İçeriğe geç
Giriş yap
0

Kazasker: Rumeli ve Anadolu kazaskerleri, kadı atamaları ve kazasker divanının işleyişi

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Kazasker, Osmanlı İmparatorluğu'nda ilmiye sınıfının en yüksek makamlarından biriydi. Kazaskerler, Divan-ı Hümayun'un üyesiydi ve divanda hukuki davalara bakardı. Ancak kazaskerin en önemli görevi, imparatorluğun dört bir yanındaki kadıları ve medrese hocalarını atamaktı. Bu nedenle kazaskerler, Osmanlı'nın adalet ve eğitim sistemlerinin işleyişinde merkezi bir rol oynardı.

Kazaskerliğin erken dönemdeki kuruluşunu ve ilk kazaskerleri başka bir yazımızda ele almıştık. Bu yazıda ise makamın klasik dönemdeki işleyişini anlatıyoruz: Rumeli ve Anadolu kazaskerliklerinin ayrılmasını, kadı ve müderris atamalarını, kazaskerin divandaki ve kendi konağındaki çalışmasını, ilmiye hiyerarşisindeki yerini ve makamın zamanla nasıl değiştiğini.
Jean-Baptiste Vanmour'un kazaskeri gösteren resmi
Jean-Baptiste Vanmour'un kazaskeri gösteren resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Baptiste Vanmour. Dosya sayfası

İki kazasker

Osmanlı'da başlangıçta tek bir kazasker vardı. İmparatorluğun genişlemesiyle birlikte, 1480 dolaylarında, II. Mehmed'in son yıllarında, kazaskerlik ikiye ayrıldı: Rumeli kazaskeri ve Anadolu kazaskeri. Rumeli kazaskeri, imparatorluğun Avrupa topraklarındaki kadı atamalarından; Anadolu kazaskeri ise Asya ve Afrika'daki topraklardaki kadı atamalarından sorumluydu.

Rumeli kazaskeri, Anadolu kazaskerinden daha kıdemli kabul edilirdi. Divanda Rumeli kazaskeri, vezirlerin sağında, Anadolu kazaskeri ise onun yanında otururdu. Bir kazasker görevden alındığında, genellikle bir süre bekledikten sonra başka bir yüksek göreve atanırdı.
Ek bilgi
Kazasker kelimesi, Arapça "kadı" ve "asker" kelimelerinin birleşiminden oluşur ve "askerin kadısı" anlamına gelir. Bu unvan, kazaskerin başlangıçta ordunun ve askerî sınıfın hukuki işlerine bakmasından kaynaklanır. Osmanlı'da "askerî" terimi, yalnızca askerleri değil, devlet hizmetindeki bütün yönetici sınıfı ifade ederdi. Bu nedenle kazaskerin yetki alanı, zamanla çok geniş bir kesimi kapsadı.

Kadı atamaları

Kazaskerin en önemli görevi, kadıları atamaktı. Osmanlı'da kadılar, yalnızca yargıç değil, aynı zamanda bulundukları kazanın yöneticisiydi. Kadı, davalara bakar, vakıfların işlerini denetler, fiyatları belirler, vergi toplanmasına nezaret eder ve merkezden gelen emirlerin uygulanmasını sağlardı. Bu nedenle kadıların atanması, devletin taşradaki işleyişi için büyük önem taşırdı.

Kazasker, medreseden mezun olan ve sıra bekleyen adaylar arasından kadıları seçerdi. Kadıların görev süreleri sınırlıydı; belirli bir süre görev yaptıktan sonra görevden alınır ve yeni bir atama için sıraya girerlerdi. Bu sisteme "mülazemet" denirdi. Kazaskerin tuttuğu atama defterleri, kadıların kariyerlerini izlemek için önemli bir kaynaktır.
Rumeli ve Anadolu kazaskerlerini gösteren bir resim
Rumeli ve Anadolu kazaskerlerini gösteren bir resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Müderris atamaları

Kazaskerler, kadıların yanı sıra medrese hocalarını, yani müderrisleri de atardı. Osmanlı medreseleri, derecelerine göre bir hiyerarşi içinde sıralanırdı. Bir müderris, kariyeri boyunca alt derecedeki medreselerden üst derecedekilere yükselirdi. En yüksek medreseler, İstanbul'daki Sahn-ı Seman ve Süleymaniye medreseleriydi.

Müderrislik ile kadılık birbiriyle bağlantılı iki kariyer yoluydu. Belirli bir dereceye ulaşan müderrisler, büyük şehirlerin kadılığına atanabilirdi. İstanbul, Edirne, Bursa, Mekke, Medine ve Kahire gibi büyük şehirlerin kadılıkları, "mevleviyet" adı verilen yüksek kadılıklardı. Mevleviyet kadılarının en kıdemlileri ise kazaskerliğe yükselirdi.

Kazasker divanı

Kazaskerler, Divan-ı Hümayun'daki görevlerinin yanı sıra kendi konaklarında da divan toplardı. Bu divanlarda kadı atamaları yapılır, davalara bakılır ve ilmiye sınıfının işleri görüşülürdü. Kazaskerin konağında çalışan kâtipler ve yardımcılar, atama ve dava kayıtlarını tutardı. Kazasker divanı, belirli günlerde toplanır ve halk da buraya dava getirebilirdi.
Dikkat: yanlış bilinen
Kazasker divanının hangi günlerde toplandığı ve hangi davalara baktığı konusunda kaynaklarda farklı bilgiler vardır. Bu durum, uygulamanın dönemden döneme değişmesinden kaynaklanır. Ayrıca kazaskerlerin divandaki yargı yetkisinin sınırları da her dönemde aynı değildi. Bu nedenle kazaskerin görevleri hakkında yapılan genellemeler, dönemsel farkları göz ardı edebilir.

Şeyhülislam ile ilişkisi

16. yüzyılda ilmiye sınıfının en yüksek makamı olarak şeyhülislam öne çıktı. Şeyhülislam, fetva veren en yüksek din âlimiydi ve zamanla kazaskerlerin de üstünde bir konuma yükseldi. Şeyhülislamların önemli bir kısmı, daha önce kazaskerlik yapmış kişiler arasından seçilirdi. Kanuni döneminin ünlü şeyhülislamı Ebussuud Efendi, şeyhülislam olmadan önce Rumeli kazaskeriydi.

Şeyhülislamın yükselişi, kazaskerlerin yetkilerini de etkiledi. 17. ve 18. yüzyıllarda büyük kadılıklara ve müderrisliklere yapılan atamalarda şeyhülislamın sözü giderek daha belirleyici hale geldi. Ancak kazaskerler, divan üyeliğini ve ilmiye hiyerarşisindeki yüksek konumlarını korudu.
Baron de Tott'un eserindeki kazasker resmi
Baron de Tott'un eserindeki kazasker resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Herrn Baron von Tott. Dosya sayfası

Makamın dönüşümü ve sonu

19. yüzyılda Tanzimat reformları, kazaskerliği de etkiledi. Yeni mahkemelerin kurulması ve eğitim sisteminin değişmesi, kazaskerlerin geleneksel görevlerini azalttı. Kadı atamaları, şeyhülislamlığa bağlı yeni kurumlar tarafından yapılmaya başlandı. Kazaskerlik, giderek bir görevden çok ilmiye sınıfında bir rütbe haline geldi. Bu rütbe, Osmanlı'nın son yıllarına kadar kullanılmaya devam etti ve 1920'lerde ilmiye teşkilatının tasfiyesiyle ortadan kalktı.

Kazaskerlerin aileleri ve ilmiye hanedanları

17. ve 18. yüzyıllarda ilmiye sınıfının yüksek makamları, giderek belirli ailelerin elinde toplandı. Bu ailelerin çocukları, genç yaşta yüksek medreselere müderris olarak atanabiliyor ve kariyerlerinde hızla ilerleyebiliyordu. Bu uygulama, ilmiye sınıfı içinde eleştirilere de yol açtı. Dönemin bazı yazarları, liyakat yerine aile bağlarının öne çıkmasını Osmanlı düzeninin bozulmasının bir işareti olarak gördü. Kazaskerlik de bu ailelerin üyelerinin sıkça ulaştığı makamlardan biri oldu.

Kıyafet ve protokol

Kazaskerler, kıyafetleriyle de dikkat çekerdi. Büyük bir kavuk ve geniş kollu bir cübbe giyerlerdi. Bu kıyafet, onları diğer devlet görevlilerinden ayırırdı. Avrupalı ressamlar ve gezginler, kazaskerleri Osmanlı'nın en ilgi çekici görevlileri arasında gösterir ve resimlerine sıkça yer verirdi. Vanmour ve Baron de Tott gibi isimlerin eserlerindeki kazasker resimleri, bu ilginin örnekleridir.
Tarih notu
Kronoloji
14. yüzyıl: Kazaskerliğin kurulması
1480 dolayları: Rumeli ve Anadolu kazaskerliklerinin ayrılması
16. yüzyıl: Şeyhülislamlığın ilmiye sınıfının başı olarak öne çıkması
1545: Ebussuud Efendi'nin şeyhülislamlığa geçişi
17.–18. yüzyıl: Atamalarda şeyhülislamın etkisinin artması
19. yüzyıl: Tanzimat reformları ve yeni mahkemeler
1920'ler: İlmiye teşkilatının tasfiyesi

Taşranın kadısını İstanbul'dan seçen makam

Kazaskerlik, Osmanlı'nın merkezî yönetim anlayışının en açık örneklerinden biridir. İmparatorluğun dört bir yanındaki kadılar, İstanbul'daki iki kazasker tarafından atanıyordu. Bu sistem, taşradaki adaletin ve yönetimin merkeze bağlı kalmasını sağlıyordu. Kadıların görev sürelerinin sınırlı tutulması ise yerel güç odaklarıyla çok fazla bütünleşmelerini önlüyordu.

Makamın ilmiye hiyerarşisindeki yeri de dikkat çekicidir. Medreseden kadılığa, kadılıktan mevleviyete, mevleviyetten kazaskerliğe uzanan yol, Osmanlı'da bir âlimin ulaşabileceği kariyer basamaklarını gösterir. Ebussuud Efendi gibi büyük âlimlerin bu yoldan geçmesi, kazaskerliğin bilimsel ve idari açıdan ne kadar önemli bir makam olduğunu ortaya koyar.

Kazaskerliğin yüzyıllar içinde bir görevden bir rütbeye dönüşmesi ise Osmanlı kurumlarının uzun ömürlülüğünün ve esnekliğinin bir örneğidir. Bugün kazasker atama defterleri, araştırmacılara bir kadı efendinin hangi kasabada ne kadar görev yaptığını izleme imkânı veriyor. Bu defterler sayesinde, imparatorluğun en uzak köşelerindeki adaletin hangi ellerle dağıtıldığını kişi kişi takip etmek mümkün oluyor. Bu da kazaskerliği, Osmanlı'nın taşra hayatını anlamak isteyen her araştırmacının uğraması gereken bir durak haline getiriyor; çünkü taşradaki adaletin haritası, bu makamın masasında çiziliyordu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap