İsmailEnver Paşa, Osmanlı Devleti'nin son on yılında en çok söz sahibi olan isimlerden biriydi ve Mustafa Kemal'in hayatında hem silah arkadaşı hem de uzun süren bir rekabetin öbür ucu olarak yer aldı. Vikipedi onu Talat Paşa ve Cemal Paşa ile birlikte "Üç Paşalar" olarak anılan ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetim kadrosunu oluşturan üçlünün üyesi olarak tanıtır; kaynağa göre bu üçlü fiilen Osmanlı idaresini yönetti. Bu yazı Vikipedi'nin Enver Paşa maddesi ile İngilizce Wikipedia'nın Enver Pasha maddesine dayanır ve Enver'in hayatını Mustafa Kemal ile kesiştiği noktalar üzerinden izler. 1908 Devrimi günlerinde Enver BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Edward Frederick Knight. Dosya sayfası
Divanyolu'ndan Manastır'a
Vikipedi'ye göre Enver23 Kasım 1881'de İstanbul'un Divanyolu semtinde doğdu; ancak maddenin giriş bölümü doğum tarihi için "23 Kasım 1881 veya 6 Aralık 1882" diye iki tarih verir ve doğum tarihinin kimi kaynaklarda tartışmalı olduğunu belirtir. Babası bayındırlık teşkilatında inşaat teknisyeni olarak çalışan Hacı Ahmet Paşa, annesi Ayşe Dilara Hanım'dı. Kaynak, Kût'ül-Amâre kahramanı olarak anılan Halil Kut'un Enver'in amcası olduğunu da kaydeder.
Dikkat: yanlış bilinen
Enver Paşa'nın doğum tarihi kaynaklarda iki farklı biçimde geçer: Vikipedi'nin girişinde 23 Kasım 1881 veya 6 Aralık 1882 yazılıdır. Ailenin kökeni konusunda da madde birden fazla görüş aktarır; bu yazı köken tartışmasına girmez.
Babasının Manastır'a tayini Enver'in eğitim yolunu belirledi. Vikipedi'ye göre yaşı küçük olmasına karşın 1889'da Manastır Askerî Rüştiyesi'ne kabul edildi ve 1893'te buradan mezun oldu. Manastır Askerî İdadisi'ni 1896'da altıncılıkla bitirdi, Harp Okulu'nu da 1899'da dördüncülükle piyade teğmeni olarak tamamladı. Mustafa Kemal'in de Manastır Askerî İdadisi'nde okuduğu düşünülünce, iki subayın Makedonya'daki aynı askerî okul çevresinden yetiştiği görülür. İngilizce Wikipedia, Enver'in 1902'de Harbiye'den kurmay olarak çıktığını ve okul mezunu "mektepli" subaylardan olduğunu yazar; kaynak bu terimi resmî eğitim almamış "alaylı" subaylarla karşıtlık içinde açıklar.
Hürriyet kahramanı
Vikipedi'ye göre Enver, amcası Yüzbaşı Halil Bey ile konuştuktan sonra merkezi Paris'te bulunan Jön Türk hareketinin Selanik'teki kolu olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ne katıldı. Kaynak tarihi tahminen Mayıs 1906 olarak verir ve Enver'in cemiyete on ikinci üye olarak kabul edildiğini, kendisine Manastır şubesini kurma görevi verildiğini yazar.
1908 yazında olaylar hızlandı. Vikipedi'ye göre 11 Haziran 1908'de Selanik Merkez Kumandanı Albay Nazım Bey'e yönelik suikast girişiminin ardından Enver Divan-ı Harb'e sevk edildi; İstanbul'a gitmek yerine 12 Haziran 1908 gecesi dağa çıktı ve Manastır'a doğru yola koyuldu. Bu çıkış, Resneli Niyazi'nin hareketiyle birlikte II. Meşrutiyet'in ilanına giden sürecin parçası oldu. Kaynak, Enver'in Ahmed Niyazi ile birlikte "devrim kahramanı" olarak selamlandığını belirtir.
Tarih notu
Vikipedi'ye göre Enver5 Mart 1909'da Berlin askerî ataşesi olarak görevlendirildi ve bu görev sırasında Alman kültürüyle tanışıp ondan çok etkilendi. Bu Almanya ilgisi, 1914'teki ittifak kararında belirleyici olan tutumlarından biri olarak anılır.
Trablusgarp'ta aynı cephede
Enver ile Mustafa Kemal'in en yakın çalıştığı dönem Trablusgarp Savaşı'dır. Vikipedi'ye göre Enver, İtalyanlara karşı gerilla savaşı yürütülmesi fikrini İttihat ve Terakki üyelerine kabul ettirdikten sonra Kolağası Mustafa Kemal Bey ve Paris ataşemiliteri Binbaşı Fethi (Okyar) Bey gibi isimlerle bölgeye gitti. Kaynak, Enver'in 10 Ekim 1911'de İstanbul'dan ayrıldığını, Mısır'da Arap liderleriyle temas kurduğunu, 22 Ekim'de Bingazi'ye hareket ettiğini ve çölü geçerek 8 Kasım'da Tobruk'a ulaştığını yazar. Mustafa Kemal ile Enver Paşa birlikteGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
İngilizce Wikipedia iki subayın ilişkisini şöyle özetler: ikisi de Balkanlı'ydı, Birinci Dünya Savaşı'ndan önceki savaşlarda Kuzey Afrika'da birlikte görev yaptılar ve Enver, Mustafa Kemal'in kıdemlisiydi. Aynı kaynağa göre Enver, Mustafa Kemal'i İttihat ve Terakki'nin siyasi gündemine karşı ihtiyatlı tutumu yüzünden sevmiyor ve onu ciddi bir rakip olarak görüyordu.
Bâb-ı Âli Baskını ve "Edirne Fatihi"
Vikipedi'ye göre Balkan Savaşı'na katılmak üzere Bingazi'den ayrılan Yarbay Enver, düşman kuvvetlerinin Çatalca'da durdurulmasında önemli rol oynadı. Kâmil Paşa hükûmeti Londra Konferansı'nda önerilen Midye-Enez sınırını kabule yanaşınca, İttihatçılar zor kullanarak hükûmeti devirme kararı aldı ve 23 Ocak 1913'te Enver'in öncü rolü oynadığı Bâb-ı Âli Baskını gerçekleşti. İngilizce Wikipedia, Enver ile Talat'ın elli kadar İttihatçıyla Bâbıâli'ye girdiğini ve Kâmil Paşa'yı silah zoruyla istifa ettirdiğini anlatır.
Vikipedi'ye göre Enver, Bulgar ordusu başka cephelerde savaşırken direnişle karşılaşmadan 22 Temmuz 1913'te Edirne'ye girdi ve "Edirne Fatihi" unvanını aldı. Rütbesi 18 Aralık 1913'te albaylığa, 5 Ocak 1914'te generalliğe yükseltildi; istifa ettirilen Ahmet İzzet Paşa'nın yerine Harbiye Nazırı oldu. Aynı dönemde Sultan Mehmed Reşad'ın yeğeni Emine Naciye Sultan ile evlenerek hanedanın damadı oldu.
Harbiye Nazırı ve savaş kararı
Vikipedi'ye göre Enver, Harbiye Nazırı olduktan sonra binden fazla yaşlı subayı ordudan tasfiye etti, genç subayları önemli görevlere getirdi, orduda Fransız modeli yerine Alman usulünü uyguladı ve okuryazarlığı artırmak için "Enveriye yazısı" denilen bir alfabe uygulamaya koydu. Kaynağa göre 2 Ağustos 1914'te Rusya'ya karşı gizli Türk-Alman ittifak anlaşmasının imzalanmasında önemli rol oynadı; Boğazlar'dan girmesine izin verilen iki Alman kruvazörünün 29 Ekim'de Rus limanlarına ve gemilerine saldırması için gerekli onayı verdi.
Savaşın ilk büyük felaketi de onun adıyla anılır. Vikipedi'ye göre Enver, Kafkas Cephesi'nde Sarıkamış Harekâtı'nı düzenledi ve madde, askerî taktik hataları sebebiyle yaklaşık 40 bin Osmanlı askerinin donarak öldüğünü yazar. Harekât sitede ayrı bir konu olarak anlatıldığı için burada ayrıntıya girilmez. Kaynağa göre Enver, ordunun komutasını Hakkı Hafız Paşa'ya bırakıp İstanbul'a döndü, savaş boyunca başka hiçbir cephede komutanlık üstlenmedi ve 26 Nisan 1915'te Harbiye Nazırlığının yanı sıra Başkomutan Vekili oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Sarıkamış'taki kayıp sayısı kaynaklarda farklı verilir; Vikipedi'nin Enver Paşa maddesi "yaklaşık 40 bin" der. Ermeni tehciri konusunda madde, Enver'in 2 Mayıs 1915'te Talat Paşa'ya gönderdiği gizli telgrafla bölgeden uzaklaştırma istediğini ve 27 Mayıs 1915'te Tehcir Kanunu'nun çıkarıldığını yazar; olayın değerlendirmesi tarihçiler arasında tartışmalıdır.
Kaçış ve gıyabi idam kararı
Vikipedi'ye göre 14 Ekim 1918'de Talat Paşa kabinesi istifa edince Enver'in Harbiye Nazırlığı da sona erdi; İttihatçılar hakkında yakalama kararı çıkınca parti arkadaşlarıyla birlikte bir Alman denizaltısıyla yurt dışına kaçtı. Madde, Osmanlı askerî mahkemesinin onu ve öbür İttihatçıları imparatorluğu savaşa sokmak ve katliamlar düzenlemekle suçlu bularak gıyabında idama mahkûm ettiğini, ancak 1919-1920 yargılamalarında hüküm giyenlerin 31 Mart 1923'te yeni Kemalist hükûmet tarafından affedildiğini kaydeder.
Moskova, Bakü ve Batum: Anadolu'ya giremeyen paşa
Vikipedi'ye göre Enver1918-1919 kışını kimliğini gizleyerek Berlin'de geçirdi, Sovyet siyasetçi Karl Radek ile görüştü ve üçüncü denemesinde 1920'de Moskova'ya ulaşarak Çiçerin ve Lenin ile görüştü. İngilizce Wikipedia Moskova'ya varışını Ağustos 1920 olarak verir. Vikipedi'ye göre 1-8 Eylül 1920'de Bakü'de toplanan Birinci Doğu Halkları Kurultayı'na Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı temsilen katıldı.
Mustafa Kemal ile ayrılık bu yıllarda açığa çıktı. Vikipedi'ye göre Enver1921'de yeniden Moskova'ya gittiğinde Ankara hükûmetinin Bekir Sami Bey başkanlığındaki heyetiyle görüştü, Millî Mücadele'ye katılmak istedi ama kabul edilmedi. Kaynak, TBMM'deki bazı eski İttihatçıların onun Mustafa Kemal Paşa'nın yerini almasını istediğini yazar. Temmuz 1921'de Batum'da bir İttihat ve Terakki kongresi toplayan Enver, Yunan taarruzu başlayınca Anadolu'ya bir kurtarıcı gibi girmeyi umdu; Vikipedi'ye göre bu umut 13 Eylül 1921'de kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi ile boşa çıktı.
İngilizce Wikipedia, Mustafa Kemal'in Enver'i ülkeyi yıkıma sürükleyebilecek tehlikeli bir figür olarak gördüğünü, onu ve arkadaşlarını politikaları ve Osmanlı Devleti'ni Birinci Dünya Savaşı'na sokmaları yüzünden eleştirdiğini yazar. Aynı kaynağa göre Mustafa Kemal, Enver Paşa ve İttihat ve Terakki ile dostane bağlarını 1912 gibi erken bir tarihte koparmıştı ve Turancı fikirleri, Enver'in hayalci bulduğu hedefleriyle birlikte açıkça reddediyordu; Enver'in geri dönüş ve harekâta katılma girişimleri Ankara hükûmeti tarafından engellendi.
Türkistan ve Ab-ı Derya
Enver Paşa ile Cemal Paşa Kudüs'te Kubbetü's-Sahra ziyaretindeGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: American Colony (Jerusalem). Photo Dept., photographer. Dosya sayfası
Vikipedi'ye göre Enver bu aşamadan sonra hem Anadolu'da ikilik çıkarmamak hem de kendisi için başarı şansı görmediği için, Teşkilât-ı Mahsusa'nın eski liderlerinden Kuşçubaşı Hacı Sami Bey ve bazı İttihatçılarla birlikte Bolşeviklere karşı mücadele eden Basmacılara katılmak üzere Orta Asya'ya gitti. Aşkabat ve Merv'e uğradıktan sonra Ekim 1921'de Buhara'ya vardı. Kaynağa göre 4 Ağustos 1922'de, Kurban Bayramı töreninde askerleriyle bayramlaşırken Yakov Melkumov komutasındaki bir Rus müfrezesinin baskınına uğradı ve yanındaki otuza yakın atlıyla giriştiği çarpışmada Ab-ı Derya mevkiinde öldü. Cenazesi Çegan Tepesi'ne defnedildi.
Ek bilgi
Vikipedi'ye göre Enver Paşa'nın Tacikistan'daki mezarı 30 Temmuz 1996'da açıldı; naaşı 3 Ağustos 1996'da İstanbul'a getirildi ve ölüm yıl dönümü olan 4 Ağustos 1996'da Şişli'deki Abide-i Hürriyet Tepesi'nde Talat Paşa'nın yanına defnedildi.
Kişiliği ve hatırası
Vikipedi'ye göre Enver Farsça, Rusça, Almanca ve Fransızca bilirdi, portre resmiyle uğraşırdı ve eşi Naciye Sultan'ın portrelerini çizerdi. Kaynak, Türk izciliğine önem verdiğini ve kadınların ekonomik hayata katılması amacıyla "Osmanlı Kadınları Çalıştırma Cemiyeti"ni kurduğunu da yazar. İngilizce Wikipedia, Enver'in Türkiye'deki imajının tartışmalı olduğunu, Osmanlı'nın son yıllarında Atatürk ile kişisel bir rekabet içinde bulunmasını bunun nedenlerinden biri olarak gösterir. Mustafa Kemal'in Ankara'da kurduğu cumhuriyet, Enver'in Turan hayalinin değil, Misak-ı Millî sınırlarıyla yetinen bir ulus devletin yolunu seçti; Enver'in hayat hikâyesi bu iki yolun ayrıştığı noktayı gösteren bir örnek olarak okunur.