Tercüman-ı Ahval, 22 Ekim 1860'ta İstanbul'da yayımlanmaya başlayan ve Türkler tarafından çıkarılan ilk özel Türkçe gazete olarak kabul edilen yayındır. Gazetenin sahibi, Hariciye Nezareti'nde tercüman olarak çalışmış ve Paris'te bulunmuş bir bürokrat olan Agâh Efendi idi. Gazetenin ilk sayısının mukaddimesini ise Türk edebiyatında yeniliğin öncülerinden İbrahim Şinasi yazdı. Şinasi, gazetenin yayın hayatının ilk aylarında yazı işlerine katkıda bulundu ve Türk edebiyatının ilk tiyatro eseri sayılan "Şair Evlenmesi"ni bu gazetede tefrika etti. Tercüman-ı Ahval'den önce Osmanlı'da resmî gazete Takvim-i Vekayi ve İngiliz William Churchill'in sahibi olduğu Ceride-i Havadis yayımlanıyordu. Tercüman-ı Ahval, Türk basın tarihinde halkın görüşlerini dile getirmeyi amaçlayan bir yayın anlayışının başlangıcı olarak görülür. Gazete, 1866'ya kadar yayın hayatını sürdürdü. Tercüman-ı Ahval'in kurucularından İbrahim Şinasi'nin portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tercüman-ı Ahval'den önce Osmanlı basını
Osmanlı'da Türkçe gazeteciliğin ilk adımı, 1831'de Sultan II. Mahmud döneminde çıkarılan resmî gazete Takvim-i Vekayi ile atıldı. Takvim-i Vekayi, devletin kararlarını, atamaları ve resmî haberleri duyuruyordu. Daha önce İzmir ve İstanbul'da Fransızca gazeteler de yayımlanmıştı. 1840'ta İngiliz William Churchill tarafından çıkarılan Ceride-i Havadis, yarı resmî bir gazete olarak devletten destek alıyordu. Ceride-i Havadis, Kırım Savaşı sırasında cepheden haberler vererek okuyucu kitlesini genişletti.
Ancak bu gazetelerin hiçbiri, Türklerin sahip olduğu ve halkın görüşlerini dile getirmeyi amaçlayan bir yayın değildi. Tercüman-ı Ahval, bu boşluğu dolduran ilk gazete oldu.
Ek bilgi
Gazetenin adı: "Tercüman-ı Ahval", "durumların tercümanı" ya da "hâllerin dile getiricisi" anlamına gelir. Bu ad, gazetenin olayları ve halkın durumunu aktaran bir aracı olma iddiasını yansıtıyordu. Şinasi'nin yazdığı mukaddimede, halkın da devlet işleri hakkında düşüncelerini dile getirme hakkına sahip olduğu vurgulanıyordu. Bu düşünce, döneminin Osmanlı siyasi kültüründe yeni bir yaklaşımdı.
Agâh Efendi
Agâh Efendi (Çapanzade Agâh Efendi), 1832'de İstanbul'da doğdu. Babası Çapanoğlu ailesine mensup bir devlet görevlisiydi. Agâh Efendi, Hariciye Nezareti'nin Tercüme Odası'nda yetişti ve Fransızca öğrendi. Paris'te elçilik görevinde bulundu. Bu sırada Avrupa basınını yakından tanıdı. İstanbul'a döndükten sonra Fransa'da gördüğü gazeteler örneğinde bir Türkçe gazete çıkarmaya karar verdi.
Agâh Efendi, Tercüman-ı Ahval'in yayımlanmasından sonra da devlet hizmetinde kalmaya devam etti. 1860'larda posta ve telgraf idaresinde görev aldı. Onun döneminde Osmanlı'da ilk posta pullarının basılması gibi yenilikler yapıldı. Daha sonra Yeni Osmanlılar ile ilişkisi nedeniyle bir süre Avrupa'da bulundu. 1885'te öldü. Tercüman-ı Ahval'in sahibi Agâh Efendi'nin portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Şinasi ve gazetenin edebî rolü
İbrahimŞinasi, 1826'da İstanbul'da doğdu. Tophane'de bir topçu subayının oğluydu. Tophane-i Amire'de kâtip olarak çalışırken Fransızca öğrendi ve 1849'da devlet tarafından eğitim için Paris'e gönderildi. Paris'te maliye ve edebiyat alanlarında bilgi edindi, Fransız aydınlarıyla tanıştı. İstanbul'a döndükten sonra Meclis-i Maarif üyeliğinde bulundu.
Şinasi, Tercüman-ı Ahval'in ilk sayısındaki mukaddimesinde gazetenin amacını açıkladı ve yazılarında sade bir Türkçe kullanmaya özen gösterdi. Gazetenin ilk sayılarında yayımlanan "Şair Evlenmesi", tek perdelik bir komedi olarak görücü usulüyle yapılan evlilikleri hicveden bir eserdi. Bu eser, Türk edebiyatında Batı tarzında yazılmış ilk tiyatro eseri olarak kabul edilir.
Şinasi, Tercüman-ı Ahval'den ayrıldıktan sonra 28 Haziran 1862'de kendi gazetesi Tasvir-i Efkâr'ı çıkarmaya başladı. Tasvir-i Efkâr, kısa sürede dönemin en etkili gazetelerinden biri hâline geldi. Şinasi 1865'te Paris'e gittiğinde gazetenin yönetimini NamıkKemal'e bıraktı. Şinasi, 1871'de İstanbul'da öldü.
Dikkat: yanlış bilinen
Sansür ve kapatmalar: Tercüman-ı Ahval, yayın hayatı boyunca hükûmetle zaman zaman sorun yaşadı. 1861'de bir yazısı nedeniyle iki hafta süreyle kapatıldı. Bu, Türk basın tarihinde bir gazetenin hükûmet tarafından geçici olarak kapatılmasının ilk örneklerinden biri olarak bilinir. 1864'te çıkarılan Matbuat Nizamnamesi ise basın faaliyetlerini düzenleyen ilk kapsamlı kurallar bütünü oldu. 1867'de Âli Paşa döneminde yayımlanan kararname, gazetelerin hükûmet tarafından kapatılabilmesine imkân verdi.
Gazetenin içeriği ve dili
Tercüman-ı Ahval, haftada birkaç kez yayımlanıyordu. Gazetede iç ve dış haberler, resmî duyurular, ticari bilgiler, ilanlar, edebî yazılar ve okuyucu mektupları yer alıyordu. Gazetenin dilinde, döneminin resmî Osmanlıcasından daha sade bir anlatım kullanılmaya çalışıldı. Bu sade dil, gazetenin daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasını sağlamak amacını taşıyordu.
Gazete, Avrupa'daki gelişmeleri de okuyucularına aktardı. İtalyan birliği, Amerikan İç Savaşı ve Avrupa'daki diğer siyasi olaylar hakkında haberler yayımlandı. Böylece Osmanlı okuyucuları, dünyadaki gelişmeleri daha yakından takip etme imkânı buldu.
Türk basınının gelişimine etkisi
Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkâr'ın yolunu açtığı özel gazetecilik, 1860'lı ve 1870'li yıllarda hızla gelişti. Ali Suavi'nin Muhbir'i, NamıkKemal'in Londra'da çıkardığı Hürriyet, Teodor Kasap'ın mizah gazetesi Diyojen ve Ahmed Midhat Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat'i gibi gazeteler, kamuoyunun şekillenmesine önemli katkılar sağladı. Gazeteler, yeni fikirlerin yayılmasında ve yeni bir okuyucu kitlesinin oluşmasında etkili oldu. Bugün Türkiye'de 22 Ekim, ilk özel gazetenin yayımlandığı gün olarak hatırlanır. İbrahim Şinasi'nin bir başka fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1831: Takvim-i Vekayi yayımlanmaya başlar. 1840: Ceride-i Havadis yayımlanmaya başlar. 22 Ekim 1860: Tercüman-ı Ahval'in ilk sayısı çıkar. 1860: Şair Evlenmesi gazetede tefrika edilir. 1861: Gazete iki hafta süreyle kapatılır. 28 Haziran 1862: Şinasi, Tasvir-i Efkâr'ı çıkarır. 1864: Matbuat Nizamnamesi yayımlanır. 1866: Tercüman-ı Ahval yayın hayatını sona erdirir.
Bir gazetenin açtığı kapı
Tercüman-ı Ahval, Türk düşünce hayatında bir dönüm noktasıdır. Bu gazete ile birlikte, devletin yalnızca yukarıdan duyurular yaptığı bir iletişim düzeninin yanına, okurlarla yazarların karşılıklı konuştuğu yeni bir alan eklendi. Şinasi'nin mukaddimesinde dile getirdiği "halkın düşüncelerini söyleme hakkı", Osmanlı siyasi kültüründe yeni bir fikirdi.
Bu gazetenin bıraktığı miras, yalnızca ilk olmasıyla sınırlı değildir. Sade dil arayışı, edebî tefrikalar ve okuyucu mektupları, sonraki kuşak gazetecilerin ve yazarların kullanacağı araçları ortaya koydu. Agâh Efendi ve Şinasi'nin attığı bu adım, Türk edebiyatında ve siyasetinde yeni bir kuşağın, NamıkKemal ve arkadaşlarının yetişmesine zemin hazırladı. Basının bir toplumu nasıl dönüştürebileceğini görmek isteyenler için Tercüman-ı Ahval, küçük ama anlamlı bir başlangıç noktası sunar.