John Frederick Lewis, 19. yüzyıl İngiliz resminin en önemli Doğu ressamlarından biridir. 1837'de Londra'da yayımlanan "Lewis's Illustrations of Constantinople" adlı taş baskı albümü, İngiliz okurlarına İstanbul'un sokaklarını, çarşılarını ve insanlarını gösterdi. Lewis, 1840'ta İstanbul'a bizzat geldi; ardından Kahire'ye geçti ve orada on yıl boyunca bir Osmanlı beyi gibi yaşadı. Kahire yıllarında yaptığı ayrıntılı suluboya ve yağlıboya resimleri, Viktorya dönemi İngiltere'sinde büyük ilgi gördü. Eserleri bugün Londra'daki Victoria and Albert Müzesi, Tate ve British Museum başta olmak üzere pek çok koleksiyonda korunuyor. Bu yazıda, Lewis'in İstanbul albümünü ve Osmanlı dünyasındaki yıllarını anlatıyoruz. Lewis'in İstanbul albümünden gümrük binası taş baskısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: John Frederick Lewis. Dosya sayfası
Hayvan ressamından seyyah ressama
John Frederick Lewis, 1804'te Londra'da bir gravürcü ailesinde doğdu. Genç yaşta hayvan resimleriyle tanındı ve İngiliz kralı IV. George için av sahneleri yaptı. 1832–1834 yıllarında İspanya'da yaşadı. İspanya'daki Endülüs mirası, özellikle Elhamra Sarayı ve Gırnata'nın İslam dönemi yapıları, onun Doğu'ya duyduğu ilginin başlangıcı oldu. İspanya'dan döndükten sonra yayımladığı İspanya albümleri, büyük başarı kazandı ve ona "İspanyol Lewis" lakabını kazandırdı.
İspanya albümünün başarısı üzerine Lewis, İstanbul üzerine bir albüm hazırlamaya karar verdi. Ancak bu albümün çizimlerini kendisi yapmadı. İstanbul'da 1835–1836 yıllarında bulunan amatör ressam Coke Smith'in eskizlerini kullandı ve bunları taş baskıya uygun hâle getirerek kendi üslubuyla yeniden çizdi. Albüm 1837'de yayımlandı.
Illustrations of Constantinople
Albüm, İstanbul'un çeşitli yerlerinden ve gündelik hayatından sahneler içerir: Galata'daki gümrük binası, Üsküdar iskelesi, çarşılar, kahvehaneler, Boğaziçi'nin kıyıları, araba ve kağnılar, sokakta mal satanlar ve farklı topluluklardan insanlar. Taş baskılar, Lewis'in ışık ve gölge kullanımındaki ustalığını gösterir.
Albümdeki sahneler, II. Mahmud döneminin İstanbul'unu yansıtır. 1826'da yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra şehirde yeni kıyafetler yaygınlaşmaya başlamıştı; albümde hem eski tip kavuklar ve kaftanlar hem de yeni fesler görülür. Gümrük binasının önündeki kalabalık, Galata'nın ticari hareketliliğini; Üsküdar iskelesindeki kayıklar ise şehrin deniz ulaşımına dayanan yapısını gösterir.
Ek bilgi
Bir eskizin yolculuğu Lewis'in İstanbul albümü, 19. yüzyıl gravür ve taş baskı albümlerinin nasıl hazırlandığını gösteren ilginç bir örnektir. Albümdeki sahneler, bir kişinin yerinde yaptığı eskizlerin, başka bir sanatçı tarafından Londra'da yeniden yorumlanmasıyla oluştu. Bu süreçte bazı ayrıntılar değişti, bazı figürler eklendi, ışık ve atmosfer romantik bir dille güçlendirildi. Bu yüzden albümdeki sahneleri, doğrudan gözlem belgeleri olarak değil, birden fazla elden geçmiş yorumlar olarak okumak gerekir.
İstanbul'da Lewis
Lewis, 1838'de İtalya'ya gitti; 1840'ta Yunanistan üzerinden İstanbul'a ulaştı. İstanbul'da yaklaşık bir yıl kaldı. Bu dönemde şehrin sokaklarında, çarşılarında ve Boğaziçi'nde çizimler yaptı. Lewis'in İstanbul'da yaptığı çizimlerin bir kısmı, sonraki yıllarda yaptığı büyük resimlerin hazırlıkları oldu.
İstanbul'da yaptığı en ünlü eserlerden biri, iki beyaz öküzün çektiği bir Türk arabasını gösteren suluboyadır. Bu resim, İstanbul'un gündelik ulaşım araçlarından birini ayrıntılı biçimde gösterir. Arabanın süslemeleri, içindeki kadınlar ve öküzlerin koşum takımları, Lewis'in ayrıntıya gösterdiği özeni yansıtır. Lewis'in albümünden Üsküdar manzarasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: John Frederick Lewis. Dosya sayfası
Kahire'de bir Osmanlı beyi
Lewis, 1841'de İstanbul'dan Kahire'ye geçti. Kahire'de on yıl yaşadı. Bu dönemde Osmanlı kıyafetlerini benimsedi, Kahire'nin eski mahallelerinden birinde geleneksel bir eve yerleşti ve şehrin hayatına karıştı. İngiliz yazar William Makepeace Thackeray, 1844'te Kahire'de Lewis'i ziyaret etti ve onun bir Osmanlı beyi gibi yaşadığını, sakallı ve kaftanlı olduğunu anlattı.
Kahire, o dönemde Osmanlı'ya bağlı Mısır'ın başkentiydi ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın yönetimindeydi. Lewis, Kahire'nin çarşılarını, camilerini, evlerinin iç avlularını ve kafesli pencerelerini resmetti. Bu resimlerde mimari ayrıntılar, kumaşların desenleri ve ışığın kafeslerden süzülüşü olağanüstü bir dikkatle işlendi.
Dikkat: yanlış bilinen
Gerçek mi, kurgu mu? İngiliz sanat tarihinde Lewis, Viktorya dönemi oryantalist resminin ustası olarak anılır. Resimlerinin ayrıntıcılığı, ona belgesel bir değer kazandırır; ama aynı zamanda, harem ve iç mekân sahneleri, Avrupa'nın Doğu kadınlarına dair hayallerini besleyen kurgular da içerir. Lewis'in harem sahnelerindeki modellerin önemli bir kısmının, Lewis'in kendi eşi Marian ve İngiltere'deki modeller olduğu bilinmektedir. Türk ve Arap okuyucu için Lewis'in resimleri, 19. yüzyıl İstanbul ve Kahire'sinin mimarisi ve kıyafetleri için değerli belgelerdir; ama bu resimlerdeki "Doğu hayatı" tasvirlerinin Avrupa'nın beklentilerine göre şekillendiği unutulmamalıdır.
İngiltere'ye dönüş ve ün
Lewis, 1851'de İngiltere'ye döndü. 1850'de Londra'da sergilenen "The Hhareem" adlı suluboyası büyük ilgi görmüş ve onu bir anda ünlü yapmıştı. Eleştirmen John Ruskin, Lewis'in ayrıntılı tekniğini çok övdü. İngiltere'de yaşadığı yıllarda Lewis, Kahire'de yaptığı eskizlerden yola çıkarak büyük resimler yaptı. Bu resimler, Kraliyet Akademisi sergilerinde gösterildi ve yüksek fiyatlarla satıldı.
Lewis, 1876'da öldü. Eserleri, Victoria and Albert Müzesi, Tate Britain, British Museum ve Birmingham Müzesi gibi kurumlarda korunur. Ayrıca Yale Üniversitesi'ndeki İngiliz Sanatı Merkezi'nde de önemli eserleri bulunur. Wellcome Collection, Lewis'in İstanbul çarşısını gösteren suluboyalarını barındırır.
Lewis'in Kahire yılları ve oryantalist resim
John Frederick Lewis, İstanbul çizimlerinden birkaç yıl sonra, 1841'de Kahire'ye yerleşti ve on yıl boyunca bu şehirde yaşadı. Kahire'de bir Osmanlı konağında, yerel kıyafetler giyerek yaşadı; İngiliz yazar William Makepeace Thackeray, 1844'te Lewis'i ziyaret ettiğinde onu "Osmanlı bir bey gibi" yaşarken bulduğunu yazdı. Lewis'in Kahire döneminde yaptığı suluboya ve yağlıboya resimler, harem sahneleri, çarşılar ve avlular, Victoria dönemi İngiltere'sinde oryantalist resmin en tanınmış örnekleri arasına girdi. Bu resimler, ayrıntılı gözlemleri ve parlak renkleriyle büyük ilgi gördü. Bugünkü sanat tarihçileri, Lewis'in eserlerini hem Doğu'nun belgesel bir kaydı hem de Avrupa'nın Doğu'ya dair hayallerinin bir yansıması olarak okur. İstanbul albümü ise bu kariyerin başlangıcıdır. Lewis'in albümünden bir İstanbul çarşısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: John Frederick Lewis. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1804: John Frederick Lewis Londra'da doğar. 1832–1834: Lewis İspanya'da yaşar. 1835–1836: Coke Smith İstanbul'da eskizler yapar. 1837: "Lewis's Illustrations of Constantinople" Londra'da yayımlanır. 1840: Lewis İstanbul'a gelir. 1841: Lewis Kahire'ye geçer. 1844: Thackeray, Lewis'i Kahire'de ziyaret eder. 1850: "The Hhareem" Londra'da sergilenir. 1851: Lewis İngiltere'ye döner. 1876: Lewis ölür.
İki Osmanlı şehri, bir ressam
John Frederick Lewis, önce başkasının eskizleriyle İstanbul'u resmetti, sonra şehri kendi gözüyle gördü ve ardından Kahire'de on yıl yaşadı. Bu yolculuk, onu Viktorya dönemi İngiltere'sinin en önemli Doğu ressamı yaptı. Eserleri, Osmanlı dünyasının iki büyük şehrini, İstanbul ve Kahire'yi, İngiliz izleyiciye tanıttı.
Bize göre Lewis'in eserleri, Osmanlı şehirlerinin 19. yüzyıldaki görünümüne dair değerli belgeler sunar; ama bu belgelerin bir ressamın ve bir dönemin bakış açısını taşıdığı akılda tutulmalıdır. İstanbul albümündeki taş baskılar, II. Mahmud döneminin sokaklarını bugüne taşır. Kahire resimleri ise Osmanlı eyalet başkentlerinden birinin mimarisini ve gündelik hayatını eşsiz bir dikkatle kaydeder.