İçeriğe geç
Giriş yap
0

Mimar Sinan (?–1588): Ağırnaslı devşirmeden mimarbaşılığa, çıraklık-kalfalık-ustalık eserleri

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt13 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde yaklaşık elli yıl mimarbaşılık yapan Osmanlı mimarıdır. Türk literatüründe maddeyi yazan Selçuk Mülâyim, onu Osmanlı mimarisini farklı bir kavrayışla ele alarak dünya mimarlığının zirvesine taşıyan tek isim olarak niteler. Şehzade, Süleymaniye ve Selimiye camileri, Sinan'ın kendi meslek aşamalarını tanımlamak için seçtiği üç yapıdır.
Sinan'ın çıraklık eserim dediği Şehzade Camii'ni gösteren 1853 tarihli çizim
Sinan'ın çıraklık eserim dediği Şehzade Camii'ni gösteren 1853 tarihli çizimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Gide et J. Baudry. Dosya sayfası

Hayatına dair kaynaklar

Mülâyim'e göre Sinan'ın hayatına ilişkin en geniş bilgiler, çağdaşı ve yakın dostu şair Sâî Mustafa Çelebi'nin yazdığı "Tezkiretü'l-Bünyan"da bulunur. 1586–1587'de yazıldığı düşünülen bu tezkire, Sinan'ın anlattıklarından derlenmiş hayat hikâyesi ve eserlerinin listesinden oluşur. Sâî'nin "Tezkiretü'l-Ebniye" adlı eseri de benzer bilgiler içerir; ama iki kaynaktaki yapı listeleri birbirini tutmaz, kısmen tamamlar. Bunlara ek olarak Sinan'ın kaleme aldığı ileri sürülen ve taslak hâlinde kalmış üç eser daha vardır: "Adsız Risale", "Risâle-i Mi'mâriyye" ve "Tuhfetü'l-Mi'mârîn".

Kökeni

Mülâyim'e göre Tezkiretü'l-Bünyan'da Sinan kendisini Yavuz Sultan Selim döneminde Kayseri sancağında yapılan devşirmeyle saraya alınmış biri olarak tanıtır. Sinan'ın Kayseri'deki akrabalarıyla yazışmaları da sürdüğü için belgelerle desteklenen Kayseri-Ağırnas kökeni gerçeğe uygundur. Mülâyim, Sinan'ın çokça tekrarlandığı gibi "dönme" (mühtedi) değil devşirme olduğunu vurgular. Akrabaları arasında İnci, Kumru, Suna, Kaya, Budak ve Tanrıverdi gibi İslami olmayan, ama Niko, Yani, Kirkor ya da Ohannes gibi isimler de içermeyen adlara rastlandığını belirtir ve onun bölgede yerleşik Ortodoks-Türk ailelerinden birinin çocuğu olmasını en akla yatkın ihtimal olarak görür.
Dikkat: yanlış bilinen
Köken tartışması: Batı literatürü, Sinan'ın Kayseri yakınındaki Ağırnas'ta doğduğunu kabul eder; ama kökeninin tartışmalı olduğunu ve sıklıkla Ermeni ya da Kapadokyalı Rum kökenli kabul edildiğini yazar. Bu görüşe dayanak olarak II. Selim'in 30 Aralık 1573 dolayına tarihlenen ve Sinan'ın akrabalarını Kayseri'deki Ermeni cemaatinin Kıbrıs'a sürgününden muaf tutan bir hükmünü gösterir. Mülâyim ise Hristiyan bir ailenin çocuğu olmasının etnik kökeni açıklamaya yetmediğini, o dönemde Kayseri'de Müslüman Türk, Hristiyan Türk ve başka toplulukların bulunduğunu, bu yüzden inanca dayalı ayrımlarla sağlıklı sonuca varılamayacağını yazar. İki kaynak aynı köyü, farklı etnik yorumlarla verir.

Doğum tarihi ve yaşı

Mülâyim'e göre hangi tarihte devşirildiği bilinmemekle birlikte İstanbul'a geldiğinde yirmi iki yaşında olduğu ileri sürülür; bu nedenle 1491'den önce doğduğu kabul edilir. Sinan'ın yüz yıla yakın yaşadığı bilinir.
Dikkat: yanlış bilinen
Yaş hesapları birbirini tutmaz. Araştırmamız, doğumunun kaynaklarda ya 1489–1491 ya da 1494–1499 arasına yerleştirildiğini gösteriyor. Türk literatürü, mimarbaşılığı kırk sekiz yaşında üstlendiğini, Şehzade Camii yapılırken elli dört, Selimiye tamamlandığında seksen üç yaşında olduğunu ve öldüğünde yüz yaş civarında bulunduğunu yazar; bu rakamlar tek bir doğum yılıyla uyuşmaz. Türk literatürü ise Selimiye'yi seksen yaşında yaptığını belirtir. Sayılar Sinan'ın kendi anlatımına ve sonraki hesaplara dayandığı için yaklaşık değerler olarak okunmalıdır.

Askerlik yılları

Mülâyim'e göre Sinan, Atmeydanı'na bakan bir okulda eğitim gördü ve kendi isteğiyle marangozluğa (neccârlık) yöneldi. Yavuz döneminde Çaldıran'da bulunduğuna dair bilgiler şüphelidir; ama Mısır seferine katıldığı ve antik yapılardan, Mısır piramitlerinden etkilendiği açıktır. Kesin olarak katıldığını belirttiği ilk seferler Kanuni'nin Belgrad (1521) ve Rodos (1522) seferleridir. Yeniçeri piyadesi olarak katıldığı bu seferlerden sonra atlı sekbanlar arasına girdi; Mohaç'tan sonra acemi oğlanları yayabaşısı, kapı yayabaşısı ve zemberekçibaşı oldu. 1534 Irakeyn seferinde Lutfi Paşa'nın emriyle Tatvan'da üç kadırga yaptı.
James Robertson'ın 1853 dolayında çektiği Süleymaniye Camii fotoğrafı
James Robertson'ın 1853 dolayında çektiği Süleymaniye Camii fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: James Robertson. Dosya sayfası

Prut köprüsü ve mimarbaşılık

Mülâyim'e göre 1538'deki Boğdan seferinde Prut nehri üzerine bir köprü kurulması istendiğinde iş, Lutfi Paşa'nın tavsiyesiyle Sinan'a verildi. On üç günde yapılan köprü "âdeta efsane oldu". Sinan köprüyü korumak için bir kule yapılması önerisine karşı çıktı ve bu yüzden Lutfi Paşa ile tartıştı; ama paşa onu takdir etti ve "Acem Alisi" adıyla bilinen mimarbaşının 1537'deki ölümünden sonra Sinan'ı bu göreve getirdi. Batı literatürü ise Çelebi Lutfi Paşa'nın 1539'da sadrazam olunca Sinan'ı Hassa Mimarbaşılığına atadığını yazar. Sinan ölümüne kadar "reîs-i mi'mârân" olarak kaldı; imzası "el-fakīr Sinan sermi'mârân-ı Hâssa" ifadesini taşır.

Çıraklık, kalfalık, ustalık

Mülâyim'e göre Sinan meslek aşamalarını üç yapıyla tanımlar. "Çıraklık eserim" dediği Şehzade Camii'ni (1548), Kanuni'nin ölen oğlu Şehzade Mehmed adına yaptı. Birkaç yıl sonra başladığı Süleymaniye'yi yedi yılda tamamladı (1557) ve "kalfalık eserim" diye niteledi. II. Selim adına Edirne'de yaptığı Selimiye ise onun en büyük eseri olarak gösterilir; bu yapı tamamlandığında yaşlılığı nedeniyle "Koca" lakabıyla anılıyordu.
Ek bilgi
Eser sayısı tartışmalıdır. Mülâyim'e göre döneme ait kaynakların karşılaştırılmasıyla 452 yapıdan oluşan bir liste belirlenmiştir; bazı el kitapları ve ansiklopediler ise 350 civarında eserden söz eder. Batı literatürü, Sinan'ın 300'den fazla büyük yapıdan sorumlu olduğunu yazar ve aralarında Büyükçekmece'deki Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü ile Vişegrad'daki Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü'nü sayar. Çırakları sonradan İstanbul'daki Sultanahmet Camii'ni ve Mostar'daki Eski Köprü'yü tasarlamıştır.

Son yılları ve ölümü

Mülâyim'e göre Sinan 1584'te hacca gitti ve yerine Mehmed Subaşı adıyla bilinen bir mimarı vekil bıraktı. Hac dönüşünde, yüz yaş civarında olduğu hâlde görevini sürdürdü ve 1588'de öldü; Batı literatürü ölüm tarihini 17 Temmuz 1588 olarak verir. Bugün Süleymaniye Külliyesi'nin bir köşesindeki küçük bir arsada yatmaktadır.

Tarihsiz vakfiyesine göre eşi Mihrî kendisinden önce ölmüş, oğlu Mehmed Bey şehit olmuştu; vakfiyede iki kızının ve iki torununun adı geçer. Vakfiyede on sekiz ev, otuz sekiz dükkân, arazi, bahçe, kayıkhane, su yolu ve değirmen gibi mülkler ile 300.000 akçe nakit sayılır.
Süleymaniye Külliyesi'nin köşesindeki Mimar Sinan türbesi
Süleymaniye Külliyesi'nin köşesindeki Mimar Sinan türbesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0, yazar: Beñat Irasuegi. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
1491 öncesi: Ağırnas'ta doğum.
1521–1522: Belgrad ve Rodos seferleri.
1534: Irakeyn seferi; Tatvan'da kadırgalar.
1538: Prut köprüsü.
1538–1539: Hassa Mimarbaşılığı.
1548: Şehzade Camii.
1557: Süleymaniye.
1575: Selimiye ibadete açılır.
1584: Hac.
17 Temmuz 1588: Ölüm.

Mimar Sinan bugün nasıl okunmalı?

Mimar Sinan, kendi eserlerini çıraklık, kalfalık ve ustalık diye sınıflandırarak bir sanatçının gelişimini kendi diliyle anlatmıştır. Yüzlerce yapının ona atfedilmesi, onun bir mimarbaşı olarak büyük bir ekibi yönettiğini de gösterir. Bize göre Sinan'ı tek tek yapıların ötesinde, bir mimarlık okulunun kurucusu olarak değerlendirmek gerekir; öğrencileri onun dilini yüzyılın sonuna taşıdı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap