İçeriğe geç
Giriş yap
0

Kahire'de Mehmed Ali Paşa Camii: Kale'deki İstanbul usulü cami ve Paris'e giden dikilitaşın saati

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Kahire'ye yukarıdan bakan Selahaddin Kalesi'nin tepesinde, iki ince ve yüksek minaresiyle şehrin her yerinden görülen bir cami yükselir. Bu yapı, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın yaptırdığı camidir. Mısır'daki Memlük camilerinin ağır taş kütlelerinden ve kare minarelerinden çok farklı olan bu cami, İstanbul'daki selatin camilerinin planını ve siluetini Nil kıyısına taşır. Yapımına 1830'da başlanan cami, Mehmed Ali Paşa'nın hem Osmanlı padişahına bağlılığını hem de ondan bağımsızlaşma isteğini aynı anda gösteren bir siyasi semboldür. Avlusundaki saat kulesi ise Fransa kralının hediyesidir ve bu hediyenin karşılığında Luksor'daki dikilitaşlardan biri Paris'e gönderilmiştir. Bu yazıda caminin yapılışını, mimarisini, Mehmed Ali Paşa'nın hikâyesini ve saat kulesinin Paris ile ilişkisini ele alıyoruz.
Kahire Kalesi'ndeki Mehmed Ali Paşa Camii'nin dış görünüşü
Kahire Kalesi'ndeki Mehmed Ali Paşa Camii'nin dış görünüşüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Diego Delso. Dosya sayfası

Kavalalı Mehmed Ali Paşa

Mehmed Ali, 1769'da bugünkü Yunanistan'daki Kavala'da doğdu. Napolyon'un 1798'de başlayan Mısır seferinin ardından, Fransızları çıkarmak için Mısır'a gönderilen Osmanlı birlikleriyle bölgeye geldi. Mısır'daki karışık ortamda yükselerek 1805'te vali oldu. 1811'de Kahire Kalesi'nde bir tören sırasında Memlük beylerini öldürterek ülkedeki rakiplerini ortadan kaldırdı. Ardından ordusunu Avrupa usulüne göre yeniden düzenledi, fabrikalar kurdu, pamuk üretimini geliştirdi ve öğrencilerini Avrupa'ya gönderdi.

Mehmed Ali'nin gücü arttıkça Osmanlı merkezi ile ilişkisi gerginleşti. 1830'larda oğlu İbrahim Paşa komutasındaki ordusu Suriye'yi aldı ve 1839'da Nizip'te Osmanlı ordusunu yendi. Ancak Avrupa devletlerinin araya girmesiyle 1840'ta Londra'da imzalanan antlaşma, Mehmed Ali'yi Suriye'den çekilmeye zorladı. Karşılığında Mısır valiliği, 1841'de onun ailesine babadan oğula geçecek şekilde verildi. Mehmed Ali Paşa 1849'da öldü.

Kale'nin tepesinde bir cami

Kahire Kalesi, 12. yüzyılda Selahaddin Eyyubi tarafından yaptırılmıştı ve yüzyıllar boyunca Mısır'ın yönetim merkezi olmuştu. Mehmed Ali Paşa, kalenin içindeki eski Memlük yapılarının bir kısmını yıktırarak buraya kendi sarayını ve camisini yaptırdı. Caminin yeri bilinçli olarak seçilmişti: Kahire'nin en yüksek noktasında, şehrin her yerinden görülebilecek bir konumdaydı. Böylece cami, Mehmed Ali'nin gücünü şehrin siluetine yazdı.

Caminin mimarı, İstanbul'dan getirildiği bilinen Yusuf Buşnak adlı bir ustaydı. Yapımına 1830'da başlandı ve inşaat 1840'ların sonuna kadar sürdü. Mehmed Ali'nin ölümünden sonra da iç süslemelerin tamamlanması bir süre devam etti.

İstanbul'un izinde

Caminin planı, İstanbul'daki büyük selatin camilerinin planına benzer. Ortada büyük bir kubbe, onu çevreleyen dört yarım kubbe ve köşelerde küçük kubbeler bulunur. Bu plan, İstanbul'daki Yeni Cami ve Sultanahmet Camii'nin planlarını hatırlatır. Caminin iki minaresi, Osmanlı minarelerinin ince ve kalem biçimli tarzındadır ve her biri seksen metreyi aşan yüksekliğiyle Kahire'nin en yüksek minareleri arasındadır.

Mısır'da o güne kadar yapılan camiler, Memlük ve daha önceki dönemlerin mimari geleneğini taşıyordu. Mehmed Ali'nin İstanbul tarzını seçmesi, bir yandan Osmanlı dünyasına aidiyetini gösteriyor, öte yandan bu tür bir camiyi yalnızca padişahların yaptırabileceği bir geleneğe meydan okuyordu. İki minareli bir cami, Osmanlı geleneğinde genellikle padişah ya da hanedan üyeleri için yapılırdı.
Ek bilgi
Caminin iç ve dış duvarlarının alt kısımları, Mısır'ın Beni Süveyf bölgesinden getirilen kaymaktaşı, yani alabaster ile kaplanmıştır. Bu nedenle yapı, yabancı kaynaklarda sıklıkla "Alabaster Camii" olarak anılır.

Avlu ve saat kulesi

Caminin batı tarafında, revaklarla çevrili geniş bir avlu bulunur. Avlunun ortasında bir şadırvan yer alır. Avlunun bir köşesinde ise, Osmanlı ve İslam mimarisinde pek rastlanmayan bir unsur dikkat çeker: bir saat kulesi. Bu saat, Fransa kralı Louis-Philippe tarafından 1840'larda Mehmed Ali'ye hediye edilmiştir.

Saatin hikâyesi, Mısır ile Fransa arasındaki bir başka hediyeye bağlıdır. Mehmed Ali, Luksor Tapınağı'nın önündeki iki dikilitaştan birini Fransa'ya hediye etmişti. Bu dikilitaş, 1836'da Paris'teki Place de la Concorde meydanına dikildi ve bugün de orada durmaktadır. Louis-Philippe'in gönderdiği saat, bu hediyeye bir karşılık olarak görülür. Ancak saatin Kahire'ye ulaştıktan kısa süre sonra çalışmadığı ve uzun dönemler boyunca çalışmaz hâlde kaldığı anlatılır.
Mehmed Ali Paşa Camii'nin iç mekânı ve kubbesi
Mehmed Ali Paşa Camii'nin iç mekânı ve kubbesiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: ولاء. Dosya sayfası

İç mekân

Caminin iç mekânı, geniş ve yüksek bir kubbenin altında toplanır. Kubbe ve yarım kubbeler, altın yaldızlı süslemeler ve madalyonlarla bezenmiştir. Bu süslemeler, Osmanlı'nın 19. yüzyılda benimsediği Batı etkili barok ve ampir üsluplarının izlerini taşır. Kubbeden sarkan büyük avizeler ve çok sayıda kandil, iç mekânı aydınlatır. Caminin minberi ve mihrabı da bu dönemin süsleme anlayışını yansıtır.

Mehmed Ali'nin türbesi

Mehmed Ali Paşa 1849'da öldüğünde, yaptırdığı camiye defnedildi. Türbesi, caminin içinde, girişin sağ tarafında yer alır. Mermer sanduka, ince işçilikli bir parmaklıkla çevrilidir. Bir valinin, kendi yaptırdığı büyük bir caminin içine gömülmesi de, Osmanlı geleneğinde genellikle padişahlara özgü bir ayrıcalıktı.
Dikkat: yanlış bilinen
Caminin kubbeleri, 20. yüzyılın başlarında çatlaklar ve yapısal sorunlar nedeniyle tehlikeye girdi. 1930'larda Kral Fuad döneminde, kubbeler büyük ölçüde yıkılarak yeniden yapıldı. Bu nedenle bugün gördüğümüz kubbeler, orijinal yapının değil bu onarımın ürünüdür.

Avrupalı gezginlerin gözünden

19. yüzyılda Kahire'yi ziyaret eden Avrupalı gezginler, Kale'deki bu yeni camiyi sıklıkla resmetti ve fotoğrafladı. Cami, Kahire'nin en çok fotoğraflanan yapılarından biri oldu. Avrupalı ressamların ve fotoğrafçıların eserlerinde, Kale'nin tepesindeki iki ince minare, Kahire'nin simgesi olarak yer aldı. Bu görüntüler, Avrupa'daki Mısır imgesinin oluşmasında önemli bir rol oynadı.

Caminin Avrupalı gezginlerdeki yeri

Mehmed Ali Paşa Camii, 19. yüzyılda Mısır'a gelen Avrupalı gezginlerin uğrak yerlerinden biri haline geldi. Caminin Kahire'nin en yüksek noktasında yer alması, şehrin her yerinden görülmesini sağladı. Gezginler, caminin avlusundan Kahire'nin ve uzaktaki piramitlerin manzarasını anlattı. Fotoğrafçılar da camiyi sıkça fotoğrafladı. Bu fotoğraflar, Avrupa'da Kahire'nin simgesi haline geldi.

Fransız saati

Caminin avlusunda, Fransa Kralı Louis-Philippe tarafından Mehmed Ali Paşa'ya hediye edilen bir saat kulesi bulunur. Bu saat, Mehmed Ali Paşa'nın Fransa'ya hediye ettiği ve bugün Paris'teki Concorde Meydanı'nda duran Luksor dikilitaşının karşılığı olarak gönderilmiştir. Saatin Kahire'ye ulaştığında çalışmadığı ve uzun yıllar çalışmadan kaldığı anlatılır. Bu hikâye, Mısır'da bir dikilitaşın bozuk bir saatle değiştirildiği şeklinde esprili bir anlatıma dönüşmüştür.
Mehmed Ali Paşa Camii'nin avlusu
Mehmed Ali Paşa Camii'nin avlusuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Diego Delso. Dosya sayfası

Bugünkü durumu

Mehmed Ali Paşa Camii, bugün Kahire'nin en çok ziyaret edilen yapılarından biridir. Kahire Kalesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki "Tarihi Kahire" alanının bir parçasıdır. Cami, hem ibadete açık hem de turistlerin ziyaret ettiği bir yapı olarak kullanılmaktadır. Caminin avlusundan Kahire'nin büyük bir kısmı ve havanın açık olduğu günlerde Gize piramitleri görülebilir.
Tarih notu
Kronoloji
1769: Mehmed Ali'nin Kavala'da doğumu
1805: Mısır valiliği
1811: Kale'de Memlük beylerinin öldürülmesi
1830: Caminin yapımına başlanması
1836: Luksor dikilitaşının Paris'te dikilmesi
1840'lar: Louis-Philippe'in saati
1841: Mısır valiliğinin aileye babadan oğula verilmesi
1849: Mehmed Ali'nin ölümü ve camiye defni
1930'lar: Kubbelerin yeniden yapılması

Kahire siluetinde bir İstanbul camisi

Bize göre Mehmed Ali Paşa Camii, taşa yazılmış bir siyasi bildiridir. İstanbul'un planını ve siluetini Kahire'ye taşıyarak Osmanlı dünyasına aidiyetini gösteren Mehmed Ali, iki minare, kendi türbesi ve Kale'nin tepesindeki konumla da padişahla yarışan bir hükümdar olduğunu ilan etti. Avludaki saat kulesi ise bu yarışın Avrupa'yı da kapsadığını hatırlatır: Paris'teki dikilitaş ile Kahire'deki saat, 19. yüzyıl diplomasisinin iki ucunu birbirine bağlar.

Mehmed Ali Paşa Camii, mimarinin siyasi bir dil olarak nasıl kullanılabileceğinin açık bir örneğidir. Kahire'nin Memlük ve Fatımi mirasıyla dolu siluetine İstanbul tarzı bir kubbe ve kalem gibi ince minareler eklemek, Mısır'ın yeni hâkiminin hem Osmanlı dünyasına bağlılığını hem de kendi gücünü vurgulamasıydı. Caminin Kale'nin en yüksek noktasında yer alması, şehrin her yerinden görünmesini sağladı ve onu Kahire'nin simgelerinden biri yaptı. Mehmed Ali'nin kendi türbesini bu caminin içine yaptırması ise yapının bir hanedan anıtı olarak tasarlandığını gösterir. Avludaki saat kulesi, Fransa ile kurulan diplomatik ilişkinin hatırasını taşır ve yapıya Avrupa ile Osmanlı dünyası arasındaki bağı ekler. Böylece cami, 19. yüzyıl Mısır'ının çok yönlü kimliğini tek bir yapıda özetler.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap