İçeriğe geç
Giriş yap
0

Gyula Germanus: Çanakkale'de Hilal-i Ahmer gönüllüsü Macar Türkolog ve Türk devrimi üzerine yazıları

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Türk devrimini izleyen bir Macar

1920'lerin ikinci yarısında Budapeşte'de bir Türkolog, Fransızca iki deneme yazdı. Birinin adı "Modern Türk Medeniyeti", diğerininki "Türk Devrimi Üzerine Düşünceler" idi. İkincisi, Mustafa Kemal'in devrimdeki rolünü ele alıyordu. Bu yazılar Ankara'da dikkat çekti ve yazarı 1928'de Türkiye'ye davet edildi. Yazarın adı Gyula Germanus'tu.

Germanus, Macar Türkolojisinin Vámbéry ve Kúnos'tan sonraki kuşağının en tanınmış ismiydi. Gençliğinde İstanbul'da okumuş, Birinci Dünya Savaşı'nda Hilal-i Ahmer gönüllüsü olarak Türkiye'de bulunmuş, sonra Hindistan'da Rabindranath Tagore'un üniversitesinde İslam tarihi kürsüsünü kurmuştu. Türkiye'deki değişime bakışı ise hayranlıkla hayal kırıklığı arasında gidip gelen karmaşık bir bakıştı. Bu yazıda onun hayatını ve Türk devrimi üzerine düşüncelerini anlatıyoruz.
Gyula Germanus, 1930'lar
Gyula Germanus, 1930'larGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 6 Kasım 1884 Budapeşte'de doğum; 1902 lise mezuniyeti; Budapeşte Üniversitesi'nde Goldziher, Kúnos ve Vámbéry'nin öğrenciliği; 1903 İstanbul'da burslu öğrenim; 1906 Osmanlı şiiri tarihi; 1907 doktora; 1908-1911 British Museum'da çalışma; 1912 Budapeşte Doğu Akademisi'nde dil profesörlüğü; 1915 Hilal-i Ahmer gönüllüsü olarak Türkiye'de; 1925 Türkçe ders kitabı; 1928 Türkiye'ye davet; 1928-1932 civarı Hindistan'da Visva-Bharati Üniversitesi; 7 Kasım 1979 Budapeşte'de ölüm.

Budapeşte'de bir dil tutkunu

Gyula Germanus, 6 Kasım 1884'te Budapeşte'de doğdu. Babası deri tüccarı ve ayakkabıcıydı, annesi Alman asıllıydı. Gençliğinde Doğu'ya duyduğu ilgi, bir Alman dergisinde gördüğü düz damlı evler ve kubbelerle dolu bir Doğu şehri gravürüyle başladı. Türkçeyi kendi kendine öğrenmeye koyuldu; Türk tarihçilerinin Osmanlı'nın Macaristan'daki hâkimiyetini nasıl anlattığını merak ediyordu.

Kısa sürede Türk kaynaklarını anlamak için Arapça ve Farsça bilmek gerektiğini fark etti. Budapeşte Üniversitesi'nde modern İslam araştırmalarının kurucularından Ignác Goldziher'in, Türkolog Ignác Kúnos'un ve gezgin Ármin Vámbéry'nin öğrencisi oldu. Vámbéry, onun için gerçek bir akıl hocasıydı.

İstanbul'da öğrencilik

1903'te Doğu Akademisi aracılığıyla bir burs kazanarak İstanbul'a gitti. Orada hukuk okudu ve Osmanlı toplumunu yakından tanıdı. Bu yıllarda II. Abdülhamid'in yönetimine karşı reform isteyen Jön Türk çevreleriyle temas kurdu. Sonraki anlatımlarında bu temasın kendisini ciddi bir tehlikeye soktuğunu ve Avusturya konsolosunun yardımıyla kurtulduğunu anlattı.

Macaristan'a döndükten sonra ilk bilimsel çalışması 1905'te, hocası Kúnos'un bir yayınında, Türkçedeki Arapça ve Farsça unsurlar üzerine bir bölüm olarak yayımlandı. 1906'da Osmanlı şiir tarihi üzerine bir eser yayımladı; 1907'de Türk ve Arap dili ve edebiyatı alanında en yüksek dereceyle doktorasını tamamladı. 1908-1911 arasında Londra'da British Museum'un Doğu bölümünde çalıştı.
Gyula Germanus, 1929
Gyula Germanus, 1929Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor, not named in the original source. Dosya sayfası
Ek bilgi
Germanus, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Macaristan'ın müttefiki Osmanlı Devleti'nde Hilal-i Ahmer'in Macar bölümünün temsilcisi olarak görev yaptı. 1915'te Çanakkale cephesinde bulunduğu anlatılır. Savaş yıllarında Sultan Mehmed Reşad'dan Mecidiye nişanı, Veliaht Abdülmecid Efendi'den Osmaniye nişanı aldı. Bu dönemde yakalandığı sıtma, iki yılı aşkın bir iyileşme süreci gerektirdi.

Savaşın ardından

Savaş yılları Germanus'un Türkiye'ye bakışını derinden etkiledi. Gençliğinde İstanbul'da tanıdığı insanların devletin yüksek mevkilerine geldiğini gördü; savaşın yarattığı yoksulluk ve yıkım onu derinden üzdü. 1918'de Rózsa Hajnóczy ile evlendi.

1925'te Macarca bir Türkçe ders kitabı yayımladı; kitap Macar okurlar tarafından büyük ilgiyle karşılandı. İngiliz yazar John Galsworthy'nin önerisiyle Macar PEN Kulübü'nün sekreteri oldu. 1926'da Türkiye'ye giderken Bulgar PEN Kulübü'nün kurulmasına ön ayak olanlardan biri oldu.

Türk devrimi üzerine iki deneme

İki dünya savaşı arasındaki yıllarda Türkiye, Atatürk'ün önderliğinde hızlı bir dönüşüm yaşıyordu. Saltanat ve hilafet kaldırılmış, şapka ve yeni kıyafet düzeni getirilmiş, Medeni Kanun kabul edilmiş, 1928'de yeni Türk harfleri benimsenmişti. Germanus bu değişimi yakından izledi ve Fransızca iki deneme yazdı: "Modern Türk Medeniyeti" ve Mustafa Kemal'in devrimdeki rolünü ele alan "Türk Devrimi Üzerine Düşünceler".

Bu yazılar, Türk hükümetinin dikkatini çekti ve Germanus 1928'de Türkiye'ye davet edildi. Ama Türkiye'de gördükleri, onu karmaşık duygular içinde bıraktı. Gençliğinde tanıdığı çarşılar, eski giyim kuşam ve gündelik hayatın Doğu'ya özgü dokusu hızla değişiyordu. Kitapçılarda Latin harfleriyle basılmış yeni kitaplar, sokaklarda Batı tarzı kıyafetler vardı.
Budapeşte'deki Gyula Germanus heykeli
Budapeşte'deki Gyula Germanus heykeliGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: 12akd. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Germanus'un Türk devrimine bakışı, bir oryantalistin bakışıydı. O, Doğu'nun geleneksel dokusunun kaybolmasına üzülüyordu; Türk aydınları ve devlet adamları ise bu değişimi bir milletin çağdaş medeniyete katılma iradesi olarak görüyordu. İki bakış arasındaki fark, aynı olayın dışarıdan ve içeriden nasıl farklı algılanabileceğini gösterir.

Türkoloji ile oryantalizm arasında

Germanus'un kuşağındaki Avrupalı Doğu bilimciler, iki farklı eğilimi bir arada taşıyordu. Bir yanda Doğu dillerini, edebiyatlarını ve tarihini titizlikle inceleyen bir bilim geleneği vardı. Öte yanda Doğu'yu değişmeyen, renkli ve romantik bir dünya olarak gören bir bakış vardı. Germanus'un yazılarında bu iki eğilim sık sık yan yana görülür.

Macar Türkologlarının Türkiye'ye bakışında ayrıca özel bir duygu yer alıyordu. Macar kamuoyunda Türklerle Macarlar arasında eski bir akrabalık bulunduğu düşüncesi yaygındı; Vámbéry'den itibaren Macar Türkologlar Türk dilleri ile Macarca arasındaki ilişkiye ilgi duymuştu. Bu duygu, Birinci Dünya Savaşı'nda iki ülkenin aynı safta savaşmasıyla daha da güçlenmişti.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye, Macaristan ile dostane ilişkiler kurdu ve iki ülke arasında bilim ve kültür alanında karşılıklı ziyaretler sürdü. Kúnos'un 1925-1926 dersleri ve Germanus'un 1928 daveti, bu ilişkilerin bilim dünyasındaki yansımalarıydı. Ankara, Macar bilginlerin Türk dili ve tarihi üzerine birikimini değerli buluyor, onları dinlemeye hazır görünüyordu.

Hindistan yılları

1928'de Hintli şair ve düşünür Rabindranath Tagore, Germanus'u Santiniketan'daki Visva-Bharati Üniversitesi'nde İslam tarihi bölümünü kurmaya ve yönetmeye davet etti. Germanus Hindistan'da Lucknow, Lahor ve Dakka'da dersler verdi; Aralık 1930'da Delhi'ye davet edildi. Hindistan yıllarında İslam'ı seçti ve Abdülkerim adını aldı. 1930'larda hacca gitti ve bu yolculuk üzerine yazdığı kitaplar Avrupa'da geniş ilgi gördü.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Macaristan'da Arap dili ve kültürü üzerine çalışmalarını sürdürdü. Pek çok Arap bilim akademisinin üyesi oldu. 7 Kasım 1979'da, doksan beşinci doğum gününün ertesi günü, Budapeşte'de öldü.

Dışarıdan bakan bir göz

Gyula Germanus'un Türk devrimine bakışı, Atatürk döneminin dönüşümünün dünyada nasıl farklı biçimlerde algılandığını anlamak için değerli bir örnek. Germanus, Türkiye'yi gençliğinden beri seven, Türkçeyi kendi kendine öğrenen ve savaşta Türk askerlerinin yanında bulunan bir dosttu. Ama bu dostluk, onu değişime karşı eleştirel bir tutum almaktan alıkoymadı.

Onun eleştirisi, bir Doğu tutkununun eskiye duyduğu özlemden kaynaklanıyordu. Çarşıların, eski kıyafetlerin ve Arap harflerinin kaybolması, onun gözünde bir kültürel zenginliğin yitirilmesiydi. Oysa Türk toplumunun kendisi için bu değişim, eğitimin yaygınlaşması, kadınların toplumsal hayata katılması ve bağımsız bir devletin güçlenmesi demekti.

Germanus'un yazıları bugün okunduğunda, Türk devriminin büyüklüğünü dolaylı olarak teslim eden bir tanıklık olarak da görülebilir. Bir oryantalistin bu kadar şaşırması, değişimin ne kadar hızlı ve derin olduğunu gösteriyor. Hem hayranlık hem hüzün taşıyan bu bakış, Türk-Macar dostluğunun karmaşık ama samimi bir sayfasıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap