Konya'nın yaklaşık 80 kilometre güneyindeki Bozkır kazası, 1919 sonbaharında Milli Mücadele'ye karşı çıkan ilk silahlı ayaklanmaya sahne oldu. İki dalga hâlinde yaşanan olaylar 26 Eylül ile 4 Kasım 1919 arasına yayıldı. Bozkır isyanları sayıca büyük bir hareket değildi; fakat Anadolu'da sonradan çıkacak iç ayaklanmalara örnek oluşturduğu için Milli Mücadele tarihinde ayrı bir yer tutar. Bozkır olaylarının ayrıntıları Osmanlı arşivi ve Genelkurmay Askeri Tarih Arşivi belgelerinde izlenebiliyor; tarihçi Taha Niyazi Karaca bu belgeleri 2004'te bir araya getirdi. Konya'dan Bozkır'a giden yolGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: abdullah ünlü. Dosya sayfası
Konya'daki güç mücadelesi
Mondros Mütarekesi'nden sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Konya'yı en kolay örgütlendiği il hâline getirmişti; fırka Sille ve Bozkır'da da şube açmıştı. Bunun başlıca nedeni, bölgede güçlü nüfuzu bulunan Hürriyet ve İtilafçı Zeynelabidin Efendi'ydi. İlk Damat Ferit Hükümeti'nin Dahiliye Nazırı olan Cemal Bey de ikinci kez Konya valiliğine atanmıştı. Cemal Bey hem Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na hem de İngiliz Muhibleri Cemiyeti'ne mensuptu.
Makaleye göre Cemal Bey1919 yazı boyunca İstanbul'a, Konya'da İttihatçıların halkı galeyana getirdiğini ve ayaklanma çıktığını bildiren teller gönderdi. Yapılan incelemeler bu iddiaları doğrulamadı. Dahiliye Nezareti valiye, abartılı ve kışkırtıcı rivayetlere soruşturmadan kapılmaması uyarısında bulundu; aynı tarihlerde İtilaf Devletleri'nin asayiş raporları da Konya bölgesinin sakin olduğunu kaydediyordu.
Ek bilgi
Damat Ferit Hükümeti 27 Temmuz 1919'da Anadolu'nun üç bölgesine tahkik heyetleri gönderme kararı aldı. Konya, Afyon ve Antalya'ya giden heyetin başında Süleyman Şefik Paşa vardı. Paşa, dönüşünden hemen sonra Harbiye Nazırı yapıldı; Karaca, Bozkır'daki örgütlenmenin bu atamadan sonra hız kazandığına dikkat çeker.
Vali Cemal Bey'in kaçışı
Eylül 1919'da Heyet-i Temsiliye, Konya'daki milli teşkilatı düzenlemesi için Albay Refet Bey'i (Bele) Sivas'tan Konya'ya göndermeye karar verdi. İngiliz kontrol subayı raporuna göre bu haber üzerine Cemal Bey büyük bir telaşa kapıldı ve evine bomba atılmasından korktuğunu söyledi. Vali, 25'i 26 Eylül'e bağlayan gece gizlice Konya'dan ayrıldı. Konyalı milliyetçiler vilayet binasında toplanarak vali vekilliğine Hoca Vehbi Efendi'yi getirdi. Refet Bey (Bele), Heyet-i Temsiliye tarafından Konya'ya gönderilen komutanGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence Rol. Agence photographique (commanditaire). Dosya sayfası Refet Bey'in birlikleri 27 Eylül'de Konya'ya ulaştı. Aynı gün Mustafa Kemal Paşa bir beyanname yayımlayarak Vali Cemal'i Ferit Paşa kabinesinin Anadolu'daki dayanak noktası olarak niteledi ve kaçışını Konyalıların vatanseverliğinin sonucu olarak gösterdi. Karaca, Bozkır'daki silahlı çatışmanın tam da bu günlere denk gelmesini dikkat çekici bulur.
Birinci Bozkır isyanı (26 Eylül–4 Ekim 1919)
Milli Mücadele üzerine eserlerde bu ilk ayaklanmanın başlangıcı genellikle 27 Eylül olarak verilir; Karaca, eldeki yazışma ve raporlara dayanarak olayların 26 Eylül ile 4 Ekim arasında geçtiğini tespit eder. Mülkiye müfettişi Asaf Talat Bey'in tahkikatına göre Cemal Bey, kaçmadan önce Bozkırlıları Kuva-yı Milliye aleyhine kışkırtmış, silah dağıtılması için yazılı emir vermiş, ayaklanmayı gerçekleştirmesi için Dinek nahiye müdürüne para ve kaymakamlık vaat etmişti. Ayaklanmanın ilk çıktığı yer, Zeynelabidin Efendi'nin köyü olan Hocaköy'dü.
28 Eylül'de Seydişehir'den gelen süvari bölüğü akşama kadar çarpıştı, ancak sayıları 3000'i bulan isyancılara karşı koyamadı; isyancılar makineli tüfek takımını ve bir grup subay ile eri ele geçirdi ve bölük geri çekildi. Kan dökülmemesi için Konya'dan gönderilen bir nasihat heyeti 4 Ekim'de olayları yatıştırdı. İsyancılar ise heyete, genel af ilan edilmezse silahlarını bırakmayacaklarını bildirmişti.
Dikkat: yanlış bilinen
Müfettiş raporu, isyanın sorumluluğunu iki tarafa birden yükler: Bozkır'a giden milli kuvvet komutanı Abdurrahman Bey'in, katılmayanları cezalandırma tehdidi içeren konuşması ile Cemal Bey'in kışkırtmaları. Karaca bu yaklaşımın kendi içinde çelişkili olduğunu savunur; çünkü 19 Ekim'de göreve başlayan yeni Vali Suphi Bey'in raporları, ayaklanmanın Cemal Bey ve Zeynelabidin'in adamlarınca örgütlendiğini ortaya koyuyordu.
Hükümet değişikliği ve ikinci dalga
Birinci isyan, Damat Ferit Hükümeti'nin düştüğü ve yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin kurulduğu günlere denk geldi. Yeni hükümet olayı kan dökmeden kapatmak istiyor, af ilanına gerek görmüyor, nasihat yoluyla sükûnetin sağlanabileceğini düşünüyordu. Müfettiş Asaf Talat Bey ise 21 Ekim'de gönderdiği raporda, Konya'daki kışkırtıcıların etkisiyle isyancıların yeniden harekete geçebileceğini bildirdi.
Bu öngörü bir gün sonra doğrulandı: 22 Ekim 1919'da isyancılar yeniden silaha sarıldı. Arşiv belgeleri ikinci isyanın tarihini 22 Ekim olarak verir. İç ayaklanmaların yaygın listelerinde ise birinci isyan 29 Eylül–4 Ekim, ikincisi 20 Ekim–4 Kasım 1919 tarihleriyle yer alır. Ayaklanmacılar genel af ve Kuva-yı Milliye'nin bölgeden çekilmesini istiyordu. Milli kuvvetler adına Afyonkarahisar'dan Arif Bey komutasındaki birlikler Bozkır'a kaydırıldı.
Akkilise, Balkova, Apa ve Dinek
İlk çatışma 24 Ekim'de Akkilise yakınlarında oldu ve isyancılar üç saatlik çarpışmanın ardından geri püskürtüldü. 26 Ekim'de Arif Bey'in kuvvetleri Balkova'da yaklaşık 2000 kişilik bir grupla üç saat çarpıştı; bir kısmı beyaz bayrakla teslim oldu. Kaçanlar Delibaş adlı bir elebaşının önderliğinde Çumra yönüne yöneldi; 28 Ekim'de Apa'da yapılan çatışmada geri püskürtüldüler. Bu başarıların ardından isyancılar çözülmeye başladı, esir aldıkları Bozkır kaymakamını serbest bıraktılar ve Konya'ya af dilemek için bir heyet gönderdiler.
Arif Bey 1 ve 2 Kasım'da isyancıların son dayanak noktası olan Dinek'i aldı ve milli kuvvetler Bozkır'a girdi. İkinci isyanda milli kuvvetlerin kaybı beş şehit ve üç yaralı, isyancıların kaybı ise otuz kadar ölü ve bir o kadar yaralıydı. Dahiliye Nezareti'nin 4 Kasım 1919 tarihli yazısı Bozkır olayının kapanmış sayılabileceğini bildirdi. Sadrazam Damat Ferit PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: The New York Times Staff. Dosya sayfası
Tarih notu
Delibaş adı bu olaylarda ilk kez duyuldu. Delibaş Mehmet, Bozkır'ın bastırılmasından yaklaşık bir yıl sonra, Mayıs 1920'de Konya'da ayrı bir ayaklanma başlattı; bu ayaklanma 22 Kasım 1920'de tamamen bastırıldı.
Sonrası: pişmanlık yazısı ve takibat
Hürriyet ve İtilaf Fırkası 13 Ekim 1919 tarihli muhtırasında hükümeti, Bozkır halkının ezilmesine seyirci kalmakla suçladı. 28 Ekim'de 21 köy adına İngiliz Yüksek Komiserliği'ne gönderilen bir tel ise İngilizleri Bozkır'a müdahaleye çağırıyordu. Buna karşılık Bozkır ve çevre köylerin muhtarlarından elli yedi kişinin imzasını taşıyan bir pişmanlık yazısı Konya vilayetine gönderildi; imzacılar Zeynelabidin'in akrabaları tarafından kandırıldıklarını yazıyordu.
Hükümet, müfettişin saf duygularla olaylara karıştığını belirttiği köylüler hakkında adli takibe gerek görmedi. Harbiye NazırıCemal Paşa, Zeynelabidin ile eski Vali Cemal Bey hakkında takibat yapılması için Sadaret'e yazı gönderdi; bu girişimden somut bir sonuç çıkmadı.
Neden önemli?
Bize göre Bozkır isyanları, Kuva-yı Milliye'ye karşı padişaha bağlılık söylemiyle girişilen ilk silahlı teşebbüstü ve sonraki iç ayaklanmalara zemin hazırladı. Olaylar aynı zamanda Heyet-i Temsiliye'nin Konya'da ilk kez askeri güç kullanarak duruma hâkim olduğu bir sınav oldu.
Bozkır isyanları, Millî Mücadele'nin yalnızca dış işgalcilere karşı değil, iç bölünmelere karşı da yürütüldüğünü hatırlatıyor. Padişaha bağlılık söylemiyle silaha sarılan grupların varlığı, toplumun o yıllarda ne kadar farklı yönlere çekildiğini gösteriyor. Bizce bu olayları yalnızca ihanet ya da kışkırtma ile açıklamak yetersiz; yerel çekişmeler, belirsizlik ve propaganda birlikte rol oynadı. Heyet-i Temsiliye'nin ilk kez askerî güçle duruma hâkim olması ise hareketin örgütsel gücünü sınayan bir deneyimdi. Bu iç ayaklanmaları anlamak, Millî Mücadele'nin zorluğunu daha gerçek boyutlarıyla kavramamızı sağlıyor.