İçeriğe geç
Giriş yap
0

Harbord Heyeti Sivas'ta (22 Eylül 1919): Amerikan generalle görüşme ve manda raporu

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Paris'ten Anadolu'ya gönderilen heyet

1919 yazında Paris Barış Konferansı'nda Osmanlı topraklarının geleceği konuşulurken Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgede bir manda üstlenip üstlenmeyeceği sorusu masadaydı. Başkan Woodrow Wilson, bu konuda karar vermeden önce sahadan bilgi toplamak istiyordu. Bu amaçla iki ayrı heyet görevlendirildi. Birincisi, Henry King ile Charles Crane'in başkanlık ettiği ve daha çok Suriye, Filistin ve Anadolu'nun batısındaki görüşleri derleyen King-Crane Komisyonu'ydu. İkincisi ise askerî nitelikteydi: Tümgeneral James Guthrie Harbord başkanlığındaki "Amerikan Askerî Heyeti". Resmî adı Ermenistan'a gönderilen bir heyet olarak geçse de görev alanı Doğu Anadolu ile Kafkasya'nın tamamını kapsıyordu.

Harbord, Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa'daki Amerikan Seferi Kuvvetleri'nde General Pershing'in kurmay başkanlığını yapmış, ardından ikmal hizmetlerini yönetmiş bir subaydı. Ekibinde ordu subayları, iktisat ve coğrafya bilen uzmanlar, tercümanlar ve şoförler vardı. Heyet ağustos sonunda İstanbul'a ulaştı ve eylül başında demiryoluyla Anadolu'ya girdi. Yolculuk, Adana ve Halep üzerinden Mardin, Diyarbakır, Harput ve Malatya'ya, oradan Sivas'a ve Erzurum'a, ardından Kars ve Kafkasya'ya uzanan uzun bir güzergâh izledi. Heyetin kafilesi otomobillerden oluşuyordu; bozuk yollar, kırık köprüler ve yakıt sorunu raporda ayrıca anlatılan güçlükler arasındaydı.
Amerikan Askerî Heyeti'nin başkanı General James G. Harbord
Amerikan Askerî Heyeti'nin başkanı General James G. HarbordGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 28 Haziran 1919 Versay Antlaşması'nın imzası; ağustos 1919 King-Crane Komisyonu raporunun hazırlanışı; 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi; eylül 1919 Harbord Heyeti'nin Anadolu yolculuğu; 22 Eylül 1919 Sivas'taki görüşme; 16 Ekim 1919 raporun Paris'e sunulması; 1920 baharı ABD Senatosu'nun Ermenistan mandasını reddetmesi.

Sivas'a varış ve kongrenin hemen ertesi

Harbord Heyeti Sivas'a, kongrenin dağılmasından kısa bir süre sonra geldi. Kongre 11 Eylül'de kapanmış, Heyet-i Temsiliye ise şehirde çalışmayı sürdürüyordu. Ankara'ya geçiş henüz gündemde değildi; Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Damat Ferit hükûmetiyle telgraf başında süren bir mücadelenin içindeydi. Bu sırada Anadolu'ya giren bir Amerikan generalinin şehre uğraması, Heyet-i Temsiliye için hem fırsat hem sınavdı. Fırsattı, çünkü Paris'te konuşulan meseleler hakkında doğrudan bir muhataba Anadolu'nun sesini duyurma imkânı doğuyordu. Sınavdı, çünkü kongrede manda konusu uzun tartışılmış, bazı delegeler Amerikan mandasını bir çıkış yolu olarak görmüş, Mustafa Kemal ise bağımsızlık ilkesinden taviz verilmemesi gerektiğini savunmuştu.

Görüşme 22 Eylül 1919'da yapıldı. Harbord'un raporuna eklenen notlar ve Heyet-i Temsiliye çevresinden aktarılan hatıralar, konuşmanın birkaç saat sürdüğünü ve Mustafa Kemal'in Amerikalı generale hareketin amacını anlatmaya özen gösterdiğini gösterir. Mustafa Kemal, kongrenin kararlarını, milletin bütünlüğüne ve bağımsızlığına dair ilkeleri, İstanbul hükûmetinin İtilaf Devletleri'nin baskısı altında olduğunu ve Anadolu'daki teşkilatın bir isyan değil, millî iradeyi temsil eden bir hareket olduğunu açıkladı. Harbord da Amerikan kamuoyunun bölgedeki Hristiyan halkın durumuna dair kaygılarını dile getirdi.
Kaynaklar
Belge: General Harbord Raporu — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: İsmail KÖSE. Tarih: 16 Ocak 2025.

Görüşmede konuşulanlar

Konuşmanın merkezinde iki konu vardı. Birincisi, Anadolu hareketinin niteliğiydi. Harbord, bunun İttihat ve Terakki'nin devamı olup olmadığını, bir grup subayın kişisel girişimi mi yoksa geniş bir halk desteğine mi sahip olduğunu anlamaya çalışıyordu. Mustafa Kemal, kongreye katılan delegelerin farklı vilayetlerden geldiğini, Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin yerel kökleri bulunduğunu ve hareketin hiçbir partiye bağlı olmadığını vurguladı. İkinci konu, azınlıkların güvenliğiydi. Mustafa Kemal, Hristiyan unsurların can ve mal güvenliğinin sağlanacağını, Heyet-i Temsiliye'nin bu konuda sorumluluk üstlendiğini söyledi.

Manda meselesi doğrudan bir pazarlık olarak gündeme gelmedi. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü sonraki yıllarda "Sivas'ta Amerikan mandası istendi" biçiminde özetler dolaşmıştır. Kongre kararlarında manda kelimesi yer almaz; kongreden Amerikan Senatosu'na gönderilmesi düşünülen bir heyet fikri tartışılmış, ancak uygulamaya konmamıştı. Mustafa Kemal'in Harbord'a anlattığı çerçeve, ülkenin bağımsızlığını koruyarak dış yardımı kabul etmenin mümkün olabileceği, fakat egemenliği sınırlayan bir vesayete razı olunamayacağıydı.
Mustafa Kemal Paşa Sivas Kongresi günlerinde, 1919
Mustafa Kemal Paşa Sivas Kongresi günlerinde, 1919Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Harbord'un raporu, mandanın üstlenilmesi lehine ve aleyhine sıralanan gerekçeleri yan yana koyan bir düzenle yazılmıştır. Lehteki gerekçeler arasında bölgede düzen kurulması ve insani yardım yer alırken, aleyhteki gerekçeler arasında maliyetin yüksekliği, uzun süreli asker bulundurma gerekliliği ve Amerikan kamuoyunun böyle bir yükü kabul etmeyeceği sayılıyordu. Rapor kesin bir tavsiye vermekten kaçınmış, kararı siyasetçilere bırakmıştır.

Raporun Mustafa Kemal portresi

Harbord Heyeti'nin raporu, Mustafa Kemal'i Batılı bir askerî gözlemcinin kaleminden tanıtan ilk ayrıntılı metinlerden biridir. Rapor onu, Gelibolu'da adı duyulmuş, genç, kararlı ve hareketin açık lideri olarak tanımlar. Harbord'un gözleminde Sivas'taki ortam, bir isyancı karargâhından çok düzenli çalışan bir idare merkezine benziyordu: telgraf hatları işliyor, yazışmalar düzenli tutuluyor, yerel yöneticilerle bağlantı sürüyordu. Bu izlenim, Paris'te Anadolu hareketini "birkaç asinin" girişimi olarak gören değerlendirmelerden farklıydı.

Rapor ayrıca Anadolu'nun ekonomik ve sosyal durumuna dair gözlemler içerir. Heyetin geçtiği bölgelerde savaş yıllarının yıkımı, salgın hastalıklar, terk edilmiş köyler, nüfus kayıpları ve ulaşımın çöküşü ayrıntılı biçimde not edilmiştir. Bu gözlemler, Harbord'un mandanın maliyetini neden yüksek bulduğunu da açıklar. Yeniden kuruluş için gereken para, mühendislik, sağlık hizmeti ve güvenlik gücü, Amerika'nın o güne kadar dış dünyada üstlendiği hiçbir görevle kıyaslanamayacak boyuttaydı.

Raporun Washington'daki akıbeti

Harbord, raporunu 16 Ekim 1919'da tamamladı. Ancak raporun Washington'a ulaştığı günlerde siyasi ortam değişmişti. Başkan Wilson, Milletler Cemiyeti sözleşmesini Senato'ya kabul ettirmek için çıktığı yurt içi gezisinde ağır bir felç geçirmiş, yönetimi fiilen dar bir çevreye kalmıştı. Senato'da Cumhuriyetçi çoğunluk, Avrupa ve Yakın Doğu'daki sorumluluklardan uzak durmayı savunuyordu. Versay Antlaşması Senato'dan geçmedi. Ermenistan mandası ise 1920 baharında ayrıca oylanarak reddedildi.

Bu gelişmeler, manda tartışmasını Anadolu'da da kendiliğinden sona erdirdi. Sivas Kongresi'nde manda fikrini savunanlar, Amerika'nın böyle bir yükü almayacağını gördükçe bağımsızlık çizgisine yaklaştı. Harbord'un raporu, hem bu kararın zeminini hazırlayan belgeler arasında hem de Amerikan kamuoyunun Anadolu hakkındaki bilgisini şekillendiren metinler arasında yer aldı.
Doğrusu
Harbord Heyeti zaman zaman King-Crane Komisyonu ile karıştırılır. King-Crane Komisyonu sivillerden oluşmuş, Suriye ve Filistin ağırlıklı çalışmış, İstanbul ve Batı Anadolu'da görüşmeler yapmıştır. Harbord Heyeti ise askerî bir heyettir ve Sivas'ta Mustafa Kemal'le görüşen heyet budur.

Heyet-i Temsiliye'nin diplomasi tecrübesi

Sivas görüşmesi, Heyet-i Temsiliye'nin yabancı bir resmî heyetle yaptığı ilk kapsamlı temaslardan biriydi. Henüz uluslararası tanınırlığı olmayan bir hareketin, bir büyük devletin generaliyle masaya oturması, Anadolu'daki örgütlenmenin dış dünyaya ciddi bir muhatap olarak görünmesine yardım etti. Mustafa Kemal'in bu görüşmede izlediği yol, sonraki yıllarda da sürecekti: Anadolu'nun taleplerini açık ve tutarlı biçimde ifade etmek, azınlıklara dair kaygılara güvence vermek, ama egemenlik konusunda geri adım atmamak.

Görüşmenin bir başka sonucu, Anadolu hareketinin Amerikan basınında daha görünür hale gelmesiydi. Heyetle birlikte seyahat eden gözlemcilerin ve sonradan yazılan hatıraların bir kısmı, Sivas'ta karşılaştıkları idareyi düzenli ve kararlı olarak anlattı. Bu anlatımlar, İstanbul'daki İtilaf temsilcilerinin raporlarıyla çoğu zaman çelişiyordu.

Sivas masasının bıraktığı iz: değerlendirme

Harbord Heyeti, Anadolu'nun geleceği konusunda karar veren bir kurul değildi; yalnızca bilgi toplayan bir askerî heyetti. Buna rağmen 22 Eylül 1919 görüşmesi, Millî Mücadele'nin erken safhasında iki bakımdan önemlidir. Birincisi, Mustafa Kemal'in bağımsızlık ilkesini bir yabancı muhatap karşısında ilk kez bu kadar açık biçimde savunduğu anlardan biridir. İkincisi, raporun mandanın maliyetini ve güçlüklerini ortaya koyması, Amerika'nın bölgeye girmemesi kararını besleyen belgeler arasında yer almıştır. Böylece manda seçeneği, Anadolu'da tartışıldığı kadar Washington'da da kendiliğinden kapanmış, Heyet-i Temsiliye'nin önünde tam bağımsızlık dışında bir yol kalmamıştır.

Görüşme bugün Sivas Kongresi Binası'nın hikâyesinde de yer alır. Kongre salonunun bulunduğu bina, birkaç gün önce delegelerin tartıştığı manda meselesinin, bir Amerikan generalinin sorularıyla yeniden sınandığı yerdir. Bu yönüyle Harbord'un Sivas ziyareti, kongrenin kararlarının dışarıya ilk kez anlatıldığı bir tür sınav olarak okunabilir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap