İçeriğe geç
Giriş yap
0

Tunus'ta Sidi Mahrez Camii: Muradi beylerinin İstanbul usulü kubbeli camisi

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Tunus'un eski şehri, yani medine, dar sokakları, beyaz evleri ve kare minareli camileriyle Kuzey Afrika'nın tipik bir şehir dokusuna sahiptir. Bu dokunun içinde, Bab Suika semtinde, birden farklı görünen bir yapı dikkat çeker: ortada büyük bir kubbe, onu çevreleyen yarım kubbeler ve küçük kubbelerden oluşan, İstanbul'daki camileri hatırlatan bir silüet. Bu yapı, Sidi Mahrez Camii'dir. 17. yüzyılın son çeyreğinde, Tunus'u Osmanlı'ya bağlı olarak yöneten Muradi beyleri tarafından yaptırılan bu cami, Tunus'ta Osmanlı klasik cami planının uygulandığı en dikkat çekici örnektir. Bu yazıda Tunus'un Osmanlı dönemindeki yönetimini, Sidi Mahrez Camii'nin yapılışını, mimarisini ve adını aldığı velinin hikâyesini ele alıyoruz.
Tunus'taki Sidi Mahrez Camii'nin kubbeleri
Tunus'taki Sidi Mahrez Camii'nin kubbeleriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Credits to Mourad Ben Abdallah / Wikimedia Commons. Dosya sayfası

Tunus'un Osmanlı'ya geçişi

Tunus, 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ile İspanya arasında bir mücadele alanı oldu. 1534'te Barbaros Hayreddin Paşa Tunus'u aldı, ancak ertesi yıl İspanya kralı V. Karl şehri ele geçirdi. Uzun bir mücadelenin ardından, 1574'te Sinan Paşa ve Kılıç Ali Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Tunus'u kesin olarak Osmanlı yönetimine kattı. Bundan sonra Tunus, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki Garp Ocakları'ndan biri oldu.

Paşalar, dayılar ve beyler

Tunus'ta Osmanlı yönetimi, zamanla yerel güç merkezlerinin eline geçti. Başlangıçta İstanbul'dan gönderilen paşalar şehri yönetiyordu. Ancak 16. yüzyılın sonunda, yeniçeri subaylarından seçilen dayılar gerçek gücü ele geçirdi. 17. yüzyılda ise, vergi toplama ve iç bölgeleri yönetmekle görevli beyler öne çıktı. Bu beylerin ilk büyük hanedanı, Muradi hanedanıdır. Hanedanın kurucusu Murad Bey, Korsika kökenli bir devşirme ya da esirdi. Muradi beyleri, Osmanlı padişahının üstünlüğünü tanırken Tunus'u fiilen kendileri yönetti.

Caminin yapılışı

Sidi Mahrez Camii'nin yapımına, Muradi beylerinden Muhammed Bey el-Muradi döneminde, 1675 civarında başlandı. İnşaat, uzun yıllar sürdü ve 1690'larda tamamlandı. Caminin yapıldığı yer, Tunus'un koruyucu velisi olarak kabul edilen Sidi Mahrez'in türbesinin yakınıydı.

Cami, Tunus'ta o güne kadar yapılan camilerden tamamen farklı bir plana sahipti. Tunus'taki geleneksel camiler, çok sayıda sütunla taşınan düz çatılı ibadet alanları ve kare minarelerle yapılırdı. Sidi Mahrez Camii ise ortada büyük bir merkezi kubbe, onu dört yandan destekleyen yarım kubbeler ve köşelerde küçük kubbelerle İstanbul'daki klasik Osmanlı camilerinin planını izledi. Bu plan, İstanbul'daki Yeni Cami ve Sultanahmet Camii'ni hatırlatır.
Ek bilgi
Sidi Mahrez Camii'nin kubbe düzeni Osmanlı tarzında olsa da, yapının minaresi ve bazı süsleme ayrıntıları yerel geleneği yansıtır. Bu nedenle cami, İstanbul mimarisinin Tunuslu ustalar elinde yeniden yorumlanmasının bir örneği olarak kabul edilir.

Sidi Mahrez: şehrin koruyucusu

Caminin adını aldığı Sidi Mahrez, 10. ve 11. yüzyıllarda yaşamış bir alim ve veliydi. Tunus halkı, onu şehrin koruyucusu olarak kabul eder. Rivayete göre, Sidi Mahrez, şehrin yeniden kurulmasına ve surlarının onarılmasına öncülük etmiş, Yahudilerin şehirde yaşamasına izin verilmesini sağlamıştı. Bu nedenle Tunus'un Yahudi toplulukları da onu saygıyla anar. Sidi Mahrez'in türbesi, yüzyıllar boyunca halkın ziyaret ettiği bir yer oldu.
Sidi Mahrez Camii'nin dış görünüşü
Sidi Mahrez Camii'nin dış görünüşüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Noomen9. Dosya sayfası

Avlu, revaklar ve iç mekân

Caminin önünde, revaklarla çevrili bir avlu bulunur. Revaklar, sütunlar üzerine oturan kemerlerden oluşur. Caminin iç mekânı, merkezi kubbenin altında geniş ve aydınlık bir alan oluşturur. Duvarların alt kısımları çinilerle, üst kısımları alçı süslemelerle kaplıdır. Mihrap ve minber, mermer işçiliğinin güzel örnekleri arasındadır.

Caminin dış görünüşünde, beyaz badanalı duvarlar ve kubbeler dikkat çeker. İstanbul'daki camilerin kurşun kaplı kubbelerinin aksine, Sidi Mahrez Camii'nin kubbeleri beyaz renktedir. Bu özellik, caminin Tunus'un beyaz evleriyle uyum içinde görünmesini sağlar.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklarda Sidi Mahrez Camii'nin yapımının başlangıç ve bitiş tarihleri farklı verilmektedir. Bazı kaynaklar 1675'i, bazıları ise 1690'ların başını işaret eder. Bu fark, inşaatın uzun sürmesinden ve farklı aşamaların farklı tarihlerle anılmasından kaynaklanır.

Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki mimari izleri

Sidi Mahrez Camii, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki mimari mirasının bir parçasıdır. Tunus'ta Osmanlı döneminde yapılan diğer camiler, genellikle sekizgen minareleriyle tanınır. Bu sekizgen minareler, Osmanlı Hanefi camilerinin bir işareti olarak kabul edilir; çünkü Tunus'taki Maliki camileri kare minarelerle yapılırdı. Bu fark, şehrin siluetinde iki farklı mezhebin ve iki farklı yönetim geleneğinin izlerini taşır. Tunus'taki Yusuf Dey Camii ve Hammuda Paşa Camii, sekizgen minareli Osmanlı dönemi camilerinin örnekleridir.

Tunus'ta Osmanlı yönetimi

Tunus, 1574'te Osmanlı egemenliğine girdi. Başlangıçta İstanbul'dan atanan paşalar tarafından yönetilen Tunus'ta, kısa süre sonra yerel askerî liderler, yani dayılar ve beyler güç kazandı. 17. yüzyılda Muradi beyleri, Tunus'un gerçek yöneticileri haline geldi. Muradiler, Osmanlı padişahına bağlılıklarını sürdürmekle birlikte, Tunus'u büyük ölçüde kendi başlarına yönetti. 18. yüzyılın başında ise Hüseyni hanedanı iktidarı ele geçirdi ve 1957'ye kadar Tunus'u yönetti.

Tunus'taki Osmanlı mimari mirası

Sidi Mahrez Camii, Tunus'taki Osmanlı mimarisinin en önemli örneği olmakla birlikte, şehirde Osmanlı dönemine ait başka yapılar da vardır. Yusuf Dey Camii ve Hammuda Paşa Camii, sekizgen minareleriyle Osmanlı ve yerel geleneklerin birleştiği yapılardır. Tunus'ta Hanefi mezhebine bağlı camilerde sekizgen minareler, Maliki mezhebine bağlı camilerde ise kare minareler kullanılması dikkat çekici bir özelliktir. Bu fark, Osmanlı'nın getirdiği Hanefi mezhebi ile yerel Maliki geleneğinin şehrin mimarisinde görünür hale gelmesidir.
Sidi Mahrez Camii'nin revakları
Sidi Mahrez Camii'nin revaklarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Noomen9. Dosya sayfası

Bugün Sidi Mahrez Camii

Sidi Mahrez Camii, bugün Tunus medinesinin önemli camilerinden biri olarak kullanılmaktadır. Tunus medinesi, 1979'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. Cami, hem ibadet edenler hem de şehrin Osmanlı geçmişini merak eden ziyaretçiler için önemli bir duraktır. Caminin kubbeleri, Tunus'un Osmanlı dönemindeki bağlarını hatırlatan en belirgin işaretlerden biridir.
Tarih notu
Kronoloji
10.–11. yüzyıllar: Sidi Mahrez'in yaşadığı dönem
1534: Barbaros Hayreddin Paşa'nın Tunus'u alması
1574: Tunus'un kesin olarak Osmanlı yönetimine girmesi
17. yüzyıl: Muradi beylerinin yükselişi
1675 civarı: Sidi Mahrez Camii'nin yapımına başlanması
1690'lar: Caminin tamamlanması
1979: Tunus medinesinin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması

Tunus'ta İstanbul'a selam

Bize göre Sidi Mahrez Camii, Osmanlı'nın merkezden uzak eyaletlerinde de İstanbul'un mimari dilinin bir prestij ve aidiyet işareti olarak kullanıldığını gösterir. Fiilen kendi kendini yöneten Muradi beyleri, yaptırdıkları camiyi İstanbul usulü kubbelerle taçlandırarak Osmanlı dünyasının parçası olduklarını ilan ettiler. Beyaz kubbeleriyle bu cami, İstanbul ile Tunus'un buluştuğu bir yapıdır.

Sidi Mahrez Camii, Osmanlı'nın Kuzey Afrika eyaletlerinde merkezle yerel güçler arasındaki ilişkinin mimariye nasıl yansıdığını gösterir. Muradi beyleri fiilen bağımsız hareket etseler de, İstanbul'un mimari dilini seçerek Osmanlı dünyasına aidiyetlerini vurguladılar. Tunus'un geleneksel camileri genellikle düz çatılı ve kare minareli iken, Sidi Mahrez'in merkezi kubbesi ve onu çevreleyen yarım kubbeleri şehrin siluetinde farklı bir görüntü oluşturdu. Bu tercih, mimarinin yalnızca dinî ihtiyaçlara değil, siyasi kimlik arayışına da cevap verdiğini gösterir. Caminin adını aldığı velinin türbesine yakın olması, yapıyı halkın gözünde ayrıca değerli kıldı. Bugün Tunus medinesinin önemli yapılarından biri olan cami, Osmanlı'nın Mağrip'teki kültürel izlerinin en görünür örneklerinden biridir. Yapı, merkez ile taşra arasındaki ilişkinin taşa yansımış güzel bir örneğidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap