İçeriğe geç
Giriş yap
0

Müfide Ferit Tek: "Aydemir" romanının yazarı, Mustafa Kemal ile Pierre Loti arasındaki aracı

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir kuşağı etkileyen roman

1918'de, Birinci Dünya Savaşı'nın son yılında, bir kadın yazarın kaleminden çıkan "Aydemir" adlı roman yayımlandı. Roman birkaç gazetede tefrika edildi ve bir kuşağın hayal dünyasında derin izler bıraktı. Yıllar sonra Soyadı Kanunu çıktığında, genç bir subay ve yazar olan Şevket Süreyya, bu romandan etkilenerek "Aydemir" soyadını aldı.

Romanın yazarı Müfide Ferit Hanım'dı. Türkçülük akımının roman türündeki ilk temsilcilerinden biri olan Müfide Ferit, Millî Mücadele yıllarında kalemiyle Anadolu'nun yanında yer aldı, Mustafa Kemal ile Türk dostu Fransız yazar Pierre Loti arasındaki yazışmalara aracılık etti ve diplomat eşiyle birlikte yirmi iki yıl boyunca Paris'ten Tokyo'ya pek çok başkentte Türkiye'yi temsil etti. Bu yazıda onun hayatını anlatıyoruz.
Müfide Ferit Hanım
Müfide Ferit HanımGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Auguste Léon. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 29 Nisan 1892 Kastamonu'da doğum; Trablusgarp'ta ilk öğrenim; 1903 Paris'te Versailles Lisesi; 1907 Ahmet Ferit Bey ile evlilik; 1908 sonrası İstanbul; 1913-1918 Sinop ve Bilecik; 1918 "Aydemir"; Mütareke yıllarında İfham ve Hâkimiyet-i Milliye'de yazılar; 1921 sonrası Paris'te siyasal bilimler eğitimi ve Pierre Loti ziyareti; 1924 "Pervaneler"; 1933 Almanca "Affolunmayan Günah"; 1948 İstanbul Soroptimist Kulübü'nün kuruluşu; 24 Mart 1971 İstanbul'da ölüm.

Trablusgarp'ta bir çocukluk

Müfide Ferit, 29 Nisan 1892'de Kastamonu'da doğdu. Babası Kemahlı Mazhar Paşa'nın oğlu, hürriyet yanlısı bir subay olan Şevket Bey'di; annesi Feride Hanım ise Plevne şehitlerinden Zaimzade İsmail Efendi'nin kızıydı. Babasının görevi nedeniyle ilk öğrenimine Trablusgarp'ta başladı. O yıllarda Trablus'ta bir Türk okulu bulunmadığından, İtalyanların yönettiği St. Joseph Rahibe Okulu'na gitti. Burada İtalyanca ve Fransızca öğrendi; özel derslerle Arapça ve Farsça da öğrendi.

Trablusgarp yıllarında hayatını belirleyecek bir karşılaşma yaşadı. İstanbul'daki Harbiye Mektebi'nde yasak siyasi faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle Fizan'a sürülen bir grup öğrenci arasında Ahmet Ferit Bey ile Yusuf Akçura da vardı. Müfide, ileride evleneceği Ahmet Ferit Bey ile burada tanıştı.

Paris yılları ve erken bir evlilik

1903'te Paris'e gönderildi ve Versailles Lisesi'ne kaydedildi. Paris'teki öğrenimini, babasının yakın arkadaşı ve ünlü Jön Türklerden Ahmet Rıza Bey veli sıfatıyla takip etti. Trablus'tan kaçarak Paris'e gelen Ahmet Ferit Bey ile 1907'de, on beş yaşındayken evlendi. Bundan sonraki hayatı, eşinin sürgün ya da görevli olarak bulunduğu şehirlerde ve ülkelerde geçti.

İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra eşiyle birlikte İstanbul'a döndü. Ahmet Ferit Bey, İttihat ve Terakki'ye muhalefeti nedeniyle Sinop'a sürülünce Müfide Ferit de onunla birlikte gitti. 1913-1918 yıllarını Sinop'ta ve Bilecik'te geçirdi. Taşrada geçen bu yıllar, onun edebî hayatının en verimli başlangıcı oldu.

"Aydemir" ve Türkçü roman

Sinop ve Bilecik yıllarında, Yusuf Akçura'nın desteğiyle ilk romanı "Aydemir"i yazdı. Roman 1918'de yayımlandı. Halide Edib'in 1912'de yayımlanan "Yeni Turan"ından sonra Türkçü düşünceyi roman diliyle anlatan ikinci büyük eserdi. Roman birkaç gazetede tefrika edildi ve özellikle genç kuşaklar arasında geniş bir ilgi gördü.

"Aydemir"in etkisi, yıllar sonra bile hissedildi. Cumhuriyet döneminin önemli yazarlarından ve Atatürk biyografisi "Tek Adam"ın yazarı Şevket Süreyya, 1934'te Soyadı Kanunu çıktığında bu romandan etkilenerek "Aydemir" soyadını aldı. Bir romanın kahramanının adının, bir yazarın soyadına dönüşmesi, eserin bir kuşak üzerindeki etkisinin çarpıcı bir göstergesidir.
3 Ağustos 1922 tarihli Yarın dergisinde Müfide Ferit Hanım
3 Ağustos 1922 tarihli Yarın dergisinde Müfide Ferit HanımGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Yarın Mecmuası. Dosya sayfası
Ek bilgi
Müfide Ferit, işgal yıllarında yazdığı makaleler nedeniyle İngiliz işgal yönetimi tarafından arandı ve Anadolu'ya geçti. Mütareke ve Millî Mücadele yıllarında İfham ile Ankara'da yayımlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetelerinde Millî Mücadele'yi destekleyen yazılar yazdı. Süyüm Bike takma adıyla Türk Yurdu dergisinde de yazıları çıktı.

Türkçülük akımında kadın kalemler

Meşrutiyet yıllarında Türkçülük, yalnız siyasi bir düşünce değil, edebiyatı da derinden etkileyen bir akımdı. Türk Yurdu dergisi, Türk Ocakları ve Genç Kalemler çevresi, Türk tarihini, halk kültürünü ve sade bir Türkçeyi öne çıkaran bir edebiyat anlayışını savunuyordu. Bu akımın içinde kadın yazarların sesi de giderek güçlendi.

Halide Edib ve Müfide Ferit, bu akımın roman türündeki iki önemli kadın temsilcisiydi. Her ikisinin romanlarında, millî bir ideal uğruna yaşayan, eğitimli ve iradeli kahramanlar öne çıkıyordu. Bu romanlar, okurlarına yalnız bir hikâye değil, bir gelecek tasavvuru da sunuyordu. Müfide Ferit'in Yusuf Akçura ile yakın ilişkisi, onun bu düşünce dünyasının merkezinde yer almasını sağladı.

Mustafa Kemal ile Pierre Loti arasında

Pierre Loti, Osmanlı ve Türk dostluğuyla tanınan bir Fransız yazardı. İstanbul'u ve Türkleri anlatan romanlarıyla Avrupa'da geniş bir okur kitlesine ulaşmıştı. Balkan Savaşları ve Millî Mücadele yıllarında Türklerin haklarını savunan yazılar yazmış, Avrupa kamuoyunda Türklerin yanında duran ender seslerden biri olmuştu.

Millî Mücadele'nin son yıllarında Müfide Ferit, Mustafa Kemal Paşa ile Pierre Loti arasındaki yazışmalara aracılık etti. Fransızcaya hâkimiyeti ve Fransız edebiyat çevrelerini tanıması, onu bu görev için uygun bir isim yapıyordu. Eşi Ahmet Ferit Bey 1921'de diplomatik bir görevle Fransa'ya gönderildiğinde, Müfide Ferit de Paris'e gitti. Orada Siyasal Bilimler Okulu'ndan mezun oldu ve ölüm döşeğindeki Pierre Loti'yi ziyaret etti. Loti, 1923'te öldü.

Yirmi iki yıl yurt dışında

İkinci romanı "Pervaneler"i 1924'te yazdı; roman Yedigün dergisinde tefrika edildi. Eşinin diplomatik görevleri nedeniyle yirmi iki yıl yurt dışında yaşadı; Paris'te, Londra'da, Varşova'da ve Tokyo'da bulundu. Ahmet Ferit Bey, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Londra'da, Varşova'da ve Tokyo'da büyükelçilik yaptı.

Yurt dışında bulunduğu sırada üçüncü romanı "Affolunmayan Günah" Almancaya çevrildi ve 1933'te Almanya'da yayımlandı; romanın Türkçesi yayımlanmadı. Konusunu Millî Mücadele'den alan bu son romanı, Türk okuruna ulaşmadan yalnız yabancı dilde basılmış olması bakımından ilginç bir örnektir.
Fransız yazar Pierre Loti
Fransız yazar Pierre LotiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Müfide Ferit'in eşi Ahmet Ferit Tek, Türkiye'nin ilk İçişleri Bakanı ve Türk Ocağı'nın ilk seçilmiş başkanıydı. Bu nedenle onun hayatı çoğu zaman eşinin gölgesinde anlatılır. Oysa Müfide Ferit, kendi romanları, gazete yazıları ve Millî Mücadele'deki aracılığıyla bağımsız bir edebî ve siyasi kimliğe sahipti.

Soroptimist Kulübü ve son yıllar

Türkiye'ye döndükten sonra kadınların toplumsal hayattaki yerini güçlendirmeye yönelik çalışmalara katıldı. 1948'de Türkiye'nin ilk Soroptimist kulübü olan İstanbul Soroptimist Kulübü'nü, Afganistan kraliçesi Süreyya'nın kız kardeşi ve Türkiye'nin ilk kadın doktorlarından Pakize Tarzi ile birlikte kurdu ve kulübün kurucu başkanı oldu. Bu kulüp, meslek sahibi kadınları bir araya getiren uluslararası bir örgütün Türkiye'deki ilk şubesiydi.

Kızı Emel Esin, sonradan Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden biri oldu. Müfide Ferit Tek, 24 Mart 1971'de İstanbul'da, yetmiş sekiz yaşına yaklaşmışken öldü ve Erenköy Mezarlığı'na defnedildi.

Romanla açılan bir yol

Müfide Ferit Tek'in hayatı, Cumhuriyet'ten önce yetişen kadın aydınların, kalemlerini nasıl bir mücadele aracına dönüştürdüğünü gösteriyor. On beş yaşında evlenen, eşinin sürgünlerine eşlik eden genç bir kadın, taşrada yazdığı bir romanla bir kuşağın hayal dünyasını etkiledi. İşgal yıllarında yazıları yüzünden aranan bir yazar oldu ve Anadolu'ya geçerek mücadeleye katıldı.

Onun Mustafa Kemal ile Pierre Loti arasındaki aracılığı, Millî Mücadele'nin yalnız cephelerde değil, kültür ve kamuoyu alanında da yürütüldüğünü hatırlatıyor. Avrupa'da Türklerin yanında duran bir yazarla Anadolu'nun lideri arasında köprü kurmak, ancak iki dünyayı da tanıyan bir aydının yapabileceği bir işti.

"Aydemir" bugün çok okunmasa da, bir romanın adının Cumhuriyet döneminin önemli bir yazarının soyadına dönüşmesi, Müfide Ferit'in edebî etkisinin kalıcılığına tanıklık ediyor. Onun hikâyesi, Cumhuriyet kadınının öncülerinden birinin, eşinin değil kendi kaleminin izini taşıyan hikâyesidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap