Selimiye Camii, Sultan II. Selim adına Edirne'de, Osmanlıların eski başkentinde, Mimar Sinan tarafından yapılan cami ve külliyedir. Sinan bu yapıyı kendi ustalık eseri saymıştır ve cami İslam mimarisinin, özellikle de Osmanlı mimarisinin en yüksek başarılarından biridir. Külliyesiyle birlikte 2011'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Edirne Selimiye Camii'nin dört minaresi ve ana kubbesiGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Hamdigumus. Dosya sayfası
Yer seçimi ve inşa
Türk literatüründeki maddeye (Selçuk Mülâyim, külliye, şehrin merkezinde eski saray alanında Kavak Meydanı olarak adlandırılan yerde kuruldu. Büyük dikdörtgen bir avlunun ortasında cami, güneydoğu ve güneybatıda birer medrese, batıda ise arasta ve sıbyan mektebi yer alır. Cami, medreseler ve arastanın doğu yönündeki dükkânlar Sinan tarafından 1568–1574 (976–982) yılları arasında yapıldı. Arastanın batı yönündeki dükkânları, tonozlu üst örtüsü, dua kubbesi ve sıbyan mektebinin ise II. Selim'in ölümünden sonra III. Murad döneminde Mimar Dâvud Ağa tarafından tamamlandığı kabul edilir.
Kitabesi yapıma 1568'de başlandığını gösterir. Caminin 27 Kasım 1574 Cuma günü açılması planlanmıştı; ancak II. Selim'in ölümünden sonra, 14 Mart 1575'te ibadete açıldı. Bu alanda daha önce Edirne'nin ilk sarayı bulunuyordu; kaynaklarda alan Sarıbayır ya da Kavak Meydanı adlarıyla da geçer.
Dikkat: yanlış bilinen
Neden Edirne? Batı literatürü, padişahın kendi camisi için İstanbul yerine Edirne'yi seçmesinin nedenlerinin tarihçiler arasında tartışmalı olduğunu yazar; Selim1548–1550 arasında Edirne valisi olmuş ve padişahlığı sırasında şehre sık sık gitmiştir. Türk literatürü, Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sindeki bir anlatıya göre padişahın rüyasında Hz. Muhammed'i gördüğünü ve Kıbrıs'ın fethi anısına bir cami yapmasının istendiğini aktarır; ama inşaata Kıbrıs'ın fethinden önce başlandığı için bu anlatının tarihsel olarak tutarlı olmadığını belirtir. Aynı anlatım, İstanbul'da yeni büyük bir camiye ihtiyaç duyulmaması ve Edirne'nin Rumeli'deki konumu gibi açıklamaları da aktarır.
Şehrin odak noktası
Mülâyim ve Selimiye, İstanbul'daki Fatih ve Süleymaniye külliyelerinden farklı olarak bulunduğu alanın odak yapısı olarak öne çıkar. Bir ova şehri olan Edirne'de yaklaşık 70 metrelik bir yükseltinin üzerinde, Üç Şerefeli, Eski Cami ve Muradiye ile birlikte şehrin siluetine katılır. Rumeli ya da İstanbul yönünden gelenler minarelerini 10–15 kilometre uzaktan görür; yaklaştıkça kubbe ve bütün kütle belirir. Yazarlar burada Sinan'ın, deniz görünüşü ve güçlü yükseltileri olmayan bir şehirde yer seçimindeki ustalığını bir kez daha gösterdiğini vurgular.
Cami, 130 × 190 metrelik dikdörtgen avlunun ortasında, birkaç basamakla yükseltilmiş bir zemine oturur. Revaklı avlu ile harim yaklaşık aynı büyüklükte (60 × 44 m) alanlara yerleşir. Yapıda sarımtırak kesme taş kullanılmış, pencere ve kemerlerde iki renkli taşla cepheler hareketlendirilmiştir. Selimiye Camii'nin dıştan görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: BuhaM. Dosya sayfası
Kubbe ve sekiz ayak
Merkezi kubbe, altısı serbest, ikisi mihrap bölümünün köşelerinde olan on iki köşeli sekiz ayağa oturur. Sekiz ayak sistemi sayesinde ortadaki büyük alan kubbenin altında bölünmeden toplanmış, merkezî planda geniş ve ferah bir mekân elde edilmiştir. Kubbenin çevresindeki sekiz ağırlık kulesi, yükü payanda kemerleriyle duvar payandalarına aktarır. Yazarlara göre mekân bütünlüğüne ulaşma çabalarının zirvesi olan Selimiye, Süleymaniye dahil bütün sultan camilerini ve Ayasofya'yı bu yönden geride bırakmıştır.
Dikkat: yanlış bilinen
Kubbe ölçüleri kaynaklarda küçük farklarla verilir. Araştırmamız kubbe çapını 31,30 m, yüksekliğini 42,25 m olarak tespit ediyor. Araştırmamız 31,25 m çap ve 43,25 m yükseklik gösteriyor. Araştırmamız çapı 31,28 m olarak verir ve tam yüksekliğin zaman zaman tartışıldığını, yaklaşık 42 m olduğunu gösteriyor. Sinan'ın biyografilerinde kubbenin Ayasofya'nın ana kubbesiyle yaklaşık aynı çapta ve ondan biraz daha yüksek olduğu övülür; Sâî Mustafa Çelebi'nin yazdığı "Tezkiretü'l-Bünyan"da Sinan'ın, bu camide Ayasofya kubbesinden altı arşın yüksek ve dört arşın geniş bir kubbe yaptığını söylediği aktarılır. Ölçümlerle bu ifade birebir örtüşmez; kaynaklar arasındaki karşılaştırmanın asıl ölçütü çap ve yükseklik farkıdır.
Minareler
Dört köşedeki minareler, nişlerle hareketlendirilmiş çokgen kaidelere oturur; yivli silindirik gövdeleri ve mukarnaslı geçişli üçer şerefeleri vardır ve yükseklikleri 70,89 m'dir. Selimiye'den önce minareler ana kütle ile avlunun birleştiği yerde ya da revaklı avlunun dış köşelerinde yer alıyordu. Burada ilk kez minareler, kubbeyle örtülen kapalı mekânın köşelerinden yükselir; bu tercih planı da cephe tasarımını da etkiler.
Ek bilgi
Her biri üç şerefeli minarelerin çapı yaklaşık 380 santimetredir; alem dahil yükseklikleri bazı kaynaklara göre 84, bazılarına göre 85 metredir. Cümle kapısına yakın iki minarenin şerefelerine üç ayrı yoldan çıkılır, diğer iki minare tek merdivenlidir.
İç mekân ve süsleme
Mihrap, orta mekânın kıble yönünde büyük bir girinti yapmasıyla oluşan bir sofanın duvarında yükselir. Mihrap bölümünde duvarlar ikinci sıra pencerelerin alt hizasına kadar sır altı tekniğindeki çinilerle kaplanmıştır; üstte bir yazı kuşağı, pencere aralarında ise natüralist üslupta bitkisel süslemeli panolar vardır. Mermer mihrap mukarnaslıdır; mermer minber, geometrik ajurlu kompozisyonuyla dikkat çeker. Minber köşkünde lale, gül, karanfil ve sümbül gibi çiçeklerin yer aldığı çini kompozisyonları bulunur.
Harimin ortasındaki ahşap müezzin mahfili yüksek tutulmuş ve altına fıskiyeli bir havuz yerleştirilmiştir. On bir mermer sütun üzerindeki dilimli sivri kemerlere oturan mahfil, natüralist kalem işleriyle süslüdür. Türk literatürü, sütunlardan biri üzerindeki ters lale motifinin halk söylencelerine konu olduğunu not eder. Selimiye Camii'ni gösteren 1913 tarihli Osmanlı puluGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1548–1550: Şehzade SelimEdirne'de valilik yapar. 1568: İnşaat başlar. 1574: Ana yapılar tamamlanır; II. Selim aralıkta ölür. 14 Mart 1575: Cami ibadete açılır. III. Murad dönemi: Dâvud Ağa arasta ve sıbyan mektebini tamamlar. 2011: UNESCO Dünya Mirası Listesi.
"Ustalık eseri" nitelemesi
Araştırmamız, Sinan'ın bu camiyi seksen yaşlarında yaptığını ve "ustalık eserim" diye nitelendirdiğini gösteriyor. Araştırmamız da Sinan'ın bu kompozisyonu ileri bir yaşta tamamladığını gösteriyor. Sinan'ın doğum yılı kaynaklarda kesin olmadığı için "seksen yaş" ifadesi yaklaşık bir değer olarak okunmalıdır. Mülâyim ve Şehzade ve Süleymaniye camilerine göre küçültülmüş yarım kubbeler arasından yükselen ana kubbe, dönemin teknoloji ve yaratıcılığının ortak simgesi gibidir.
Geriye dönüp bakınca Selimiye
Selimiye, Sinan'ın kendi ifadesiyle ustalık eseridir ve mimarlık tarihinde merkezî kubbeli mekânın en olgun örneklerinden biri kabul edilir. Kubbenin içten genişliği Ayasofya ile kıyaslanır; ama bize göre asıl başarı ölçülerde değil, iç mekânın bütünlüğünde ve ışığın kullanımındadır. Edirne'de yükselen bu yapı, şehrin kimliğini yüzyıllardır belirliyor.