Karadeniz'in iki kıyısında iki devlet
Türkiye ile Romanya, Karadeniz'in batı ve güney kıyılarında yer alan, Boğazlar meselesinde ortak çıkarları bulunan iki komşuydu. Romanya'nın dış ticaretinin önemli bir kısmı, Karadeniz'den Boğazlar yoluyla Akdeniz'e açılıyordu. Bu nedenle Boğazların güvenliği ve serbest geçiş rejimi, Bükreş için hayati bir meseleydi. Türkiye için ise Romanya, Balkanlarda istikrarın korunması ve Sovyetler Birliği ile denge kurulması bakımından önemli bir ortaktı.Birinci Dünya Savaşı'nda iki ülke karşı saflarda yer almıştı. Romanya, 1916'da İtilaf Devletleri'nin yanında savaşa girmiş ve Dobruca cephesinde Osmanlı birlikleriyle de karşılaşmıştı. Savaşın ardından Romanya, Trianon ve diğer barış antlaşmalarıyla topraklarını genişletmişti. 1920'lerde ve 1930'ların başında Romanya'nın dış politikası, bu kazanımları korumaya odaklanıyordu. Bu amaçla Fransa'yla yakın ilişkiler kurmuş ve Küçük Antant'ın kurucu üyesi olmuştu.

Tarih notu
Kronoloji: 1916 Romanya'nın İtilaf Devletleri'nin yanında savaşa girmesi; 1920'ler Küçük Antant'ın kuruluşu; 1932 Titulescu'nun Romanya Dışişleri Bakanlığına gelişi; 14 Eylül 1933 Türk-Yunan Samimi Anlaşma Paktı; 17 Ekim 1933 Ankara'da Türk-Rumen dostluk, saldırmazlık, hakem ve uzlaşma antlaşması; 9 Şubat 1934 Atina'da Balkan Paktı'nın imzası; 20 Temmuz 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi.
Nicolae Titulescu: Cenevre'nin parlak diplomatı
Nicolae Titulescu, iki savaş arası dönemin en tanınmış Avrupa diplomatlarından biriydi. Hukukçu kökenliydi; Londra'da büyükelçilik yapmış, 1930 ve 1931'de Milletler Cemiyeti Genel Kurulu'nun başkanlığını üstlenmişti. 1932'de Romanya Dışişleri Bakanı oldu. Titulescu, Avrupa'da kolektif güvenlik anlayışının önde gelen savunucularındandı. Titulescu'nun düşüncesinde küçük ve orta büyüklükteki devletlerin güvenliği, bölgesel ittifaklar ve Milletler Cemiyeti çerçevesinde kurulan karşılıklı güvencelerle sağlanabilirdi.Titulescu, Balkanlarda böyle bir bölgesel güvenlik sisteminin kurulması gerektiğine inanıyordu. Bu sistemin en önemli ayaklarından biri Türkiye'ydi. Türkiye, Balkanlarda ve Karadeniz'de güçlü bir ordusu, istikrarlı bir hükûmeti ve Sovyetler Birliği'yle iyi ilişkileri bulunan bir devletti. Titulescu, Türkiye'yi Balkan güvenlik sisteminin vazgeçilmez bir parçası olarak gördü.
Ankara'daki imza
Titulescu, Ekim 1933'te Ankara'ya geldi. Bu ziyaret, Cumhuriyet'in onuncu yıl dönümü kutlamalarının hemen öncesine denk geliyordu. 17 Ekim 1933'te Türkiye ile Romanya arasında dostluk, saldırmazlık, hakem ve uzlaşma antlaşması imzalandı. Antlaşma, iki ülkenin birbirine saldırmamasını, aralarındaki anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmesini ve uluslararası hukuka saygı göstermesini öngörüyordu. Antlaşmanın hakem ve uzlaşma hükümleri, olası anlaşmazlıkların tarafsız kurullar aracılığıyla çözülmesini sağlıyordu.Titulescu'nun Ankara ziyareti, Atatürk'le de görüşme fırsatı sağladı. Bu görüşmeler, iki devlet adamı arasında karşılıklı bir saygının doğmasına yol açtı. Titulescu, Atatürk'ün liderliğine ve yeni Türkiye'nin dış politikasına büyük bir hayranlık duydu. Sonraki yıllarda Atatürk hakkında yazdığı ve söylediği övgü dolu sözler, Türk kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Ek bilgi
Atatürk'ün Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesi 1934'te Yunan devlet adamı Venizelos'un girişimiyle gündeme geldi. Titulescu da Atatürk'ü Balkanlarda barışın kurucularından biri olarak öven diplomatlar arasındaydı. Bu övgülerin dayanağı, "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine dayanan dış politika ve Balkan Paktı'ndaki rolüydü.
Onuncu yıl kutlamalarının diplomatik vitrini
Titulescu'nun Ankara ziyareti, Cumhuriyet'in onuncu yıl dönümüne hazırlanan başkentte büyük bir ilgiyle karşılandı. Ankara, 1933 sonbaharında yeni binaları, bulvarları ve kamu yapılarıyla on yılda ne kadar değiştiğini yabancı konuklarına göstermeye hazırlanıyordu. Romanya Dışişleri Bakanı'nın bu günlerde şehre gelmesi, Cumhuriyet'in uluslararası saygınlığının arttığını gösteren bir işaret olarak yorumlandı. Ziyaret sırasında düzenlenen resmî yemekler, kabuller ve görüşmeler, Türk basınında geniş yer buldu. Gazeteler, Titulescu'yu Avrupa'nın en etkili diplomatlarından biri olarak tanıttı ve antlaşmayı Türkiye'nin Balkan politikasının yeni bir başarısı olarak sundu.Antlaşmanın imzalanmasından kısa süre sonra, 29 Ekim 1933'te Atatürk, Onuncu Yıl Nutku'nu okudu. Nutukta Türkiye'nin barışçı dış politikasına ve komşularıyla kurduğu iyi ilişkilere dair vurgular da yer alıyordu. Türk-Rumen antlaşması, bu vurguların somut karşılıklarından biri olarak kamuoyunun gündemindeydi.
Balkan Paktı'na giden yol
Türk-Rumen antlaşması, Balkanlarda bölgesel bir güvenlik sisteminin kurulması yolunda atılan önemli adımlardan biriydi. Bir ay önce, 14 Eylül 1933'te, Türkiye ile Yunanistan arasında Samimi Anlaşma Paktı imzalanmıştı. Türkiye, aynı dönemde Yugoslavya'yla da benzer bir antlaşma imzaladı. Bu ikili antlaşmalar, 9 Şubat 1934'te Atina'da imzalanan Balkan Paktı'nın zeminini hazırladı. Balkan Paktı, Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya'nın Balkanlardaki sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almasını öngörüyordu.Kaynaklar
Bulgaristan, toprak taleplerinden vazgeçmediği için pakta katılmadı. Arnavutluk da İtalya'nın etkisi altında olduğu için paktın dışında kaldı. Buna rağmen Balkan Paktı, bölgede barışı korumaya yönelik önemli bir girişim olarak kabul edildi. Titulescu ve Türk Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, paktın kurulmasında başrolü oynayan diplomatlardı.Belge: Türkiye ile Romanya arasında Ankara'da 17 teşrinievvel 1933 tarihinde imzalanan dostluk, ademi tecavüz, hakem ve uzlaşma muahedesinin tasdikina dair kanun — kabul edilen metin — TBMM Kanunlar Dergisi, Kanun No. 2383 · Kanunlar Dergisi Cilt 13. Tarih: 6 Mart 1934.
Montrö'de birlikte
Türk-Rumen yakınlaşmasının bir başka önemli sonucu, 1936'daki Montrö Konferansı'nda görüldü. Türkiye, Lozan'da kabul edilen Boğazlar rejiminin değiştirilmesini ve Boğazlar bölgesini yeniden silahlandırma hakkının tanınmasını istiyordu. Romanya, bu talebi destekleyen ülkeler arasında yer aldı. Titulescu, Montrö'de Türk tezinin uluslararası arenada kabul görmesi için etkin bir çaba gösterdi. 20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini güçlendirdi ve Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin güvenliğini de gözeten bir düzen kurdu.Romanya'nın Montrö'deki desteği, Karadeniz'e kıyısı olan bir devletin Boğazlar meselesinde Türkiye'yle aynı çizgide durmasının önemini gösterdi. Bu destek, iki ülke arasındaki dostluğun somut bir kanıtıydı.
Doğrusu
Türk-Rumen antlaşması bazen Balkan Paktı'yla aynı belge olarak anılır. Oysa 17 Ekim 1933 antlaşması iki ülke arasında imzalanmış ikili bir belgedir; Balkan Paktı ise dört ülkenin 9 Şubat 1934'te Atina'da imzaladığı çok taraflı bir antlaşmadır. İkili antlaşma, çok taraflı paktın hazırlık adımlarından biridir.
Titulescu'nun düşüşü ve sonrası
Titulescu, 1936'da Romanya Dışişleri Bakanlığı'ndan uzaklaştırıldı. Romanya'daki iç siyasi dengeler ve Kral II. Carol'un politikaları, onun kolektif güvenlik çizgisiyle çelişiyordu. Titulescu, sonraki yıllarda sürgünde yaşadı ve 1941'de Fransa'da hayatını kaybetti. Onun düşüşü, Avrupa'da kolektif güvenlik anlayışının zayıflamasıyla aynı döneme denk geldi. 1930'ların sonunda Almanya'nın yükselişi, Balkan Paktı'nın da etkisini yitirmesine yol açtı.Türkiye'de Titulescu'nun adı, Atatürk'e duyduğu hayranlık ve Türk-Rumen dostluğuna katkısıyla saygıyla anılmaya devam etti. Romanya'da da Atatürk'ün adı, iki ülke arasındaki dostluğun sembolü olarak yaşatıldı.