Londra Antlaşması, 15 Temmuz 1840'ta Londra'da Osmanlı Devleti ile İngiltere, Avusturya, Prusya ve Rusya arasında imzalanan ve MısırvalisiMehmed Ali Paşa'nın Osmanlı Devleti'ne karşı elde ettiği kazanımları sınırlamayı amaçlayan antlaşmadır. Antlaşma, Mehmed Ali'ye Mısır'ın kalıtsal yönetimini ve belirli koşullarla Suriye'nin güneyinin ömür boyu yönetimini önerdi; Mehmed Ali'nin bu öneriyi reddetmesi hâlinde ise ona karşı güç kullanılacağını öngördü. Fransa, Mehmed Ali'yi desteklediği için antlaşmanın dışında kaldı. Mehmed Ali'nin öneriyi reddetmesi üzerine, İngiliz, Avusturya ve Osmanlı kuvvetleri Suriye kıyılarına çıkarma yaptı; 3 Kasım 1840'ta Akka bombardımanla ele geçirildi. İbrahimPaşa Suriye'yi boşaltmak zorunda kaldı. Kriz, 1841'de Mehmed Ali'ye Mısır'ın kalıtsal yönetiminin verilmesiyle sona erdi. 3 Kasım 1840'ta Akka'nın bombardımanını gösteren çizimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Joseph C Brettell, mining Engineer. Dosya sayfası
Nizip'ten Londra'ya
24 Haziran 1839'da Nizip'te Osmanlı ordusu, İbrahimPaşa'nın ordusuna yenilmişti. Birkaç hafta içinde II. Mahmud vefat etmiş ve Osmanlı donanmasıMehmed Ali'ye teslim edilmişti. 27 Temmuz 1839'da büyük devletlerin İstanbul'daki elçileri, Osmanlı hükümetine ortak bir nota vererek kendilerine danışılmadan Mehmed Ali ile anlaşma yapılmamasını istediler. Böylece Mısır meselesi, Avrupa'nın büyük devletlerinin ortak meselesi hâline geldi. Sonraki aylarda, sorunun nasıl çözüleceği konusunda Avrupa başkentlerinde yoğun görüşmeler yapıldı.
Fransa'nın tutumu
Görüşmelerde en büyük sorun, Fransa'nın tutumuydu. Fransa, Mehmed Ali'yi Doğu Akdeniz'de kendi etkisini artırabileceği bir müttefik olarak görüyordu. Fransa'da Mehmed Ali'ye karşı büyük bir sempati vardı; Mısır'daki reformlar, Fransız uzmanların katkısıyla yapılmıştı. Fransa, Mehmed Ali'nin Suriye'nin tamamını elinde tutmasını destekliyordu. İngiltere ise, Dışişleri Bakanı Lord Palmerston'un önderliğinde, Mehmed Ali'nin gücünün sınırlandırılmasını istiyordu. Palmerston'un gözünde güçlü bir Mehmed Ali, Osmanlı Devleti'ni zayıflatacak, bu da Rusya'nın bölgede etkisini artırmasına yol açacaktı.
Ek bilgi
Rusya'nın değişen tutumu: 1833'teki Hünkâr İskelesi Antlaşması ile Rusya, Osmanlı Devleti üzerinde güçlü bir etki kazanmıştı. Ancak 1839–1840 krizinde Rusya, İngiltere ile birlikte hareket etmeyi tercih etti. Rusya, böylece İngiltere ile Fransa arasındaki ittifakı bozmayı ve Avrupa'da yalnız kalmaktan kurtulmayı amaçlıyordu. Bu tutum değişikliği, 1841Boğazlar Sözleşmesi'nin de yolunu açtı.
Mehmed Ali'ye, Mısır'ın kalıtsal yönetimi ve Akka paşalığı da denilen Suriye'nin güney kısmının ömür boyu yönetimi önerilecekti.
Mehmed Ali bu öneriyi on gün içinde kabul etmezse, ona yalnızca Mısır'ın kalıtsal yönetimi önerilecekti.
Mehmed Ali bu ikinci öneriyi de belirli bir süre içinde kabul etmezse, padişah bu öneriyi geri çekmekte serbest olacaktı.
Antlaşmayı imzalayan devletler, Mehmed Ali'yi öneriyi kabul etmeye zorlamak için gerekirse güç kullanacaklardı.
Mehmed Ali, Osmanlı donanmasını padişaha geri verecekti.
Akka harekâtını yöneten İngiliz amiral Robert StopfordGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Frederick Richard Say. Dosya sayfası
Mehmed Ali'nin reddi ve Suriye harekâtı
Mehmed Ali, Fransa'nın desteğine güvenerek antlaşmanın önerilerini reddetti. Bunun üzerine İngiliz ve Avusturya donanmaları, Osmanlı kuvvetleriyle birlikte Suriye kıyılarına harekâta başladı. Eylül 1840'ta müttefik kuvvetler Beyrut yakınlarına çıkarma yaptı. Lübnan'daki yerel halkın bir kısmı da İbrahimPaşa'nın yönetimine karşı ayaklandı. Müttefik kuvvetler, Beyrut'u ve Sayda'yı ele geçirdi. 3 Kasım 1840'ta İngiliz amiral Robert Stopford komutasındaki müttefik donanma, Akka'yı bombaladı. Bombardıman sırasında kaledeki cephanelik infilak etti ve büyük kayıplara yol açtı. Akka, aynı gün ele geçirildi. Bu yenilgilerden sonra İbrahim Paşa, Suriye'yi boşaltarak Mısır'a çekildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Fransa ve "Ren krizi": Londra Antlaşması, Fransa'da büyük bir öfkeye yol açtı. Fransa'nın Avrupa'nın dışında bırakılması, Fransız kamuoyunda bir onur meselesi olarak görüldü. Fransız hükümeti savaş hazırlıklarına başladı; Fransa'da Ren nehrinin Fransa'nın doğal sınırı olduğu fikri yeniden canlandı. Bu durum, Almanya'da da güçlü bir milliyetçi tepkiye yol açtı. Sonunda Fransa Başbakanı Adolphe Thiers, Ekim 1840'ta görevden ayrıldı ve Fransa, Mehmed Ali'yi desteklemekten vazgeçti. Böylece bir Doğu meselesi, az kalsın bir Avrupa savaşına yol açacaktı.
Krizin sonu
Kasım 1840'ta İngiliz komutan Charles Napier, İskenderiye'de Mehmed Ali ile bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmayla Mehmed Ali, Suriye'yi boşaltacak ve Osmanlı donanmasını geri verecek; buna karşılık Mısır'ın kalıtsal yönetimi ona bırakılacaktı. 1841'de padişah tarafından çıkarılan fermanlarla bu düzenleme kesinleşti. Mehmed Ali'ye ve soyuna Mısır'ın kalıtsal valiliği verildi. Buna karşılık Mehmed Ali, Osmanlı Devleti'ne yıllık vergi ödemeyi, ordusunun asker sayısını sınırlamayı ve Osmanlı kanunlarını Mısır'da uygulamayı kabul etti. Osmanlı donanması da İstanbul'a geri döndü.
Arşivlerdeki izler
Londra Antlaşması'nın Osmanlı nüshası ve görüşmelere dair belgeler, Osmanlı arşivinde yer alır. Londra'daki İngiltere Ulusal Arşivi'nde ise Lord Palmerston'un yazışmaları ve Suriye harekâtına dair askerî raporlar bulunur. Viyana'daki Avusturya Devlet Arşivi'nde de Avusturya'nın krizdeki rolüne dair belgeler korunur. Bu belgeler, bir Osmanlı iç meselesinin nasıl bir Avrupa krizine dönüştüğünü çok yönlü olarak izlemeyi mümkün kılar. Akka kalesinin deniz cephesi ve müttefik donanmanın 3 Kasım 1840'taki konumuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bineteau, P. (18..-.... ; Géographe et imprimeur). Lithographe Petit, L. (18..?-18.. ; graveur). Graveur. Dosya sayfası
Londra Antlaşması, Osmanlı Devleti'ni Mehmed Ali tehlikesinden kurtardı. Suriye geri alındı, donanma geri döndü ve Mehmed Ali Mısır'la sınırlandırıldı. Ancak bu kurtuluş, Osmanlı'nın kendi gücüyle değil, Avrupa'nın büyük devletlerinin müdahalesiyle sağlandı. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin iç meselelerinin artık Avrupa'nın denge politikalarının bir parçası olduğunu açıkça gösterdi.
Bizce antlaşmanın asıl önemi, ortaya koyduğu yeni düzendedir. 1840'tan sonra Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü, Avrupa'nın büyük devletlerinin ortak bir çıkarı olarak görülmeye başlandı. Bu yaklaşım, 1856Paris Antlaşması'nda resmî bir güvenceye dönüştü. Ancak bu güvence, Avrupa devletlerine Osmanlı'nın iç işlerine karışmak için de bir kapı açtı. Londra Antlaşması, bu çift yönlü ilişkinin ilk somut örneklerinden biriydi.