Osmanlı Devleti'nde sıradan insanlar, haksızlığa uğradıklarını düşündüklerinde doğrudan merkeze, yani Divan-ı Hümayun'a başvurabilirdi. Bir köylü, bir esnaf ya da bir vakıf mütevellisi, dilekçesiyle İstanbul'a gelir ya da dilekçesini gönderir; Divan da bu şikâyete bir hükümle, yani bir emirle cevap verirdi. Bu hükümlerin suretleri, özel defterlere kaydedilirdi. 1742'den itibaren bu kayıtlar eyaletlere göre ayrı ayrı tutulmaya başlandı ve bu defterler ahkâm defterleri adıyla anıldı. Bugün Osmanlı Arşivi'nde korunan bu defterler, taşrada yaşayan insanların gündelik sorunlarını, toprak anlaşmazlıklarını, vergi şikâyetlerini ve yerel yöneticilerle yaşadıkları çatışmaları gösteren eşsiz belgelerdir. Bu yazıda ahkâm defterlerinin ortaya çıkışını, düzenini, içeriğini ve tarih araştırmaları için taşıdığı değeri anlatıyoruz.
Kaynaklar
Belge: Osmanlı Arşivi Rehberi (2017) — T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları no. 147, İstanbul 2017.
Sultan III. Mustafa'nın tuğrasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Mühimmeden şikâyet defterlerine
Divan-ı Hümayun'un toplantılarında görüşülen konular ve alınan kararlar, on altıncı yüzyıldan itibaren mühimme defterlerine kaydediliyordu. Bu defterlerde savaş, diplomasi, eyalet yönetimi ve halkın şikâyetleri gibi farklı konulardaki hükümler bir arada yer alıyordu.
On yedinci yüzyılın ortasında bu düzen değişti. 1649'dan itibaren halkın şikâyetlerine verilen cevaplar, ayrı bir defter serisine kaydedilmeye başlandı. Bu defterlere şikâyet defterleri adı verildi. Mühimme defterleri ise giderek devletin önemli işlerine ayrıldı. Osmanlı Arşivi'nde Atik Şikâyet Defterleri adıyla bilinen seri, 1649 ile 1837 arasına ait iki yüz on üç defterden oluşur.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Şikâyet defterleri serisinin en erken defterlerinin gerçek anlamda şikâyet defteri olup olmadığı tartışmalıdır. Feridun M. Emecen gibi araştırmacılar, ilk defterlerin içeriğinin mühimme defterlerinden kesin çizgilerle ayrılmadığını ve aynı tür hükümlerin her iki seride de bulunabildiğini vurgular. Bu ayrımın bürokraside kesinleşmesi, on yedinci yüzyılın son çeyreğine uzanan bir süreçtir.
1742: eyaletlere göre defterler
On sekizinci yüzyılın ortasında taşradan merkeze gelen şikâyetlerin sayısı büyük ölçüde arttı. Bu artış, kayıtların tek bir seride tutulmasını zorlaştırdı. 1742'de, yani Hicri 1155 yılında, şikâyetlere verilen cevaplar eyaletlere göre ayrı defterlere kaydedilmeye başlandı. Bu yeniliğin, dönemin reisülküttabı, daha sonra sadrazam olacak Koca Ragıb Paşa tarafından getirildiği anlaşılmaktadır.
Osmanlı Arşivi'nde korunan eyalet ahkâm defterlerinin sayısı altı yüzü aşar. En kalabalık seri, yüz seksenden fazla defterle Anadolu ahkâm defterleridir. Bunu seksen beş defterle Rumeli, kırk dokuz defterle Özi ve Silistre, otuz dokuz defterle Karaman serileri izler. Adana, Bosna, Diyarbakır, Halep ve Şam serileri ise dokuzar defterden oluşur.
Defterler, arşivde A.DVNS.AHK koduyla sınıflandırılmıştır. Her serinin kendine özgü bir kodu vardır; örneğin Erzurum ahkâm defterleri A.DVNS.AHK.ER koduyla kayıtlıdır.
Ek bilgi
Ahkâm defterlerinin seri sayıları, farklı yayınlarda birkaç defter farkla verilebilir. Örneğin Anadolu serisi bazı kaynaklarda 185, bazılarında 186 defter olarak, Sivas serisi ise bazı kaynaklarda 26, bazılarında 36 defter olarak geçer. Bu farklar, katalog çalışmalarının farklı aşamalarından ve sayım yöntemlerinden kaynaklanır.
Sultan II. Ahmed'in tuğrasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Defterlerin biçimi ve dili
Ahkâm defterleri, şikâyet defterlerine göre daha dar ve uzun bir biçime sahiptir. Defterlerdeki her kayıt, bir hükmün suretidir. Hüküm, genellikle o bölgedeki kadıya ya da yöneticiye hitap eder; şikâyetin özetini verir ve sorunun şeriata ve kanuna göre çözülmesini emreder.
Kayıtlar, divani ya da kırma adı verilen yazı türleriyle yazılmıştır. Hükümlerin dili, Osmanlı bürokrasisinin kalıplaşmış ifadelerini taşır. Her hükmün başında hitap edilen kişinin unvanı, ardından şikâyetin özeti ve en sonda emir yer alır. Hükmün tarihi, genellikle kaydın sonuna eklenir.
İçerik: taşranın sesi
Ahkâm defterlerindeki hükümler, çok farklı konuları kapsar. Köylülerin, yerel yöneticilerin ya da ayanların fazla vergi istediğine dair şikâyetleri, toprak ve miras anlaşmazlıkları, vakıf gelirleriyle ilgili davalar, borç ve alacak meseleleri, yol ve köprü onarımları, eşkıyalık olayları ve esnaf arasındaki anlaşmazlıklar bu konuların başında gelir.
Bu hükümler, taşrada yaşayan insanların devletle nasıl bir ilişki kurduğunu gösterir. Bir köylünün, kendi köyündeki bir anlaşmazlık için yüzlerce kilometre uzaktaki İstanbul'a başvurabilmesi, Osmanlı'da adalete başvurma yollarının ne kadar geniş olduğunu ortaya koyar. Divan'ın bu şikâyetlere cevap vermesi ise devletin meşruiyetinin adalet dağıtma ilkesine dayandığını gösterir.
Bir örnek: köylü ve mültezim
Ahkâm defterlerinde sık görülen bir şikâyet türü, mültezimlerin, yani vergi toplama hakkını satın alan kişilerin köylülerden fazla vergi almasıdır. Böyle bir şikâyette köylüler, mültezimin kanunda belirtilen miktardan fazla vergi istediğini bildirir. Divan da bölgenin kadısına hitaben bir hüküm yazar; kadıdan durumu incelemesini ve kanuna aykırı alınan vergilerin geri verilmesini emreder. Bu tür hükümler, yerel güç sahipleriyle köylüler arasındaki çatışmaların merkeze nasıl taşındığını gösterir.
Araştırmalardaki yeri
Ahkâm defterleri, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren tarihçilerin giderek daha çok kullandığı kaynaklar arasına girdi. Bu defterler, özellikle yerel tarih, köylü tarihi, vergi tarihi ve hukuk tarihi araştırmaları için önemli bir kaynaktır. İzmir, Erzurum, Trabzon ve Bosna gibi farklı bölgelere ait ahkâm defterleri üzerine çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezi hazırlanmıştır.
Defterlerdeki hükümler, kadı sicilleriyle birlikte okunduğunda daha da zengin bir tablo ortaya çıkar. Kadı sicilleri, şikâyetin yerel düzeydeki seyrini; ahkâm defterleri ise merkezin bu şikâyete verdiği cevabı gösterir. Tuğralı bir Osmanlı belgesiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: The imperial government of the Ottoman Empire. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
16. yüzyıl: Mühimme defterlerinin düzenli tutulması 1649: Şikâyet defterlerinin ayrı bir seri olarak başlaması 1716: Mora ahkâm defterlerinin başlaması 1742: Eyalet ahkâm defterlerinin başlaması 1837: Atik şikâyet defterleri serisinin son kayıtları 1908 sonrası: Ahkâm defterlerinin tutulmasının sona ermesi
Dilekçeden deftere: Osmanlı adaletinin gündelik arşivi
Ahkâm defterleri, Osmanlı Devleti'nin taşrayla kurduğu ilişkinin en somut belgelerinden biridir. Bu defterlerde savaşlar, antlaşmalar ya da saray entrikaları değil, sıradan insanların gündelik sorunları yer alır. Bir köylünün tarlası, bir dulun mirası, bir esnafın borcu ya da bir köyün fazla ödediği vergi, bu defterlerin sayfalarında kayda geçmiştir.
Bu kayıtlar, Osmanlı'da adaletin nasıl işlediğini anlamak için de önemlidir. Halkın doğrudan merkeze başvurabilmesi, devletin kendisini adaletin koruyucusu olarak sunduğu bir siyasi düzenin ürünüydü. Ancak defterler, bu düzenin sınırlarını da gösterir: Aynı şikâyetlerin yıllar içinde tekrar tekrar kaydedilmesi, merkezden gönderilen hükümlerin taşrada her zaman uygulanmadığını düşündürür.
1742'de eyaletlere göre ayrılan defter düzeni, Osmanlı bürokrasisinin artan iş yükü karşısında nasıl yeniden örgütlendiğini de gösterir. Bugün bu defterleri inceleyen tarihçiler, taşranın sesini merkezin kayıtları aracılığıyla duyabilmektedir. Her hüküm, bir insanın haksızlığa karşı çıktığı ve adalet aradığı bir anın izini taşır. Bu izler, imparatorluğun geniş coğrafyasında yaşayan milyonlarca insanın tarihini yazmak için vazgeçilmez bir hazinedir. Defterleri okumak, o insanlara geç de olsa kulak vermek demektir.