İçeriğe geç
Giriş yap
0

Devşirme ve Enderun: Balkan köylerinden saray okuluna, sadrazamlığa giden yol

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Osmanlı devletinin en tartışmalı ve en dikkat çekici kurumlarından biri devşirmedir. Bu uygulamayla Balkanlardaki Hristiyan köylerden belirli aralıklarla erkek çocuklar toplanır, Müslümanlaştırılır, Türkçe öğretilir ve devlet hizmetine yetiştirilirdi. Bu çocukların çoğu yeniçeri olurken, en yetenekli olanlar sarayın içindeki okul olan Enderuna alınır ve buradan vezirliğe, hatta sadrazamlığa kadar yükselebilirdi. Bu yazıda devşirmenin başlangıcını, nasıl yapıldığını, Enderun eğitimini, devşirmeden yetişen ünlü isimleri ve bu kurumu anlatan Bizans, Sırp ve Avrupa kaynaklarını ele alıyoruz.
Süleymanname'de Balkanlarda devşirme toplanmasını gösteren minyatür
Süleymanname'de Balkanlarda devşirme toplanmasını gösteren minyatürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ali Amir Beg (fl. 1558). Dosya sayfası

Başlangıç: Selanik metropolitinin vaazı

Devşirmenin ne zaman başladığı kesin olarak bilinmez. Ancak bu uygulamadan söz eden en eski kaynaklardan biri, Selanik metropoliti İsidoros Glabas'ın 1395 tarihli bir vaazıdır. Glabas, bu vaazında çocukların ailelerinden alınmasını acı bir dille anlatır. Bu, uygulamanın 14. yüzyılın sonlarında, I. Murad veya I. Bayezid döneminde başlamış olduğunu gösterir. Daha önce, savaş esirlerinin beşte birinin devlete ayrılması anlamına gelen pençik sistemiyle askerler yetiştiriliyordu. Devşirme, bu sistemin barış zamanında da sürdürülen bir devamı olarak doğdu.

Devşirme nasıl yapılırdı?

Devşirme, düzenli olmayan aralıklarla, ihtiyaç duyuldukça yapılırdı. Yeniçeri ağasının görevlendirdiği subaylar, ferman ile Balkan köylerine gider, köy papazlarının vaftiz kayıtlarına bakarak uygun çocukları seçerdi. Genellikle her kırk haneden bir çocuk alınması kural olarak kabul edilir. Seçilen çocukların sekiz ile yirmi yaş arasında, sağlıklı, evlenmemiş ve ailesinin tek oğlu olmaması tercih edilirdi. Şehirlerde yaşayanlar, zanaat sahibi aileler ve evliler genellikle alınmazdı. Bosna'daki Müslümanlaşmış ailelerin çocukları da istisnai olarak devşirmeye dahil edilirdi.

Toplanan çocuklar, kafileler hâlinde İstanbul'a götürülür, burada sünnet edilip Müslüman yapılırdı. Daha sonra bir kısmı Anadolu'daki Türk çiftçilerin yanına gönderilirdi; bu uygulamaya "Türk'e verme" denirdi. Çocuklar burada birkaç yıl çalışarak Türkçe ve İslam'ı öğrenirdi. Ardından acemi oğlanları olarak İstanbul'a dönerler ve yeniçeri olarak ocağa katılırlardı.

Enderun: saray okulu

Toplanan çocukların en yetenekli ve en gösterişli olanları ise saray okullarına alınırdı. İlk eğitimlerini Galata Sarayı, İbrahim Paşa Sarayı veya Edirne Sarayı gibi hazırlık okullarında alan çocuklar, daha sonra Topkapı Sarayı'nın içindeki Enderuna girerdi. Enderun'da öğrenciler sırayla Büyük Oda, Küçük Oda, Seferli Odası, Kiler Odası, Hazine Odası ve padişahın şahsi hizmetindeki Has Odada eğitim görürdü.

Eğitim, Kur'an, Arapça, Farsça, edebiyat, hat, musiki, ok atma, binicilik ve güreş gibi geniş bir alanı kapsardı. Her öğrenci ayrıca bir zanaat öğrenirdi. Enderun'dan mezun olmaya çıkma denirdi; çıkma olanlar sancakbeyi, beylerbeyi veya sarayın dış hizmetinde görevler alırdı.
Ek bilgi
Enderun eğitimi, kul sisteminin özüydü: bu öğrenciler padişaha kişisel sadakatle bağlıydı ve aileleri ya da soyları yerine yetenekleri sayesinde yükseliyordu. Bu nedenle Osmanlı devletinin yüksek yöneticilerinin önemli bir kısmı, Balkan köylerinden gelen kişilerdi.

Devşirmeden yetişenler

Devşirme yoluyla yetişen en ünlü isimlerden biri, Bosna'daki Sokoloviçi köyünden alınan Sokullu Mehmed Paşadır. Sokullu, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde toplam on dört yıldan fazla sadrazamlık yaptı. Kayseri'nin Ağırnas köyünden devşirilen Mimar Sinan da yeniçeri olarak başladığı hayatında Osmanlı'nın en büyük mimarı oldu. Bunların yanında Pargalı İbrahim Paşa gibi farklı yollarla saraya giren kişiler de kul sisteminin bir parçasıydı.
Devşirilmiş bir oğlanı gösteren tasvir
Devşirilmiş bir oğlanı gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Yabancı gözle devşirme ve Enderun

Devşirmeyi anlatan önemli yabancı kaynaklardan biri, Sırp asıllı Konstantin Mihailović'in anılarıdır. Mihailović, 1455'te Novo Brdo'nun alınmasıyla esir düşmüş, yeniçeri olarak hizmet etmiş ve daha sonra Hristiyan dünyasına dönerek "Bir Yeniçerinin Hatıraları" adıyla bilinen eserini yazmıştır. Venedik balyosu Ottaviano Bon, 1608 civarında Topkapı Sarayı ve Enderun hakkında ayrıntılı bir rapor yazdı. 17. yüzyılda sarayda müzisyen olarak bulunan Polonya asıllı Albert Bobowski, yani Ali Ufkî Bey, saray eğitimini içeriden anlatan bir metin bıraktı.
Dikkat: yanlış bilinen
Avrupa kaynakları, devşirmeyi genellikle yalnızca ailelerin acısı üzerinden anlatır. Osmanlı kaynakları ise sistemi devlete yetenekli insanlar kazandıran bir düzen olarak sunar. İki bakış da tarihin bir parçasıdır: devşirme, hem zorla ailelerinden koparılan çocukların hem de bu yolla en yüksek makamlara ulaşan kişilerin hikâyesidir.

Avrupalı gözlemcilerin devşirme anlatıları

16. yüzyılda İstanbul'a gelen Avrupalı elçiler ve gezginler, devşirme sistemine büyük ilgi gösterdi. Habsburg elçisi Busbecq, mektuplarında Osmanlı'da insanların soylarına değil, yeteneklerine göre yükseldiğini hayranlıkla anlattı. Bu anlatımlar, Avrupa'da Osmanlı devlet düzenine dair bir imge oluşturdu. Venedik balyozlarının raporlarında da sadrazamların ve paşaların kökenlerine dair ayrıntılar yer alır. Bu raporlar, bugün Venedik Devlet Arşivi'nde saklanmakta ve Osmanlı saray çevresinin incelenmesinde başvurulan önemli belgeler arasında yer almaktadır.

Ailelerle bağların sürmesi

Devşirme yoluyla saraya alınan çocukların aileleriyle bağlarının tamamen koptuğu sanılır. Ancak belgeler, bazı devşirme kökenli yöneticilerin doğdukları bölgelerle bağlarını sürdürdüğünü gösterir. Sokullu Mehmed Paşa'nın, Bosna'daki akrabalarına destek olduğu ve Drina üzerindeki ünlü Vişegrad Köprüsü'nü yaptırdığı bilinir. Sokullu'nun akrabalarından biri olan Makarios, Sırp Ortodoks Kilisesi'nin İpek Patrikhanesi'nin 1557'de yeniden kurulmasıyla patrik oldu. Bu örnekler, devşirme sisteminin karmaşık insan ilişkilerini yansıtır.
Acemi oğlanını gösteren bir tasvir
Acemi oğlanını gösteren bir tasvirGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: OneBmo. Dosya sayfası

Devşirmenin sona ermesi

17. yüzyılda yeniçeri ocağına devşirme dışından katılımlar arttı; Müslüman doğan gençler ve yeniçeri çocukları ocağa girmeye başladı. Bu nedenle devşirmeye olan ihtiyaç azaldı. Son devşirmenin 18. yüzyılın başında, III. Ahmed döneminde yapıldığı kabul edilir. Enderun ise 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü, ancak Tanzimat'la birlikte yeni okullar ve bürokrasi, sarayın yetiştirdiği kul sisteminin yerini aldı.
Tarih notu
Kronoloji
1395: İsidoros Glabas'ın devşirme hakkındaki vaazı
1455: Konstantin Mihailović esir düşüyor
15. yüzyıl: Enderun'un Topkapı Sarayı'nda teşkilatlanması
1565–1579: Sokullu Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı
1608 civarı: Ottaviano Bon'un saray raporu
17. yüzyıl: Ocağa devşirme dışından girişin artması
18. yüzyıl başı: Son devşirme uygulamaları

Kopuş ile yükselişin aynı hikâyesi

Bize göre devşirme, Osmanlı tarihinin en çelişkili kurumlarından biridir. Bir yanda ailelerinden koparılan çocukların acısı, diğer yanda bu çocukların imparatorluğun en yüksek makamlarına ulaşabilmesi vardır. Enderun, bu çelişkinin içinde yetenekli insanları seçip yetiştiren bir okul olarak işledi. Glabas'ın vaazından Mihailović'in anılarına kadar farklı kaynakları birlikte okumak, bu kurumu anlamanın tek dürüst yoludur.

Devşirmeyi değerlendirirken iki kolay yoldan kaçınmak gerekir: onu yalnızca bir zulüm olarak görmek ya da yalnızca bir fırsat kapısı olarak yüceltmek. Kaynaklar, bazı ailelerin çocuklarını saklamaya çalıştığını, bazılarının ise çocuklarının saraydaki yükselişinden sonra o sayede kendi bölgelerine hizmet götürdüğünü birlikte anlatır. Sokullu Mehmed Paşa'nın Vişegrad köprüsü, bu ikinci yüzün en bilinen örneğidir. Enderun'un başarısı, soydan çok liyakate dayanan bir seçim ve eğitim sistemi kurabilmesindeydi; bu sistem, Avrupa'daki doğuştan gelen soyluluk anlayışıyla karşılaştırıldığında dikkat çekici bir farklılık taşır. 17. yüzyılda devşirmenin seyrekleşmesi ve kapıkulu ocaklarına başka yollardan girişin artması, devlet yapısındaki değişimin de bir göstergesidir. Bu kurumu anlamak, Osmanlı'nın insan kaynağını nasıl yönettiğini anlamaktır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap