Ege Denizi'nde, Çeşme'nin hemen karşısındaki Sakız Adası (Chios), dünyada eşi olmayan bir ürünle tanınır: mastik, yani sakız ağacının reçinesi. Sakız ağacı Akdeniz'in pek çok yerinde yetişir, ama yalnızca adanın güneyindeki köylerde, ağacın gövdesinde açılan yaralardan damlayan reçine bu kadar bol ve kaliteli olur. Mastik, yüzyıllar boyunca ilaç, tatlandırıcı, ağız kokusu giderici ve çiğneme sakızı olarak kullanıldı. Bu değerli ürün, Ceneviz tüccarlarından Osmanlı sarayına kadar uzanan bir tarihin merkezinde yer aldı. Bu yazıda Sakız Adası'nın Ceneviz dönemini, 1566'daki Osmanlı fethini, mastik köylerinin özel statüsünü, mastiğin saraydaki kullanımını ve 1822 felaketini ele alıyoruz. Sakız ağacından elde edilen mastik reçinesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ceneviz Maona'sı
14. yüzyılın ortasından itibaren Sakız Adası, Cenevizli tüccarların kurduğu Maona adlı bir ticaret ortaklığının yönetimindeydi. Bu ortaklığın üyeleri, zamanla Giustiniani soyadını ortak olarak kullanmaya başladı. Maona, adanın mastik ticaretini tekel hâlinde elinde tutuyordu. Mastik, Akdeniz ve Orta Doğu pazarlarında yüksek fiyatla satılıyordu. Ceneviz yönetimi, mastik üretimini sıkı bir denetim altında tutar, kaçakçılığı ağır cezalarla önlemeye çalışırdı. Ceneviz Devlet Arşivi'nde, Maona dönemine ait mastik ticaretiyle ilgili kayıtlar bulunur.
Sakız, Osmanlı'nın güçlenmesiyle birlikte 15. yüzyılın ortasından itibaren Osmanlı'ya vergi ödemeye başladı. Bu vergi karşılığında ada, kendi yönetimini sürdürdü.
1566: Piyale Paşa ve Osmanlı fethi
1566'da, Kanuni Sultan Süleyman'ın son yılında, Kaptan-ı DeryaPiyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasıSakız Adası'na geldi ve adayı herhangi bir büyük çatışma olmadan Osmanlı yönetimine kattı. Bu fethin gerekçesi olarak adanın vergileri düzenli ödememesi ve Osmanlı'ya düşman güçlerle ilişkisi gösterildi. Giustiniani ailesinin ileri gelenleri İstanbul'a götürüldü. Bu olayla birlikte, iki yüz yılı aşkın Ceneviz yönetimi sona erdi.
Ek bilgi
Sakız Adası, Osmanlı döneminde de büyük ölçüde Rum ve Katolik nüfusun yaşadığı bir ada olarak kaldı. Adanın yönetiminde yerel ileri gelenler önemli bir rol oynadı. Osmanlı, adanın ticari önemini koruyarak yönetti.
Mastik köyleri ve ayrıcalıkları
Adanın güneyinde, mastik üretiminin yapıldığı yaklaşık yirmi köy vardı. Bu köylere Rumcada Mastihohoria, yani mastik köyleri denir. Osmanlı yönetimi, bu köylere özel bir statü tanıdı. Mastik köylerinin halkı, belirli bir miktar mastiği devlete teslim etmek karşılığında bazı vergilerden muaf tutuldu ve kendi yerel yönetimlerine sahip oldu. Bu köylerdeki kiliselerin çan çalmasına izin verilmesi gibi ayrıcalıklar da kaynaklarda anlatılır.
Mastik toplama işi, yaz aylarında yapılırdı. Köylüler, sakız ağaçlarının gövdesinde küçük kesikler açar, buradan damlayan reçinenin kurumasını beklerdi. Kuruyan reçine taneleri, ağacın altına serilen temiz toprak üzerinden toplanır, ardından temizlenir ve ayıklanırdı. Bu işte kadınlar ve çocuklar önemli bir rol oynardı. Kavanozda Sakız mastiğiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Raimond Spekking. Dosya sayfası
Saraydaki mastik
Sakız Adası'ndan toplanan mastiğin önemli bir kısmı İstanbul'a, Topkapı Sarayı'na gönderilirdi. Sarayda mastik, ağız kokusunu gidermek için çiğnenir, tatlılara ve içeceklere tat vermek için kullanılırdı. Harem'deki kadınların mastik çiğnemesi, Avrupalı gezginlerin anlatılarında da yer alır. Mastik ayrıca ilaç yapımında, özellikle mide rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılırdı. Osmanlı mutfağında sakızlı muhallebi ve sakızlı lokum gibi tatlılar, bu geleneğin bugün de süren örnekleridir.
1822: Sakız felaketi
1821'de Mora'da başlayan Yunan isyanı, 1822'de Sakız Adası'na da sıçradı. Samos'tan gelen isyancıların adaya çıkması üzerine Osmanlı yönetimi büyük bir askerî müdahalede bulundu. Bu müdahalede adanın Rum halkının çok büyük bir kısmı öldürüldü veya esir edildi. Olayın can kaybı hakkında farklı tahminler bulunur, ancak adanın nüfusunun büyük ölçüde azaldığı açıktır. Bu olay, Avrupa kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açtı. Fransız ressam Eugène Delacroix, 1824'te "Sakız Katliamı" adlı tablosunu yaptı; bu tablo bugün Paris'teki Louvre Müzesi'ndedir. Mastik köylerinin bir kısmı, mastik üretiminin önemi nedeniyle diğer bölgelere göre daha az zarar gördü.
Dikkat: yanlış bilinen
1822 Sakız olaylarının can kaybı hakkında verilen rakamlar, kaynaklar arasında büyük farklılıklar gösterir. Avrupa basınında ve sonraki Yunan tarih yazımında çok yüksek rakamlar dile getirilirken, Osmanlı kaynakları olayı isyanın bastırılması olarak anlatır. Tarihçiler, farklı kaynakları karşılaştırarak daha dikkatli tahminlerde bulunur.
Sakız'ın 1822 felaketi
Sakız Adası, 1822'de Yunan isyanı sırasında büyük bir felaket yaşadı. Adaya çıkan isyancıların ardından Osmanlı kuvvetleri adaya gönderildi ve ada halkının önemli bir kısmı öldürüldü ya da esir alındı. Bu olay, Avrupa'da büyük bir yankı uyandırdı. Fransız ressam Eugène Delacroix, 1824'te "Sakız Katliamı" adlı tablosunu yaptı. Bu tablo, bugün Paris'teki Louvre Müzesi'nde sergilenmektedir. Ancak mastik köyleri, sultana ait gelirler arasında oldukları için diğer köylere oranla daha az zarar gördü.
Mastiğin bugünü
Mastik üretimi, bugün de Sakız Adası'nın güneyindeki köylerde sürdürülmektedir. Sakız mastiği, Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaretli ürün olarak tescil edilmiştir. Mastik ağacının reçinesinin toplanması geleneği, UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer almaktadır. Mastik, sakız, tatlılar, likörler ve ilaç yapımında kullanılmaktadır. Türkiye'de de, özellikle Çeşme yarımadasında, mastik ağaçlarının yetiştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Mastikle hazırlanmış yiyeceklerGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Alex Ostrovski. Dosya sayfası
Sakız'dan sonra
Sakız Adası, 1912'de Balkan Savaşı sırasında Yunan donanması tarafından alındı ve 1913'te Yunanistan'a bırakıldı. Mastik üretimi ise devam etti. 1938'de mastik üreticileri bir kooperatif birliği kurdu ve bu birlik bugün de mastik ticaretini yönetiyor. Sakız mastiği, Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaretli ürün olarak tescillidir. Adanın güneyindeki mastik köylerinden Pirgi ve Mesta, Ceneviz döneminden kalma sokak düzenleri ve evleriyle bugün de ziyaretçileri çeker.
Tarih notu
Kronoloji 1346: Ceneviz Maona'sının Sakız'ı yönetmeye başlaması
15. yüzyıl ortası: Sakız'ın Osmanlı'ya vergi ödemeye başlaması 1566: Piyale Paşa'nın Sakız'ı Osmanlı'ya katması 1822: Sakız olayları 1824: Delacroix'nın "Sakız Katliamı" tablosu 1912: Yunan donanmasının adayı alması 1938: Mastik üreticileri birliğinin kuruluşu
Reçine taneleri ve ayrıcalık siyaseti
Bize göre Sakız mastiğinin hikâyesi, bir doğal ürünün siyasi tarihi nasıl şekillendirebileceğini gösterir. Cenevizliler, Osmanlılar ve sonra Yunanlar, bu küçük reçine taneleri için adayı özel bir statüyle yönettiler. Mastik köylerine tanınan ayrıcalıklar, Osmanlı'nın ekonomik değeri olan bölgelere esnek bir yönetim uygulayabildiğini gösterir. 1822'deki felaket ise bu esnekliğin, siyasi bir kriz anında nasıl çöktüğünün hatırlatıcısıdır.
Mastik köylerinin özel statüsü, Osmanlı yönetiminin her bölgeye aynı kuralları uygulamadığını, ekonomik değere göre esnek düzenlemeler yaptığını gösterir. Köylüler, mastiği belirli miktarda saraya teslim ettikleri sürece vergi muafiyetleri ve kendi yerel düzenlerini korudu. Bu düzen, hem devletin değerli bir ürünü güvence altına almasını hem de ada halkının görece rahat yaşamasını sağladı. Ceneviz döneminden devralınan bazı uygulamaların sürdürülmesi ise Osmanlı'nın fethettiği yerlerdeki işleyen sistemleri sık sık koruduğunun bir örneğidir. 1822'deki trajedi, bu uyumlu ilişkinin bir isyan ve misilleme döngüsü içinde nasıl yok olabileceğini gösterdi. Bugün Sakız'ın güneyindeki köylerde hâlâ mastik üretilmesi, bu ürünün adanın kimliğiyle ne kadar iç içe olduğunu kanıtlar.