İçeriğe geç
Giriş yap
0

Varvar Ali Paşa isyanı (1648): bir valinin reddi ve Sultan İbrahim'in son ayları

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
1648 baharında Sivas beylerbeyi Varvar Ali Paşa, İstanbul'dan gelen iki emri yerine getirmeyi reddetti. Birincisi, eyaletten bayram harçlığı adı altında büyük bir para gönderilmesiydi. İkincisi ise Halep valisi İpşir Mustafa Paşa'nın Sivas'ta bulunan nikâhlı eşi Perihan Hanım'ın, Sultan İbrahim'e sunulmak üzere İstanbul'a gönderilmesiydi. Ali Paşa'nın bu reddi, kısa sürede Anadolu'yu sarsan bir isyana dönüştü.
Kaynaklar
Belge: VARVAR ALİ PAŞA — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Ahmet Önal. Tarih: 2012.
Varvar Ali Paşa isyanı, Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesinden yalnızca birkaç ay önce yaşandı. İsyanın hikâyesi, merkez ile taşra yöneticileri arasındaki gerilimi, saraydaki güç mücadelelerini ve Köprülü Mehmed Paşa ile İpşir Mustafa Paşa gibi sonraki dönemin önemli isimlerinin kariyerlerini bir araya getirir. Bu yazıda isyanın nedenlerini, seyrini ve sonuçlarını anlatıyoruz.
Sultan İbrahim'i gösteren 17. yüzyıl gravürü
Sultan İbrahim'i gösteren 17. yüzyıl gravürüGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Sanatçı: Anonim Yayımcı: Pieter de Jode (II). Dosya sayfası

Varvar Ali Paşa kimdi?

Bosna yöresinden geldiği aktarılan Ali Paşa, saray hizmetinde yetişti. "Varvar" lakabının, Arapça ya da Rumca kökenli bir sözcükten geldiği ve "barbar", yani sert ve gözü kara anlamında kullanıldığı düşünülür. IV. Murad döneminde çeşitli sancak ve eyaletlerde görev yaptı. 1638 Bağdat seferine katıldı ve sonraki yıllarda Rumeli beylerbeyiliği gibi önemli görevlerde bulundu.

Ali Paşa'yı diğer paşalardan ayıran bir özelliği, kendi hayatını anlatan manzum ve mensur bir eser bırakmasıdır. Makâlât adıyla bilinen bu eser, bir Osmanlı paşasının kariyerini kendi ağzından anlatan ender kaynaklardandır. Eserde Ali Paşa, görev yerlerini, katıldığı seferleri ve rakipleriyle ilişkilerini anlatır.
Ek bilgi
Varvar Ali Paşa'nın Makâlât'ı, 17. yüzyıl Osmanlı yönetici sınıfının iç dünyasını anlamak için önemli bir kaynaktır. Eserde paşanın şikâyetleri, sitemleri ve kendini haklı çıkarma çabası açıkça görülür. Bu yönüyle Makâlât, Osmanlı'da kişisel anlatı geleneğinin erken örneklerinden biri sayılır.

İki emir ve bir ret

Ali Paşa, 1647'de Sivas beylerbeyiliğine atandı. Aynı yılın ekim ayında, Ramazan Bayramı vesilesiyle İstanbul'dan eyalete otuz bin kuruşluk bir para talebi geldi. Ali Paşa, Sivas'ın ileri gelenlerini topladı, eyaletin yıllık gelirini hesaplattı ve bu paranın ödenemeyeceğini bildirdi. Talep tekrarlandığında da olumsuz cevap verdi.

İkinci emir daha da hassastı. Sultan İbrahim, İpşir Mustafa Paşa'nın Sivas'ta bulunan eşi Perihan Hanım'ın kendisine gönderilmesini istedi. Ali Paşa bu emri de reddetti. Kâtib Çelebi'nin aktardığı bu olay, İbrahim'in saltanatının son yıllarındaki ölçüsüz taleplerinin örneklerinden biri olarak anılır.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Perihan Hanım meselesi, İbrahim döneminin olumsuz anlatıları içinde yer alır ve ayrıntıları yalnızca kroniklerden bilinir. Ali Paşa'nın ret nedenlerinin ne ölçüde ilkesel, ne ölçüde siyasi olduğu tartışmalıdır. İstanbul'daki bazı devlet adamlarının ve Kösem Sultan çevresinin, Ali Paşa'yı padişahın gözdelerine karşı kışkırttığı da kaynaklarda aktarılır.

İsyanın büyümesi

Ali Paşa'nın reddi üzerine görevden alınmasına ve öldürülmesine karar verildi. Sivas'a ard arda üç kez kapıcıbaşı ve haseki gönderildi; ancak Ali Paşa onları şehre sokmadı. Girit seferine katılması için İstanbul'a çağrıldı, ama Sivas'tan ayrılmadı.

Bu sırada İstanbul'daki bazı çevreler, Ali Paşa'ya mektuplar göndererek İstanbul'a yürümesini ve padişahın gözdelerinin cezalandırılmasını istemesini önerdi. Evliya Çelebi'nin aktardığına göre, bu mektuplar Kösem Sultan, vezirler ve ocak ağalarından bazıları tarafından yazılmıştı. Ali Paşa da bu destekle isyan bayrağını açtı. Kendisine katılanlara, padişahın kadınlar ve gözdeler etkisinde kaldığını, valilerin sürekli değiştirildiğini ve halkın perişan olduğunu söylüyordu. Valilerin en az üç yıl görevde kalmasını öngören bir padişah emri çıkarılmasını istiyordu.
Sultan İbrahim'in portresi
Sultan İbrahim'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Köprülü Mehmed Paşa'nın yenilgisi

İstanbul, Ali Paşa'yı "Celâlî" ilan ederek destekçilerini dağıtmaya çalıştı. Karaman beylerbeyi olan Köprülü Mehmed Paşa'ya isyancıların üzerine yürümesi emredildi. Ali Paşa, Mayıs 1648'de yanında yedi bin askerle Sivas'tan ayrıldı. Çankırı yöresinde yapılan bir saatlik bir savaşta Köprülü Mehmed Paşa'yı ve yanındaki paşaları yenerek esir aldı.

Bu yenilgi, sekiz yıl sonra sadrazam olacak ve Köprülüler devrini başlatacak Mehmed Paşa'nın kariyerinin en zor anlarından biriydi. Evliya Çelebi'nin anlatısına göre bu zaferden sonra Ali Paşa'nın asker sayısı otuz yedi bine ulaştı. İstanbul'da büyük bir telaş başladı.

İpşir Mustafa Paşa ve Çerkeş'teki son

İstanbul, Ali Paşa'ya karşı Halep valisi İpşir Mustafa Paşa'yı görevlendirdi. İpşir'e Sivas eyaleti verildi ve Ali Paşa'ya karşı toplanan birliklerin serdarı yapıldı. Ali Paşa, İpşir'in kendisine katılmak için geldiğini düşünüyordu. Oysa İpşir, 20 Mayıs 1648'de Çerkeş kasabası yakınlarında hazırlıksız yakaladığı Ali Paşa'nın ordusuna saldırdı.

Ali Paşa'nın askerleri dağıldı, kendisi kaçmaya çalışırken yakalandı ve idam edildi. Kesilen başı İstanbul'a gönderildi. Esir tuttuğu Köprülü Mehmed Paşa ise serbest kaldı. İpşir Mustafa Paşa'nın, eşini korumak için savaşan bir valiyi öldürmesi, kaynakların sıkça vurguladığı bir ironidir.

Sultan İbrahim'in sonu

Varvar Ali Paşa'nın idamından yaklaşık üç ay sonra, 8 Ağustos 1648'de İstanbul'da yeniçeriler ve ulema, Sultan İbrahim'i tahttan indirdi. Şeyhülislam Abdürrahim Efendi'nin verdiği fetvayla İbrahim önce hapsedildi, 18 Ağustos 1648'de de öldürüldü. Yedi yaşındaki oğlu IV. Mehmed tahta çıktı.

Ali Paşa'nın isyanda dile getirdiği şikâyetler, İbrahim'i indiren çevrelerin söylemiyle büyük ölçüde örtüşüyordu. Bu nedenle bazı tarihçiler, Varvar Ali Paşa isyanını İstanbul'daki tahttan indirme sürecinin taşradaki bir ön adımı olarak yorumlar.
Sultan İbrahim'in 1648'de şeyhülislam fetvasını reddedişini gösteren tasvir
Sultan İbrahim'in 1648'de şeyhülislam fetvasını reddedişini gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Johann Andreas Thelot. Dosya sayfası
Ek bilgi
İpşir Mustafa Paşa, bu olaydan altı yıl sonra, 1654'te sadrazam oldu. Ancak sadrazamlığı yalnızca birkaç ay sürdü ve 1655'te İstanbul'da çıkan bir isyanda öldürüldü. Varvar Ali Paşa'yı yenerek kariyerine yön veren paşa, böylece benzer bir sonla karşılaştı.
Tarih notu
Kronoloji
1638: Ali Paşa'nın Bağdat seferine katılması
1647: Sivas beylerbeyiliğine atanması
Ekim 1647: Bayram harçlığı talebinin reddi
Şubat 1648: Köprülü Mehmed Paşa'ya isyancıların üzerine yürüme emri
Nisan 1648: İpşir Mustafa Paşa'nın serdar atanması
Mayıs 1648: Ali Paşa'nın Sivas'tan ayrılması ve Köprülü Mehmed Paşa'yı yenmesi
20 Mayıs 1648: Çerkeş yakınındaki baskın ve Ali Paşa'nın idamı
8 Ağustos 1648: Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesi
18 Ağustos 1648: Sultan İbrahim'in öldürülmesi
1654: İpşir Mustafa Paşa'nın sadrazamlığı

Taşradan gelen bir uyarı: valinin reddi ve sarayın krizi

Varvar Ali Paşa isyanı, 17. yüzyıl Osmanlı siyasetinde merkez ile taşra arasındaki ilişkinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Bir vali, merkezden gelen iki emri reddederek kısa sürede on binlerce askeri arkasına toplayabildi. Bu başarı, yalnızca onun kişisel gücünden değil, taşrada biriken hoşnutsuzluktan ve İstanbul'daki iktidar çatışmalarından besleniyordu.

Ali Paşa'nın taleplerinden biri, valilerin en az üç yıl görevde kalmasıydı. Bu talep, dönemin en büyük yönetim sorunlarından birine işaret ediyordu: Sık sık değiştirilen valiler, kısa sürede servet toplamak için halkı ezmek zorunda kalıyordu. Bu sorun, sonraki on yıllarda Köprülü Mehmed Paşa ve halefleri tarafından da tartışılacaktı.

İsyanın kısa sürede bastırılması ise İstanbul'un taşradaki paşaları birbirine karşı kullanma becerisini gösterir. İpşir Mustafa Paşa'nın, kendisinin de mağduru olduğu bir emre karşı çıkan valiyi öldürmesi, dönemin siyasetinde kişisel sadakatin ve kariyer hesaplarının nasıl iç içe geçtiğini anlatır. Varvar Ali Paşa'nın idamından üç ay sonra Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesi, taşradan gelen uyarının İstanbul'da da yankı bulduğunu düşündürür. Taşranın sesi, bu kez sarayın kapısına kadar ulaşmıştı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap