İçeriğe geç
Giriş yap
0

Kruvasan Osmanlı hilalinden mi doğdu? Viyana 1683 ve Budin 1686 hikâyelerinin izi

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Türkiye'de ve dünyada sık sık anlatılan bir hikâyeye göre, hilal biçimindeki kruvasan Osmanlı'ya karşı kazanılmış bir zaferin hatırası olarak doğdu. Hikâyenin en yaygın biçiminde 1683'te Osmanlı ordusu Viyana'yı kuşatırken, gece çalışan Viyanalı fırıncılar Osmanlı askerlerinin surların altına tünel kazdığını duyarak alarm verdi; şehir kurtulunca fırıncılar, Osmanlı bayrağındaki hilali "yemek" için hilal biçiminde bir ekmek yaptı. Hikâyenin bir başka biçiminde aynı olay 1686'da Budin'de geçer. Türkiye'de ise bu hikâyeye, kruvasanın bir Türk düşmanlığı simgesi olduğu ve yenmemesi gerektiği gibi yorumlar eklenir. Ancak hamur işlerinin tarihini inceleyen araştırmacılar, kruvasanın 19. yüzyılda Paris'te ortaya çıktığını ve hikâyenin 20. yüzyılda yazıya geçirildiğini gösteriyor. Bu yazıda, kruvasan hikâyesinin nereden geldiğini ve gerçek tarihini anlatıyoruz.
Bütün bir kruvasan
Bütün bir kruvasanGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: SKopp. Dosya sayfası

Kipferl: Avusturya'nın eski hilal ekmeği

Kruvasanın Avusturya ile gerçek bir bağlantısı vardır; ama bu bağlantı 1683 zaferi değil, Kipferl adı verilen hilal biçimli bir ekmektir. Kipferl, Avusturya ve Güney Almanya'da yüzyıllardır pişirilen, hilal biçiminde kıvrılmış bir ekmek ya da çörektir. Bu ekmeğin adı, 1683'ten çok önce Avusturya kaynaklarında geçer. Yani hilal biçimli ekmek, Osmanlı kuşatmasından önce de Viyana'da biliniyordu.

Hilal biçimli ekmekler ve çörekler, Avrupa'nın ve Orta Doğu'nun pek çok yerinde çok eski çağlardan beri yapılır. Hilal biçimi, hamurun kolayca kıvrılabildiği ve pişirildiğinde güzel bir görünüm verdiği bir biçimdir. Bu biçimin Osmanlı sembolüyle bir bağlantısı olması gerekmez.

Paris'te bir Avusturya fırını ve kruvasanın doğuşu

Bugün bildiğimiz kruvasan, yani katmanlı ve tereyağlı hamurdan yapılan hilal biçimli çörek, 19. yüzyılda Paris'te ortaya çıktı. 1838 ya da 1839'da Avusturyalı bir eski subay olan August Zang, Paris'te Richelieu Sokağı'nda "Boulangerie Viennoise", yani "Viyana Fırını" adıyla bir fırın açtı. Zang'ın fırını, Viyana usulü ekmekleri ve çörekleri, bu arada Kipferl'i Paris'e tanıttı. Bu çörekler Paris'te büyük ilgi gördü ve Fransız fırıncılar tarafından taklit edildi. Kipferl, Fransızcada hilal anlamına gelen "croissant" adıyla anılmaya başlandı.

"Croissant" kelimesinin bu hamur işi için kullanıldığı ilk Fransızca kayıtlar 1850'lere aittir. 1853'te Fransız aşçı Anselme Payen'in bir eserinde bu kelime geçer. 1863'te Émile Littré'nin büyük Fransızca sözlüğünde "croissant" kelimesi, hilal biçimli bir ekmek ya da çörek anlamında yer alır. Ancak bu ilk kruvasanlar, bugünkü katmanlı ve tereyağlı hamurdan yapılmıyordu; daha çok Kipferl'e benzeyen bir hamurdan yapılıyordu. Katmanlı, yani milföy benzeri hamurdan yapılan kruvasanın tarifi, ilk kez 20. yüzyılın başında, Fransız aşçı Joseph Favre'ın mutfak sözlüğünde yer aldı.
Ek bilgi
Hilal neden Osmanlı'nın simgesi sayıldı? Hilal, Osmanlı'dan çok önce Bizans döneminde İstanbul'un simgelerinden biriydi. Osmanlı döneminde ise hilal, cami alemlerinde ve sancaklarda kullanıldı; ancak Osmanlı'nın resmî bayrağında hilal ve yıldızın birlikte kullanılması 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılda yerleşti. Avrupa'da ise hilal, 16. ve 17. yüzyıllardan itibaren Osmanlı'yı ve İslam dünyasını temsil eden bir simge olarak görülmeye başlandı. Bu yüzden 20. yüzyılda kruvasanın hilal biçimini Osmanlı'ya bağlayan hikâyeler kolayca kabul gördü.
Viyana'da bir fırında satılan Kipferl ve Topfenkolatsche
Viyana'da bir fırında satılan Kipferl ve TopfenkolatscheGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Politikaner. Dosya sayfası

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

Kruvasanın Osmanlı'ya karşı bir zafer hatırası olarak doğduğu hikâyesi, ilk kez 20. yüzyılın başında yazıya geçirildi. Hikâyenin bilinen en etkili yazılı biçimi, Fransız mutfak yazarı Alfred Gottschalk'ın 1938'de yayımlanan büyük Fransız mutfak sözlüğü Larousse Gastronomique'teki kruvasan maddesidir. Gottschalk burada, hikâyeyi 1686 Budin kuşatmasına yerleştirdi: Osmanlı askerlerinin şehrin altına tünel kazdığını duyan fırıncılar alarm vermiş ve ödül olarak hilal biçimli bir ekmek yapma hakkı almıştı. Gottschalk, 1948'de yayımladığı mutfak tarihi kitabında ise aynı hikâyeyi bu kez 1683 Viyana kuşatmasına yerleştirdi. Böylece aynı yazar, aynı hikâyeyi iki farklı şehre ve tarihe bağlamış oldu. Bu tutarsızlık, hikâyenin bir belgeye değil, sözlü bir anlatıya dayandığını gösteriyor.

Hikâye, 20. yüzyılın ikinci yarısında yemek kitapları, gazete yazıları ve turistik rehberler aracılığıyla dünyaya yayıldı. Türkiye'de ise hikâye, kruvasanın Türklere hakaret olarak yapıldığı yorumuyla birlikte dolaşıma girdi. Bu yoruma bazen Atatürk'ün bir yemekte kruvasan yemeyi reddettiği ve gerekçesini açıkladığı bir anekdot da eklenir; bu anekdot da güvenilir bir belgeye dayanmaz.

Sosyal medyada bu hikâye düzenli aralıklarla yeniden dolaşıma giriyor. X'te bir kullanıcının 25 Şubat 2024'te (22.15 TSİ) kruvasanın Viyana kuşatmasından sonra Türk bayrağındaki hilali simgelemek için yapıldığını anlatan paylaşımı geniş bir etkileşim aldı. Aynı paylaşım, 17 Ekim 2026'da (00.15 TSİ) aynı kullanıcı tarafından yeniden gündeme getirildi; bir başka kullanıcı da 18 Ekim 2026'da (00.27 TSİ) hikâyeyi tekrarladı. Bu paylaşımlarda hikâye için bir kaynak gösterilmiyor; anlatı, yukarıda izini sürdüğümüz 20. yüzyıl yemek yazarlığı zincirinden geliyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Avusturya ve Fransa'dan bakınca Avusturya'da Kipferl, Noel kurabiyesi olan Vanillekipferl ile birlikte geleneksel mutfağın bir parçasıdır. Viyanalı fırıncılar arasında da 1683 hikâyesi anlatılır; ama Avusturyalı yemek tarihçileri, Kipferl'in 1683'ten önce de bilindiğini vurgular. Fransa'da ise kruvasan, ulusal mutfağın simgelerinden biri olarak görülür. Fransız yemek tarihçileri, kruvasanın Avusturya kökenini, yani August Zang'ın fırınını kabul eder. Amerikalı yemek tarihçisi Jim Chevallier, 2009'da yayımladığı kitabında Zang'ın fırınının ve kruvasanın Paris'teki gelişiminin tarihini ayrıntılı olarak inceledi ve 1683 hikâyesinin belgesiz olduğunu gösterdi. Hem Avusturyalı hem Fransız araştırmacılar, kruvasanın Osmanlı'ya karşı bir zafer simgesi olarak icat edildiği hikâyesini kabul etmiyor.

Kruvasan Türk düşmanlığının simgesi mi?

Belgeler, kruvasanın Osmanlı'ya karşı bir zaferi kutlamak için icat edildiğini göstermiyor. Hilal biçimli Kipferl, 1683'ten önce de Avusturya'da biliniyordu. Bugünkü kruvasan ise 19. yüzyılda Paris'te gelişti ve katmanlı hamurdan yapılan biçimi 20. yüzyılın başında ortaya çıktı. Hikâyenin kendisi ise 1938'de yazıya geçirildi ve aynı yazar tarafından iki farklı şehre bağlandı. Bu yüzden kruvasanı yemenin ya da yememenin, Osmanlı'ya ya da Türklere karşı bir tutum anlamına geldiğini düşünmek için bir neden yok.
Avusturya'da bir fırında satılan kruvasan
Avusturya'da bir fırında satılan kruvasanGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: בר. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1683'ten önce: Kipferl adlı hilal biçimli ekmek Avusturya'da bilinir.
1683: Viyana kuşatması.
1686: Budin kuşatması.
1838–1839: August Zang, Paris'te Boulangerie Viennoise'ı açar.
1853: Anselme Payen'in eserinde "croissant" kelimesi geçer.
1863: Littré sözlüğünde "croissant" maddesi yer alır.
1900'lerin başı: Joseph Favre, katmanlı hamurdan kruvasan tarifini yayımlar.
1938: Alfred Gottschalk, Larousse Gastronomique'te hikâyeyi Budin 1686'ya bağlar.
1948: Gottschalk, hikâyeyi Viyana 1683'e bağlar.
2009: Jim Chevallier, kruvasanın Paris'teki tarihini inceler.
25 Şubat 2024 ve Ekim 2026: Hikâye X'te yeniden yayılır.

Bir çöreğin üzerindeki yük

Kruvasan hikâyesi, tarih ile gelenek arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşık olabileceğini gösteriyor. Bir yemek yazarının 20. yüzyılda kaleme aldığı bir anlatı, bugün dünyanın dört bir yanında gerçek bir tarih olarak tekrarlanıyor. Bu anlatı, Osmanlı ile Avrupa arasındaki uzun çatışma hafızasıyla birleşince, bir çöreğe siyasi ve dinî bir anlam yüklendi.

Bizce bu hikâyeden çıkarılacak en önemli ders, gündelik nesnelere yüklenen anlamların çoğu zaman sonradan yaratıldığıdır. Kruvasan, Viyanalı bir subayın Paris'te açtığı bir fırında doğan ve Fransız fırıncıların ustalığıyla gelişen bir hamur işidir. Onun hilal biçimi, Osmanlı'ya bir hakaret değil, hamurun doğal bir biçimidir. Bu hikâyeyi düzeltmek, hem tarihe hem de bir çöreğin keyfine haksızlık yapmamak demektir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap