Celalettin Arif adı, Milli Mücadele'nin iki meclisini birbirine bağlayan bir köprü gibi durur. Mart 1920'nin başında İstanbul'daki son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın reisi seçildi; birkaç hafta sonra Ankara'ya geçti ve 24 Nisan 1920'de TürkiyeBüyük Millet Meclisi'nin ikinci reisi oldu. Ardından Adliye Vekili olarak ilk kabinede yer aldı, Doğu illeri için düşünülen bir görev yüzünden Mustafa Kemal Paşa ile arası açıldı ve Roma'ya büyükelçi olarak gönderildi. Onun hayatını, özellikle Ankara'ya geçişini ve Meclis üzerine görüşlerini izleyelim. Celalettin Arif Bey, Büyük Millet Meclisi temsilcisi olarakGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence de presse Meurisse. Agence photographique (commanditaire). Dosya sayfası
Erzurum'dan Kahire'ye bir hukukçu
Celalettin Arif1875'te Erzurum'da doğdu; babası Mehmet Arif Bey'dir. Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi'nde ve Mekteb-i Sultani'de okudu, ardından hukuk eğitimi için Fransa'ya gitti. Aynı okul bazen Galatasaray Lisesi adıyla anılır; Mekteb-i Sultani, Galatasaray'ın o dönemdeki adıdır.
Fransa'daki eğitiminin ardından 1901–1908 yılları arasında Kahire'de avukatlık yaptı. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a döndü ve hukuk alanında hocalık yaptı; özellikle Kanun-ı Esasi, yani anayasa hukuku dersleri verdi. 1914–1920 yılları arasında istanbulİstanbul Barosu'nun reisliğini yürüttü. Siyasette ise Ahrar Fırkası'nın kurucuları arasında yer aldı. Bu hukukçu kimliği, Ankara'da yeni bir meclisin hukuki dayanağı tartışıldığında önem kazanacaktı.
Ek bilgi
Mekteb-i Sultani, 1868'de Galatasaray'da açılan okulun Osmanlı dönemindeki adıdır. Bu yüzden Türkçe kaynakların "Mekteb-i Sultani" ile İngilizce kaynakların "Galatasaray High School" ifadesi aynı okulu gösterir.
Son Mebusan Meclisi'nin reisi
1919 sonunda yapılan seçimlerle toplanan son Meclis-i Mebusan, 12 Ocak 1920'de İstanbul'da açıldı ve Misak-ı Milli'yi kabul etti. Meclisin reisi Reşat Hikmet Bey'in ölümü üzerine Celalettin Arif, 4 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan reisliğine seçildi. Bu görev uzun sürmedi. 16 Mart 1920'de İtilaf Devletleriİstanbul'u resmen işgal etti, bazı mebuslar tutuklanıp Malta'ya gönderildi. Meclis 5 Nisan 1920'de dağıtıldı. Celalettin Arif Bey portresiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Auguste Léon. Dosya sayfası Celalettin Arif, işgalin ardından Mebusan Reisi sıfatıyla İtilaf temsilcilerine protestolar gönderdi. Ardından İstanbul'dan ayrılıp Anadolu'ya geçti. Makalede aktarıldığına göre 27 Mart 1920'de Düzce'ye ulaştı ve burada Mustafa Kemal Paşa'dan yeni bir meclisin toplanmasıyla ilgili bir telgraf aldı.
Düzce'deki telgraf ve hukuki dayanak sorusu
Mustafa Kemal'in sorusu açıktı: İstanbul'daki meclis dağıtıldığına göre, olağanüstü yetkili bir meclis Ankara'da toplanabilir miydi? Celalettin Arif, Kanun-ı Esasi'de böyle bir durumu düzenleyen bir hüküm bulunmadığını belirtti; bununla birlikte Fransız anayasasındaki örneğe göre hareket edilebileceğini söyledi. Bir anayasa hukukçusunun ve son Mebusan reisinin bu görüşü, Ankara'daki toplantının meşruiyetine dair tartışmada ağırlık taşıdı.
Makale bir noktayı daha vurgular: Celalettin Arif, Ankara'da toplanacak meclisi Osmanlı devletinin bir parçası olarak görüyordu. Yani onun gözünde mesele yeni bir devlet kurmak değil, işgal altındaki başkentin yerine milli iradeyi temsil edecek bir meclisi işler hale getirmekti. Bu yaklaşım, 1920 baharında Ankara'ya gelen mebusların büyük kısmının bakışıyla da örtüşüyordu.
Tarih notu
İstanbul'dan gelen ilk 13 mebusluk grup 3 Nisan 1920'de Ankara'ya ulaştı ve büyük bir törenle karşılandı.
24 Nisan 1920: İkinci reis
TürkiyeBüyük Millet Meclisi23 Nisan 1920'de açıldı. Ertesi gün, 24 Nisan'da meclis başkanlığı için seçim yapıldı. Mustafa Kemal Paşa 120 oyun 110'unu alarak reis seçildi; Celalettin Arif ise 109 oyla ikinci reis oldu. İki adayın neredeyse aynı oyu alması, İstanbul'dan gelen son Mebusan reisinin Ankara'daki mebuslar arasında ne kadar kabul gördüğünü gösterir.
Bu seçim sembolik bir bağ da kurdu. İstanbul'da dağıtılan meclisin reisi, Ankara'da toplanan yeni meclisin başkanlık divanında yer alıyordu. Böylece Ankara, kendisini dağıtılan Mebusan Meclisi'nin devamı olarak da sunabiliyordu.
Adliye Vekili
Celalettin Arif, 3 Mayıs 1920'de kurulan ilk İcra Vekilleri Heyeti'nde Adliye Vekili oldu ve bu görevi 30 Mart 1921'e kadar sürdürdü. Bu, Ankara hükümetinin ilk adalet bakanlığı demekti. Meclis aynı dönemde Hıyanet-i Vataniye Kanunu gibi düzenlemeler çıkarıyor, yeni yargı yapısının ilk adımlarını atıyordu.
Doğu illeri valiliği önerisi
Celalettin Arif'in Ankara'daki konumunu değiştiren olay Eylül 1920'de yaşandı. O ay Celalettin Arif için Doğu illerini kapsayan bir genel valilik görevi düşünüldü. Mustafa Kemal'in Nutuk'ta aktardığına göre bu öneri KazımKarabekir Paşa'dan geldi: Karabekir, 14 Eylül 1920 tarihli şifreli telgrafında Rize, Trabzon, Erzurum, Erzincan, Van ve Bayazıt'ı içine alacak bir Doğu illeri valiliği kurulmasını ve başına Celalettin Arif'in getirilmesini teklif etti.
Öneri hayata geçmedi. Celalettin Arif'in bu süreçte gönderdiği ültimatom niteliğindeki telgraflar kötü bir etki bıraktı. Ankara hükümeti için cephe gerisinde ayrı bir idari merkez kurulması kabul edilebilir görülmedi. Servet-i Fünun dergisinde Meclis-i Mebusan, Aralık 1919Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Mecmuası. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklar Celalettin Arif hakkında iki noktada farklı bilgi verir. Yaşam tarihleri bazı yabancı özetlerde 1875–1930 olarak yazılır; ancak ölüm yılı ve yeri olarak 1928 ve Paris daha tutarlı biçimde kayıtlıdır. Roma büyükelçiliğinin başlangıcı kimi anlatımda 1921 başı, kimisinde 1922 olarak geçer. Bu yazı ölüm yılı için iki maddenin metinlerinde ortak olan 1928'i kullanır ve büyükelçilik tarihini iki biçimiyle birlikte aktarır.
Roma'ya büyükelçi
1921 başında Celalettin ArifRoma'ya büyükelçi olarak atandı. Adliye Vekilliği'ne önce Zekai Bey (Apaydın), ardından Hafız Mehmet Bey vekâleten baktı. İtalya o yıllarda Antalya ve çevresinde askeri varlığı bulunan, ancak Ankara ile ilişkileri Fransa ve İngiltere'ye göre daha ılımlı seyreden bir devletti. Roma'daki temsil, Ankara hükümetinin Avrupa'daki diplomatik varlığını kurma çabasının bir parçasıydı.
Son yılları
1928'de Paris'te öldü. Hayatı, Osmanlı'nın son anayasal kurumlarıyla Ankara'nın yeni meclisi arasında geçen kısa ama yoğun bir geçiş dönemini kişisel bir hikâye üzerinden izlemeye imkân verir.
Neden önemli?
Celalettin Arif'in rolü üç noktada öne çıkar. Birincisi, dağıtılan Mebusan Meclisi'nin reisi olarak Ankara'ya geçmesi, yeni meclise kurumsal bir süreklilik kazandırdı. İkincisi, bir anayasa hukukçusu olarak olağanüstü bir meclisin toplanabileceği yönünde görüş bildirdi. Üçüncüsü, Doğu illeri valiliği tartışması, Ankara'nın merkezi yönetim anlayışının ilk sınavlarından birini oluşturdu.
Ek bilgi
24 Nisan 1920 seçimindeki oy sayıları Meclis kayıtlarından bilinir; Düzce'deki telgraf ve 3 Nisan'daki karşılama dönemin belgeleriyle sabittir; Adliye Vekilliği tarihleri ise kabine listelerinde yer alır.
Celalettin Arif'in yolculuğu, Osmanlı Meclisi'nden yeni Meclis'e geçişin kişisel bir hikâyesi gibi. Son Mebusan Meclisi'nin başkanının Ankara'ya gelmesi, yeni Meclis'in meşruiyetini güçlendiren önemli bir adımdı. Bizce bu geçiş, Millî Mücadele'nin eski kurumlardan kopuş kadar onlarla bir süreklilik de kurmaya çalıştığını gösteriyor. Sonraki yıllarda siyasi yolunun farklı yönlere gitmesi ise devrim dönemlerinde bireylerin rollerinin ne kadar hızlı değişebildiğini hatırlatıyor. Hukukçu kimliği ve Meclis'teki görevleri, onu ilk dönem yasama çalışmalarının dikkat çekici figürlerinden biri yapıyor.