İçeriğe geç
Giriş yap
0

"Yeni Türkiye devleti bir halk devletidir": 13 Ağustos 1923'te ikinci Meclis'in ilk açış konuşması

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt7 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Yeni bir Meclis, yeni bir dönem

1923 baharında Birinci Büyük Millet Meclisi kendi seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. Türkçe Vikipedi'nin 1923 genel seçimleri maddesine göre seçim kararı 1 Nisan 1923'te alındı ve oylama 28 Haziran 1923'te yapıldı. Böylece Kurtuluş Savaşı'nı yöneten ilk Meclis'in yerini, barış döneminin ilk Meclisi aldı. Bu ikinci Meclis'in açılışında Gazi Mustafa Kemal 13 Ağustos 1923'te kürsüye çıktı ve TBMM arşivinde "II. Dönem 1. Yasama Yılını Açış Konuşması" başlığıyla saklanan uzun konuşmasını yaptı.

Konuşmanın tarihi önemlidir: Lozan Antlaşması imzalanmış ama henüz Meclis'te onaylanmamıştı. Mustafa Kemal bunu açıkça söyler: Lozan'da imzalanan antlaşma Meclis'in onayına sunulduğunda "her anlamda hür ve bağımsız olarak mutlu bir çalışma alanına" girileceğini belirtir. Cumhuriyet de henüz ilan edilmemişti; bu, iki buçuk ay sonra, 29 Ekim 1923'te gerçekleşecekti.
1923 seçimlerinde İstanbul'da kullanılan bir oy sandığı
1923 seçimlerinde İstanbul'da kullanılan bir oy sandığıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmeyen. Dosya sayfası
Tarih notu
1 Nisan 1923: Seçimlerin yenilenmesi kararı
28 Haziran 1923: İkinci dönem milletvekili seçimleri
24 Temmuz 1923: Lozan Antlaşması'nın imzası
13 Ağustos 1923: İkinci Meclis'in açış konuşması
23 Ağustos 1923: Lozan Antlaşması'nın TBMM'de onaylanması
29 Ekim 1923: Cumhuriyet'in ilanı

Konuşmanın planı: üç dönem

Mustafa Kemal konuşmanın başında Meclis Başkanlığına yeniden seçilmesinden duyduğu minneti dile getirir ve ilk Meclis'in başkanlığını ve "kahraman ordularımızın başkumandanlığını" yürüttüğünü hatırlatır. Ardından bir yöntem açıklar: savaş yıllarını "başlıca üç dönemde" özetleyecektir. Birincisi Mondros Ateşkesi'nden Büyük Millet Meclisi'nin ve hükümetinin kuruluşuna kadar geçen süre, ikincisi ilk Meclis'in yılları, üçüncüsü de yeni Meclis'in içinde bulunduğu dönemdir. Birinci Dünya Savaşı'ndan ve "çöken ve yok olan Osmanlı İmparatorluğundan" söz etmeyi gereksiz saydığını, bu yüzden sözlerine Mondros'tan başlayacağını söyler.

Bu plan, dört yıl sonra okunacak Nutuk'un da omurgasını önceden haber veren bir anlatıdır. Ancak 1923 konuşması kişisel ayrıntılara girmez; olayları millet ve Meclis ekseninde, birkaç sayfa içinde toplar.

Mondros'tan 23 Nisan'a

Birinci dönemin anlatımı sert bir dille yapılır. Konuşmaya göre ateşkesin imzalanmasından sonra Osmanlı İmparatorluğu "fiilen ve hükmen parçalandı"; İngiliz, Fransız ve İtalyan orduları ülkenin çeşitli bölgelerine girdi, İstanbul ve Boğazlar "düşman kara ve deniz kuvvetlerine gezinti yeri" oldu, Yunan orduları İzmir rıhtımını "kana boyadı". Mustafa Kemal, ateşkesin uygulanmasını gözetleyen yabancı subayların Anadolu'nun uzak köşelerine kadar etkili olduğunu, padişah ve hükümetinin de düşmanlara teslim olduğunu söyler.

Bu karanlık tablonun ardından halkta başlayan uyanışı anlatır: çeşitli adlar altında dernekler kurulmuş, batıda ve doğuda yapılan kongreler genel inancı kuvvetlendirmiş, sonunda Sivas Genel Kongresi bu kuruluşları Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirmiştir. Konuşmaya göre millet, sarayın tutumuna rağmen padişahı ve halifeyi kurtarmak için içtenlikle çalışmış ve seçilen milletvekillerinin Osmanlı kanunlarına göre İstanbul'da toplanmasıyla yetinmiştir. Mustafa Kemal, bu kararın "kararsızlık ve yüzeysel düşünceler" nedeniyle zorunlu hale geldiğini söyler.

Ardından 16 Mart 1920 gelir. Konuşmada İstanbul'un bu tarihteki "feci işgali" ile Osmanlı devletinin hayatına "fiilen son verildiği" ve bunun Anadolu'da çalışanlar için "beklenmeyen bir olay" olmadığı ifade edilir. Sonuç, 23 Nisan 1920'de, konuşmanın yapıldığı salonda Birinci Büyük Millet Meclisi'nin toplanmasıdır.
Lozan Konferansı'ndaki Türk heyeti, 1923
Lozan Konferansı'ndaki Türk heyeti, 1923Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Frank-Henri Jullien. Dosya sayfası

İlk Meclis'in yılları

İkinci dönemin anlatımında Sevr Antlaşması, idam hükümleri, Kuvâ-yi İnzibâtiye ve iç ayaklanmalar yan yana sıralanır. Konuşmaya göre padişah ve düşmanlar Sevr'i kabul ettirmek için ortak önlemler almış, "Anadolu'yu kurtarmak isteyenlere idam hükmü" vermiş, bazı kişileri "Kuvayı İnzibatiye veya Hilâfet Ordusu" adıyla Ankara'nın üzerine göndermiştir. Mustafa Kemal ilk Meclis'in açılış gününde İstanbul'dan yönetilen ayaklanmanın "Ankara'nın sekiz saat uzaklığına kadar" geldiğini, vatanın doğusunun, batısının ve güneyinin düşman ateşi içinde olduğunu söyler.

Konuşma ilk Meclis'i hem savaşı yöneten hem de yeni devletin yapısını kuran bir kurul olarak över. Mudanya'dan sonra başlayan barış görüşmelerindeki zorlukları normal bulduğunu söyler ve gerekçesini şöyle verir: düzeltilecek sorun "dört yıllık değil, dört yüz yıllık bir devrin kötü mirası" idi. Tutanağa göre bu cümle Meclis'te "Doğru" sesleriyle karşılanmıştır.
Dikkat: yanlış bilinen
Lozan Antlaşması'nın imza tarihi kaynaklarda genellikle 24 Temmuz 1923 olarak verilir; Türkçe Vikipedi'nin lozanLozan Antlaşması maddesi de bu tarihi kullanır. Aynı ansiklopedinin 1923 genel seçimleri maddesinde ise "23 Temmuz 1923" yazmaktadır. Antlaşmanın Beau-Rivage Palace'ta imzalandığı gün olarak yaygın kabul edilen tarih 24 Temmuz'dur; 23 Temmuz kaydı bu maddeye özgü bir farklılıktır.

Lozan'ın bilançosu

Konuşmanın en somut bölümü Lozan'da elde edilenlerin sayıldığı kısımdır. Mustafa Kemal'e göre "doğuda Trabzon'u, güneyde Adana'yı" içine alacak bir Ermenistan'dan eser kalmamış, 1877 savaşında kaybedilen Kars, Ardahan ve Artvin yeniden Türk bayrağı altına alınmış, Karadeniz kıyısında kurulmak istenen Pontus hükümeti ortadan kalkmıştır. Güneyde ülkeyi etki alanlarına bölme ümitleri kırılmış, Adana kurtarılmıştır. Batıda İzmir, Bursa, Doğu Trakya, Edirne ve İstanbul "düşman boyunduruğundan" kurtarılmıştır.

Bu sayımın sonunda gelen cümle, kapitülasyonların kaldırılmasına işaret eder: Türkiye'yi "diğer uygar uluslar düzeyinden geride bıraktıran adli, politik, ekonomik ve mali zincirler" kırılmıştır. Hemen arkasından bir uyarı gelir: kazanılan zaferler ilerleme ve uygarlık yolunu açmıştır, "yoksa ilerleme ve uygarlaşmaya henüz ulaşmış değiliz."

Barış döneminin önceliği: güvenlik ve ordu

Mustafa Kemal barış döneminin işlerini sıralarken "ilk aklıma gelen önemli nokta güvenlik sorunudur" der. Ülkenin herhangi bir köşesinde asayişi bozmaya yeltenenlerin "devletin bütün kuvvetlerini karşılarında bulmaları" gerektiğini söyler. Ordunun bağımsızlığın koruyucusu olduğunu vurgular ve şu uyarıyı yapar: eriştikleri barışın "sonsuz barış olacağına inanmak, kesinlikle safdillik olur." Gerekçe yine geçmiş deneyimdir: zayıf olanların haklarına yeterli saygı gösterilmediği "çok acı deneylerle" öğrenilmiştir.

Ardından adli kuralların en kısa sürede düzeltilmesi, bayındırlık, ekonomi ve eğitim işleri gelir. Dış politika için tek bir ilke verir: bütün komşularla ve diğer devletlerle dostça geçinmek ve karşılıklı saygıya dayanan politikayı sürdürmek. Barış dönemine "gerçek bir içtenlikle" girildiğini söyler.
Ek bilgi
Konuşmanın sonunda Mustafa Kemal Meclis'i şehitleri anmaya davet eder. Tutanakta savaş alanında ölenlerin yanında yangınlarda yakılan çocuklar, kadınlar ve yaşlılar, yurtlarını kaybeden aileler ve dönen gaziler sayılır; ardından "Ayakta fatiha okundu" kaydı yer alır.
Lozan Antlaşması'na göre Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarını gösteren harita
Lozan Antlaşması'na göre Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarını gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

"Halkın devletidir"

Konuşmanın en çok bilinen bölümü son paragraflardadır. Mustafa Kemal elde edilen başarıların sırrını yeni devletin yapısında görür ve bunu tek cümleyle özetler: "yeni Türkiye devleti, bir halk devletidir, halkın devletidir. Geçmiş dönemde ise bir kişinin devleti idi, kişilerin devleti idi." Bir ulusun yeryüzünden silinmesi için "Nuh tufanı kadar olağanüstü" olayların gerektiğini, kişilerin ise kendiliğinden düşmeye mahkûm olduğunu söyler.

Bu düşünceyi dünya olaylarıyla destekler. Avusturya, Almanya ve Rusya imparatorluklarının, hatta "dünyanın en tutucu uygarlığına sahip" Çin İmparatorluğunun büyük bir fikir hareketinin vuruşuyla devrildiğini hatırlatır ve yeni Türkiye devletinin de bu fikrin Türkiye'deki "gerçekleştirilebilmiş bir örneği" olduğunu ifade eder. Cumhuriyet kelimesi bu konuşmada henüz bir rejim adı olarak geçmez; ama yönetimin kişiden halka geçtiği fikri açıkça dile getirilir.

Konuşmanın ardından

Türkçe Vikipedi'nin Lozan Antlaşması maddesine göre Türkiye antlaşmayı 23 Ağustos 1923'te, yani bu konuşmadan on gün sonra onayladı. Aynı madde, Yunanistan'ın 25 Ağustos 1923'te, İtalya'nın 12 Mart 1924'te, Japonya'nın 15 Mayıs 1924'te onay verdiğini kaydeder. Konuşmada adı geçen "Lozan Antlaşmasından ayrılan sorunlar"ın en önemlisi Musul'du; bu sorun sonraki yıllarda Milletler Cemiyeti'ne taşınacaktı. Konuşmanın yapıldığı yılın sonbaharında Ankara başkent oldu ve Cumhuriyet ilan edildi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap