İçeriğe geç
Giriş yap
0

Osman Hamdi Bey ve Sanayi-i Nefise: Paris, Sayda kazısı ve Kaplumbağa Terbiyecisi

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde, tek bir kişinin hem ressam, hem arkeolog, hem müze müdürü hem de sanat okulu kurucusu olarak bu kadar çok alanda iz bırakması nadirdir. Osman Hamdi Bey, bu nadir kişilerden biriydi. Paris'te hukuk okumak için gönderildiği yıllarda resme yöneldi; İstanbul'a döndükten sonra Müze-i Hümayun'un, yani bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin müdürü oldu; 1882'de bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin kökenini oluşturan Sanayi-i Nefise Mektebi'ni kurdu; Lübnan'daki Sayda'da yaptığı kazıda ünlü İskender Lahdi'ni buldu. Onun Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu, bugün Türkiye'nin en tanınmış resimlerinden biridir. Bu yazıda Osman Hamdi Bey'in hayatını, sanatını, arkeoloji ve müzecilik alanındaki çalışmalarını ele alıyoruz.
Osman Hamdi Bey'in portresi
Osman Hamdi Bey'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Mark Ahsmann. Dosya sayfası

Paris yılları

Osman Hamdi, 1842'de İstanbul'da doğdu. Babası, sonradan sadrazamlığa yükselecek olan İbrahim Edhem Paşa idi. Osman Hamdi, 1860'ta hukuk eğitimi almak için Paris'e gönderildi. Ancak Paris'te hukuktan çok resme ilgi duydu. Dönemin ünlü oryantalist ressamları Jean-Léon Gérôme ve Gustave Boulanger'in atölyelerinde çalıştığı bilinir. Paris'te geçirdiği yaklaşık dokuz yıl, onun sanat anlayışını derinden şekillendirdi.

İstanbul'a dönüş

Osman Hamdi, 1869'da İstanbul'a döndü. Önce Bağdat'ta, Mithat Paşa'nın yanında görev yaptı. Ardından İstanbul'da çeşitli devlet görevlerinde bulundu. 1873 Viyana Dünya Sergisi'nde Osmanlı bölümünün hazırlanmasında görev aldı. Bu sergi için hazırlanan ve Osmanlı halk kıyafetlerini gösteren fotoğraf albümünde de emeği vardır.

Müze-i Hümayun müdürü

1881'de Osman Hamdi, Müze-i Hümayun'un müdürlüğüne getirildi. Bu göreve geldiğinde müze, küçük ve düzensiz bir koleksiyona sahipti. Osman Hamdi, müzeyi modern bir kuruma dönüştürmek için büyük çaba harcadı. Onun döneminde müzenin koleksiyonu büyük ölçüde genişledi ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin ana binası inşa edildi.
Ek bilgi
Osman Hamdi'nin en önemli başarılarından biri, 1884'te çıkarılan Asar-ı Atika Nizamnamesi'dir. Bu düzenleme, Osmanlı topraklarında bulunan eski eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasakladı ve bu eserlerin devletin malı olduğunu kabul etti. O döneme kadar Avrupalı arkeologlar, Osmanlı topraklarında buldukları eserlerin büyük bir kısmını kendi ülkelerine götürüyordu. Nizamname, bu uygulamayı sınırlandırmayı amaçlıyordu.

Nemrut ve Sayda kazıları

Osman Hamdi, arkeoloji alanında da öncü çalışmalar yaptı. 1883'te, heykeltıraş Osgan Efendi ile birlikte Adıyaman'daki Nemrut Dağı'nda bir kazı ve inceleme yaptı. Bu çalışma, bir Osmanlı heyetinin kendi topraklarında yaptığı ilk bilimsel kazılardan biri olarak kabul edilir.

1887'de ise Lübnan'daki Sayda şehrinde yapılan kazılarda, kral mezarlarına ait bir nekropol keşfedildi. Bu nekropolde bulunan lahitler arasında, üzerindeki kabartmalarda Büyük İskender'in savaş ve av sahnelerinin bulunduğu ünlü İskender Lahdi de vardı. Osman Hamdi, bu lahitleri büyük bir özenle İstanbul'a getirtti. İskender Lahdi, bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin en önemli eserlerinden biridir.
Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu
Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Osman Hamdi Bey. Dosya sayfası

Sanayi-i Nefise Mektebi

1882'de Osman Hamdi'nin girişimiyle, İstanbul'da Sanayi-i Nefise Mektebi, yani Güzel Sanatlar Okulu kuruldu. Okul, 1883'te eğitime başladı. Bu okul, Osmanlı'da resim, heykel ve mimarlık eğitimi veren ilk modern sanat okuluydu. Okulun ilk öğretmenleri arasında Avrupalı sanatçılar da vardı. Okul, sonraki yıllarda Türkiye'nin pek çok önemli sanatçısını yetiştirdi. Bugün bu okulun mirasçısı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'dir.

Ressam Osman Hamdi

Osman Hamdi'nin resimleri, Osmanlı gündelik hayatını, camileri, türbeleri ve figürleri büyük bir ayrıntıyla gösterir. Onun resimlerinde, kadınlar ve erkekler, Osmanlı kıyafetleri içinde, gerçek mekânlarda ve ayrıntılı nesnelerle birlikte resmedilmiştir. Osman Hamdi, resimlerinde sıkça kendisini model olarak kullandı.

Osman Hamdi'nin resimleri, Gérôme gibi Avrupalı oryantalist ressamların resimleriyle sıkça karşılaştırılır. Ancak bazı sanat tarihçileri, Osman Hamdi'nin resimlerinin Avrupalı oryantalistlerin egzotik ve aşağılayıcı Doğu imgesinden farklı olarak, Osmanlı toplumunu bilgili, düşünceli ve onurlu bireylerle gösterdiğini vurgular. Onun resimlerinde kadınlar, kitap okuyan, Kuran okuyan ya da müzik yapan bireyler olarak yer alır.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun anlamı konusunda farklı yorumlar vardır. Bazıları tabloyu, Osmanlı'da reformların yavaşlığına dair bir hiciv olarak yorumlar; bazıları ise Osman Hamdi'nin kendi sabırlı çabalarının bir ifadesi olarak görür. Osman Hamdi'nin kendisi, tablonun anlamı hakkında açık bir açıklama yapmamıştır.

Kaplumbağa Terbiyecisi

Osman Hamdi'nin en tanınmış eseri, 1906'da yaptığı Kaplumbağa Terbiyecisi'dir. Tabloda, uzun kırmızı bir kıyafet giymiş yaşlı bir adam, elinde bir ney ile, yerdeki kaplumbağaları eğitmeye çalışır. Tablo, 2004'te İstanbul'daki bir açık artırmada rekor bir fiyatla satıldı ve bugün İstanbul'daki Pera Müzesi'nde sergilenmektedir.
Osman Hamdi Bey'in 1883'te Nemrut Dağı kazısındaki fotoğrafı
Osman Hamdi Bey'in 1883'te Nemrut Dağı kazısındaki fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Osman Hamdi'nin mirası

Osman Hamdi Bey, 1910'da İstanbul'da öldü ve Gebze'deki Eskihisar'da, yazlık evinin yakınına defnedildi. Eskihisar'daki evi, bugün bir müze olarak ziyaretçilere açıktır. Osman Hamdi'nin müzecilik, arkeoloji ve sanat eğitimi alanındaki çalışmaları, Türkiye'nin kültürel kurumlarının ilk yapı taşlarını oluşturdu. Onun kurduğu müze ve okul, bugün de faaliyetlerini sürdürmektedir.
Tarih notu
Kronoloji
1842: Osman Hamdi'nin İstanbul'da doğumu
1860: Paris'e gidiş
1869: İstanbul'a dönüş
1881: Müze-i Hümayun müdürlüğü
1882: Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kuruluşu
1883: Nemrut Dağı çalışmaları
1884: Asar-ı Atika Nizamnamesi
1887: Sayda kazısı ve İskender Lahdi'nin bulunması
1906: Kaplumbağa Terbiyecisi
1910: Osman Hamdi'nin ölümü
2004: Kaplumbağa Terbiyecisi'nin rekor fiyatla satılması

Fırçayla ve kazmayla yazılan bir miras

Bize göre Osman Hamdi Bey, Osmanlı'nın son döneminde Batı ile Doğu arasında bir köprü kuran en önemli isimlerden biriydi. Paris'te aldığı eğitimi, Osmanlı'nın kendi kültürel mirasını korumak ve kendi sanatçılarını yetiştirmek için kullandı. Asar-ı Atika Nizamnamesi, Sayda kazısı ve Sanayi-i Nefise Mektebi, onun Osmanlı'nın kendi geçmişine ve geleceğine sahip çıkma çabasının somut örnekleridir.

Osman Hamdi Bey'in çok yönlü kişiliği, Osmanlı'nın son döneminde kültürel mirasa bakışın nasıl değiştiğini gösterir. Ressam olarak oryantalist resim geleneğinin içinde yer aldı, ama bu geleneği Osmanlı'nın kendi bakış açısından yeniden yorumladı. Müze müdürü olarak eski eserlerin yurt dışına çıkarılmasını sınırlayan düzenlemeler yaptı ve Osmanlı'nın kendi arkeolojik kazılarını yürütmesini sağladı. Sayda'da bulunan lahitler, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin dünya çapında tanınmasına katkıda bulundu. Sanayi-i Nefise Mektebi ise Osmanlı'da modern sanat eğitiminin başlangıcı oldu ve pek çok sanatçının yetişmesine imkân tanıdı. Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun bugün hâlâ tartışılması ve farklı biçimlerde yorumlanması, onun eserlerinin canlılığını koruduğunu gösterir. Onun bıraktığı kurumlar, Türkiye'nin kültür hayatında bugün de yaşamaktadır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap