Aynı gün kabul edilen üç kanun
3 Mart 1924, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yoğun günlerinden biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu tarihte üç önemli kanun kabul etti. 431 sayılı kanunla halifelik kaldırıldı, 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birleştirildi. Daha az anılan 429 sayılı kanun ise iki bakanlığı birden ortadan kaldırdı: Şer'iye ve Evkaf Vekâleti ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti.Bu yazı, 429 sayılı kanunun özellikle askerî yönünü, yani Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kaldırılarak yerine hükûmetin dışında bir Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti kurulmasını ele alıyor.

Savaş döneminin bakanlığı
Büyük Millet Meclisi Hükûmeti 1920'de kurulduğunda, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti hükûmetin bir üyesiydi. Genelkurmay başkanı, diğer vekiller gibi Meclis tarafından seçiliyor ve Meclis'e karşı sorumlu oluyordu. İlk Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili İsmet (İnönü) Bey'di. 1921'de İsmet Bey'in cepheye geçmesiyle bu görevi Fevzi (Çakmak) Paşa üstlendi. Fevzi Paşa aynı zamanda İcra Vekilleri Heyeti'nin başkanlığını da bir süre yürüttü.Savaş koşullarında bu düzen işlevseldi. Genelkurmay başkanının hükûmet içinde yer alması, askerî kararların siyasi kararlarla hızla uyumlu hale getirilmesini sağlıyordu. Ancak savaş sona erip Cumhuriyet ilan edildikten sonra bu yapı sorgulanmaya başlandı.
Tarih notu
1920: Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'nin kuruluşu.
1921: Fevzi Paşa'nın Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili olması.
3 Mart 1924: 429 sayılı kanun.
1924: Diyanet İşleri Reisliği'nin kuruluşu.
1924 sonbaharı: Bazı komutanların ordudan istifası.
12 Ocak 1944: Fevzi Çakmak'ın emekliye ayrılması.
1921: Fevzi Paşa'nın Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili olması.
3 Mart 1924: 429 sayılı kanun.
1924: Diyanet İşleri Reisliği'nin kuruluşu.
1924 sonbaharı: Bazı komutanların ordudan istifası.
12 Ocak 1944: Fevzi Çakmak'ın emekliye ayrılması.
Ordu ile siyaseti ayırmak
Cumhuriyet'in kurucu kadrosu, ordunun siyasetten uzak tutulması gerektiği görüşündeydi. Mustafa Kemal Paşa, ordu komutanlarının aynı zamanda mebus olmasının sakıncalarını görüyordu. Kurtuluş Savaşı yıllarında pek çok komutan mebus sıfatıyla Meclis'te bulunmuştu. Barış döneminde ise subayların siyasi tartışmaların içinde yer alması, ordunun birliğini ve disiplinini tehlikeye atabilirdi.Genelkurmay başkanının hükûmet üyesi olması, onu kaçınılmaz olarak günlük siyasetin içine çekiyordu. Hükûmet değiştiğinde genelkurmay başkanının da değişmesi, ordunun yönetiminde istikrarsızlığa yol açabilirdi. 429 sayılı kanun bu sakıncayı gidermeyi amaçladı.

Kanunun getirdiği düzen
429 sayılı kanunla Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti kaldırıldı ve yerine Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti kuruldu. Genelkurmay başkanı artık bir vekil değildi, hükûmetin üyesi olarak Meclis'e karşı sorumlu tutulmuyordu. Başvekilin teklifi üzerine Reisicumhur tarafından atanacak, Başvekâlete bağlı olarak görev yapacaktı. Ordunun yönetim ve ikmal işleri ise Müdafaa-i Milliye Vekâleti'ne bırakıldı.Bu düzenleme, genelkurmay başkanını hükûmet değişikliklerinin etkisinden korudu. Genelkurmay başkanı, siyasi kadrolar değişse de görevini sürdürebilecek, orduyu siyasi dalgalanmalardan uzak bir biçimde yönetebilecekti. Bunun en açık örneği, Fevzi Çakmak'ın yirmi yıl boyunca, 1944'e kadar bu görevde kalmasıdır.
Ek bilgi
Aynı kanunla kaldırılan Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin yerine Başvekâlete bağlı Diyanet İşleri Reisliği ile Evkaf Umum Müdürlüğü kuruldu. Diyanet İşleri Reisliği'nin ilk başkanı Rifat (Börekçi) Efendi oldu.
Neden aynı gün?
429 sayılı kanunun halifeliğin kaldırıldığı gün kabul edilmesi rastlantı değildi. Halifeliğin kaldırılması, Cumhuriyet'in en hassas kararlarından biriydi ve bu kararın ordunun desteğiyle, sarsıntısız biçimde uygulanması gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa, halifeliğin kaldırılması konusunda ordu komutanlarıyla önceden görüşmüştü. Şubat 1924'te İzmir'de yapılan harp oyunları sırasında, Fevzi Paşa ve diğer komutanlarla bu meseleyi konuştuğu bilinir.Ordunun yönetiminin hükûmetin dışına alınması ise yeni dönemin kalıcı düzenini kurmaya yönelikti. Halifelik meselesinde olduğu gibi, Cumhuriyet'in kurucu kadroları önemli kurumsal kararları bir arada almayı tercih etti. Böylece Mart 1924'ün ilk günlerinde hem dinî hem eğitim hem de askerî alanda yeni bir düzen kurulmuş oldu.
Kanunun Meclis'teki görüşmeleri, halifelik tartışmalarının gölgesinde geçti. Mebusların dikkati büyük ölçüde halifeliğin kaldırılmasına yöneldiği için, genelkurmay düzenlemesi daha az tartışıldı. Ancak bu düzenlemenin sonuçları, ordunun Cumhuriyet dönemindeki yerini uzun süre belirledi.
Komutanlar ve mebusluk
429 sayılı kanunun açtığı yol, ordu ile siyasetin ayrılması sürecinin ilk adımıydı. 1924 sonbaharında ordu komutanlığı ile mebusluğun birlikte yürütülmemesi yönünde adımlar atıldı. Mebusluğu da bulunan bazı komutanlar, bu durumda iki görevden birini seçmek zorunda kaldı. Kâzım Karabekir Paşa ve Ali Fuat (Cebesoy) Paşa gibi isimler ordudaki görevlerinden ayrılarak Meclis'te kalmayı tercih etti. Bu komutanlar kısa süre sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu.Mustafa Kemal Paşa ise Fevzi Paşa'nın genelkurmay başkanı olarak ordunun başında kalmasını, diğer subayların da siyasetten uzak durmasını istiyordu. Ordu ile siyasetin ayrılması zamanla askerî kanunlara da yansıdı ve subayların siyasi faaliyetleri sınırlandırıldı.

Fevzi Çakmak'ın uzun dönemi
Fevzi Çakmak, 1924'ten 1944'e kadar Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi, yani genelkurmay başkanı olarak görev yaptı. 1922'de Büyük Taarruz'daki başarıları nedeniyle mareşallik rütbesine yükseltilmişti. Görev süresi boyunca Türk ordusunun yeniden düzenlenmesi, eğitimi ve modernleşmesi onun sorumluluğundaydı. Trakya Manevraları gibi büyük tatbikatlar onun döneminde yapıldı. Atatürk'ün vefatından sonra da görevini sürdürdü ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türk ordusunu yönetti.Fevzi Çakmak'ın yirmi yıllık görev süresi, 429 sayılı kanunun amaçladığı istikrarın somut bir sonucudur. Bu süre içinde pek çok hükûmet değişti, ancak genelkurmay başkanlığı makamı aynı kişinin elinde kaldı.
Bir askerî düzenlemenin siyasi anlamı
429 sayılı kanun, halifeliğin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun gölgesinde kalmış olsa da, Cumhuriyet'in kurumsal yapısını belirleyen kararlardan biridir. Kanunun askerî yönü, ordunun siyasetten ayrılması ilkesinin hukuki çerçevesini çizdi. Genelkurmay başkanının hükûmet üyesi olmaktan çıkarılması, ordunun yönetimini günlük siyasi tartışmaların dışına taşıdı.Aynı kanunun hem dinî hem askerî bir bakanlığı kaldırması da dikkat çekicidir. Bu iki düzenleme, ilk bakışta birbirinden bağımsız görünse de ortak bir anlayışı yansıtır: devletin farklı alanlarını yeniden düzenlemek ve her birini hükûmetin günlük siyasi işleyişinden belirli ölçüde ayırmak. Diyanet İşleri Reisliği ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti, Başvekâlete bağlı kurumlar olarak bu yeni düzenin parçaları oldu. 3 Mart 1924'te kabul edilen üç kanun, Cumhuriyet'in kurumsal yapısını birlikte biçimlendirdi.
Dikkat: yanlış bilinen
429 sayılı kanun çoğu zaman yalnızca Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin kaldırılmasıyla anılır. Oysa kanunun adı, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti'ni de açıkça kapsar. Genelkurmay başkanlığının bağlı olduğu makam, sonraki dönemlerde çeşitli kanun değişiklikleriyle yeniden düzenlendi.