Cenevre'nin parlak diplomatı
1930'ların Avrupa'sında Milletler Cemiyeti kürsüsünden en çok dinlenen seslerden biri Romanya Dışişleri Bakanı Nicolae Titulescu'ydu. İki kez Milletler Cemiyeti Genel Kurulu başkanlığına seçilmiş, Avrupa'nın küçük devletlerinin güvenliğini savunan bir hukukçu ve diplomattı. Saldırganlığa karşı ortak güvenlik fikrinin en ateşli savunucularındandı.Titulescu'nun adı Türkiye'nin dış politika tarihinde de önemli bir yer tutar. 1933'te Ankara'da imzalanan Türk-Romen dostluk antlaşmasında, 1934'te kurulan Balkan Antantı'nda ve 1936'daki Montrö görüşmelerinde Türkiye ile birlikte hareket etti. Bu yazıda Titulescu'nun hayatını ve Atatürk Türkiyesi ile kurduğu yakın ilişkiyi anlatıyoruz.

Tarih notu
Kronoloji: 4 Mart 1882 Craiova'da doğum; 1900 Paris'te hukuk öğrenimi ve doktora; 1905 Yaş Üniversitesi'nde hukuk profesörlüğü; 1912 milletvekilliği; 1917 maliye bakanlığı; 1921'den itibaren Milletler Cemiyeti'nde daimi temsilci; 1927-1928 ve 1932-1936 dışişleri bakanlığı; 1930 ve 1931 Milletler Cemiyeti Genel Kurulu başkanlığı; 17 Ekim 1933 Ankara'da Türk-Romen antlaşması; 9 Şubat 1934 Atina'da Balkan Antantı; Temmuz 1936 Montrö; Ağustos 1936 görevden alınma; 17 Mart 1941 Cannes'da ölüm; 1992 naaşının Romanya'ya nakli.
Craiova'dan Paris'e, Paris'ten Cenevre'ye
Nicolae Titulescu, 4 Mart 1882'de Romanya'nın Craiova şehrinde bir avukatın oğlu olarak doğdu. Babasının Titulești'deki çiftliğinde büyüdü; bu köy sonradan onun adını aldı. 1900'de Craiova'daki Carol I Lisesi'ni dereceyle bitirdi ve hukuk okumak için Paris'e gitti. Doktorasını burada tamamladı. 1905'te Romanya'ya dönerek Yaş Üniversitesi'nde hukuk profesörü oldu, 1907'de Bükreş'e taşındı.1912 seçimlerinde Take Ionescu'nun partisinden milletvekili oldu. 1917'de Ion I. C. Brătianu hükûmetinde Maliye Bakanı olarak görev aldı. Birinci Dünya Savaşı'nın son yılında, 1918 yazında Paris'te Take Ionescu ve Octavian Goga gibi isimlerle birlikte Romen Millî Komitesi'ni kurdu ve Romen birliğinin uluslararası kamuoyunda tanınması için çalıştı.
Savaştan sonra 1920-1921'de yeniden Maliye Bakanı oldu. Ardından Londra büyükelçiliğine atandı ve bu görevi aralıklarla 1936'ya kadar sürdürdü. 1921'den itibaren Romanya'nın Milletler Cemiyeti'ndeki daimi temsilcisiydi. 1930 ve 1931'de Genel Kurul başkanlığına seçildi. Bu görevde barışın korunmasını, sınırların istikrarını, büyük ve küçük devletler arasında iyi ilişkileri, bütün milletlerin egemenlik ve eşitliğini savundu.
Revizyonizme karşı ortak cephe
1930'ların başında Avrupa'da Birinci Dünya Savaşı sonrasında çizilen sınırları değiştirmek isteyen revizyonist akımlar güçleniyordu. Romanya, savaş sonrası düzende genişleyen bir devlet olarak bu akımlardan kaygı duyuyordu. Türkiye ise Lozan'da çizilen sınırlarını korumak ve Balkanlar'da barışı güvenceye almak istiyordu. Bu ortak çıkar, iki ülkeyi birbirine yaklaştırdı.Titulescu, Romanya'nın güvenliğinin bölgesel ittifaklarla sağlanabileceğine inanıyordu. Çekoslovakya ve Yugoslavya ile kurulan Küçük Antant'ın yanında, Balkanlar'da da benzer bir yapı kurulmasını istiyordu. Türkiye'nin dışişleri bakanı Tevfik Rüştü Aras ise Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda komşularla dostluk politikası yürütüyordu.

Ek bilgi
17 Ekim 1933'te Ankara'da Türkiye ile Romanya arasında bir dostluk ve saldırmazlık antlaşması imzalandı. Antlaşma Türkiye adına Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, Romanya adına Nicolae Titulescu tarafından imzalandı. Bu antlaşma, birkaç ay sonra kurulacak Balkan Antantı'nın en önemli hazırlık adımlarından biri oldu.
9 Şubat 1934: Balkan Antantı
Ankara antlaşmasının ardından Balkan ülkeleri arasında görüşmeler hızlandı. 9 Şubat 1934'te Atina'da Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında Balkan Antantı imzalandı. Antlaşma, taraf devletlerin Balkanlar'daki sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına alıyordu. Bulgaristan ve Arnavutluk antanta katılmadı.Balkan Antantı, Atatürk'ün dış politikasının en önemli başarılarından biri olarak görülür. Daha on iki yıl önce Anadolu'da savaştığı Yunanistan ile, yüzyıllarca Osmanlı yönetiminde kalmış Balkan devletleriyle birlikte bir güvenlik sistemi kurulmuştu. Titulescu, antantın kuruluşunda Romanya adına belirleyici rol oynayan isimdi ve antantın toplantılarında Türk heyetiyle uyum içinde çalıştı.
Montrö'de Türkiye'nin yanında
1936'da Türkiye, Boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını geri almak için uluslararası bir konferans çağrısı yaptı. Lozan'da Boğazlar bölgesi silahsızlandırılmış ve uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılmıştı. Avrupa'da artan savaş tehlikesi karşısında Türkiye, bu düzenin değiştirilmesini istiyordu.Haziran-Temmuz 1936'da İsviçre'nin Montrö kentinde toplanan konferansa Romanya'yı Titulescu temsil etti. Karadeniz'de kıyısı olan bir devlet olarak Romanya, Boğazlar rejimiyle doğrudan ilgiliydi. Titulescu, Türkiye'nin taleplerini destekleyen tutumuyla konferansın Türkiye lehine sonuçlanmasına katkıda bulundu. 20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye, Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini yeniden kazandı.

Dikkat: yanlış bilinen
Titulescu'nun Montrö'den yalnızca birkaç hafta sonra, Ağustos 1936'da Kral II. Carol tarafından bütün görevlerinden alınması, Romanya iç siyasetindeki değişimlerin sonucuydu. Bu görevden alma Türkiye ile ilişkilerden kaynaklanmıyordu; ancak Balkan Antantı'nın en güçlü savunucularından birinin sahneden çekilmesi, antantın sonraki yıllarda zayıflamasında rol oynadı.
Habeş imparatoru için yükselen ses
Titulescu'nun Milletler Cemiyeti'ndeki en ünlü anlarından biri Haziran 1936'da yaşandı. İtalya'nın işgal ettiği Habeşistan'ın imparatoru Haile Selassie Cenevre'de konuşurken, salondaki bazı İtalyan gazeteciler onu yuhalamaya başladı. Titulescu ayağa fırlayarak bu davranışı sert bir dille kınadı ve gazetecilerin salondan çıkarılmasını istedi. Bu tavır, onun küçük milletlerin haklarını savunmadaki kararlılığının sembolü oldu.Bu olay, Türkiye'nin de o yıllarda savunduğu ortak güvenlik ilkesiyle örtüşüyordu. Türkiye, Habeşistan'ın işgali üzerine İtalya'ya uygulanan yaptırımlara katılmıştı. Titulescu ile Türk diplomatları, Cenevre'de çoğu konuda aynı safta yer aldı.
Sürgün ve ölüm
Ağustos 1936'da Kral II. Carol, Titulescu'yu bütün resmî görevlerinden aldı ve ülkeyi terk etmesini istedi. Önce İsviçre'ye, ardından Fransa'ya yerleşti. Sürgünde konferanslar ve gazete yazılarıyla barışın korunması gerektiğini anlatmaya devam etti; yaklaşan savaşın tehlikesini görüyordu. Kasım 1937'de kısa bir süre Romanya'ya döndü, ama aynı yıl yeniden Fransa'ya gitti.17 Mart 1941'de Cannes'da uzun bir hastalığın ardından öldü. Vasiyetinde Romanya'ya gömülmek istediğini yazmıştı. Bu istek, Romanya'daki rejim değişikliğinden sonra yerine getirilebildi ve naaşı 1992'de Romanya'ya nakledildi. 1935'te Romanya Akademisi'nin asıl üyesi seçilmişti.
Küçük devletlerin büyük diplomatı
Titulescu'nun Türkiye ile ilişkisi, iki savaş arası dönemde küçük ve orta ölçekli devletlerin güvenliklerini nasıl sağlamaya çalıştığını gösteren bir örnek. Büyük güçlerin çatışmaları arasında sıkışan Balkan ülkeleri, birbirleriyle anlaşarak kendi bölgelerinde barışı koruyabileceklerine inandılar. Balkan Antantı bu inancın ürünüydü.Atatürk Türkiyesi bu politikada etkin bir ortaktı. Lozan'da bağımsızlığını kabul ettirmiş bir ülke, artık komşularıyla barış içinde yaşamayı ve bölgesel istikrara katkıda bulunmayı amaçlıyordu. Titulescu gibi bir diplomatın bu amaca ortak olması, Türkiye'nin dış politikasının uluslararası arenada güven kazandığını gösteriyordu.
Antantın ömrü uzun olmadı; İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla etkisini yitirdi. Ama Türk-Romen dostluğu kalıcı oldu. Bugün iki ülkenin NATO içinde müttefik olması, 1930'larda Titulescu ile Türk diplomatlarının attığı adımların uzak bir devamı olarak görülebilir. Montrö'de Türkiye'nin yanında duran bu Romen diplomat, Türk dış politika tarihinin dostları arasında anılmayı hak ediyor.