ağustos günü Kılıç Ali Bey duruşmalar hakkında bilgi verdi. Mahkemenin 15 Ağustos 1925 tarihli kararıyla cemiyetin varlığı sona erdi.

Ritüelin ardındaki siyaset

Tarikat-i Salahiye'nin dokuz mertebesi, madenden alametleri ve yemin törenleri bir tarikat görüntüsü veriyordu; ama amacı siyasiydi: önce Millî Mücadele'yi, sonra Cumhuriyet'i yıkmak. Mustafa Kemal Paşa ile Vahdettin'in gizlice anlaştığı yalanından hayvan ilacı satıcılığına kadar kullandığı yöntemler, örgütün halkın gözünde meşruiyeti olmadığını ve bu yüzden aldatmaya dayandığını gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap