İçeriğe geç
Giriş yap
0

Şam'da Süleymaniye Tekkesi: Sinan'ın Barada kıyısındaki eseri, hac durağı ve Vahdeddin'in mezarı

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Şam'ın içinden geçen Barada Nehri'nin kıyısında, kurşun kaplı kubbeleri ve ince minareleriyle İstanbul'u hatırlatan bir külliye yer alır. Bu yapı, Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle Mimar Sinan'ın tasarladığı Süleymaniye Tekkesi'dir; Arapça kaynaklarda "et-Tekiyye es-Süleymaniyye" olarak anılır. 1554'te yapımına başlanan külliye, Şam'dan Mekke'ye giden hac kervanının hazırlandığı şehirde, hacılara ve yolculara hizmet etmek için kurulmuştu. Bu külliyenin hazire bölümünde, son Osmanlı padişahı Vahdeddin'in de mezarı bulunur. Bu yazıda külliyenin yapılışını, Sinan'ın Şam'daki mimari mirasını, hac kervanıyla ilişkisini ve son padişahın burada yatmasının hikâyesini ele alıyoruz.
Şam'daki Süleymaniye Tekkesi'nin hazire bölümü
Şam'daki Süleymaniye Tekkesi'nin hazire bölümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Şam ve hac kervanı

Şam, 1516'da Mercidabık Savaşı'ndan sonra Osmanlı yönetimine geçti. Şehir, Osmanlı döneminde önemini korudu; çünkü Anadolu'dan, Balkanlar'dan ve İstanbul'dan gelen hacılar, Mekke'ye gitmek için burada toplanırdı. Her yıl Şam'dan büyük bir hac kervanı yola çıkardı. Bu kervanın başında, padişahın tayin ettiği emirü'l-hac bulunurdu. Kervan, padişahın Mekke ve Medine'ye gönderdiği hediyeleri, yani surreyi de taşıyabilirdi.

Bu nedenle Şam'da hacıların konaklayacağı, yemek yiyeceği ve ibadet edeceği yapılara ihtiyaç vardı. Kanuni Sultan Süleyman, bu ihtiyacı karşılamak ve aynı zamanda Osmanlı'nın şehirdeki varlığını mimari olarak göstermek için büyük bir külliye yaptırmaya karar verdi.

Baybars'ın sarayının yerinde

Külliyenin yapıldığı yer, Memlük sultanı Baybars'ın 13. yüzyılda yaptırdığı ve siyah beyaz taşlarıyla ünlü Kasrü'l-Ablak sarayının bulunduğu alandı. Bu saray, Osmanlı döneminde harabe hâline gelmişti. Osmanlıların yeni külliyeyi bu sembolik yerde inşa etmesi, Memlük döneminin yerini Osmanlı döneminin aldığını gösteren bir mesaj olarak da yorumlanır.

Sinan'ın planı

Külliyenin planını Mimar Sinan hazırladı. Ancak Sinan'ın bizzat Şam'a gidip gitmediği kesin değildir; inşaat, onun gönderdiği plana göre yerel ustalar tarafından yürütülmüş olabilir. Yapımına 1554'te başlanan külliye, 1559 civarında tamamlandı. Külliyenin merkezinde bir cami yer alır. Caminin iki yanında, yolcuların ve hacıların konakladığı odalar ile bir imaret, yani aşevi bulunur. Bu yapılar, geniş bir avlunun çevresine yerleştirilmiştir.

Külliyenin mimarisi, İstanbul üslubu ile Şam'ın yerel geleneğinin birleşimidir. Kurşun kaplı kubbeler ve kalem biçimli minareler İstanbul'u hatırlatırken, duvarlarda kullanılan siyah beyaz taş sıraları, yani ablak tekniği, Şam'ın Memlük geleneğinden gelir. Bu birleşim, Sinan'ın taşra eserlerinde yerel malzeme ve tekniklere nasıl uyum sağladığını gösterir.
Ek bilgi
Külliyenin yanında, II. Selim döneminde, 1560'larda bir medrese ve çarşı da yapıldı. Bu bölüm, "Selimiye Medresesi" olarak da anılır. Medresenin odaları, sonradan el sanatları atölyelerine ve dükkânlara dönüştürüldü.

İznik çinileri ve Şam çinileri

Külliyenin bazı bölümlerinde, pencere alınlıklarında ve duvarlarda çini süslemeler bulunur. Bu çinilerin bir kısmı İznik'ten getirilmiş, bir kısmı ise Şam'daki yerel atölyelerde yapılmıştır. 16. yüzyılda Şam'da, İznik çinilerinden etkilenen ancak kendine özgü renkleri ve desenleri olan bir çini üretimi gelişmişti. Şam çinilerinde mavi, yeşil ve mor tonları ağır basar.
Şam Süleymaniye Tekkesi'nin hazire bölümünü ziyaret edenler
Şam Süleymaniye Tekkesi'nin hazire bölümünü ziyaret edenlerGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Hazire ve son padişah

Külliyenin avlusunun yanındaki hazire, yani mezarlık, Osmanlı döneminde Şam'da ölen bazı devlet adamlarının, askerlerin ve hacıların gömüldüğü bir yerdi. Bu hazirenin en dikkat çeken mezarı, son Osmanlı padişahı VI. Mehmed Vahdeddin'e aittir.

Vahdeddin, 1922'de saltanatın kaldırılmasından sonra İstanbul'dan bir İngiliz gemisiyle ayrıldı. Önce Malta'ya, ardından Hicaz'a gitti ve sonunda İtalya'daki San Remo'ya yerleşti. 1926'da San Remo'da öldü. Cenazesi, borçları nedeniyle bir süre bekletildi ve ardından Şam'a getirilerek Süleymaniye Tekkesi'nin hazire bölümüne defnedildi. Böylece Osmanlı'nın son padişahı, Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı bir külliyede, İstanbul'dan uzakta toprağa verildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Vahdeddin'in cenazesinin San Remo'dan Şam'a getirilmesi ve borçlar nedeniyle bekletilmesi konusunda farklı anlatımlar vardır. Hangi tarihte hangi gemiyle getirildiği ve masrafların kim tarafından karşılandığı gibi ayrıntılar, kaynaklarda farklılık gösterir.

Osmanlı sonrası

Osmanlı döneminin sona ermesinden sonra, külliyenin bazı bölümleri farklı amaçlarla kullanıldı. Yirminci yüzyılda imaret ve konaklama bölümlerinin bir kısmı Askerî Müze olarak düzenlendi. Medrese ve çarşı bölümü ise el sanatları çarşısına dönüştürüldü. Burada Şam'ın geleneksel el sanatları, ahşap kakma işleri, bakır işçiliği ve dokumalar satıldı.

2011'den sonra Suriye'de yaşanan iç savaş, Şam'ın tarihi yapılarını da etkiledi. Süleymaniye Tekkesi, bu dönemde uzun süre kapalı kaldı ve restorasyon çalışmaları yapıldı.

Hac kervanı ve Şam

Şam, Osmanlı döneminde hac yolculuğunun en önemli merkezlerinden biriydi. Anadolu'dan, Balkanlar'dan ve İran'dan gelen hacılar, Şam'da toplanarak büyük bir kervan halinde Mekke'ye doğru yola çıkardı. Bu kervanın başında Şam valisi bulunan emirü'l-hac olurdu. Süleymaniye Tekkesi, hacılar için konaklama ve yemek imkânı sağlayarak bu düzenin bir parçası oldu. Tekkenin imaretinde hacılara yemek dağıtılırdı.

Tekkenin bugünkü durumu

Şam'daki Süleymaniye Tekkesi, 20. yüzyılda uzun süre askerî müze olarak kullanıldı. Daha sonra tekkenin bir kısmı, el sanatları çarşısına dönüştürüldü. Suriye'deki iç savaş yıllarında tekkenin durumu belirsizleşti. Tekke, Osmanlı'nın Suriye'deki mimari mirasının en önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Sinan'ın imzasını taşıyan bu yapı, Osmanlı İstanbul'unun mimari anlayışının Şam'ın yerel taş işçiliğiyle birleştiği bir örnek olarak değerlendirilir. Yapıda kullanılan siyah ve beyaz taş sıraları, Suriye'nin yerel mimari geleneğinden alınmıştır.
Şam Süleymaniye Tekkesi'ndeki mezar taşları
Şam Süleymaniye Tekkesi'ndeki mezar taşlarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Türk ziyaretçiler ve hafıza

Süleymaniye Tekkesi, özellikle Türkiye'den Şam'a giden ziyaretçiler için önemli bir duraktır. Hazirede yatan Vahdeddin'in mezarı, Osmanlı'nın son dönemine dair tartışmaların ve duyguların odağında yer alır. Kimi ziyaretçiler için bu mezar, imparatorluğun acı sonunun bir sembolüdür; kimileri için ise tartışmalı bir padişahın uzakta kalmış kabridir. Külliyenin Sinan'ın eseri olması da, Türkiye'deki mimari mirasla bir bağ kurar.
Tarih notu
Kronoloji
13. yüzyıl: Baybars'ın Kasrü'l-Ablak sarayı
1516: Şam'ın Osmanlı yönetimine geçmesi
1554: Külliyenin yapımına başlanması
1559 civarı: Külliyenin tamamlanması
1560'lar: II. Selim döneminde medrese ve çarşı
1922: Saltanatın kaldırılması ve Vahdeddin'in ayrılışı
1926: Vahdeddin'in San Remo'da ölümü ve Şam'da defni

Hacıların durağından son padişahın mezarına

Bize göre Şam Süleymaniye Tekkesi, Osmanlı'nın başlangıcı ile sonunu aynı avluda buluşturan bir yapıdır. Kanuni'nin gücünün zirvesinde, hacılara hizmet için yaptırılan bu külliye, dört yüz yıl sonra son padişahın sürgünde biten hayatının durağı oldu. Sinan'ın İstanbul üslubunu Şam'ın siyah beyaz taşlarıyla birleştirmesi ise, imparatorluğun farklı bölgelerin geleneklerini nasıl bir araya getirdiğinin somut bir örneğidir.

Şam'daki Süleymaniye Tekkesi, Osmanlı'nın hac yolunu ne kadar önemsediğini gösteren bir yapıdır. Her yıl binlerce hacının toplandığı Şam, bu kervanın en önemli çıkış noktalarından biriydi ve Kanuni, burada hacılara konaklama ve yemek sağlayan bir külliye yaptırarak padişahın bu hizmetteki rolünü güçlendirdi. Yapıda Şam'ın yerel taş işçiliği ile İstanbul'un kubbe ve minare anlayışının birleşmesi, Osmanlı mimarisinin taşradaki uyum becerisini gösterir. Sultan Vahdeddin'in sürgünde ölümünden sonra buraya defnedilmesi, yapıya beklenmedik bir tarihî anlam yükledi; imparatorluğun son hükümdarı, büyük atasının yaptırdığı külliyede yatmaktadır. Suriye'deki savaş yıllarında yapının durumu kaygı konusu oldu. Bu külliye, Osmanlı mirasının bugün sınırların ötesinde korunması gerektiğinin güçlü bir hatırlatıcısıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap