Yeni Saray'ın kuruluşu
Topkapı Sarayı, İstanbul'un tarihî yarımadasının ucunda, Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç'in buluştuğu Sarayburnu'nda yer alır. İngilizce Wikipedia'ya göre inşaatı, İstanbul'un fethinden altı yıl sonra, 1459'da II. Mehmed'in emriyle başladı. Saray, Beyazıt'taki ilk sarayın (Eski Saray, Sarây-ı Atîk-i Âmire) karşısında "Yeni Saray" (Saray-ı Cedîd-i Âmire) olarak anıldı. "Topkapı" adı ise XIX. yüzyılda, sahildeki Top Kapısı'ndan ötürü kullanılmaya başlandı. 1460'lardan 1853'te Dolmabahçe Sarayı'nın tamamlanmasına kadar Osmanlı Devleti'nin yönetim merkezi ve padişahların başlıca ikametgâhı oldu.Türkçe Vikipedi'ye göre saray, Osmanlı tarihinin yaklaşık dört yüz yılı boyunca devletin idare merkezi olarak kullanıldı ve bir dönem içinde 4.000'e yakın insan yaşadı. Kuruluş yıllarında yaklaşık 700.000 metrekarelik bir alana yayılan sarayın bugünkü alanı 80.000 metrekaredir.

Dikkat: yanlış bilinen
Sarayın yapım tarihi kaynaklarda farklı biçimde verilir. İngilizce Wikipedia inşaatın 1459'da başladığını yazar; Türkçe Vikipedi ise Bâb-ı Hümâyûn kitabesindeki hicrî 883 Ramazan (Kasım-Aralık 1478) tarihine dayanarak sarayın 1478'de yaptırıldığını belirtir. Bu iki tarih çelişkili değildir: 1459 inşaatın başlangıcı, Bâbüsselâm için verilen 1468 ve Bâb-ı Hümâyûn kitabesindeki 1478 ise yapının farklı bölümlerinin tamamlanma tarihleridir. Benzer biçimde "Topkapı" adı da sarayın ilk adı değildir ve ancak XIX. yüzyılda yaygınlaşmıştır.
Bizans akropolü üzerinde
Türkçe Vikipedi'ye göre saray, antik Byzantion'un akropolü üzerinde kurulmuştur. Kara tarafından II. Mehmed'in yaptırdığı Sur-ı Sultânî ile, deniz tarafından ise Bizans surlarıyla şehirden ayrılır. Sarayda yapılan arkeolojik çalışmalarda Bizans ve Roma kalıntıları bulunmuştur; ikinci avludaki buluntular saray mutfaklarının önünde sergilenir ve sarayın altında Bizans döneminden kalma bir sarnıç vardır. 1937'deki kazılarda Dîvân-ı Hümâyûn Hazinesi'nin önünde V. yüzyıldan kalma bir bazilika bulundu; bu yapı bilinen kiliselerle eşleştirilemediği için "Saray Bazilikası" olarak anılır. Birinci avludaki Aya İrini Kilisesi ise II. Mehmed döneminden itibaren cephanelik (Cebehane) olarak kullanılmış ve günümüze ulaşmıştır.Birun ve Enderun
Saray, yönetim yeri, eğitim kurumu ve padişahın ikametgâhı olmasına uygun biçimde iki ana bölüme ayrılır: birinci ve ikinci avludaki hizmet yapılarından oluşan Birun (dış saray) ile iç örgütlenmeye ait yapılardan oluşan Enderun (iç saray). Enderun, devşirme kökenli gençlerin yetiştirildiği saray okulunu da barındırıyordu. Burada eğitim alan gençler, sonraki yüzyıllarda devletin vezir, beylerbeyi ve sancakbeyi kadrolarının önemli bir bölümünü oluşturdu.Bâb-ı Hümâyûn ve kitabesi
Sarayın anıtsal girişi, Ayasofya'nın arkasındaki Bâb-ı Hümâyûn'dur (Saltanat Kapısı). Türkçe Vikipedi'ye göre kapının en üstünde Ali bin Yahya Sofi'nin yazdığı celi sülüs hatla Hicr Suresi'nin 45–48. ayetleri yer alır. Altındaki kitabe, kapının "Konstantiniyye'nin fatihi" Sultan Mehmed Han'ın emriyle hicrî 883 yılının Ramazan ayında (Kasım-Aralık 1478) yapıldığını kaydeder. Kitabenin altındaki ve kapının iç yüzündeki II. Mahmud ve Abdülaziz tuğraları, kapının birkaç kez onarıldığını gösterir. Kapının üzerinde II. Mehmed'in kendisi için yaptırdığı köşk biçiminde küçük bir daire vardı; bu bölüm 1866'da yandı. Üst kat, varissiz ölenlerin mallarının yedi yıl emanet tutulduğu Beytülmal (Kapıarası hazinesi) olarak kullanıldı.Tarih notu
Sarayın kronolojisi: 1459 inşaatın başlaması; yaklaşık 1465 ikinci avlunun yapılması; 1468 Bâbüsselâm'ın yapılması; Kasım-Aralık 1478 Bâb-ı Hümâyûn kitabesi; 1509 deprem ve büyük onarımlar; 1524 Bâbüsselâm'ın demir kapısı; 1574 yangını ve Mimar Sinan'ın mutfakları yeniden tasarlaması; 1665 yangın; 1853 Dolmabahçe Sarayı'nın tamamlanması; 1856 sarayın Dolmabahçe'ye taşınması; 3 Nisan 1924 müzeye dönüştürme kararı; 9 Ekim 1924 ziyarete açılış; 1985 İstanbul'un tarihî alanlarının UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesi.
Birinci avlu: Alay Meydanı
Bâb-ı Hümâyûn'dan girilen asimetrik planlı birinci avlu, Türkçe Vikipedi'ye göre halkın belirli günlerde girebildiği ve devlet erkânının at üzerinde geçebildiği tek alandı. Bâb-ı Hümâyûn'u Bâbüsselâm'a bağlayan yaklaşık 300 metrelik ağaçlı yol, padişahların cülus, sefer ve cuma selamlığı alaylarına, elçi alaylarına ve valide sultanların saraya taşınması sırasındaki valide alaylarına sahne oldu. Avluda Aya İrini, darphane binaları, saray hastanesi, fırınlar ve odun ambarları bulunuyordu. Avlunun Bâbüsselâm'a yakın bölümünde, halkın dilekçelerinin toplandığı Kağıt Emini Kulesi ya da Deavi Kasrı adlı küçük bir köşk vardı; her gün Kubbealtı vezirlerinden biri buraya gelerek dava sahiplerini dinler, konuları Dîvân-ı Hümâyûn'a sunardı. II. Abdülhamid döneminde avlunun duvarına taşınan XVI. yüzyıla ait Cellat Çeşmesi de bu bölümdedir.
Bâbüsselâm ve ikinci avlu
Türkçe Vikipedi'ye göre Bâbüsselâm (Orta Kapı) 1468'de II. Mehmed tarafından yaptırıldı. Kanuni döneminde onarılan, iki kuleli ve kesme taştan bu kapı, çağdaşı Avrupa kale kapılarını andırır. Demir kapısı 1524'te İsa bin Mehmed tarafından yapılmıştır. Kapıdan geçilen ikinci avlu, yani Divan Meydanı, yaklaşık 1465'te yapıldı. Kuzeyinde Divan yapısı, güneyinde saray mutfakları yer alır. Osmanlı döneminde avluda tavus kuşları ve ceylanlar dolaşırdı.Kubbealtı, Dîvân-ı Hümâyûn'un toplandığı yerdi. II. Mehmed'den sonra divanın başkanlığını sadrazam üstlendi. Hemen yanındaki Adalet Kulesi, sarayın en yüksek noktası olarak İstanbul'un her yerinden görülebiliyordu. Dîvân-ı Hümâyûn Hazinesi (dış hazine) ise devletin mali işlerinin yürütüldüğü yerdi; vezirlere, elçilere ve saray mensuplarına verilecek kaftanlar, mücevherler ve hediyeler burada saklanır, yeniçerilerin üç ayda bir aldıkları ulufe burada tutulurdu. Bu bina 1928'den beri sarayın silah ve zırh koleksiyonuna ev sahipliği yapar.
Ek bilgi
Saray mutfakları, Türkçe Vikipedi'ye göre Osmanlı'nın en büyük mutfaklarıydı. Sayıları 800'e varan mutfak çalışanı yaklaşık 4.000 kişiye yemek sağlıyordu. Edirne Sarayı mutfaklarından esinlenerek XV. yüzyılda yapılan mutfaklar 1574 yangınında zarar gördü ve Mimar Sinan tarafından yeniden tasarlandı. Bugün mutfaklarda sarayın Çin ve Japon porselen koleksiyonu sergilenir; bu koleksiyon, Çin dışındaki en zengin porselen koleksiyonlarından biri olarak tanınır.
Bâbüssaâde, Arz Odası ve Enderun avlusu
Bâbüssaâde (Saadet Kapısı), üçüncü avluya, yani padişahın özel dünyasına açılırdı. Kapının önünde cülus ve bayram törenleri yapılır, padişah tahtını bu kapının önüne kurdurarak tebrikleri kabul ederdi. Kapının hemen arkasındaki Arz Odası'nda padişah, sadrazamı ve divan üyelerini kabul eder, yabancı elçilerle görüşürdü. Üçüncü avluda Enderun mektebinin koğuşları, Fatih Köşkü olarak anılan ve bugün Hazine olarak kullanılan yapı, III. Ahmed Kütüphanesi, Ağalar Camii ve Hırka-i Saadet Dairesi yer alır. İç hazinede bugün Kaşıkçı Elması ve Topkapı Hançeri gibi eserler sergilenir.Hırka-i Saadet Dairesi, Hz. Muhammed'e ait olduğuna inanılan hırka başta olmak üzere Kutsal Emanetler'in korunduğu bölümdür. Türkçe Vikipedi'ye göre Ramazan ayında padişah ve ailesi tarafından ziyaret edilen bu dairenin bakımına her yıl ayrı bir önem verilirdi; saray padişahlar tarafından terk edildikten sonra da bu nedenle önemini korudu. Kutsal Emanetler'in önemli bir bölümü, Yavuz Sultan Selim'in 1517 Mısır seferinden sonra İstanbul'a getirildi.
Harem ve dördüncü avlu
İngilizce Wikipedia'ya göre padişah ailesinin kadın üyeleri haremde yaşıyordu. Harem, valide sultanın, padişahın eşlerinin, şehzadelerin ve onların hizmetindeki kişilerin yaşadığı yüzlerce odadan oluşan karmaşık bir yapı topluluğudur ve yüzyıllar boyunca eklemelerle büyümüştür. Dördüncü avluda ise Revan Köşkü (1635), Bağdat Köşkü (1639), Sünnet Odası, Sofa Köşkü ve İftariye Kameriyesi gibi IV. Murad ve sonraki padişahlar döneminden kalma köşkler bulunur. Revan ve Bağdat köşkleri, IV. Murad'ın Revan ve Bağdat seferlerinin anısına yaptırılmıştır.
Saraydan müzeye
İngilizce Wikipedia'ya göre XVII. yüzyıldan sonra padişahlar Boğaz kıyısındaki yeni saraylarda daha çok vakit geçirmeye başladı ve Topkapı giderek önemini yitirdi. 1856'da Sultan Abdülmecid sarayı Dolmabahçe'ye taşıdı; Topkapı hazine, kütüphane ve darphane gibi bazı işlevlerini korudu. Türkçe Vikipedi'ye göre sarayın ilk kez bir müze gibi gezdirilmesi Abdülmecid dönemine rastlar: dönemin İngiliz elçisine hazinedeki eşyalar gösterildi. Abdülaziz zamanında ampir üslupta camekânlı vitrinler yaptırıldı ve eserler yabancı ziyaretçilere bu vitrinlerde gösterildi.Saray, 3 Nisan 1924 tarihli kararla İstanbul Âsâr-ı Atîka Müzeleri Müdürlüğü'ne bağlandı ve küçük onarımlardan sonra 9 Ekim 1924'te müze olarak ziyarete açıldı. O tarihte açılan bölümler Kubbealtı, Arz Odası, Mecidiye Köşkü, Hekimbaşı Odası, Mustafa Paşa Köşkü ve Bağdat Köşkü idi. Saray, 1985'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren İstanbul'un tarihî alanlarının başında gelir. Türkçe Vikipedi'ye göre müzeyi 2024 yılında 4 milyon 683 bin 250 kişi ziyaret etti.
Dikkat: yanlış bilinen
Avrupa kaynaklarında saray çoğunlukla "Seraglio" (İtalyanca serraglio) adıyla anılır ve harem hakkındaki Batılı anlatımların önemli bir bölümü, haremi hiç görmemiş yazarların hayal gücüne dayanan oryantalist tasvirlerdir. Osmanlı belgeleri ve saray kayıtları ise haremi, valide sultanın yönetiminde katı bir hiyerarşiye, eğitim düzenine ve maaş sistemine sahip bir saray kurumu olarak gösterir. Bu iki bakış açısı arasındaki farkı akılda tutmak, sarayın gerçek işleyişini anlamak için önemlidir.
Sarayın tarihteki yeri
Topkapı Sarayı, yalnızca bir hükümdar konutu değil, devletin karar organı Dîvân-ı Hümâyûn'un, hazinenin, saray okulunun ve darphanenin aynı surlar içinde toplandığı bir yönetim merkeziydi. Sarayın planı, büyük tek bir bina yerine avlular etrafında dağılmış köşk ve yapılardan oluşur; bu düzen, Türk-İslam saray geleneğinin bahçe ve köşk anlayışını yansıtır. Yüzyıllar içindeki eklemeler sayesinde saray, XV. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar Osmanlı mimarisinin ve süsleme sanatlarının bir örnekler topluluğu hâline gelmiştir.Kaynaklar hakkında
Konu, TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Topkapı Sarayı maddesi, Türkçe Vikipedi'nin Topkapı Sarayı maddesi ve İngilizce Wikipedia'nın Topkapı Palace maddesine dayanır. Yapım tarihleri ve adlandırma konusundaki farklar dikkat kutusunda açıklanmıştır.Kaynaklar
- TDV İslâm Ansiklopedisi, Topkapı Sarayı maddesi (islamansiklopedisi.org.tr)
- Vikipedi, Topkapı Sarayı maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Topkapı Palace maddesi (en.wikipedia.org)