İçeriğe geç
Giriş yap
0

Abaza Hasan Paşa isyanı (1658–1659): Köprülü Mehmed Paşa'ya karşı Anadolu paşaları

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Osmanlı tarihinde Köprülü Mehmed Paşa'nın sadareti, merkezî otoritenin yeniden güçlendirildiği bir dönem olarak bilinir. Ancak bu güçlenme kolay olmadı. Paşanın sert tasfiyeleri, Anadolu'daki pek çok valiyi ve askerî önderi karşısına aldı. Bu tepkinin en büyük örneği, 1658 yılında Halep beylerbeyi Abaza Hasan Paşa'nın önderliğinde başlayan isyandır. Bu isyan, bir süre Anadolu'nun büyük kısmını sarstı ve Bursa yakınlarına kadar ulaştı. Bu yazıda isyanın arka planını, gelişimini, nasıl sona erdiğini ve Osmanlı siyasetine etkilerini inceliyoruz.
Kaynaklar
Belge: ABAZA HASAN — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Mücteba İlgürel. Tarih: 1988.
Abaza Hasan Paşa'yı gösteren tasvir
Abaza Hasan Paşa'yı gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Pieter de Jode the Younger (1606–1674). Dosya sayfası

Köprülü Mehmed Paşa ve tasfiye siyaseti

Köprülü Mehmed Paşa, 1656 yılında, devletin ağır bir mali ve siyasi bunalım içinde olduğu sırada sadarete getirildi. Venedik donanması Çanakkale Boğazı'nın ağzını kapatmış, İstanbul'da ayaklanmalar birbirini izliyordu. Mehmed Paşa, göreve geliş şartı olarak geniş yetkiler istedi ve bu yetkilerle sert bir düzen kurma siyaseti uyguladı.

Paşa, kendisine karşı olduğunu düşündüğü pek çok devlet adamını, askerî önderi ve sipahi ağasını görevden aldı ya da idam ettirdi. Bu tasfiyeler İstanbul'da başladı, ardından taşraya yayıldı. Anadolu'daki valiler ve sancakbeyleri, sıranın kendilerine geleceğinden endişe ediyordu. Özellikle 1657–1658 yıllarında yapılan idamlar, taşrada büyük bir huzursuzluk yarattı.

Abaza Hasan kimdir?

Abaza Hasan, adından da anlaşılacağı gibi Kafkasya kökenli bir devlet adamıydı. On yedinci yüzyılda Kafkas kökenli birçok kişi saray ve taşra hizmetinde yükselmişti. Abaza Hasan, kariyerinin başlarında Anadolu'daki Türkmen topluluklarının yönetiminde görev aldı ve Türkmen ağası olarak tanındı. Daha sonra beylerbeyliğe yükseldi ve Halep beylerbeyi oldu. Halep, Osmanlı'nın en zengin ve stratejik eyaletlerinden biriydi.

Abaza Hasan, askerî yeteneği ve çevresindeki askerlerle güçlü bir konuma sahipti. Köprülü Mehmed Paşa'nın tasfiyeleri onu da tehdit ediyordu. Sadrazam, 1658 yılında Erdel üzerine sefere çıktığında, Anadolu'daki paşaların sefere katılmasını istedi. Abaza Hasan ve bazı paşalar bu çağrıya uymadı.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Abaza Hasan Paşa isyanı, padişahı tahttan indirmek ve kendisi hükümdar olmak isteyen bir paşanın ayaklanmasıdır.
Ek bilgi
DOĞRUSU
İsyancıların açıkça dile getirdikleri hedef, padişaha karşı değil, Köprülü Mehmed Paşa'nın görevden alınmasıydı. Abaza Hasan ve müttefikleri, sultana bağlı olduklarını, ancak sadrazamın zulmüne karşı çıktıklarını söylüyorlardı. Bu, Osmanlı'daki pek çok taşra isyanında görülen bir söylemdi.
Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'yı gösteren tasvir
Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'yı gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

İsyanın gelişmesi

1658 yılının ilk yarısında Abaza Hasan Paşa, Konya ve çevresinde güçlerini topladı. Anadolu'daki birçok vali ve sancakbeyi ona katıldı. Bu ittifakta Karaman, Sivas, Anadolu ve Şam gibi eyaletlerin yöneticileri ya da onlara bağlı kuvvetler yer aldı. Kroniklerin aktardığı rakamlar farklı olsa da, isyancıların on binlerce kişilik bir kuvvete ulaştığı kabul edilir.

İsyancılar, sultana bir dilekçe göndererek Köprülü Mehmed Paşa'nın görevden alınmasını ve kendilerine güvence verilmesini istediler. Bu talep kabul edilmedi. Bunun üzerine isyancı kuvvetler batıya doğru ilerledi. Bursa yakınlarına kadar ulaşmaları, İstanbul'da büyük bir endişe yarattı. Sadrazam Erdel seferinden dönmek zorunda kaldı.

Hükümet kuvvetleriyle karşılaşma

Köprülü Mehmed Paşa, isyanı bastırmak için güvendiği komutanlardan Murtaza Paşa'yı görevlendirdi. Hükümet kuvvetleri ile isyancılar arasında Anadolu'da çatışmalar yaşandı. İsyancılar, bazı karşılaşmalarda başarılı oldu; ancak kış yaklaştıkça güçleri dağılmaya başladı. Uzun süren seferin ikmal sorunları, isyancı paşalar arasındaki anlaşmazlıklar ve hükümetin vaatleri, birliğin çözülmesine yol açtı.

İsyancılar sonunda Halep'e çekildi. Hükümet, isyancılarla müzakere yolunu açar gibi göründü ve bağışlanma vaatleri verildi. Abaza Hasan ve yanındaki önderler, bu vaatlere güvendi.

Halep'te son: Şubat 1659

1659 yılının Şubat ayında Murtaza Paşa, Halep'te Abaza Hasan ve yanındaki isyancı önderleri bir ziyafete davet etti. Genel kabul gören anlatıma bakılırsa bu davet bir tuzaktı: Abaza Hasan ve beraberindeki paşalar, ziyafet sırasında ya da hemen ardından öldürüldü. Başları İstanbul'a gönderildi. Bu olay, isyanın kesin olarak sona ermesi anlamına geliyordu.

Bu sonuç, Köprülü Mehmed Paşa'nın tasfiye siyasetinin taşrada da başarıya ulaştığını gösterdi. Paşa, isyanın ardından Anadolu'daki yönetimi yeniden düzenledi ve isyana destek veren pek çok kişiyi cezalandırdı.
Safranbolu'daki Köprülü Mehmed Paşa Camii
Safranbolu'daki Köprülü Mehmed Paşa CamiiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Beyoglou. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
Eylül 1656: Köprülü Mehmed Paşa'nın sadarete getirilmesi.
1657–1658: İstanbul'da ve taşrada tasfiyeler.
1658: Erdel seferi; Abaza Hasan ve müttefiklerinin sefere katılmaması.
1658 yazı: İsyancıların Konya'da toplanması ve Bursa yönüne ilerlemesi.
1658 sonu: İsyancıların Halep'e çekilmesi.
Şubat 1659: Abaza Hasan ve yanındaki önderlerin Halep'te öldürülmesi.
1661: Köprülü Mehmed Paşa'nın ölümü; yerine oğlu Fazıl Ahmed Paşa'nın geçmesi.

İsyanın Anadolu halkına etkisi

İsyan yalnızca paşalar arasındaki bir güç mücadelesi değildi; Anadolu'nun köy ve kasabaları da bu süreçten doğrudan etkilendi. İsyancı kuvvetler ve onları izleyen hükümet birlikleri, geçtikleri yerlerde erzak ve hayvan topluyordu. Bu toplama, çoğu zaman köylülerin üzerine ek bir yük bindiriyordu. Kroniklerde bazı kasabaların kapılarını kapatarak her iki tarafa da direndiği, bazılarının ise isyancılara destek vermek zorunda kaldığı anlatılır.

İsyandan sonra uygulanan cezalar da taşrayı derinden etkiledi. Hükümet, isyana katılan ya da destek verdiği düşünülen pek çok kişiyi görevinden aldı, mallarına el koydu. Bu uygulamalar, bir yandan merkezin gücünü gösterirken, öte yandan taşrada uzun süre unutulmayan bir korku ortamı yarattı. Sonraki yıllarda Anadolu'da büyük çaplı paşa isyanlarının azalması, bu sert tutumun etkisiyle açıklanır.

Celâlî geleneğiyle bağlantı

Abaza Hasan Paşa isyanı, on altıncı yüzyıl sonu ve on yedinci yüzyıl başında Anadolu'yu sarsan Celâlî isyanlarının bir devamı olarak da görülebilir. Ancak aralarında önemli farklar vardır. Celâlî isyanlarının önderleri çoğu zaman sekbanlar, işsiz askerler ve yerel güç sahipleriydi. Abaza Hasan isyanı ise doğrudan devletin yüksek görevlileri olan beylerbeyileri tarafından yürütüldü. Bu yönüyle isyan, merkezle taşra eliti arasındaki güç mücadelesinin bir yansımasıydı.

Aynı yüzyılın başında Abaza Mehmed Paşa'nın Genç Osman'ın öldürülmesinin ardından başlattığı isyan da benzer bir özellik taşıyordu. İki isyan arasında ad benzerliği dışında doğrudan bir bağ yoktur; ancak her ikisi de taşradaki paşaların merkeze karşı nasıl seslerini yükseltebildiğini gösterir.

Abaza Hasan isyanını değerlendirmek: merkezin sertliği, taşranın direnci

Abaza Hasan Paşa isyanı, Köprülü Mehmed Paşa'nın merkezî otoriteyi güçlendirme çabasının taşrada ne kadar büyük bir direnişle karşılaştığını gösterir. Sadrazamın sert tasfiyeleri, İstanbul'daki düzeni sağlamada etkili olmuştu; ancak aynı yöntemler taşradaki paşaları birleşmeye ve silaha sarılmaya itti. İsyancıların padişaha bağlılık söylemini koruyarak yalnızca sadrazamın görevden alınmasını talep etmeleri, Osmanlı siyasetinde meşruiyetin nasıl korunduğunu anlamak için önemli bir örnektir: sultana doğrudan karşı çıkmak düşünülemezdi, ama onun vekiline karşı çıkmak mümkündü. İsyanın Halep'te bir ziyafet tuzağıyla bitmesi, dönemin siyasetinin ne kadar acımasız olabildiğini gösterir. Bu sonuç, Köprülü düzeninin kalıcılaşmasını sağladı ve oğlu Fazıl Ahmed Paşa'nın sadaretine sağlam bir zemin hazırladı. Öte yandan isyanın geniş bir koalisyona dönüşebilmesi, taşra elitinin on yedinci yüzyılda ne kadar güçlü hâle geldiğini de ortaya koyar. Köy ve kasabaların bu çatışmanın yükünü taşıması ise isyanın bedelini yalnızca paşaların ödemediğini hatırlatır. Bu yönüyle isyan, on yedinci yüzyıl Anadolu'sunun gündelik hayatına da iz bırakmıştır. Abaza Hasan'ı yalnızca bir asi olarak görmek, merkezle taşra arasındaki karmaşık güç ilişkisini gözden kaçırmak olur; onun hikâyesi, bir imparatorluğun düzeni yeniden kurarken ödediği bedeli de gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap