Cerbe Deniz Muharebesi, Mayıs 1560'ta Tunus kıyısındaki Cerbe (Djerba) adası açıklarında Kaptan-ı derya Piyâle Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ile İspanya'nın önderliğindeki Hristiyan ittifak donanması arasında yapıldı. Osmanlı donanması ittifak filosunu dağıttı; ardından adadaki kale yaklaşık iki aylık bir kuşatmayla alındı. Batı literatürü bu zaferi Osmanlı deniz gücünün Akdeniz'deki belki de doruk noktası olarak niteler. 1560 Cerbe Muharebesi'ni gösteren dönem haritasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Arka plan
Türkçe ve 1538Preveze yenilgisi ve V. Karl'ın 1541Cezayir seferindeki felaketten sonra İspanya ve Venedik, Osmanlıları ve Kuzey Afrika denizcilerini büyük bir tehdit olarak görmeye başladı. Piyâle Paşa1558'de 150 kadırgalık donanmayla Minorka adasına baskın düzenleyip adanın en önemli şehri Ciudadela'yı ele geçirmişti. İspanya Kralı II. Felipe, Papa IV. Paulus'a başvurarak Trablusgarp'ın Turgut Reis'ten geri alınması için yeni bir ittifak donanması kurulmasını istedi.
Donanma Messina'da toplandı ve on dokuz yaşındaki Giovanni Andrea Doria'nın komutasına verildi; ünlü amiral Andrea Doria'nın yeğeniydi. Sicilya genel valisi Medinaceli Dükü Juan de la Cerda sefere katıldı, kara kuvvetlerine Álvaro de Sande komuta ediyordu. Donanma önce Malta'ya uğradı ve kötü hava yüzünden iki ay orada kaldı; bu sürede hastalıklardan yaklaşık 2.000 kişi kaybedildi.
Dikkat: yanlış bilinen
İttifak donanmasının büyüklüğü kaynaklarda çok farklıdır. Türk literatürü 100–150 gemi ve yaklaşık 30.000 kara askerinden söz eder. Batı literatürü ise tarihçi William H. Prescott'un Cerbe seferini anlatan kaynakların uzlaştırılamayacak kadar çelişkili olduğunu yazdığını belirtir ve tarihçilerin çoğunun donanmayı 50–60 kadırga ile 40–60 küçük gemi olarak kabul ettiğini aktarır. Şövalyelerin resmî tarihçisi Giacomo Bosio 54 kadırga, Fernand Braudel 54 savaş gemisi ve 36 ikmal gemisi verir. Asker sayısı Braudel'de 10.000–12.000'dir; Batı literatürü 20.000'i aşan eski rakamların bir 16. Yüzyıl kadırgasının taşıyabileceği insan sayısı düşünüldüğünde abartılı olduğunu belirtir.
Adanın işgali ve Osmanlı donanmasının hareketi
Susuzluk, hastalık ve beklenmedik bir fırtına yüzünden Trablus hedefinden vazgeçen ittifak kuvvetleri Cerbe'ye yöneldi ve adayı kolayca ele geçirdi. Haçlı donanmasının komutanı adayı hâkimi olan Arap şeyhinden teslim alarak orada güçlü bir kale inşa ettirdi. Araştırmamız, kalenin eski Katalan tahkimatı üzerine kurulduğunu ve bataklık zemin ile kötü malzeme yüzünden kampta salgın çıktığını, hasta düşenler arasında Doria'nın da bulunduğunu gösteriyor.
Piyâle Paşa120 kadırgalık donanmasıyla 28 Mart 1560'ta İstanbul'dan çıktı, 27 Nisan'da Modon'a ulaştı, 8 Mayıs'ta Gozo'ya vardı ve adayı yağmaladıktan sonra Cerbe'ye yöneldi. Araştırmamız, Osmanlı donanmasının 11 Mayıs'ta Cerbe'ye ulaşmasının ittifak birlikleri arasında sürpriz ve panik yarattığını, çünkü Osmanlı donanmasının ancak yaza doğru sefere çıkabileceğinin beklendiğini gösteriyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Tarihlerde de farklar vardır. Türk ve Batı literatürü ittifak kuvvetlerinin Cerbe'ye 7 Mart 1560'ta çıktığını yazarken Bostan, Osmanlı arşiv belgelerine dayanarak adanın 12 Mart 1560'ta (14 Cemâziyelâhir 967) işgal edildiğini belirtir. Türk literatürü Osmanlı donanmasının 86 gemiyle İstanbul'dan çıkıp katılımlarla 120 gemiye ulaştığını yazar; Türk literatürünün iki bahsi de doğrudan 120 gemiden söz eder. Çatışma günü Özcan'da 14 Mayıs, Bostan'da 11 Mayıs'ta başlayıp üç gün süren bir çatışma olarak geçer.
Deniz muharebesi
Karşılıklı top atışlarından sonra Osmanlı donanmasının ikiye ayrılarak yaptığı ustalıklı manevra sayesinde kalabalık ittifak donanması dağıtıldı (14 Mayıs 1560). Araştırmamız, Osmanlı donanmasının Preveze'deki yarım ay biçimli savaş düzenine girdiğini; merkezde Piyâle Paşa'nın, sağ kanatta Kurdoğlu Ahmed Bey'in, sol kanatta Kurdoğlu Mustafa Bey'in bulunduğunu gösteriyor. Özcan, savaşta ünlü denizci Uluç Ali Reis'in (Kılıç Ali Paşa) de bulunduğunu belirtir.
Hasta amiral Doria'nın ani kaçışıyla ittifak donanması dağıldı ve kolay av hâline geldi; yalnızca topları nedeniyle Osmanlıların kaçındığı karaka ve kalyonlar zarar görmeden kurtuldu. Kalenin komutanı Álvaro de Sande, kıyıdan arkebüz ateşiyle kurtulanların kaçışını korudu. 1560 dolaylarına ait Cerbe Kalesi tahkimat planıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: AnonymousBilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Kayıplar kaynaklara göre büyük farklılık gösterir. Özcan, bozgunda "yetmişe yakın geminin batırıldığı, yirmi kadarının da ele geçirildiği rivayet edilir" ifadesini kullanır. Bostan ise Mühimme defterine dayanarak müttefiklerin on dokuz kadırgasına el konulduğunu, yirmi altı barçasının tahrip edildiğini ve on bir kadırganın Cerbe Kalesi'ne sığınmak zorunda kaldığını yazar. Araştırmamız ittifakın 27 kadırga ve bazı küçük gemiler kaybettiğini belirtir; insan kaybını Anderson 18.000, Guilmartin daha temkinli olarak yaklaşık 9.000 olarak verir ve bunların üçte ikisinin kürekçi olduğunu ekliyor. Türk literatürü ise "Haçlı gemilerinin yarısının batırıldığını" yazar. Arşiv belgesine dayanan Bostan'ın rakamları ile Batı literatüründeki 27 kadırga birbirine yakındır.
Cerbe Kalesi kuşatması
Deniz savaşını kaybeden ittifak askerlerinin Cerbe Kalesi'ne sığınması üzerine kale karadan Trablusgarp Beylerbeyi Turgut Paşa'nın kuvvetleri, denizden de donanma tarafından kuşatıldı. Kalede Sande'nin komutasındaki 3.000 asker dahil, denizciler, yardımcı personel, kadınlar ve sivillerle birlikte 5.000'den fazla kişi vardı. Piyâle Paşa'nın teslim teklifini Sande reddetti; Piyâle Paşa da Turgut'a Trablus'tan asker ve top getirmesini emretti ve kaleyi sürekli bombardıman altına aldı.
Bostan ve yaklaşık iki ay süren kuşatmadan sonra İspanyol, İtalyan, Alman ve Malta askerlerinin savunduğu kale 30 Temmuz 1560'ta alındı ve ada Trablusgarp Beylerbeyiliği'ne bağlandı. Araştırmamız, Osmanlıların yenilen İspanyol savunucuların kafataslarıyla Borj el-Jemajem (Kafataslarının Kulesi) adı verilen bir yapı diktiğini ve bunun 19. Yüzyılın sonlarına kadar ayakta kaldığını, yerinde bugün Houmt Souk'taki Borj El Kebir'de küçük bir anıt bulunduğunu gösteriyor. Pîrî Reis'in Kitâb-ı Bahriye'sinde Cerbe körfezi ve adasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Piri Reis. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1558: Piyâle Paşa'nın Minorka baskını. 10 Şubat 1560: İttifak donanması Malta'dan Trablus'a hareket eder (İngilizce kaynak). 7/12 Mart 1560: Cerbe'nin işgali. 28 Mart 1560: Piyâle Paşa İstanbul'dan çıkar. 11–14 Mayıs 1560: Deniz muharebesi. 30 Temmuz 1560: Cerbe Kalesi alınır. 27 Eylül 1560: Donanma İstanbul'a döner. Eylül 1561: Piyâle Paşa Gevherhan Sultan'la evlenir (Bostan).
Dönüş ve sonuçlar
Donanma 27 Eylül 1560'ta İstanbul'a döndü ve donanmadakilere terakki verildi. Habsburg elçisi Busbecq, İstanbul halkının ve sahildeki yalı köşküne gelen padişahın, esirleri, ganimetleri ve ele geçirilen gemileri, özellikle amiral gemisindeki ünlü Hristiyan komutanları seyrettiğini anlatır. Özcan, Piyâle Paşa'nın yaklaşık 4.000 esir getirdiğini yazar; Batı literatürü ise Bosio'ya dayanarak aralarında Sande'nin de bulunduğu yaklaşık 5.000 esirden söz eder. Sande, Busbecq'in çabalarıyla birkaç yıl sonra fidye karşılığında serbest bırakıldı ve 1565'te Malta'nın yardımına gelen kuvvetler arasında yer aldı.
Piyâle Paşa, Şehzade Selim'in kızı Gevherhan Sultan'la evlendirilerek hanedana damat oldu. Özcan, savaşla ilgili en önemli kaynağın, savaşa katılan Tersane kâtiplerinden Zekeriyyâzâde'nin "Ferâh" adlı eseri olduğunu; Piyâle Paşa'nın Nidâî'ye yazdırdığı "Fetihnâme-i Kal'a-i Cerbe"nin de onu tamamladığını belirtir.
Araştırmamız, Osmanlıların zaferi hızla değerlendiremediğini, İspanya'nın sonraki iki yılda donanmasını yeniden kurduğunu ve Osmanlıların ancak beş yıl sonra Malta'ya büyük bir saldırı düzenlediğini öne çıkarıyor. Özcan ise Preveze'yle başlayan Osmanlı üstünlüğünün Cerbe zaferiyle perçinlendiğini yazar. İki değerlendirme birbirini tamamlar: zafer büyüktü, ama kadırga donanmalarının ikmal sınırları onun stratejik sonuçlarını kısıtladı.
Geriye dönüp bakınca Cerbe
Cerbe zaferi, Osmanlı donanmasının Preveze'den sonra Akdeniz'deki üstünlüğünü bir kez daha kanıtladı. İspanyol ağırlıklı müttefik filonun büyük kayıp vermesi, Habsburg İspanyası'nın Kuzey Afrika planlarını yıllarca geri attı. Bize göre bu zafer, Malta'ya giden süreçte Osmanlı'ya aşırı bir özgüven de vermiş olabilir; zaferler ve yenilgiler bu dönemde birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.