İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ömer Naci (1878-1916) ve Mustafa Kemal: "Şiir ve edebiyatla o zaman tanıştım", Asım Efendi'nin uyarısı ve İttihat ve Ter

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Mustafa Kemal'in gençliğine dair anlattıkları arasında, edebiyatla nasıl tanıştığını anlatan kısa bir hatıra vardır. Bu hatıranın merkezinde Manastır Askerî İdadisi'ndeki bir sınıf arkadaşı durur: Bursa'dan kovulup gelen, okul yıllarında şair olarak tanınan Ömer Naci. Vikipedi'nin Ömer Naci maddesi bu hatırayı iki biçimde aktarır ve kitabet öğretmeninin uyarısını da ekler. Bu yazı o maddeyi ana kaynak alır; okul bilgisi için Vikipedi'nin Manastır Askerî İdadisi maddesine başvurulmuştur.
Ömer Naci Bey'in portresi
Ömer Naci Bey'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Bursa'da doğan bir Çerkes çocuğu

Vikipedi'ye göre Ömer Naci 1878'de Bursa'da, Kafkasyalı Çerkes göçmen bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Kundaktayken babasını ve ailesini kaybetti; Defterdar Cemal Bey ve eşi onu evlat edinip büyüttü. Cemal Bey'in Bağdat defterdarlığı sırasında özel hocalardan Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Kaynağa göre Cemal Bey onun sivil bir hayat seçmesini istediyse de Ömer Naci askerliği seçti.

Bursa'daki Işıklar Askerî İdadisi'nde hocaları ve arkadaşları onu geleceğin başarılı bir askeri olarak değil, güçlü bir şair ve ateşli bir hatip olarak görüyordu. Çok okuyordu; okuduklarının çoğu Namık Kemal'in ve Tevfik Fikret'in şiirleriyle Jön Türklerin gizli yayınlarıydı. Bu yüzden sık sık başı derde giriyor, izin günlerini okulun hapishanesinde geçiriyordu. Vikipedi'ye göre aldığı cezaların sıklığı yüzünden okuldan kovuldu ve Manastır Askerî İdadisi'ne nakledildi.

Manastır'da iki öğrenci

Kaynağa göre Ömer Naci 1896'da bu okulda, sınıf arkadaşı Selanikli Mustafa Kemal ile yakın bir arkadaşlık kurdu. Madde, iki arkadaşın okulda birkaç sayı dergi çıkardığını ve fikirlerini Harbiye öğrencilerine ulaştırmaya çalıştığını da yazar. Vikipedi'nin "Atatürk ile arkadaşlığı" bölümü ise Ömer Naci'yi Manastır İdadisi'nde Mustafa Kemal'i en çok etkileyen arkadaşlarından biri olarak anar ve ona edebiyat ve şiir merakı aşıladığını söyler.
Dikkat: yanlış bilinen
Tarihler kaynaklar arasında küçük farklar gösterir. Ömer Naci maddesi bir yerde Mustafa Kemal'in Manastır Askerî İdadisi'ne 1895'te geçtiğini, başka bir yerde iki arkadaşın 1896'da tanıştığını yazar. Vikipedi'nin Manastır Askerî İdadisi maddesi ise Mustafa Kemal'in burada 1896-1898 yıllarında okuduğunu söyler. Yazının tarihi bu yüzden yalnızca yıl olarak, 1896 diye verilmiştir.
Manastır Askerî İdadisi binası
Manastır Askerî İdadisi binasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Unkwon. Dosya sayfası

Mustafa Kemal'in anlatımı

Vikipedi'nin aktardığına göre Mustafa Kemal hatıralarında bu tanışmayı şöyle anlatır:

"O zamana kadar edebiyatla çok temasım olmamıştı. Merhum Ömer Naci, Bursa İdadi'sinden kovulmuş, bizim sınıfa gelmişti. Daha o zaman şairdi. Benden okuyacak kitap istedi. Bütün kitaplarımı gösterdim, hiçbirini beğenmedi. Bir arkadaşın kitaplarımdan hiçbirini beğenmemesi gücüme gitmişti. Şiir ve edebiyatla o zaman tanıştım. Çalışmaya başladım. Şiir bana cazip göründü. Fakat Kitabet Hocası diye yeni gelen bir zat beni şiirle uğraşmaktan men etti. 'Bu tarz uğraşlar seni askerlikten uzaklaştırır,' dedi. Ne var ki, güzel yazmak hevesi bende hep baki kaldı."

Bu anlatımda üç şey dikkat çeker. Birincisi, edebiyata yönelişin bir kırgınlıkla başlamasıdır: Ömer Naci'nin kitaplarını beğenmemesi Mustafa Kemal'in "gücüne gitmiş" ve onu okumaya yöneltmiştir. İkincisi, şiire duyulan ilginin bir öğretmen tarafından kesilmesidir. Üçüncüsü ise son cümledir: şiir bırakılmış, ama "güzel yazmak hevesi" kalmıştır.

Ali Fuat Paşa'ya anlatılan biçim

Madde aynı olayın Mustafa Kemal tarafından arkadaşı Ali Fuat Paşa'ya (Cebesoy) anlatılan biçimini de verir. Kitabet öğretmeninin adı burada Mehmet Asım Efendi olarak geçer:

"Eğer Kitabet Öğretmenimiz imdadıma yetişmeseydi, ben de şair olup çıkacaktım. Çünkü hevesim vardı. Asım Efendi beni bir gün çağırdı ve 'Bak oğlum Mustafa, dedi, şiiri falan bırak. Bu iş senin iyi bir asker olmana mani olur. Diğer hocalarınla da konuştum. Onlar da benim gibi düşünüyorlar. Sen Naci'ye bakma, o hayalperest bir çocuk. İleride belki iyi bir şair ve hatip olabilir, fakat askerlik mesleğinde katiyen yükselemez.' Hocamın ne kadar haklı olduğunu hadiseler ispat etti. Çok arzu ettiği halde Naci kurmay subay olamadı."
Dikkat: yanlış bilinen
İki anlatım arasında ton farkı vardır. Hatıralardaki ilk metinde öğretmenin uyarısı bir engel gibi sunulur ve "güzel yazmak hevesi bende hep baki kaldı" denir. Ali Fuat Paşa'ya anlatılan metinde ise aynı uyarı "imdadıma yetişmeseydi" diye bir kurtuluş olarak anılır. Vikipedi maddesi iki alıntının hangi yayından alındığını metin içinde belirtmez; bu yüzden ifadelerin kelimesi kelimesine doğruluğu, alıntıların kaynağına bakılarak denetlenmelidir.
Vikipedi maddesi bu bölümü bir değerlendirmeyle bitirir: uyarının Mustafa Kemal'in hayatını doğrudan etkilediğini, ama Ömer Naci'nin de onun fikrî oluşumunda öteki etkenlerle birlikte önemli bir rol oynadığını yazar. Bu değerlendirme maddenin kendi yorumudur.

Mezuniyetten Pireşova ve Selanik'e

Vikipedi'ye göre Ömer Naci 10 Şubat 1902'de mülazım (teğmen) olarak mezun oldu ve Pireşova'daki bir askerî birliğe atandı. 1903'te bu birliğin komutanı Edirneli Binbaşı Mehmed Ali Bey'in kızı Emine Hanım ile evlendi. 1905'te jandarma teşkilatını düzenlemek için gelen İtalyan General Georgi Paşa'nın tercümanı ve yaveri oldu. Ardından Selanik'e yerleşti; Çocuk Bahçesi adlı haftalık dergide yazdı ve II. Abdülhamid'e karşı siyasi çalışmalara başladı.

Maddenin giriş bölümüne göre öğrencilik ve Rumeli yıllarında şiirleri 1899'da Musavver Fen ve Edebiyat dergisinde, 1900-1901'de Servet-i Fünun'da yayımlandı. Kaynak, Ömer Naci'nin Mustafa Kemal ile birlikte Osmanlı Hürriyet Cemiyeti içinde yer aldığını ve yakalanacağını anlayınca Avrupa'ya kaçtığını yazar.

Paris, Tahran ve "İttihat ve Terakki'nin hatibi"

Vikipedi'ye göre 1907'de Paris'e gitti, İttihat ve Terakki'ye katıldı ve "İttihat ve Terakki'nin hatibi olarak şöhret kazandı." Şura-yı Ümmet'te imzasız yazılar yazdı. İran Azerbaycanı'ndaki devrimci faaliyetleri yüzünden Tahran'da hapsedildi ve idama mahkûm edildi; 1908'de Meşrutiyet ilan edildikten sonra Osmanlı hükûmetinin çabasıyla serbest bırakılıp İstanbul'a döndü.

İstanbul'da İttihat ve Terakki'nin yönetim kuruluna kadar yükseldi. Kaynağa göre Bâbıâli Baskını öncesinde halkı Kâmil Paşa hükûmeti aleyhine kışkırtan hatiplerden biriydi ve baskın sırasında yakın arkadaşı Mustafa Necip öldürüldü. Trablusgarp Savaşı'nda gönüllü olarak görev aldı ve 1912 Nisan-Ağustos Meclis-i Mebusanı'na Kırklareli mebusu olarak seçildi.
Ek bilgi
Asım Efendi'nin "askerlik mesleğinde katiyen yükselemez" sözü ile Mustafa Kemal'in "Naci kurmay subay olamadı" yorumu, iki arkadaşın ayrılan yollarını özetler. Mustafa Kemal kurmay subay olarak yetişirken Ömer Naci'nin şöhreti kaynağa göre hatipliğinden geldi.

Kafkasya, İran ve Kerkük

Vikipedi'ye göre Ömer Naci Birinci Dünya Savaşı'nda subay olarak Kafkas Cephesi'nde ve İran'da bulundu; Teşkilât-ı Mahsusa görevlisi olarak baskınlar düzenledi ve çete savaşlarına katıldı. 1916'da Kerkük'te tifüsten öldü. Mezarı Kerkük'teki Osmanlı Subay Şehitliği'ndedir.
Meşrutiyet için çalışan vatanseverleri gösteren dönem görseli
Meşrutiyet için çalışan vatanseverleri gösteren dönem görseliGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Değerlendirme

Ömer Naci'nin adı bugün daha çok Mustafa Kemal'in hatırasındaki yeriyle bilinir. Bu hatıra, bir askerî öğrencinin şiire yönelmesini, bir öğretmenin uyarısını ve "güzel yazmak hevesi"nin sürmesini anlatır. Vikipedi'nin aktardığı iki anlatım ayrıntıda birbirinden ayrılsa da ikisi de aynı sonuca varır: Mustafa Kemal şair olmadı, ama yazıya ve söze duyduğu ilgi Manastır yıllarındaki bu arkadaşlıkla başladı. Manastır Askerî İdadisi'nin bugün müze olan binasında Mustafa Kemal için ayrılmış bölüm de bu yılları hatırlatır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap