İçeriğe geç
Giriş yap
0

Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937): Cenevre parafından Tahran'daki saraya dörtlü saldırmazlık antlaşması

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
8 Temmuz 1937'de Türkiye, İran, Irak ve Afganistan'ın dışişleri bakanları Tahran'da, Rıza Şah'ın Sadabat adlı sarayında bir araya gelip dörtlü bir saldırmazlık antlaşması imzaladılar. Antlaşma imzalandığı sarayın adıyla Sadabat Paktı olarak anıldı. Atatürk döneminin son büyük dış politika metinlerinden biri olan pakt, 1934'teki Balkan Antantı'nın doğudaki karşılığı olarak görülür. Paktın doğuşunu, maddelerini ve sonrasını sırayla ele alalım.

Neden doğuda bir pakt?

1930'larda İtalya'nın Doğu Akdeniz'deki yayılmacı politikası bölge ülkelerini birbirine yaklaştırdı. İtalya Milletler Cemiyeti kararlarına rağmen Ekim 1935'te Habeşistan'ı işgale başlamıştı. Türkiye bu gelişmeyi kaygıyla izledi ve başta komşuları olmak üzere doğudaki devletlerle bir güvenlik düzeni kurmayı gerekli gördü. Haziran 1930'da bağımsızlığını kazanan Irak da Türkiye ve İran ile ilişkilerini güçlendirmek istiyordu. Temmuz 1931'de Irak Kralı Faysal ve Başbakan Nuri Said Paşa Türkiye'yi ziyaret etti.

Türkiye-İran ilişkileri de bu yıllarda olgunlaşmıştı. Rıza Şah 10 Haziran-6 Temmuz 1934 arasında Türkiye'ye 27 günlük bir ziyaret yaptı. İki lider arasındaki konuşmalarda iletişim dili, Şah'ın bildiği tek yabancı dil olan Türkçeydi. Türkiye, İran ile Afganistan arasındaki sınır anlaşmazlığında hakem de oldu: Fahrettin Altay'ın başkanlığındaki hakemlik sonucunda sorun Kasım 1935'te çözüldü.
Tahran'daki Sadabat Sarayı kompleksinden Beyaz Saray
Tahran'daki Sadabat Sarayı kompleksinden Beyaz SarayGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: ZarlokX. Dosya sayfası

1933 önerisi ve Cenevre parafı

1933'te Irak, Türkiye, İran ve Irak arasında bir saldırmazlık antlaşması önerdi. Türkiye, Irak'ın İngiltere ve Sovyetler Birliği ile ilişkilerini göz önünde tutarak bu iki devletin de antlaşmada yer alması gerektiğini bildirdi. Sovyetler Birliği teklife sıcak baktı ama Afganistan'ın da katılmasını istedi; İngiltere ise teklifi kabul etmedi. İngiltere'nin olmadığı bir antlaşmada Sovyetler Birliği'nin bulunmasının güç dengesizliği yaratacağı düşünüldü ve bu görüş Moskova'ya iletildi. Sovyetler Birliği antlaşmaya katılmasa da engel olmayacağını bildirdi.

2 Ekim 1935'te Cenevre'de Türkiye, İran ve Irak antlaşma maddeleri üzerinde uzlaştı ve metin parafe edildi. Ancak imza hemen gelmedi. Gürbüz bunun iki nedenini sayar: Irak'ın Suudi Arabistan ve Afganistan'ın da antlaşmaya katılması konusundaki ısrarı ve İran ile Irak arasındaki sınır anlaşmazlığının sürmesi. Sonunda Afganistan'ın katılmasına karar verildi; Milletler Cemiyeti üyesi olmayan Suudi arap-yarimadasiArabistan'ın dışarıda kalması fazla önemsenmedi.
Ek bilgi
İran-Irak anlaşmazlığının merkezinde Şattülarap meselesi vardı. Bu sorun Türkiye'nin girişimleri ve Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ın gayretiyle yapılan ikili görüşmelerin ardından 4 Temmuz 1937'de Tahran'da imzalanan antlaşmayla çözüldü. Yani paktın önündeki son engel, imzadan yalnızca dört gün önce kalktı.

Paktın maddeleri

Cumhuriyet gazetesinin 11 Temmuz 1937 tarihli sayısında yayımlanan hükümlere göre taraflar birbirlerinin iç işlerine karışmayacak, ortak sınırların dokunulmazlığına saygı gösterecek ve ortak çıkarlarını ilgilendiren uluslararası uyuşmazlıklarda birbirlerine danışacaklardı. Birbirlerine tek başlarına ya da başka devletlerle birlikte saldırmayacaklar, üçüncü bir devletin saldırısında saldırgana yardım etmeyeceklerdi. Bu son hüküm özellikle Türkiye'nin isteğiyle, Irak üzerindeki İngiliz etkisi düşünülerek eklenmişti.

Saldırıya uğrayan taraf kendini savunacak, ancak durumu derhal Milletler Cemiyeti Konseyi'ne götürecekti. Taraflardan biri pakt dışındaki bir devlete saldırırsa diğerleri paktı sona erdirebilecekti. Anlaşmazlıklar 1928 tarihli Briand-Kellogg Paktı doğrultusunda barışçı yollarla çözülecek, Milletler Cemiyeti Yasası'nın yükümlülükleri bu antlaşmayla sınırlanamayacaktı. Pakt beş yıl geçerli olacak, süre bitmeden altı ay önce feshedilmezse beş yıl daha uzayacaktı.
Dikkat: yanlış bilinen
Yedinci madde kaynaklarda paktın asıl önemli hükmü olarak öne çıkarılır. Bu maddeye göre her taraf, kendi sınırları içinde diğer tarafların kurumlarını yıkmayı, düzenini ve güvenliğini sarsmayı ya da rejimini bozmayı amaçlayan silahlı çetelerin ve örgütlerin kurulmasını ve eyleme geçmesini engellemeyi üstlendi. Bu madde genellikle dönemin sınır bölgelerindeki aşiret isyanlarıyla ilişkilendirir. II. Dünya Savaşı ortamında diğer maddeler işlevsiz kalmış, paktı ayakta tutan bu madde olmuştur.
Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras
Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü ArasGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Konsey, onay ve tepkiler

İmzanın ardından taraflar paktın uygulanmasını izleyecek bir konsey kurmak için protokol imzaladı. Konseyin yılda en az bir kez Cenevre'de toplanmasına ve başkanlığın dışişleri bakanları arasında dönüşümlü olmasına karar verildi. 23 Eylül 1937'deki ilk toplantıda, Milletler Cemiyeti Konseyi'nde Türkiye'den boşalacak üyelik için İran'ın aday gösterilmesi kararlaştırıldı.

Pakt TBMM'de 14 Ocak 1938'de onaylandı. Onay belgeleri 25 Haziran 1938'de Tahran'da değiş tokuş edildi, antlaşma aynı gün yürürlüğe girdi ve 19 Temmuz 1938'de Milletler Cemiyeti antlaşmalar dizisine kaydedildi. İngiltere paktı olumlu karşıladı, Sovyet basını pek hoşnut görünmedi, Fransa'da Türkiye'nin Batı'ya yaklaştığı yorumu yapıldı, Alman basını paktı Türk diplomasisinin bir başarısı olarak gördü.

Farklı bakışlar ve paktın sonu

Paktın doğuşunu anlatırken bazı yabancı özetler farklı aktörlere ağırlık verir. Maddeye göre girişim, Afganistan Kralı Muhammed Zahir Şah'ın Orta Doğu ülkeleriyle daha yakın ilişki politikasının bir parçasıydı. Irak'ta 1936-1937'deki Bekir Sıdkı hükümetinin doğudaki komşularıyla diplomasiye daha açık olması da etkili oldu. Gürbüz ise paktı daha çok Türkiye'nin öncülüğüne bağlar ve Atatürk'ün bölgede barışı koruyarak modernleşmeye kaynak ayırma isteğini öne çıkarır.
Rıza Şah Pehlevi ve Mustafa Kemal Atatürk, 1934
Rıza Şah Pehlevi ve Mustafa Kemal Atatürk, 1934Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
9 Şubat 1934: Balkan Antantı. 10 Haziran-6 Temmuz 1934: Rıza Şah'ın Türkiye ziyareti. Ekim 1935: İtalya'nın Habeşistan'ı işgale başlaması. 2 Ekim 1935: Cenevre'de üçlü parafe. Kasım 1935: Fahrettin Altay'ın hakemliğiyle İran-Afganistan sınır sorununun çözümü. 4 Temmuz 1937: İran-Irak sınır antlaşması. 8 Temmuz 1937: Sadabat Sarayı'nda imza. 23 Eylül 1937: Konseyin ilk toplantısı. 14 Ocak 1938: TBMM onayı. 25 Haziran 1938: Yürürlük. 1943: Beş yıllık otomatik uzama. 1979: İran'ın paktı feshettiğini ima etmesi.
Taraflardan hiçbiri paktı feshetmediği için antlaşma 1943'te kendiliğinden beş yıl daha uzadı. Maddeye göre pakt, dört devletin II. Dünya Savaşı'nın Orta Doğu cephesinde tarafsız kalmasına da katkı sağladı; Irak'ta Raşid Ali el-Geylani hükümetine kadar bu durum sürdü. Paktın hukuki varlığının ise 1979'da İran'daki yeni yönetimin paktı feshettiğini ima etmesine kadar sürdüğü söylenir. Sadabat Paktı bir ittifak değil, ama Türkiye'nin doğu sınırlarını güvenceye alan ve Orta Doğu'da imzalanan ilk dayanışma antlaşması niteliği taşıyan bir saldırmazlık antlaşmasıydı.

Sadabat Paktı, Türkiye'nin 1930'larda komşularıyla güvenlik ilişkilerini nasıl kurmaya çalıştığını gösteren bir örnek. Bir ittifak değil, saldırmazlık antlaşması olması, tarafların sınırlı ama somut bir güvence aradığını anlatıyor. Bizce paktın değeri, bölgedeki ülkelerin sınır sorunlarını çatışma yerine diplomasiyle ele alma iradesini ortaya koymasında. Avrupa'da gerginliklerin arttığı bir dönemde doğu sınırlarını güvenceye almak, Türkiye için akılcı bir tercihti. Paktın sonraki yıllarda etkisini yitirmesi ise bölgesel dengelerin ne kadar hızlı değişebildiğini hatırlatıyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap