İçeriğe geç
Giriş yap
0

Şam'ın düşüşü (1 Ekim 1918): Yıldırım Ordular Grubu'nun Barada Boğazı'nda kapanan yolu

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Dört yüz yıllık bir şehrin son gecesi

Şam, 1516'da Mercidabık'tan sonra Osmanlı yönetimine girmiş, dört asır boyunca Hac yolunun başlangıç noktası, Suriye'nin idari ve askerî merkezi olmuştu. Birinci Dünya Savaşı'nda burada 4. Ordu'nun karargâhı, Hicaz Demiryolu'nun başlangıç istasyonu ve Filistin cephesinin ikmal düğümü bulunuyordu. 30 Eylül 1918 gecesi şehrin sokaklarından gün boyu çekilen Osmanlı ve Alman kolları geçti. 1 Ekim 1918 sabahı Avustralya hafif süvarileri, Hint süvari tümenleri ve Emir Faysal'ın kuvvetleri şehrin çevresindeki halkayı tamamladı. Şehirde kalan birlikler kısa sürede teslim oldu.

Şam'ın düşüşü, Eylül 1918'in ortasında Filistin'de başlayan büyük İngiliz taarruzunun on iki günde ulaştığı sonuçtur. Bu yazı, Nablus ve Şeria'daki yenilgilerden sonra Şam'a doğru çekilen üç Osmanlı ordusunun son haftasını, Barada Boğazı'nın kapanmasını ve şehrin el değiştirmesini anlatıyor.
30 Eylül 1918'de Barada Boğazı
30 Eylül 1918'de Barada BoğazıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Not stated at source. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 19 Eylül 1918 İngiliz taarruzunun başlaması; 20 Eylül Liman von Sanders'in Nasıra'dan ayrılması; 23 Eylül Liman'ın Şam'a varması; 25 Eylül Taberiye'nin kaybı ve Yıldırım karargâhının Halep'e çekilme emri; 27 Eylül Dera'nın Arap kuvvetlerince alınması; 29 Eylül Mustafa Kemal Paşa'nın 7. Ordu'nun öncüleriyle Kisve'ye varması; 30 Eylül Kevkeb, Kisve ve Barada Boğazı çarpışmaları; 1 Ekim Şam'ın teslimi; 7 Ekim Beyrut, 25 Ekim Halep'in kaybı; 26 Ekim Haritan; 30 Ekim Mondros.

Nablus'tan sonra: Üç ordunun çekilişi

19 Eylül 1918'de başlayan İngiliz taarruzu, Şaron ovasında 8. Ordu cephesini yardı. Atlı birlikler kuzeye dolanarak Yahudiye tepelerindeki 7. ve 8. Ordu'nun gerisine indi. 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa'nın birlikleri Nablus'tan Ürdün Nehri'ne doğru çekilirken Cenin'de ve Beysan'da binlerce asker esir düştü. Ürdün'ün doğusundaki 4. Ordu ise yanından kuşatılmamak için Amman'dan geri çekilmek zorunda kaldı. Bu ordunun bir bölümü, Hicaz Demiryolu'nun Arap kuvvetlerince kesilmesi yüzünden yürüyerek çekildi.

Yıldırım Ordular Grubu Komutanı Liman von Sanders, 20 Eylül sabahı Nasıra'daki karargâhından alelacele ayrılmıştı. Taberiye ve Semah üzerinden Dera'ya, oradan 23 Eylül akşamı Şam'a ulaştı. Şam'da, kuzey Suriye'yi koruyan 2. Ordu'dan şehrin savunmasına gelmesini istedi. Ancak 25 Eylül'de karargâhının Halep'e dönmesini emretti. Taberiye 25 Eylül'de, Dera 27 Eylül'de düştü. Dera'nın kuzeyinde biri 5.000, diğeri 2.000 kişilik iki Osmanlı-Alman kolu Hac yolu boyunca Şam'a doğru çekiliyordu; küçük kol Tafas'ta Arap süvarilerinin saldırısına uğradı.
Ek bilgi
Şam'ı savunmak için 7. Ordu'nun 3. Kolordusu Komutanı Albay İsmet Bey'in (İnönü) emrinde bir kuvvet oluşturulması düşünüldü; 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa'nın (Mersinli) Taberiye Grubu da şehri savunmakla görevlendirildi. Ne var ki dağınık ve ikmalsiz kalan birliklerle büyük bir şehri savunmanın imkânsız olduğu kısa sürede anlaşıldı. Liman von Sanders kalan birliklerin kuzeye, Rayak yönüne çekilmesini emretti.

29 Eylül: Mustafa Kemal Paşa Kisve'de

29 Eylül'de 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa ordusunun öncü birlikleriyle Şam'ın 16 kilometre güneyindeki Kisve'ye ulaştı. Liman von Sanders kendisine yoluna devam ederek Şam'ın kuzeyindeki Rayak'a gitmesini emretti. Mustafa Kemal Paşa'nın 7. Ordusu, bu andan itibaren Suriye'den Halep'e uzanacak düzenli geri çekilişin omurgası olacaktı. Bir hafta önce Filistin'de bir cephe tutan ordu, artık asker toplayarak ve artçı savaşı vererek kuzeye çekilmeye çalışıyordu.

İngiliz tarafında Çöl Atlı Kolordusu komutanı Korgeneral Harry Chauvel, General Allenby'den kaçan orduların kalıntılarını takip edip Şam'ı alma emri almıştı. 4. Süvari Tümeni Dera üzerinden Hac yolu boyunca, Avustralya Atlı Tümeni ile 5. Süvari Tümeni ise Kuneytra üzerinden Şam'a yöneldi. Yol boyunca İrbid'de, Cisr Benat Yakup'ta, Kuneytra'da ve Sasa'da Osmanlı artçıları ile çarpışmalar oldu.
1918'de Şam'da şehir meydanı
1918'de Şam'da şehir meydanıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

30 Eylül: Kevkeb, Kisve ve Barada Boğazı

30 Eylül, Şam'ın son savaş günüydü. Avustralya Atlı Tümeni şehrin güneybatısındaki Kevkeb sırtında bir artçıyı geri attı. Hac yolu boyunca çekilen kollar da Kisve yakınında süvarilerin saldırısına uğradı. Asıl kritik nokta ise Şam'ın kuzeybatısındaki Barada Boğazı'ydı. Şam'dan Beyrut'a ve Rayak üzerinden kuzeye giden yol ile demiryolu bu dar vadiden geçiyordu. Avustralya hafif süvarileri boğaza hâkim yükseltilere çıkarak yoldan geçen kolları ateş altına aldı. Boğazdaki yol kısa sürede araç, hayvan ve insan yığınıyla tıkandı.

Barada Boğazı'nın kapandığını öğrenen birlikler Humus yolundan kuzeye çekilmeye başladı. 146. Alay, 30 Eylül'de Şam'ı terk eden son Osmanlı birliği oldu. Alay Humus yoluyla Rayak'a yürürken Avustralya hafif süvarilerince yolu kesildi; bir tümen komutanı dahil 2.000'i aşkın asker esir düştü ve 146. Alay'ın sancağı alındı. Akşam saatlerinde Avustralya Atlı Tümeni şehrin batısındaki Mezze'de, 5. Süvari Tümeni Kevkeb'de, Arap kuvvetleri şehrin güneyinde mevzi almıştı. Esirler arasında sıtma, grip, tekrarlayan ateş, göz iltihabı ve pellagra yaygındı; Şam'daki hastanelere kısa sürede 8.250 hasta kaldırıldı. Savaşın en ağır yükünü, haftalarca yetersiz erzakla yürüyen bu askerler taşıdı. Liman von Sanders'in hesabıyla değil İngiliz kayıtlarıyla bakıldığında, üç ordudan kuzeye kaçabilenlerin sayısı 17.000'i geçmiyordu ve bunların ancak 4.000 kadarı silah tutabilecek durumdaydı.

1 Ekim: Teslim ve yönetim tartışması

1 Ekim sabahı 3. Hafif Süvari Tugayı, Humus yolunu kesmek ve çekilen kolları izlemek için şehrin içinden geçerek kuzeye ilerledi. Şehirde kalan Osmanlı ve Alman birlikleri, karşılarındaki kuvvetin büyüklüğü karşısında hızla teslim oldu. Aynı gün Emir Faysal'ın kuvvetleri ve Arap birlikleri de şehre girdi. Kısa bir süre Şükrü Paşa (el-Eyyubi) askerî vali olarak ilan edildi, birkaç gün sonra yönetimi Ali Rıza Paşa er-Rikâbî devraldı. Fransız ve İtalyan subayları da kendi ülkelerinin çıkarlarını izlemek için şehre geldi.
Dikkat: yanlış bilinen
Şam'ın kimin tarafından "alındığı" sorusu, savaştan hemen sonra siyasi bir tartışmaya dönüştü. Avustralya birlikleri şehre ilk girenler arasındaydı, ancak Arap yönetiminin ilanı, Sykes-Picot düzenlemesiyle Suriye üzerinde hak iddia eden Fransa'nın tepkisine yol açtı. Allenby 1 Ekim'de Kral Hüseyin'e şehre girildiğini ve 7.000'i aşkın esir alındığını bildirdi. Şam ve çevresinde toplam yaklaşık 20.000 hasta, bitkin ve dağınık Osmanlı askeri esir düştü; 1 Ekim öğleden önce yalnız Şam'da esir alınanların sayısı 12.000'e yaklaşıyordu.
Şam'ın ilk Arap askerî valisi Ali Rıza Paşa er-Rikâbî
Şam'ın ilk Arap askerî valisi Ali Rıza Paşa er-RikâbîGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Şam'dan Halep'e: Kaybedilen şehir, korunan ordu

Şam'ın düşüşü, Osmanlı Devleti'nin Arap vilayetlerindeki dört yüz yıllık varlığının fiilen sona erdiği anlardan biridir. Ancak bu sahneyi yalnızca bir kayıp olarak okumak, aynı günlerde verilen başka bir mücadeleyi gözden kaçırır. Filistin cephesinin çöküşünden sonra üç Osmanlı ordusunun büyük kısmı esir düşmüştü. Geriye kalan birlikleri bir araya getirmek ve kuzeye, Anadolu'nun kapısına kadar düzenli biçimde çekmek, savaşın son haftalarının asıl askerî görevi oldu.

Liman von Sanders'in Şam'ı savunmaktan vazgeçmesi ve kalan birlikleri Rayak'a, oradan Humus ve Halep'e çekmesi bu açıdan zorunlu bir karardı ve birlikler için hayati bir zaman kazandırdı. Mustafa Kemal Paşa'nın 7. Ordusu, Ekim ayı boyunca Halep'e kadar çekildi ve 26 Ekim'de Haritan'da İngiliz süvarisini durdurdu. Mondros Mütarekesi imzalandığında cephe, Halep'in kuzeyinde, bugünkü Türkiye-Suriye sınırına yakın bir hatta bulunuyordu.

Barada Boğazı'nda tıkanan yol, bu çekilişin ne kadar zor koşullarda yapıldığını gösterir. Dar bir vadide yığılan araçlar, hayvanlar ve askerler, savaşın son günlerinde yaşanan yorgunluğun ve dağınıklığın en somut görüntüsüdür. Buna rağmen kuzeye ulaşabilen birlikler, birkaç hafta sonra Anadolu'nun güney sınırının çizilmesinde belirleyici bir rol oynayacaktı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap