İçeriğe geç
Giriş yap
0

Tarhuncu Ahmed Paşa ve 1653 bütçesi: açığı yazıya döken sadrazamın sonu

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Osmanlı maliyesinin tarihinde 1652–1653 yılı özel bir yere sahiptir. Bu yıl, devletin bir yıllık gelir ve giderlerinin ayrıntılı bir hesap cetveli hâlinde hazırlandığı ve bu cetvelin büyük bir açık gösterdiği ilk örneklerden biridir. Bu cetveli hazırlatan kişi, Haziran 1652'de sadrazam olan Tarhuncu Ahmed Paşa'ydı.
Kaynaklar
Belge: TARHUNCU AHMED PAŞA — TDV İslâm Ansiklopedisi maddesi, Müellif: Erol Özvar. Tarih: 2011.
Tarhuncu Ahmed Paşa, mali krizle başa çıkmak için sarayın harcamalarını kısmaya, rüşveti azaltmaya ve gelirleri artırmaya çalıştı. Ancak bu çabalar, saraydaki güçlü çevrelerin tepkisini çekti. Göreve gelişinden dokuz ay sonra, 21 Mart 1653'te idam edildi. Bu yazıda Tarhuncu'nun bütçesini, reform girişimlerini ve sonunu anlatıyoruz.
IV. Mehmed'i gösteren John Young gravürü
IV. Mehmed'i gösteren John Young gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: John Young. Dosya sayfası

Kriz ortamı: 1648–1652

1648'de Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesinden sonra yedi yaşındaki IV. Mehmed padişah oldu. Sonraki yıllarda yönetim, Kösem Sultan, Turhan Sultan, yeniçeri ağaları ve saray ağaları arasında bölündü. Sadrazamlar sık sık değişti; bazıları birkaç ay görevde kalabildi. Girit'te süren Venedik savaşı, büyük bir mali yük oluşturuyordu. Venedik donanması zaman zaman Çanakkale Boğazı'nı abluka altına alıyordu.

Hazinenin durumu kötüydü. Asker maaşları gecikiyor, ödemeler değeri düşürülmüş akçeyle yapılıyordu. 1651'de esnafın vergi yüküne karşı başlattığı bir isyan, İstanbul'da çarşıların kapanmasına neden oldu. Kösem Sultan'ın aynı yıl öldürülmesi, saraydaki güç dengesini değiştirdi ama mali sorunu çözmedi.
Ek bilgi
"Tarhuncu" lakabının, Ahmed Paşa'nın gençliğinde sarayın mutfak ya da bahçe hizmetlerinde tarhun otuyla ilgili bir görevde bulunmasından geldiği rivayet edilir; lakabın kökeni kesin değildir. Kaynaklarda Arnavut asıllı olduğu belirtilen Ahmed Paşa, Mısır valiliği sırasında düzenli vergi toplamasıyla tanınmış ve bu ün onu sadrazamlığa taşımıştır.

Bütçenin hazırlanması

Tarhuncu Ahmed Paşa, göreve gelir gelmez devletin gelir ve giderlerinin çıkarılmasını istedi. Defterdarlık kayıtlarına dayanarak hazırlanan cetvel, hazinenin bir yıllık gelirini ve giderlerini kalem kalem gösteriyordu. Bu cetvel, 20. yüzyılda Ömer Lütfi Barkan tarafından incelenerek yayımlandı ve Osmanlı mali tarihinin en çok kullanılan belgelerinden biri oldu.

Cetvele göre hazinenin yıllık geliri yaklaşık 532 milyon akçe, gideri ise yaklaşık 687 milyon akçe civarındaydı. Aradaki fark, yaklaşık 150 milyon akçelik bir açığa işaret ediyordu. Giderlerin büyük kısmını asker maaşları oluşturuyordu: yeniçeriler, kapıkulu süvarileri, topçular ve kale muhafızları. Bunların yanında saray harcamaları, emekli maaşları ve donanma giderleri de önemli kalemlerdi.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Tarhuncu bütçesindeki rakamlar, farklı yayınlarda küçük farklarla aktarılır. Ayrıca bu cetvel bugünkü anlamda bir bütçe değil, belirli bir dönemin tahminî gelir ve giderlerini gösteren bir hesap cetvelidir. Taşradaki tımar gelirleri ve vakıf gelirleri bu hesabın dışındadır; dolayısıyla cetvel, devletin bütün ekonomisini değil, merkez hazinesinin durumunu yansıtır.

Reform girişimleri

Açığın büyüklüğünü gören Tarhuncu, giderleri azaltmak için bir dizi önlem aldı. Saray harcamalarında kesintiye gitti ve harem ile saray ağalarına yapılan ödemeleri sınırladı. Haksız yere maaş alanları tespit etmek için yoklamalar yaptırdı. Devlet görevlerinin para karşılığı satılmasını önlemeye çalıştı.

Gelirleri artırmak için de yeni yollar aradı. Vergi muafiyetlerini gözden geçirdi, eyaletlerden gelmesi gereken paraların zamanında gönderilmesini istedi. Zengin devlet adamlarından ve saray mensuplarından hazineye katkı talep etti. Bu önlemler, hazineyi kısa sürede rahatlatmaya başladı; ancak saray çevrelerinde güçlü bir muhalefet de doğurdu.
Jacob Enderlin'in 1686 tarihli Osmanlı sadrazamı tasviri
Jacob Enderlin'in 1686 tarihli Osmanlı sadrazamı tasviriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jacob Enderlin. Dosya sayfası

Saraydaki muhalefet ve idam

Tarhuncu'nun kesintileri en çok saray ağalarını, harem çevresini ve görevlerini para ile elde eden devlet adamlarını rahatsız etti. Sadrazamın darphanede akçenin ayarını korumak istemesi ve kolay yollardan para bulmaya karşı çıkması da onu yalnızlaştırdı. Rakipleri, onun padişahın yetkisini sınırladığı ve fazla güç topladığı yönünde söylentiler yaydı.

Mart 1653'te Tarhuncu, Topkapı Sarayı'na çağrıldı ve görevden alındı. Aynı gün, 21 Mart 1653'te sarayda boğdurularak idam edildi. Onun yerine gelen sadrazamlar, mali sorunlar karşısında yine kısa vadeli çözümlere başvurdu.
Ek bilgi
Kâtib Çelebi, Tarhuncu dönemindeki mali tartışmaları yakından izlemiş ve 1653'te yazdığı Düstûru'l-Amel li-Islâhi'l-Halel adlı risalesinde devletin mali durumunu bir insan bedenine benzeterek incelemiştir. Kâtib Çelebi, giderlerin gelirleri aşmasını bedenin hastalığına benzetir ve tedbir olarak harcamaların kısılmasını önerir.

Kâtib Çelebi ve ıslahat risaleleri

Tarhuncu döneminin önemini artıran bir başka gelişme, Kâtib Çelebi'nin bu dönemde kaleme aldığı risaledir. Kâtib Çelebi, sadrazamın talebiyle toplanan bir mecliste mali durumu tartışanlar arasındaydı. Risalesinde, devletin yaşı ve gücüyle ilgili İbn Haldun'dan esinlenen bir teori geliştirerek Osmanlı'nın "duraklama" evresine girdiğini, ancak doğru tedbirlerle bu evrenin uzatılabileceğini savundu.

Bu risale, Osmanlı'da 17. yüzyılda yazılan ıslahat düşüncesinin önemli örneklerinden biridir. Koçi Bey'in risaleleriyle birlikte, Osmanlı yöneticilerinin kendi devletlerinin sorunlarını nasıl gördüklerini anlamak için başvurulan ana metinler arasında yer alır.

Sonraki dönem: Köprülülerin yolu

Tarhuncu'nun ölümünden sonraki üç yıl, istikrarsızlıkla geçti. Sadrazamlar yine sık sık değişti, mali sorunlar çözülmedi ve 1656'da Çınar Vakası adıyla bilinen büyük isyan çıktı. Bu isyandan sonra Turhan Sultan, Köprülü Mehmed Paşa'yı geniş yetkilerle sadrazamlığa getirdi.

Köprülü Mehmed Paşa'nın göreve gelirken istediği güvenceler, Tarhuncu'nun başına gelenlerden çıkarılmış bir ders olarak da okunabilir. Köprülü, saray müdahalesine karşı korunmayı ve kararlarının sorgulanmamasını şart koştu. Bu güvenceler sayesinde, Tarhuncu'nun yarım kalan mali düzenlemelerinin bir kısmını hayata geçirebildi.
Topkapı Sarayı hazinesinde sergilenen değerli kaplar
Topkapı Sarayı hazinesinde sergilenen değerli kaplarGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Gryffindor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1648: IV. Mehmed'in tahta çıkışı
1651: İstanbul esnaf isyanı ve Kösem Sultan'ın öldürülmesi
Haziran 1652: Tarhuncu Ahmed Paşa'nın sadrazamlığa atanması
1652–1653: Gelir-gider cetvelinin hazırlanması
1653: Kâtib Çelebi'nin Düstûru'l-Amel risalesi
21 Mart 1653: Tarhuncu Ahmed Paşa'nın idamı
Mart 1656: Çınar Vakası
Eylül 1656: Köprülü Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı

Rakamlarla konuşan bir sadrazamın yalnızlığı

Tarhuncu Ahmed Paşa'nın hikâyesi, mali gerçekleri açıkça ortaya koymanın siyasi bedelini gösteren bir örnektir. Onun hazırlattığı cetvel, Osmanlı merkez hazinesinin 17. yüzyıl ortasında ne kadar büyük bir açıkla karşı karşıya olduğunu belgeledi. Bu belge sayesinde bugün dönemin mali krizini somut rakamlarla tartışabiliyoruz.

Ancak Tarhuncu'nun önerdiği çözümler, harcamalardan yararlanan güçlü çevrelerin çıkarlarına dokunuyordu. Saray ağaları, harem çevresi ve görevlerini para ile elde eden devlet adamları, sadrazamın kesintilerine karşı birleşti. Dokuz ay süren sadrazamlığı, reformcuların koruma olmadan uzun süre ayakta kalamayacağını gösterdi.

Köprülü Mehmed Paşa'nın 1656'da göreve gelirken istediği geniş yetkiler, bu dersin sonucuydu. Tarhuncu'nun başaramadığını Köprülü, saray müdahalesinden korunarak kısmen başarabildi. Bu açıdan Tarhuncu'nun kısa sadrazamlığı, Köprülüler devrinin habercisi olarak da görülebilir. Onun cetveli ise Osmanlı mali tarihinin en değerli belgelerinden biri olarak kaldı; Kâtib Çelebi'nin risalesiyle birlikte, 17. yüzyıl Osmanlı yöneticilerinin krizi nasıl gördüğünü anlamak için vazgeçilmez bir kaynaktır. Bir hesap cetvelinin, yazdıranın hayatına mal olması, rakamların da siyaset olduğunu açıkça gösterir. Bu ders sonraki yüzyıllarda da geçerliliğini korudu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap