Bir romancı, bir başkomutan
18 Haziran 1922'de İzmit'te gerçekleşen bir görüşme, Kurtuluş Savaşı'nın diplomatik ve kültürel cephesinin dikkat çekici sayfalarından biridir. Bir yanda Büyük Taarruz'a iki ay kala cepheyi denetleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, diğer yanda Fransa'nın en tanınmış romancılarından, Türklere duyduğu yakınlıkla bilinen Claude Farrère vardı. Görüşme Farrère'in isteği üzerine yapıldı ve büyük bir samimiyet içinde geçti.Bu yazı, Claude Farrère'in hayatını, Türkiye ile kurduğu bağı, İzmit görüşmesinin arka planını ve bu ziyaretin Avrupa kamuoyundaki yansımalarını ele alıyor.

Deniz subayından romancıya
Claude Farrère, asıl adıyla Frédéric-Charles Bargone, 1876'da Fransa'nın Lyon şehrinde doğdu. Fransız donanmasında subay olarak görev yaptı ve bu görevler sırasında Doğu Akdeniz'i, Uzak Doğu'yu ve İstanbul'u tanıdı. Edebiyat dünyasına kısa sürede damgasını vurdu: 1905'te "Les Civilisés" adlı romanıyla Fransa'nın en saygın edebiyat ödüllerinden Goncourt Ödülü'nü kazandı. 1907'de yayımlanan "L'Homme qui assassina" adlı romanı İstanbul'da geçiyordu ve şehri Batılı okura büyüleyici bir atmosferle tanıttı.Farrère, 1900'lerin başında İstanbul'da deniz subayı olarak bulunmuş ve şehre, Türk kültürüne ve Türk insanına büyük bir sevgi duymuştu. Eserlerinde Osmanlı toplumunu, Batılı yazarların sıkça başvurduğu önyargılı kalıpların dışında, saygıyla anlatmaya çalıştı. Bu tutum, onu Türkiye'de çok sevilen bir yazar yaptı.
Tarih notu
1876: Lyon'da doğumu.
1905: Goncourt Ödülü.
21 Ocak 1922: Büyük Millet Meclisi'nin Farrère'e teşekkür kararı.
18 Haziran 1922: İzmit'te Mustafa Kemal Paşa ile görüşme.
1935: Fransız Akademisi üyeliğine seçilmesi.
1957: Paris'te ölümü.
1905: Goncourt Ödülü.
21 Ocak 1922: Büyük Millet Meclisi'nin Farrère'e teşekkür kararı.
18 Haziran 1922: İzmit'te Mustafa Kemal Paşa ile görüşme.
1935: Fransız Akademisi üyeliğine seçilmesi.
1957: Paris'te ölümü.
Mütareke yıllarında Türklerin yanında
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye işgal altına girdiğinde Farrère, Fransız basınında Türklerin haklarını savunan yazılar yayımladı. Sevr Antlaşması'nın adaletsizliğini vurguladı, Yunan işgalinin Anadolu'da yol açtığı acıları Fransız kamuoyuna duyurmaya çalıştı. Fransa'nın Ankara Hükûmeti ile anlaşma yoluna gitmesini savunan aydınlar arasında yer aldı.Bu çabalar Ankara'da da karşılık buldu. Büyük Millet Meclisi, 21 Ocak 1922 tarihli oturumunda Türk davasını destekleyen Farrère'e teşekkür kararı aldı. Bir yabancı yazar için alınan bu karar, Ankara'nın Avrupa kamuoyundaki dostlarına verdiği önemi gösteriyordu. Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması'yla Fransa ile ilişkiler düzelmişti ve Farrère gibi isimler bu yakınlaşmanın kültürel temsilcileri olarak görülüyordu.

İzmit'teki görüşme
1922 yazının başında Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz hazırlıkları çerçevesinde Kocaeli Grubu'nu denetlemek üzere Adapazarı'na gelmişti. 14 Haziran'da Adapazarı'nda annesi Zübeyde Hanım ile görüştü. Bu sırada İstanbul'da bulunan Claude Farrère, Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istediğini bildirdi. Farrère, İstanbul'dan deniz yoluyla İzmit'e geldi ve 18 Haziran 1922'de görüşme gerçekleşti.Görüşme her iki taraf için de büyük bir samimiyet ve anlayış içinde geçti. Mustafa Kemal Paşa, Farrère'e Anadolu'daki mücadelenin amaçlarını, Türk milletinin bağımsızlık kararlılığını ve barış şartlarını anlattı. Görüşmenin ardından Farrère, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Adapazarı'na kadar gitti. Bu yolculuk sırasında Kocaeli bölgesinde savaşın izlerini ve halkın durumunu yakından gözlemleme fırsatı buldu.
Ek bilgi
İzmit görüşmesi sırasında çekilen fotoğraflar, Mustafa Kemal Paşa'yı Farrère ile birlikte gösteren en bilinen görüntüler arasındadır. Bu fotoğraflar, Fransız ve Türk basınında geniş yer buldu.
Neden İzmit?
Görüşmenin İzmit'te yapılması da anlamlıydı. İzmit, Kurtuluş Savaşı'nın büyük bölümünde İngiliz ve Yunan kuvvetlerinin işgali altında kalmış, Haziran 1921'de Türk kuvvetlerine geçmişti. Şehir, İstanbul'a en yakın kurtarılmış bölgelerden biriydi ve İstanbul'dan deniz yoluyla kolayca ulaşılabiliyordu. İşgal altındaki İstanbul'dan gelen bir yabancı ziyaretçi için İzmit, Anadolu hareketinin kontrolündeki topraklara açılan en doğal kapıydı. Mustafa Kemal Paşa da Kocaeli Grubu'nu denetlemek için bölgedeydi. Bu coğrafi yakınlık, görüşmenin gerçekleşmesini kolaylaştırdı.İzmit ve çevresi, savaşın izlerini henüz üzerinden atamamıştı. Farrère'in Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Adapazarı'na yaptığı yolculuk, ona işgal yıllarının bölgede bıraktığı tahribatı ve halkın yeniden ayağa kalkma çabasını gösterdi. Bu gözlemler, Fransa'ya döndükten sonra yazdıklarına da yansıdı.
Avrupa kamuoyuna yansıması
Farrère'in Mustafa Kemal Paşa ile görüşmesi, Fransız basınında geniş yankı uyandırdı. Ünlü bir romancının Ankara Hükûmeti'nin liderini bizzat ziyaret etmesi, Anadolu hareketinin Avrupa'da tanınmasına katkı sağladı. Farrère, Fransa'ya döndükten sonra izlenimlerini yazılarında ve konferanslarında anlattı. Mustafa Kemal Paşa'yı Avrupa okuruna, düzenli bir ordunun ve meşru bir meclisin başındaki bir devlet adamı olarak tanıttı.Bu tanıtım, zamanlama bakımından da önemliydi. Görüşmeden iki ay sonra Büyük Taarruz başladı ve Eylül 1922'de Yunan ordusu Anadolu'dan çıkarıldı. Avrupa kamuoyunun Anadolu'daki gelişmeleri değerlendirmesinde Farrère gibi tanınmış isimlerin yazıları etkili oldu.

Cumhuriyet yıllarında Farrère
Claude Farrère, Cumhuriyet'in ilanından sonra da Türkiye'nin dostu olmayı sürdürdü. Türkiye'yi birkaç kez ziyaret etti ve yeni devletin reformlarını yakından izledi. 1935'te Fransız Akademisi üyeliğine seçildi. 1932'de Fransa Cumhurbaşkanı Paul Doumer'e düzenlenen suikast sırasında olay yerinde bulunuyordu ve yaralandı.İstanbul'un tarihî yarımadasında, Çemberlitaş semtindeki caddelerden birine onun adı verildi: Klodfarer Caddesi. Bu cadde, Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı yıllarında yanında duran bir dosta duyduğu minnetin kalıcı bir ifadesidir. Farrère 1957'de Paris'te hayatını kaybetti.
Kalemiyle savaşan bir dost
Claude Farrère'in Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü, cephede değil kamuoyunda oynanmış bir roldü. Türkiye'nin Avrupa'da yalnız ve yanlış anlaşıldığı bir dönemde, tanınmış bir Fransız yazarın Türk davasını savunması, Ankara için paha biçilmez bir destekti. Büyük Millet Meclisi'nin ona teşekkür kararı alması ve Mustafa Kemal Paşa'nın cephe denetimi sırasında onu kabul etmesi, bu desteğin ne kadar değerli bulunduğunu gösterir.İzmit görüşmesi, Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca silahla değil, kamuoyu ve diplomasiyle de kazanıldığını hatırlatır. Ankara Hükûmeti, Avrupa'daki dostlarını önemsedi ve onlar aracılığıyla Türk milletinin sesini duyurmaya çalıştı. Farrère, bu sesin en güçlü yankılarından biri oldu. Bugün İstanbul'un tarihî yarımadasında adını taşıyan cadde, bu dostluğun yüz yılı aşan hatırasını yaşatıyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Claude Farrère ile Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'ya gelen Fransız diplomat Henry Franklin-Bouillon sık sık karıştırılır. Franklin-Bouillon, Ankara Antlaşması'nı müzakere eden resmî temsilciydi. Farrère ise resmî bir görevi olmayan, Türk dostu bir romancıydı.