İçeriğe geç
Giriş yap
0

Mimar Sinan ile Mihrimah Sultan aşkı: belgesiz bir romantik hikâye ve iki caminin güneş efsanesi

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Son yıllarda sosyal medyada, dizilerde ve popüler kitaplarda en çok anlatılan Osmanlı hikâyelerinden biri, Mimar Sinan'ın Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'a aşık olduğu ve bu aşkını yaptığı iki camiyle ifade ettiğidir. Hikâyeye göre Sinan, Mihrimah için Üsküdar'da ve Edirnekapı'da iki cami yaptı; belirli bir günde güneş Edirnekapı'daki caminin minaresinin arkasında batarken, ay Üsküdar'daki caminin üzerinden doğar. "Mihrimah" adının "güneş ve ay" anlamına gelmesi de bu hikâyeye bağlanır. Ancak bu aşkı gösteren hiçbir tarihî belge yoktur. Ne Sinan'ın kendi anlattırdığı hatıratlarda ne de dönemin diğer kaynaklarında böyle bir ilişkiden söz edilir. Bu yazıda hikâyenin kaynaklarını, iki caminin gerçek tarihini ve "güneş ile ay" efsanesini ele alıyoruz.
Mihrimah Sultan'ı gösteren bir Avrupa portresi
Mihrimah Sultan'ı gösteren bir Avrupa portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Titian. Dosya sayfası

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

Sinan ile Mihrimah aşkı, bugün X'te sıkça kesin bir gerçek olarak sunuluyor. Bir kullanıcı, 3 Ekim 2026'da (19.34 TSİ) yaptığı paylaşımda, "Mimar Sinan ile Mihrimah Sultan aşkı gerçektir" diye yazdı. Bir başka kullanıcı ise 27 Ekim 2026'da (08.02 TSİ) Sinan'ın Mihrimah'a duyduğu aşkla "deli divane" olduğunu ileri sürdü. Bu paylaşımlarda iddiayı destekleyen bir belge ya da kaynak gösterilmiyordu.

Hikâyenin kökleri, 20. yüzyıla uzanır. Sinan'ın hayatını anlatan romanlarda, belgesellerde ve turist rehberlerinin anlatımlarında bu romantik hikâye yaygınlaştı. Özellikle 2010'larda yayınlanan tarihî diziler ve sosyal medyada paylaşılan videolar, hikâyenin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.

Sinan ve Mihrimah: yaşlar ve konumlar

Mimar Sinan, 1490 civarında doğmuştu. Mihrimah Sultan ise 1520'lerin başında doğdu. Bu durumda Sinan, Mihrimah'tan otuz yaştan fazla büyüktü. Mihrimah, 1539'da henüz genç bir kızken, sonradan sadrazam olacak olan Rüstem Paşa ile evlendirildi. Sinan, aynı yıl, yani 1539'da mimarbaşı olmuştu.

Sinan, mimarbaşı olarak sarayın ve devlet adamlarının siparişlerini yerine getiriyordu. Mihrimah Sultan ve Rüstem Paşa, Sinan'a pek çok yapı sipariş etti. Sinan'ın Rüstem Paşa için yaptığı Rüstem Paşa Camii, İznik çinileriyle ünlüdür. Bu ilişki, bir hami ile mimar arasındaki iş ilişkisiydi.

Sinan'ın hatıratları ne söylüyor?

Sinan'ın hayatı ve eserleri hakkında en önemli kaynaklar, onun arkadaşı şair Sai Mustafa Çelebi'nin Sinan'ın anlattıklarına dayanarak yazdığı eserlerdir: Tezkiretü'l-Bünyan ve Tezkiretü'l-Ebniye. Bu eserlerde Sinan'ın hayatı, yaptığı eserler ve mesleki başarıları anlatılır. Mihrimah Sultan için yapılan camiler de bu listelerde yer alır. Ancak bu eserlerin hiçbirinde, Sinan'ın Mihrimah'a karşı özel bir duygu beslediğine dair tek bir ifade yoktur.
Ek bilgi
Sai Mustafa Çelebi'nin eserleri, Sinan'ın yaşlılığında, onun ağzından dinlenerek yazılmıştır. Bu eserlerde Sinan, kendi hayatını ve mesleğini övgüyle anlatır. Eğer Sinan'ın Mihrimah'a karşı bir aşkı olsaydı ve bunu bir sır olarak saklamasaydı, bu eserlerde bir ipucu bulunması beklenirdi. Ancak böyle bir ipucu yoktur.
Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii
Üsküdar'daki Mihrimah Sultan CamiiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

İki cami: Üsküdar ve Edirnekapı

Mihrimah Sultan için Sinan'ın yaptığı ilk cami, Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'dir. Bu cami, 1540'larda yapıldı ve 1548 civarında tamamlandı. Üsküdar iskelesinin karşısındaki bu cami, iskeleye yakın konumu nedeniyle "İskele Camii" olarak da anılır. İkinci cami ise Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'dir. Bu caminin yapım tarihi tartışmalıdır; genellikle 1560'larda tamamlandığı kabul edilir. Bu cami, İstanbul'un en yüksek tepelerinden birinde, şehir surlarının yanında yer alır ve çok sayıda penceresiyle içerisinin aydınlık olmasıyla tanınır.

İki caminin farklı zamanlarda, farklı ihtiyaçlar için yapıldığı açıktır. Üsküdar'daki cami, Anadolu'ya giden yolun başında bir külliye olarak yapılmıştı. Edirnekapı'daki cami ise şehrin batı kapısının yanında, Edirne yoluna açılan bir noktada bulunuyordu.

Güneş ve ay efsanesi

Hikâyenin en çarpıcı kısmı, iki cami arasındaki "güneş ve ay" ilişkisidir. Anlatıya göre belirli bir günde, güneş Edirnekapı'daki caminin tek minaresinin arkasından batarken, ay Üsküdar'daki caminin iki minaresinin arasından doğar. Bu günün Mihrimah'ın doğum günü olduğu da söylenir. Ancak Mihrimah'ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ayrıca güneşin batış ve ayın doğuş noktaları her yıl değişir; ay ile güneşin belirli bir günde bu şekilde hizalanması, takvim ve ay döngüsü nedeniyle her yıl aynı tarihte gerçekleşmez.
Dikkat: yanlış bilinen
"Mihrimah" adının Farsça "mihr" (güneş) ve "mah" (ay) kelimelerinden oluştuğu doğrudur. Ancak bu ad, Osmanlı'da başka kadınlar için de kullanılan, yaygın bir isimdi. Adın anlamı, Sinan'ın bir aşk mesajı verdiğini göstermez.

Avrupa'daki Mihrimah

Mihrimah Sultan, Avrupa kaynaklarında da yer alır. 16. yüzyılda Venedikli elçiler, Mihrimah'ın babası Kanuni üzerindeki etkisinden ve büyük servetinden söz ettiler. Mihrimah'ın, Malta seferinin düzenlenmesi için babasını teşvik ettiği ve bu sefer için kendi servetinden donanmaya katkıda bulunmayı önerdiği anlatılır. Avrupa'da Mihrimah'ı gösteren bazı portreler de yapıldı; ancak bu portrelerin Mihrimah'ı gerçekten tanıyan biri tarafından yapılıp yapılmadığı belirsizdir.

Sinan'ın kendi anlatısı

Mimar Sinan'ın hayatına dair en önemli kaynaklar, onun arkadaşı şair ve ressam Mustafa Sai Çelebi'nin Sinan'ın anlatımına dayanarak yazdığı eserlerdir. Bu eserler arasında "Tezkiretü'l-Bünyan" ve "Tezkiretü'l-Ebniye" yer alır. Bu metinlerde Sinan, hayatını, eğitimini ve yaptığı eserleri anlatır. Mihrimah Sultan için yaptığı camilerden de söz edilir. Ancak bu metinlerde, Sinan ile Mihrimah Sultan arasında romantik bir ilişkiye işaret eden hiçbir ifade yer almaz.

Mihrimah Sultan'ın hayatı

Mihrimah Sultan, Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan'ın tek kızıydı. 1539'da Rüstem Paşa ile evlendi. Rüstem Paşa, sonradan iki kez sadrazamlık yaptı. Mihrimah Sultan, babasının döneminde sarayda büyük bir etkiye sahipti. Babasıyla mektuplaştığı, siyasi meselelerde görüş bildirdiği bilinir. Mihrimah'ın Lehistan kralı II. Zygmunt August'a yazdığı mektuplar, bugün Varşova'daki arşivlerde saklanmaktadır. Bu mektuplar, Mihrimah'ın diplomatik ilişkilerdeki rolünü gösterir. Mihrimah Sultan 1578'de öldü ve babasının Süleymaniye'deki türbesine defnedildi.

İki caminin gün batımı hikâyesi

Hikâyenin bir parçası, Üsküdar ve Edirnekapı'daki iki Mihrimah Sultan Camii'nin belirli bir günde güneşin birinde batarken diğerinde doğduğu anlatımıdır. Bu anlatımın astronomik bir dayanağı yoktur.
Üsküdar Mihrimah Sultan Camii'nin iç mekânı
Üsküdar Mihrimah Sultan Camii'nin iç mekânıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Yahia.Mokhtar. Dosya sayfası

Hikâyenin çekiciliği

Sinan ile Mihrimah aşkı hikâyesinin bu kadar sevilmesinin nedeni, romantik bir anlatının taşa yazılmış eserlerle birleşmesidir. İnsanlar, büyük eserlerin arkasında büyük duygular aramayı sever. Ancak Sinan'ın eserlerinin değeri, bir aşk hikâyesine ihtiyaç duymaz. Sinan, yaklaşık elli yıllık mimarbaşılığı döneminde yüzlerce yapı tasarladı ve Osmanlı mimarisinin en büyük ustası oldu.
Tarih notu
Kronoloji
1490 civarı: Mimar Sinan'ın doğumu
1520'lerin başı: Mihrimah Sultan'ın doğumu
1539: Sinan'ın mimarbaşı olması ve Mihrimah'ın Rüstem Paşa ile evlenmesi
1548 civarı: Üsküdar Mihrimah Sultan Camii'nin tamamlanması
1560'lar: Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii
1578: Mihrimah Sultan'ın ölümü
1588: Mimar Sinan'ın ölümü
3 ve 27 Ekim 2026: Aşk hikâyesinin X'te gerçek olarak paylaşılması

Taştaki ışık, belgedeki sessizlik

Bize göre Sinan ile Mihrimah aşkı, tarihî bir olgu değil, 20. yüzyılda şekillenmiş romantik bir efsanedir. Sinan'ın hatıratlarında, dönemin kroniklerinde ve arşiv belgelerinde bu hikâyeyi destekleyen hiçbir kanıt yoktur. İki caminin güzelliği ve Mihrimah adının anlamı, hikâyeyi çekici kılsa da, tarihi anlamak için efsane ile belgeyi birbirinden ayırmak gerekir.

Sinan ve Mihrimah hikâyesinin yayılmasında, iki caminin mimari özellikleri ve gün batımı ile gün doğumuna dair anlatılar önemli rol oynar. Edirnekapı ve Üsküdar'daki yapıların güzelliği, onları romantik bir hikâyenin sahnesi yapmaya elverişlidir. Ancak Sinan'ın kendi anlatısına dayanan tezkireler, mimarın yaptığı işleri, aldığı görevleri ve ilişkilerini aktarırken böyle bir duygudan söz etmez. Mihrimah Sultan'ın Rüstem Paşa ile evli olduğu ve sarayın en güçlü kadınlarından biri olduğu düşünüldüğünde, böyle bir ilişkinin kayıtlarda iz bırakmadan sürmesi de zor görünür. Hikâye, romanlar, belgeseller ve sosyal medya paylaşımlarıyla güçlendi. Onu bir efsane olarak anlatmak mümkündür, ama tarihî bir gerçek gibi sunmak, iki büyük şahsiyetin belgelenmiş hayatlarının önüne geçer.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap