İçeriğe geç
Giriş yap
0

Akka Kuşatması (1799): Cezzar Ahmed Paşa, Sidney Smith ve Napolyon'un durduğu kale

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Akka Kuşatması, Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız ordusunun 20 Mart 1799'dan 21 Mayıs 1799'a kadar Suriye kıyısındaki Akka kalesini kuşatması ve başarısız olarak geri çekilmesiyle sonuçlanan muharebedir. Kaleyi Sayda valisi Cezzar Ahmed Paşa savundu; ona İngiliz Kaptanı Sir William Sidney Smith komutasındaki gemiler ve bir Fransız kraliyet yanlısı mühendis olan Antoine de Phélippeaux destek verdi. Akka'nın düşmemesi, Napolyon'un Suriye'deki ilerleyişini durdurdu ve Fransız ordusunu Mısır'a geri dönmeye zorladı. Kuşatma, Napolyon'un kariyerinde kaldırmak zorunda kaldığı ilk büyük kuşatmalardan biri olarak anılır.
8 Mayıs 1799'da Akka surlarındaki gediğin savunulmasını gösteren gravür
8 Mayıs 1799'da Akka surlarındaki gediğin savunulmasını gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Thomas Sutherland. Dosya sayfası

Cezzar Ahmed Paşa

Akka'nın savunucusu Cezzar Ahmed Paşa, Bosna kökenli bir Osmanlı devlet adamıydı. Gençliğinde Mısır'a giderek Memlük beylerinin hizmetine girdi; sert yönetimiyle "cezzar" lakabını aldı. 1775'ten itibaren Sayda valisi olarak Akka'yı merkez edindi ve kaleyi büyük ölçüde onarıp genişletti. Yaptırdığı cami, kervansaray ve hamam bugün de Akka'nın tarihî merkezinde durmaktadır. Cezzar, bölgedeki yerel güçlerle sürekli mücadele eden, İstanbul'a bağlılığını koruyan ama geniş bir özerklikle hareket eden bir vali olarak tanınır. 1804'te ölünceye kadar Akka'yı yönetti.

Kuşatmanın seyri

Fransız ordusu Mart 1799'da Akka önlerine ulaştığında, kuşatma için gereken ağır topları deniz yoluyla getirmeyi planlıyordu. Ancak Sidney Smith'in gemileri, topları taşıyan Fransız gemilerini ele geçirdi ve bu toplar Akka'nın savunmasında kullanıldı. Napolyon, elindeki hafif toplarla surlarda gedik açmaya çalıştı. Kuşatma boyunca Fransızlar birçok kez saldırıya geçti. Phélippeaux, kalenin içinde ikinci bir savunma hattı kurdurarak açılan gediklerin arkasında yeni engeller oluşturdu. Phélippeaux kuşatma sırasında hastalanarak öldü.
Ek bilgi
Tabor Dağı: Kuşatma sürerken Şam'dan gelen bir Osmanlı yardım ordusu Akka'ya doğru ilerledi. 16 Nisan 1799'da Tabor Dağı yakınlarında General Kléber'in birlikleri ve ardından Napolyon'un kendisi bu orduyla çarpıştı ve onu dağıttı. Bu çatışma Fransızlara kısa süreli bir rahatlama sağladı, ama Akka'nın düşmesine yetmedi.

Mayıs saldırıları ve geri çekilme

Mayıs ayının başında Rodos'tan gelen Osmanlı takviye kuvvetleri ve aralarındaki Nizam-ı Cedid birlikleri deniz yoluyla Akka'ya ulaştı. 8 Mayıs 1799'da Fransızlar surlardaki büyük gedikten bir saldırı daha başlattı; savunmacılar bu saldırıyı ağır kayıplar verdirerek püskürttü. Bu olay, İngiliz ressamların ve gravürcülerin daha sonra sıkça işlediği bir sahne oldu. Askerleri arasında veba salgını da baş gösteren Napolyon, kuşatmayı sürdürmenin anlamsız olduğunu gördü. 20–21 Mayıs gecesi Fransız ordusu kuşatmayı kaldırarak Mısır'a doğru geri çekildi.
İngiliz denizci Sir William Sidney Smith'in portresi
İngiliz denizci Sir William Sidney Smith'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: John Eckstein. Dosya sayfası

Napolyon'un sözleri ve hatırası

Napolyon'un sonraki yıllarda Akka'yı, Doğu'daki büyük planlarının kırıldığı yer olarak andığı bilinir. Bu konuda yaygın olarak dolaşan cümlelerin önemli bir kısmı, sürgün yıllarında çevresindekilerin kaydettiği anlatılara dayanır ve kelimesi kelimesine doğruluğu tartışmalıdır. Biz bu nedenle onun ağzından bir cümle aktarmak yerine şu kesin olguyu vurgulamayı tercih ediyoruz: Akka önünde geri dönüş, Napolyon'un Doğu'daki seferinin sonunu başlattı ve birkaç ay sonra ordusunu bırakarak Fransa'ya dönmesine giden yolu açtı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kimin zaferi? İngiliz tarih yazımı Akka savunmasını çoğu zaman Sidney Smith'in başarısı olarak anlatır; Smith bu kuşatmadan sonra İngiltere'de bir kahraman olarak karşılandı. Osmanlı ve Arap kaynaklarında ise savunmanın merkezinde Cezzar Ahmed Paşa ve kalenin Osmanlı garnizonu yer alır. Fransız kaynakları ise başarısızlığı daha çok kuşatma toplarının kaybına ve vebaya bağlar. Belgeleri birlikte okuduğumuzda, Akka'nın kara savunması, deniz desteği ve bir mühendisin savunma hattı bir araya gelmeden kurtulamayacağı görülüyor.

Akka bugün

Akka'nın surları, Cezzar Paşa Camii, kervansaraylar ve Osmanlı dönemi yapıları bugün UNESCO Dünya Mirası listesindeki tarihî kent içinde yer alır. Kentin surlarında XIX. yüzyıldan kalma toplar sergilenir. Kuşatmanın izleri, Fransız askerlerinin gömüldüğü bir mezarlık ve Phélippeaux'nun kurdurduğu iç savunma hattının kalıntılarıyla da görülebilir.
Akka surlarında bugün de duran XIX. yüzyıl topu
Akka surlarında bugün de duran XIX. yüzyıl topuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Almog. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
Şubat 1799: Napolyon Suriye'ye yürür; Arîş alınır.
Mart 1799: Yafa alınır.
20 Mart 1799: Akka kuşatması başlar.
16 Nisan 1799: Tabor Dağı çatışması.
Mayıs 1799: Rodos'tan Osmanlı takviyesi gelir.
8 Mayıs 1799: Gedikteki büyük saldırı püskürtülür.
21 Mayıs 1799: Fransızlar kuşatmayı kaldırır.
1804: Cezzar Ahmed Paşa ölür.

Küçük bir kalede büyük bir dönüş

Akka'nın hikâyesi bize, bir savaşın sonucunun bazen en beklenmedik ayrıntılara bağlı olduğunu gösteriyor. Denizde ele geçirilen birkaç top, bir Fransız mühendisin kendi ülkesinin ordusuna karşı kurduğu iç savunma hattı ve Rodos'tan doğru zamanda gelen takviyeler, Avrupa'nın en başarılı komutanlarından birini geri dönmeye zorladı. Bu sonucu tek bir kahramana bağlamak cazip gelse de belgeler bir ortaklığı anlatıyor.

Bizim için kuşatmanın asıl önemi, Osmanlı Devleti'nin yeni kurduğu ittifakların ilk somut sonucunu vermesidir. İngiliz gemileri ile Osmanlı garnizonunun yan yana savaşması, yalnızca birkaç yıl öncesine kadar düşünülmesi güç bir tabloydu. Akka, aynı zamanda Nizam-ı Cedid birliklerinin ilk sınavlarından biri oldu. Kuşatmanın kazanılması, III. Selim'in reform programına İstanbul'da güç kazandırdı; ama aynı ordunun birkaç yıl sonra İstanbul'da dağıtılacağını kimse öngöremezdi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap