Toroslar'ın kapısında bir kasaba
Pozantı, Toros Dağları'nın Çukurova'ya açılan geçitlerinin ağzında kurulmuş küçük bir kasabadır. Gülek Boğazı'na giden yolun ve Anadolu'yu Adana'ya bağlayan demiryolunun üzerinde bulunması, Pozantı'ya Birinci Dünya Savaşı yıllarından beri büyük bir stratejik önem kazandırmıştı. Savaş sırasında Irak ve Suriye cephelerine gönderilen malzemelerin önemli bir bölümü bu güzergâhtan geçmişti. Mondros Mütarekesi'nden sonra Çukurova Fransız işgaline girince, Pozantı işgal altındaki Adana ile Ankara arasındaki en kritik geçiş noktası haline geldi.5 Ağustos 1920'de Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa'nın katılımıyla Pozantı'da toplanan kongre, işgal altındaki Adana vilayetinin yönetimini bu dağ kasabasına taşıdı. Pozantı Kongresi, Güney Cephesi'ndeki millî mücadelenin örgütlenmesinde bir dönüm noktası oldu.

Çukurova'da işgal ve direniş
Mondros Mütarekesi'nin ardından Aralık 1918'de Mersin'e çıkan İtilaf kuvvetleri kısa sürede Çukurova'nın büyük bölümünü denetim altına aldı. Bölgenin yönetimi Fransızlara bırakıldı. Fransız işgal yönetimi, bölgeyi Kilikya adıyla ayrı bir idari birim olarak örgütledi. İşgal, halkın tepkisini çekti ve 1919-1920 yıllarında Çukurova'da yaygın bir silahlı direniş başladı. Kozan, Feke, Saimbeyli ve Osmaniye çevresinde kurulan Kuvâ-yi Milliye birlikleri Fransız garnizonlarını kuşattı.Mayıs 1920'de Fransız birlikleri Pozantı'dan çekilirken Karboğazı'nda Kuvâ-yi Milliye'nin baskınına uğradı. Bu olaydan kısa bir süre sonra Ankara ile Fransa arasında yirmi günlük bir ateşkes imzalandı. Bu ateşkes, Fransa'nın Ankara Hükûmeti'ni muhatap aldığı ilk resmî temas olarak önem taşıyordu. Ancak ateşkesin süresi dolduktan sonra çatışmalar yeniden başladı ve Adana şehri işgal altında kalmaya devam etti.
Tarih notu
Aralık 1918: İtilaf kuvvetlerinin Mersin'e çıkışı.
28 Mayıs 1920: Karboğazı baskını.
5 Ağustos 1920: Pozantı Kongresi.
20 Ekim 1921: Ankara Antlaşması.
5 Ocak 1922: Adana'nın kurtuluşu.
28 Mayıs 1920: Karboğazı baskını.
5 Ağustos 1920: Pozantı Kongresi.
20 Ekim 1921: Ankara Antlaşması.
5 Ocak 1922: Adana'nın kurtuluşu.
Mustafa Kemal Paşa Pozantı'da
Mustafa Kemal Paşa, 5 Ağustos 1920'de Fevzi Paşa ve Bekir Sami Bey ile birlikte Pozantı'ya geldi. Kongreye Adana, Mersin, Kozan ve Cebelibereket milletvekilleri, Ankara, Sivas ve Kayseri'den gelen heyetler, bölgedeki komutanlar ve yörenin önde gelenleri katıldı. Mustafa Kemal Paşa, halk tarafından coşkuyla karşılandı ve kongrenin başkanlığını yaptı.Kongre iki oturum halinde toplandı. Birinci oturumda Çukurova'nın işgalden nasıl kurtarılacağı tartışıldı. Delegeler, bölgedeki direniş için askerî malzeme talep etti. Mustafa Kemal Paşa imkânlar ölçüsünde bu taleplerin karşılanacağını söyledi. Birinci oturumun sonunda Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı ve Yeni Adana gazetesinin sahibi Ahmet Remzi Bey, bölgedeki köylerde yaşanan acı olayları anlattı.

Dağda kurulan vilayet
İkinci oturumda delegeler, Pozantı'nın ayrı bir sancak haline getirilmesini önerdi. Mustafa Kemal Paşa bu öneriyi olumlu karşıladı, ancak daha geniş bir çözüm teklif etti: işgal altındaki Adana'nın vilayet teşkilatı Pozantı'da yeniden kurulacak, bölgedeki bütün kaza ve nahiyeler buradan tek elden yönetilecekti. Bu teklif oybirliğiyle kabul edildi.Mustafa Kemal Paşa, vilayetin yöneticilerinin Ankara'dan atanması yerine kongre tarafından seçilmesini istedi. Delegelerden bir heyet oluşturulacak, bu heyet vilayetin mülkî amirlerinin listesini hazırlayacak ve liste genel kurulun oyuna sunulacaktı. Bu yöntemle Mersin milletvekili İsmail Safa (Özler) Bey vali vekili seçildi ve Adana vilayet teşkilatı Pozantı'da kuruldu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin bölge merkezi de Pozantı'ya taşındı.
Ek bilgi
Mustafa Kemal Paşa'nın vali atamak yerine seçim yolunu önermesi, bölgeyi tanımayan bir yöneticinin yerel direnişin düzenini bozabileceği kaygısına dayanıyordu. Seçilen yöneticilerin bölge halkından olması, mücadelenin sahada daha kolay yürütülmesini sağlayacaktı.
Pozantı Beyannamesi
Mustafa Kemal Paşa kongre günü Adana halkına hitaben bir beyanname yayımladı. Osmanlıca kaleme alınan beyannamenin başlığı "Adana Vilâyeti Umûm İslâm Ahalisine" idi. Bugünkü Türkçeyle "Adana vilayetinin bütün Müslüman halkına" anlamına gelir. Beyannamenin giriş cümlesi bugünkü dille şöyle ifade edilebilir: "Büyük Millet Meclisi adına cepheleri ziyaret ederek Meclisin sevgi dolu teşekkürlerini değerli mücahitlerimize iletmekle görevli heyetimizin, Adana vilayeti halkı ile temas kurmaktan duyduğu sevinç çok büyüktür."Beyanname, Adana halkının işgale karşı gösterdiği direnişi bütün Anadolu için bir vatanseverlik örneği olarak niteliyor, düşmanın Büyük Millet Meclisi önderliğinde yurttan çıkarılacağına duyulan inancı dile getiriyordu. Metin, Mustafa Kemal Paşa'nın 1920 yazında Anadolu halkına seslenirken kullandığı dilin ve vurguların önemli bir örneğidir.

Kongreye katılanlar
Kongreye katılanlar arasında bölgenin Meclis'teki temsilcileri önemli bir yer tutuyordu. Adana milletvekilleri arasında Divan-ı Harp Reisi Dr. Eşref Bey, Zekai Bey ve Abdullah Bey bulunuyordu. Mersin'i İsmail Safa Bey, Selahattin Bey ve Muhtar Fikri Bey temsil ediyordu. Kozan'dan Dr. Mustafa Bey ve Dr. Fikret Bey, Cebelibereket'ten ise İhsan Bey ve Rasim Bey kongredeydi. Mustafa Kemal Paşa'nın Özel Kalem Müdürü Yahya Hayati Bey de heyetle birlikteydi. Bu kalabalık temsil, kongrenin yalnızca yerel bir toplantı değil, Büyük Millet Meclisi'nin Güney Cephesi'ne verdiği önemi gösteren bir buluşma olduğunu ortaya koyuyordu.Kongrenin ardından
Pozantı'da kurulan vilayet yönetimi, Adana'nın kurtuluşuna kadar Güney Cephesi'ndeki sivil ve askerî faaliyetlerin merkezi oldu. Kaymakamlar ve diğer idari görevliler buradan atandı, Kuvâ-yi Milliye birliklerinin ihtiyaçları buradan karşılanmaya çalışıldı. Sakarya zaferinin ardından Fransa ile 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması, Çukurova'nın tahliyesinin yolunu açtı. Fransız birlikleri 1921 sonu ile 1922 başı arasında bölgeden çekildi ve Adana 5 Ocak 1922'de kurtuldu. Böylece Pozantı'daki geçici vilayet merkezi görevini tamamlamış oldu.Toroslar'da kurulan meşru yönetim
Pozantı Kongresi'nin önemi, işgal altındaki bir vilayetin yönetiminin teslim edilmeyip dağlara taşınmasında yatar. Fransızlar Adana şehrini ellerinde tutuyordu, ama vilayetin meşru yönetimi Ankara'ya bağlı olarak Pozantı'da çalışıyordu. Bu durum, İstanbul Hükûmeti ile işgal kuvvetlerinin bölge üzerindeki yetkisini fiilen tanımamak anlamına geliyordu. Kongrenin bir başka önemli yönü de yöneticilerin bölge temsilcileri tarafından seçilmesidir. Mustafa Kemal Paşa, merkezden atama yerine seçimi önererek yerel direnişin sahiplenilmesini sağlamak istedi. Bu tercih, Millî Mücadele'nin halkın katılımına dayanan karakterini de yansıtıyordu.Pozantı'nın bugün küçük bir ilçe olması, 1920 yazındaki rolünü gölgelememeli. Toroslar'ın kapısındaki bu kasaba, birkaç ay boyunca işgal altındaki koca bir vilayetin kalbi oldu. Karboğazı baskını, yirmi günlük ateşkes ve Pozantı Kongresi, Fransa'nın Ankara'yı muhatap almasına giden yolun ilk taşlarıydı. Bu süreç Ekim 1921'deki Ankara Antlaşması ile sonuçlandı ve Güney Cephesi'nde kalıcı barış sağlandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Pozantı'da Millî Mücadele yıllarında birden fazla toplantı yapıldığı için 5 Ağustos 1920'deki toplantı zaman zaman Birinci Pozantı Kongresi olarak da anılır. Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat katıldığı ve Adana vilayet teşkilatının Pozantı'da kurulmasına karar verilen toplantı budur.