İçeriğe geç
Giriş yap
0

1914 İnas Sanayi-i Nefise Mektebi ve Mihri Müşfik Hanım: kadınlar için ilk sanat okulu

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Kızlar için bir güzel sanatlar okulu

1914'te İstanbul'da, kızların yükseköğrenim görmesine ve güzel sanatlar alanında yeteneklerini geliştirmesine imkân veren yeni bir okul açıldı: İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, yani Kızlar Güzel Sanatlar Okulu. Osman Hamdi Bey'in 1883'te açtığı Sanayi-i Nefise Mektebi yalnız erkek öğrencileri kabul ediyordu. Yeni okulun kurulmasında en büyük paylardan biri, o yıllarda Türkiye'nin çağdaş resim çalışmalarına başlayan ilk kadın ressamı olarak anılan Mihri Müşfik Hanım'a aitti. Mihri Hanım okulun resim atölyesinin öğretmeni oldu, kısa süre sonra da okulun ilk kadın yöneticisi olarak tarihe geçti.

Mihri Hanım'ın hayatı, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'e uzanan yıllarda bir kadın sanatçının karşılaştığı imkânları ve güçlükleri birlikte gösterir.
Ressam Mihri Müşfik Hanım
Ressam Mihri Müşfik HanımGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 26 Şubat 1886 İstanbul Kadıköy'de doğum; gençlik yıllarında Fausto Zonaro'nun öğrencisi; 17 yaşında Roma'ya, ardından Paris'e gidiş; 1908–1909 Naile Hanım portresi; 1913 Darülmuallimat resim öğretmenliği; 1914 İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açılışı; 1915 Tevfik Fikret'in ölüm maskı; 1919 İtalya'ya gidiş; 1922 Mustafa Kemal'in mareşal üniformalı büyük portresi; 1922 sonu yeniden İtalya; Kasım 1927 New York; 16 Temmuz 1932 Salvatore Virzi ile evlilik; 1943 ABD vatandaşlığı; 1954 New York'ta ölüm.

Bahariye'deki konaktan Paris'e

Mihri Hanım 26 Şubat 1886'da İstanbul'da, Kadıköy'ün Bahariye semtindeki konakta doğdu. Abhaz-Gürcü kökenli Anchabadze ailesinden gelen babası, Askerî Tıbbiye'de ders veren ve "Tıbbiye Nazırı" olarak da anılan Dr. Ahmet Rasim Paşa'ydı. Avrupai bir eğitim aldı; edebiyat, müzik ve resimle ilgilendi, ama resim ilgisi ağır bastı. Yaptığı bir resmi Sultan II. Abdülhamid'e sunduktan sonra saray ressamı Fausto Zonaro'nun öğrencisi oldu ve onun Beşiktaş'taki atölyesinde ders aldı.

On yedi yaşındayken bir müzik dinletisinde tanıştığı İtalyan kökenli bir müzik şefinin peşinden Roma'ya gitti. İtalya'da bir süre tanıdıklarının yanında kaldıktan sonra dönemin sanat merkezi Paris'e geçti. Montparnasse Bulvarı'nda kiraladığı yeri hem ev hem atölye olarak kullandı; portre ve gravür yaparak ve evinin bir odasını kiraya vererek geçimini sağladı. Kiracılarından biri, Sorbonne'da siyasal bilimler okuyan Müşfik Selami Bey'di. Onunla evlenen Mihri Hanım, sanat dünyasında "Mihri Müşfik" adıyla tanındı.

İtalya ve Fransa'da çeşitli okullarda ve atölyelerde çalışan Mihri Hanım, dışavurumcu bir anlayışla portreler yaptı; çağdaş akımları yakından izledi, bazı portrelerinde kübizmin ve ekspresyonizmin etkileri görüldü. En önemli eserlerinden sayılan Naile Hanım portresini 1908–1909 yıllarına yayılan bir sürede yaptı. Tablo, İttihat ve Terakki'nin kurucularından ve İstanbul şehremini Ali Rıza Bey'in annesini betimler.

Cavit Bey'in telgrafı

Mihri Hanım, Fransa ile borç anlaşması için Paris'e gelen Maliye Nazırı Cavit Bey ile bir davette tanıştı. Cavit Bey, Maarif Nazırı'na bir telgraf göndererek kızlar için açılacak güzel sanatlar okulunun kurulmasında Mihri Hanım'dan yararlanılmasını önerdi. Bunun üzerine Mihri Hanım 1913'te İstanbul'daki Darülmuallimat'ın, yani Kız Öğretmen Okulu'nun resim öğretmenliğine atandı. Bu okul, o dönemde Müslüman kızların devam ettiği en yüksek eğitim kurumuydu.

Mihri Hanım, Maarif Nazırı Ahmet Şükrü Bey ile görüşerek kızlar için ayrı bir Sanayi-i Nefise Mektebi açılmasını istedi. 1914'te açılan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nde resim atölyesinin öğretmeni oldu. Matematikçi Salih Zeki Bey'den sonra Ömer Adil Bey ile birlikte okulun yönetimine getirildi.
Mihri Müşfik Hanım'ın yaptığı Atatürk portresi
Mihri Müşfik Hanım'ın yaptığı Atatürk portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mihri Müşfik Hanım. Dosya sayfası
Ek bilgi
Mihri Hanım, okuldaki genç kadınları açık havada resim yapmaya, modelden çalışmaya ve ilk kez toplu bir sergi açmaya yöneltti. Yetişmesine katkıda bulunduğu ressamlar arasında Nazlı Ecevit, Aliye Berger ve Fahrelnisa Zeid gibi isimler sayılır. Okulun ilk sergisi, Osmanlı toplumunda kadın ressamların eserlerini topluca halka gösterdiği ilk girişimlerden biri olarak anılır.

Edebiyat-ı Cedide şairleri ve Tevfik Fikret

İstanbul'daki yıllarında İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail gibi ressamlarla ve şair Tevfik Fikret ile dost oldu. Edebiyat-ı Cedide şairlerinin şiirlerini resimledi, portrelerini çizdi. Ruşen Eşref Ünaydın, Tevfik Fikret üzerine anılarında şairin, Mihri Hanım'ın "Rübab" şiirlerini resimleyişine hayran kaldığını ve yazdıklarının bu kadar anlamlı olup olmadığına şaşırdığını söylediğini aktarır. 1915'te Tevfik Fikret öldüğünde Mihri Hanım şairin yüzünün kalıbını alarak bir ölüm maskı yaptı; bu, Türkiye'de yapılan ilk mask çalışması olarak bilinir ve bugün Aşiyan Müzesi'nde sergilenmektedir.

Mütareke, Ankara ve yeniden Avrupa

1919'da Mihri Hanım aniden İtalya'ya gitti. Bu gidişin nedeninin, İttihat ve Terakki çevresiyle yakın ilişkisinin onu işgal altındaki İstanbul'da zor durumda bırakması olduğu düşünülür; o dönemde tutuklanan Hüseyin Cahit ve Cavit Beyleri ziyaret etmesi basında aleyhine yazılara yol açmıştı. Döndükten sonra iki yıl daha İnas Sanayi-i Nefise'de ders verdi. Bu yıllarda evliliği boşanmayla sona erdi.

1922'de, Büyük Taarruz'un zaferle sonuçlanmasının ardından Mustafa Kemal'i mareşal üniformasıyla ayakta betimleyen, yaklaşık üç metre yüksekliğinde bir portre yaptı ve Ankara'ya götürerek kendisine sundu. Tablo sonradan Yugoslav Kralı Aleksandar'ın anısına Yugoslavya'ya armağan edildi; İkinci Dünya Savaşı sırasında Belgrad Sarayı'nın zarar görmesiyle kayboldu ve 1990'larda yeniden bulundu.
Mihri Hanım'ın kız kardeşi Enise Hanım'ı betimleyen portresi
Mihri Hanım'ın kız kardeşi Enise Hanım'ı betimleyen portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mihri Müşfik Hanım. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklarda Mihri Hanım'ın 1922 tarihli Mustafa Kemal portresi "Cumhuriyet'in ilanından sonra bir Türk ressam tarafından yapılan ilk Atatürk portresi" olarak da anılır; ancak tablonun 1922'de, yani Cumhuriyet'in ilanından önce yapılıp sunulduğu belirtildiğinden bu nitelemenin tarihsel olarak tutarlı olmadığı açıktır. Sunuluş yeri de kaynaklarda Çankaya Köşkü olarak geçer. Ayrıca Mihri Hanım'ın ölüm yılı 1954 olarak verilir; kesin ölüm günü kaynaklarda yer almaz.

Vatikan'dan New York'a

1922 sonunda yeniden İtalya'ya giden Mihri Hanım, burada portreler yaparak yaşadı. Şair Gabriele d'Annunzio aracılığıyla Vatikan'a kabul edildi ve Papa XV. Benedictus'un portresini yaptı. Ardından Paris'e geçti; "Çingene" adlı tablosu Louvre'a kabul edildi. Kız kardeşi Enise Hanım'ı ve ressam yeğeni Hale Asaf'ı kaybettikten sonra Paris'te kalmak istemedi ve Kasım 1927'de Carmania gemisiyle New York'a ulaştı. New York, Washington ve Chicago'da konuk resim hocalığı yaptı, özel dersler verdi. 1932'de Salvatore Virzi ile evlendi, 1943'te Amerikan vatandaşı oldu. Yaşlılığı yoksulluk içinde geçti ve 1954'te New York'ta öldü. Araştırmacı Taha Toros'un çalışmalarına dayanan dökümlerde Türkiye, İtalya, Fransa ve ABD'de 150 dolayında eseri olduğu belirtilir.

Hale Asaf ile gerilimli bir ilişki

Mihri Hanım, kız kardeşi Enise Hanım'ın kızı olan ressam Hale Asaf'ın ilk resim hocasıydı. Ancak zamanla yeğenine resmi bırakmasını öğütlediği ve aralarının açıldığı bilinir. Taha Toros'un yayımladığı bir mektubunda Mihri Hanım, yıllarca çalışmanın kendisine sağlık kaybından başka bir şey getirmediğini, gözlerinin artık görmediğini ve parasız kaldığını yazar. Bu satırlar, onun yeğenine neden resmi bırakmasını söylediğini de açıklar.

Bir okulun ve bir sanatçının mirası

Mihri Müşfik Hanım'ın en kalıcı mirası, tek tek tabloları kadar, kadınlara açılan sanat eğitimi kapısıdır. 1914'te kurulmasına katkıda bulunduğu okul, Osmanlı toplumunda kadınların sanat alanında görünür olmasının ilk kurumsal adımlarından biri oldu. Açık havada resim yapmayı ve modelden çalışmayı öğretmesi, o dönem için önemli bir yenilikti.

Kendi hayatı ise bu yolun ne kadar zor olduğunu da gösterir. Yeğenine yazdığı mektuplarda sanatçının yolunun "yürüdükçe uzayan" bir yol olduğunu, kendi ülkesinde bu yolun ayrıca güç olduğunu anlattığı aktarılır. Mihri Hanım, ardından gelen kadın ressam kuşağına öncülük etmiş, ama kendisi büyük ölçüde unutulmuş ve hayatının sonunu yurt dışında geçirmiştir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap