Öğrencisinin ordusunda savaşan hoca
Abdüllatif Naci Eldeniz, Harbiye'de Mustafa Kemal'in hocalarından biri olmuş, yıllar sonra eski öğrencisinin başkomutanlığı altında Büyük Taarruz'a bir tümen komutanı olarak katılmış bir Türk askeridir. Askerlik bilgisinin yanında yazar, çevirmen ve şair yönüyle de tanınır. Osmanlı ordusunun Alman eğitimi almış ilk kuşak kurmaylarından biri olarak, askerî eğitimin modernleşmesinde de pay sahibidir. Cumhuriyet döneminde uzun yıllar milletvekilliği yaptı.Naci, 1875'te Manastır'da doğdu. Mustafa Kemal'in de askerî idadi yıllarını geçirdiği bu Rumeli şehri, pek çok Osmanlı subayının yetiştiği bir merkezdi. 1893'te Harp Okulu'nu bitirdi ve 1893-1895 yılları arasında Alman Harp Akademisi'nde öğrenim gördü. Bu, Osmanlı ordusunun Alman askerî sistemini örnek aldığı bir dönemdi.

Askerî okulların hocası
Almanya'dan döndükten sonra Naci Bey çeşitli okul komutanlıklarında ve kurmay görevlerinde bulundu. 1895'te üsteğmen, 1897'de yüzbaşı, 1902'de binbaşı oldu. Bu yıllarda Harbiye'de öğretmenlik yaptı ve öğrencileri arasında 1899'da Harbiye'ye giren Mustafa Kemal de vardı. Bir hocanın öğrencilerinin ileride ne olacağını bilmesi mümkün değildir; ancak Naci Bey, yıllar sonra o öğrencinin başkomutanlığı altında savaşacaktı.1907'de kaymakamlığa, 1908'de miralaylığa yükselen Naci Bey, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra 1909'da çıkarılan Tasfiye-i Rütbe Kanunu ile yeniden binbaşılığa indirildi. Bu kanun, Abdülhamid döneminde hızlı terfi almış subayların rütbelerini gözden geçirmek amacıyla çıkarılmıştı ve pek çok subayı etkiledi. Naci Bey, 1914'te yeniden yarbaylığa, 1917'de miralaylığa yükseldi.
Tarih notu
1875: Manastır'da doğumu.
1893-1895: Alman Harp Akademisi.
1909: Tasfiye-i Rütbe Kanunu ile binbaşılığa indirilmesi.
1918-1920: Şehzadelerin askerlik öğretmenliği ve padişah başyaverliği.
25 Ağustos 1921: Ankara'ya geçişi.
8 Mayıs 1922: 7. Tümen Komutanlığı.
31 Ağustos 1922: Mirliva rütbesi.
24 Ağustos 1928: Emekliye ayrılışı.
20 Mart 1948: Ölümü.
1893-1895: Alman Harp Akademisi.
1909: Tasfiye-i Rütbe Kanunu ile binbaşılığa indirilmesi.
1918-1920: Şehzadelerin askerlik öğretmenliği ve padişah başyaverliği.
25 Ağustos 1921: Ankara'ya geçişi.
8 Mayıs 1922: 7. Tümen Komutanlığı.
31 Ağustos 1922: Mirliva rütbesi.
24 Ağustos 1928: Emekliye ayrılışı.
20 Mart 1948: Ölümü.
Tasfiye-i Rütbe ve ordunun yenilenmesi
1909'da çıkarılan Tasfiye-i Rütbe Kanunu, II. Meşrutiyet'ten sonra orduda yapılan en köklü düzenlemelerden biriydi. Abdülhamid döneminde saraya yakınlık ya da kayırma yoluyla hızlı terfi almış subayların rütbeleri, kıdem ve eğitim durumlarına göre yeniden belirlendi. Alaylı denilen, askerî okul eğitimi almadan yükselmiş subayların önemli bir kısmı ordudan ayrıldı; mektepli subayların bir bölümünün rütbeleri de düşürüldü. Kanun, bir yandan orduyu daha düzenli bir kıdem sistemine kavuşturdu, diğer yandan pek çok subayda kırgınlık yarattı.Naci Bey'in miralaylıktan binbaşılığa inmesi, onun hızlı yükselişinin de bu düzenlemeden etkilendiğini gösterir. Ancak o, meslekten ayrılmadı; Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı boyunca görevini sürdürdü ve rütbelerini yeniden kazandı. Bu sabır, onun askerlik mesleğine bağlılığının bir göstergesidir.
Yazar ve çevirmen bir asker
Naci Bey, askerlik mesleğinin yanında yazarlık ve çevirmenlik de yaptı. Eserleri arasında dönemin savaşlarını inceleyen kitaplar vardı. Transval adlı eseri, İngilizlerle Boer'ler arasında Güney Afrika'da yapılan savaşı; Rus-Japon Harbi adlı eseri ise 1904-1905'te Rusya ile Japonya arasında yapılan savaşı konu alıyordu. Rus-Japon Savaşı'nın en büyük kara muharebesi olan Mukden Muharebesi hakkında bir eseri ve bir sevk ve muharebe talimnamesini de Türkçeye çevirdi.Bu çalışmalar, Osmanlı subaylarının dünyadaki askerî gelişmeleri yakından izlediğini gösterir. Rus-Japon Savaşı, bir Asya ülkesinin büyük bir Avrupa gücünü yenmesiyle bütün dünyada büyük yankı uyandırmıştı. Naci Bey'in bu savaşı incelemesi, Osmanlı ordusunun da bu deneyimden ders çıkarma çabasının bir parçasıydı.
Ek bilgi
Naci Eldeniz'in eserleri arasında "Rumeli Mersiyesi" adlı bir şiir de bulunur. Balkan Savaşları'nda Rumeli'nin kaybedilmesi, Manastırlı bir subay için derin bir acıydı; mersiye, ölen ya da kaybedilen bir şeyin ardından yazılan ağıt türünde şiirdir.

Saray yılları
1918-1920 yılları arasında Naci Bey, şehzadelerin askerlik öğretmenliğini ve aynı zamanda padişah başyaverliğini yaptı. Bu görevler, onu İstanbul'daki saray çevresine yakın kıldı. 1920-1921 arasında Askerî Okullar Müfettişliği görevini yürüttü. Ancak Anadolu'daki milli hareketin güçlenmesiyle birlikte, saraya yakın bir subay olmasına rağmen o da Ankara'ya geçmeye karar verdi.25 Ağustos 1921'de, Sakarya Meydan Muharebesi'nin başladığı günlerde, Naci Bey Ankara'ya geçerek Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Saray çevresinden gelen bir subayın Ankara'ya katılması, milli hareketin İstanbul'daki etkisini de gösteriyordu. Ankara'da bir süre yine askerî okullar müfettişliği yaptı.
7. Tümen'le Büyük Taarruz
8 Mayıs 1922'de Naci Bey 7. Tümen Komutanlığı'na atandı. Bu atama, Büyük Taarruz'dan yaklaşık üç buçuk ay önce yapıldı. Naci Bey, tümenini taarruza hazırladı ve 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz'a 7. Tümen'in başında katıldı. Taarruzun kesin zaferle sonuçlanmasının ardından, 31 Ağustos 1922'de mirlivalığa yükselerek paşa oldu. Yaklaşık 47 yaşında, yirmi yılı aşkın bir hocalık ve kurmaylık hayatından sonra, eski öğrencisinin komutasında kazanılan bir zaferle paşalığa ulaşmıştı.Dikkat: yanlış bilinen
Büyük Taarruz'un ertesi günü, 31 Ağustos 1922'de, taarruzda başarı gösteren pek çok komutan bir üst rütbeye yükseltildi. Naci Eldeniz, Asım Gündüz ve Ömer Halis Bıyıktay da aynı gün terfi eden komutanlar arasındaydı.

Cumhuriyet döneminde
13 Aralık 1922'de Naci Paşa yeniden Askerî Okullar Müfettişi oldu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında askerî eğitimin düzenlenmesi, onun deneyiminden yararlanılan bir alan oldu. 31 Ekim 1924'te 5. Kolordu Komutanlığı'na atandı. 1927'de ferikliğe yükseldi ve 26 Aralık 1927'de Generaller Askerî Mahkemesi üyeliğine getirildi. 24 Ağustos 1928'de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.Emekli olduktan sonra siyasete atıldı. III. Dönem ara seçimiyle ve IV. Dönem'de Cebelibereket, V., VI. ve VII. dönemlerde ise Seyhan milletvekili olarak Meclis'te bulundu. Meclis'te Müdafaa-i Milliye Encümeni başkanlığı ve Uluslararası Parlamentolar Birliği Türk Grubu başkanvekilliği yaptı. 20 Mart 1948'de öldü ve sonradan Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na nakledildi.
Ailesi
Naci Eldeniz, Osmanlı'nın son dönem sadrazamlarından Kıbrıslı Kâmil Paşa'nın damadıydı. Tarihçi ve siyasetçi Yusuf Hikmet Bayur'un eniştesi, Cumhuriyet Senatosu Başkanı Tekin Arıburun'un kayınpederi ve İzmir milletvekili Perihan Arıburun'un babasıydı. Bu aile bağları, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'in ilk on yıllarına uzanan bir siyasi ve askerî çevrenin örneğidir.Hocadan komutana uzanan bir hayat
Naci Eldeniz'in hayatı, Osmanlı ordusunun modernleşme sürecinin bir aynasıdır. Alman Harp Akademisi'nde eğitim almış, askerî okullarda yıllarca hocalık yapmış, dünyadaki savaşları inceleyen kitaplar yazmış bir subaydı. Mustafa Kemal'in de aralarında bulunduğu bir kuşağın yetişmesinde, onun gibi hocaların emeği vardı.Hayatındaki en dikkat çekici kesit, yıllar önce Harbiye'de ders verdiği bir öğrencinin başkomutanlığı altında Büyük Taarruz'a katılmasıdır. Hoca ile öğrenci arasındaki ilişkinin bu biçimde tersine dönmesi, Kurtuluş Savaşı'nın bir kuşaklar savaşı olduğunu da hatırlatır: Mustafa Kemal'in kuşağı savaşı yönetirken, onları yetiştiren eski kuşak da bu mücadelede yer almıştı. Saray çevresinden gelen bir subayın Ankara'ya katılması ise milli hareketin toplumun farklı kesimlerinden destek bulduğunun bir başka göstergesidir.