İçeriğe geç
Giriş yap
0

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (18 Haziran 1927): Neuchâtel'den gelen 84 yıllık usul

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Hakkın nasıl aranacağı

18 Haziran 1927'de Büyük Millet Meclisi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nu kabul etti. Kanun 2–4 Temmuz 1927 tarihli Resmî Gazete'lerde yayımlandı ve 4 Ekim 1927'de yürürlüğe girdi. Yürürlük günü bilinçli olarak seçilmişti: Türk Kanunu Medenisi de bir yıl önce, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girmişti. Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu kişilerin haklarını tanımlıyordu; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ise bu hakların mahkeme önünde nasıl aranacağını, davanın nasıl açılıp yürütüleceğini, delillerin nasıl toplanacağını ve hükmün nasıl verileceğini düzenliyordu.
Neuchâtel şatosu, kanton yönetiminin merkezi
Neuchâtel şatosu, kanton yönetiminin merkeziGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Martouf. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1879 Usul-i Muhakeme-i Hukukiye Kanun-ı Muvakkati; 1924 469 sayılı kanunla şer'iye mahkemelerinin kaldırılması; 7 Nisan 1925 Neuchâtel Kantonu Medeni Usul Kanunu; 4 Ekim 1926 Medeni Kanun'un yürürlüğü; 18 Haziran 1927 1086 sayılı kanunun kabulü; 2–4 Temmuz 1927 Resmî Gazete; 4 Ekim 1927 yürürlük; 1946, 1952 ve 1955 yeni kanun tasarıları; 1 Nisan 1992 Neuchâtel'de yeni usul kanunu; 12 Ocak 2011 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu.

Neuchâtel'den bir kanun

1086 sayılı kanun, İsviçre'nin Neuchâtel Kantonu'na ait 7 Nisan 1925 tarihli Medeni Usul Kanunu'ndan çevrilerek alındı. Çeviri sırasında bazı bölümler için Fransız ve Alman hukukundan da yararlanıldı. Seçim ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir: Türkiye, bir federal devletin küçük bir kantonunun kanununu ülke çapında uygulayacaktı. Ancak bunun açıklaması İsviçre'nin o dönemki yapısındaydı. İsviçre'de medeni hukuk 1912'den beri federal düzeyde, tek bir Medeni Kanun'la düzenleniyordu; buna karşılık yargılama usulü kantonların yetkisindeydi ve her kantonun kendi usul kanunu vardı. Federal bir medeni usul kanunu yoktu.

Türkiye İsviçre Medeni Kanunu'nu almıştı ve bu kanunla uyumlu bir usul kanunu arıyordu. Neuchâtel kanunu, alındığı sırada yalnızca iki yıllıktı; yani dönemin en yeni İsviçre usul kanunlarından biriydi. Fransızca konuşulan bir kantonun kanunu olması, Fransız usul hukuku geleneğine yakınlığı da beraberinde getiriyordu.
Neuchâtel şatosundaki kanton meclis salonu
Neuchâtel şatosundaki kanton meclis salonuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Piclaguet. Dosya sayfası

Şer'iye mahkemelerinden tek yargıya

Kanunun arka planında Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki yargı birliği hamlesi vardı. Tanzimat'tan sonra Osmanlı'da şer'iye mahkemeleri ile nizamiye mahkemeleri yan yana çalışıyordu. Görev ayrımı yapılmış olsa da şer'iye mahkemeleri kendilerini birçok işte yetkili sayıyordu. 1924'te çıkarılan 469 sayılı kanunla şer'iye mahkemeleri kaldırıldı ve bütün davalar tek tip mahkemelere bırakıldı. 469 sayılı kanun ve 1086 sayılı kanun, asliye hukuk mahkemelerini toplu, yani birden fazla hâkimli mahkemeler olarak öngörüyordu. Ancak bu mahkemeler uygulamada uzun yıllar tek hâkimli olarak çalıştı.

İstinaf mahkemelerinin kaldırılması

469 sayılı kanun yalnızca şer'iye mahkemelerini kaldırmadı; Tanzimat'tan beri var olan istinaf mahkemelerini de kaldırdı. Bunun birkaç nedeni vardı. Nizamiye mahkemelerinin bidayet, yani ilk derece mahkemelerine bir Müslüman ve bir Hristiyan üye, istinaf mahkemelerine ise iki Müslüman ve iki Hristiyan üye atanıyordu. Ağır ceza işlerinin tamamı tutuklu olarak görüldüğü için cinayet davalarına öncelik veriliyor, istinaf davaları ihmal ediliyordu. İstinaf mahkemelerinde yetişmiş hâkim azdı; bu mahkemelerdeki hâkimlerin bir kısmı zabıt kâtipliğinden, hatta mübaşirlikten gelme eski hâkimlerdi. İlk derece mahkemelerinde ise hukuk mezunu, yeni hukuku okumuş genç hâkimler görev yapıyordu. 1924'te temyiz mercii çoğunlukla ilk derece mahkemelerinin kararlarını doğru bulup istinaf mahkemelerinin kararlarını bozuyordu. İstinafta ilk yargılama tekrarlandığı için de işler birikiyordu.

Böylece 1086 sayılı kanun, iki dereceli bir yargı düzeni içinde uygulanmaya başladı: ilk derece mahkemeleri ve onların kararlarını temyiz yoluyla denetleyen Temyiz Mahkemesi, yani bugünkü Yargıtay. İstinafı yeniden kurmak için 1932'den itibaren birçok tasarı hazırlandı; ancak bölge adliye mahkemeleri ancak 2000'li yıllarda kurulabildi.

1086 sayılı kanundan önce yürürlükte olan usul düzenlemesi, 1879 tarihli Usul-i Muhakeme-i Hukukiye Kanun-ı Muvakkati'ydi. Yeni medeni hukukla birlikte yeni bir usul kanununa geçilmesi, hukuk devriminin maddi ve usul ayaklarının birlikte kurulmasını sağladı.
Ek bilgi
1086 sayılı kanunun dili zamanla ağır bir eleştiri konusu oldu. Aynı kurum, aynı kanunun farklı maddelerinde farklı sözcüklerle anılıyordu: 9. maddede "yetki", 13. maddede "salâhiyet"; 176. maddede "karşılık dava", 203. maddede "davayı mütekabile"; bir yerde "Yargıtay", başka yerde "Mahkemei Temyiz". Bilirkişi için "ehlihibre" ve "ehlivukuf" ifadeleri de kullanılıyordu. Bu karışıklık, kanunun seksen yılı aşan ömrü boyunca parça parça değiştirilmesinin sonucuydu.

Yeni kanun arayışları

1086 sayılı kanun yürürlüğe girdikten kısa süre sonra yeni bir medeni usul kanunu yapma çalışmaları başladı. 1946'da bir tasarı hazırlandı ama kanunlaşamadı. Bu metin 1952'de "Hukukta Yargılama Usulü Kanunu Tasarısı" adıyla Meclis'e sunuldu, yine kanunlaşmadı. 1955'te hazırlanan "Hukukta Muhakeme Usulü Kanunu Lâyihası" Meclis'e gönderildi, ama görüşülemeden düştü. Bunları 1967, 1971 ve 1993 tasarıları izledi; hiçbiri kanunlaşmadı.

Bu arada kanun yaklaşık otuz kez değiştirildi. Değişikliklerin hepsinde amaç, geciken yargıyı hızlandırmak, yargılamayı daha sade ve ucuz hale getirmekti. Ancak değişiklikler genellikle uygulamada şikâyet konusu olan belirli maddeler veya kurumlar üzerinde yapıldı; kanun bir bütün olarak elden geçirilmedi. Gıyap kurumu kanundan çıkarıldığı halde, gıyap sözcüğü bazı maddelerde kalmaya devam etti.
Adliye Vekili Mahmut Esat (Bozkurt)
Adliye Vekili Mahmut Esat (Bozkurt)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kaynağın değişmesi

1086 sayılı kanunun ömrünü en iyi gösteren ayrıntılardan biri, kaynak kanunun kendi ülkesinde kendisinden önce yürürlükten kalkmasıdır. Neuchâtel Kantonu için hazırlanan yeni bir usul kanunu tasarısı 28 Haziran 1988'de kanton meclisinin adalet komisyonuna gönderildi, 30 Eylül 1991'de oybirliğiyle kabul edildi ve 1 Nisan 1992'de yürürlüğe girdi. Böylece 7 Nisan 1925 tarihli kaynak kanun yürürlükten kalktı. Türkiye'de ise 1086 sayılı kanun yirmi yıl daha uygulandı. Ancak 12 Ocak 2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
1086 sayılı kanun için "84 yıl yürürlükte kaldı" demek, kabul tarihi olan 1927 ile 6100 sayılı kanunun kabul edildiği 2011 arasındaki süreyi ifade eder. 6100 sayılı kanunun yürürlüğe girişi 1 Ekim 2011'dir; bu nedenle süre, hangi tarihin esas alındığına göre birkaç ay değişir.

Usul ile esasın birlikte kurulması

Hukuk devrimi denince ilk akla gelen Medeni Kanun'dur: tek eşlilik, kadın ile erkeğin miras ve boşanmadaki eşitliği, resmî nikâh. Ancak bu hakların gerçek bir anlam kazanması, onları mahkeme önünde aramanın kurallarına bağlıdır. Boşanma davası nasıl açılır, tanık nasıl dinlenir, bilirkişiye ne zaman başvurulur, hüküm nasıl temyiz edilir? 1086 sayılı kanun bu soruları Medeni Kanun'la aynı hukuk geleneği içinde cevapladı.

Kanunun bir kantondan alınması, Türkiye'nin 1920'lerde yabancı kanun alırken pratik davrandığını gösterir: Ülke çapında uygulanacak bir federal İsviçre usul kanunu olmadığı için, en yeni ve kullanışlı kanton kanunu seçildi. Kanunun seksen yılı aşkın bir süre ayakta kalması, seçimin işlevsel olduğunu gösteriyor. Öte yandan defalarca yeni kanun tasarısı hazırlanıp hiçbirinin kanunlaşamaması ve kanunun yamalarla yaşaması, usul hukukunun yenilenmesinin maddi hukuktan daha zor olduğunu da ortaya koyar. 1927'de atılan adım kalıcıydı; Medeni Kanun'la aynı yıl yürürlük gününü paylaşan bu kanun, Türk mahkemelerinde üç kuşak hâkim ve avukatın günlük çalışma aracı oldu; onu bütünüyle yenilemek ise 2011'e kadar sürdü.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap