"Bursa Nutku" adıyla bilinen metin, Atatürk'e ait sözler arasında hem en çok alıntılanan hem de en çok tartışılanlardan biridir. İlginç olan, konuşmanın ne zaman, nerede ve hangi olay üzerine yapıldığı oldukça iyi bilinirken metnin kendisinin ancak 14 yıl sonra bir kitapta ortaya çıkması ve ardından yıllarca mahkemelerde tartışılmasıdır. Bu not, Türkçe Wikipedia'nın Bursa Nutku maddesine dayanıyor; nutkun tam metnini değil, olayın ve metnin hikâyesini anlatıyor.
Arka plan: Türkçe ezan
Madde, ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi tartışmalarının Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerine uzandığını, Cumhuriyet kadrolarının bu tartışmayı sahiplendiğini yazar. 1932 Ramazan'ında başlatılan din alanındaki düzenlemelerin sonucu olarak ezan Türkçe okunmaya başlandı. Maddeye göre Türkçe ezan ve kamet uygulaması, halkın devrimlere fiilen tepki gösterdiği konulardan biri oldu ve 1933'te çeşitli kentlerde protesto edildi. İlk ciddi tepki Bursa'da görüldü.
Akış: 1 Şubat 1933, Ulu Cami
Maddeye göre 1 Şubat 1933'te Bursa Ulu Cami'de Türkçe ezan okumak istemeyen müezzin göreve gelmedi. Yerine cemaatten Topal Halil adlı biri Arapça ezan okudu; Kazanlı Tatar İbrahim adlı biri de Arapça kamet getirdi. Cemaatin içindeki bir sivil polisin müdahalesinden sonra bir grup slogan ve tekbirlerle yürüyüşe geçti. Önce Evkaf Müdürlüğü'nün önüne gidip İstanbul ve öteki şehirlerde olduğu gibi Bursa'da da Arapça ezan okunmasını istediler. Sonra vilayet binasının önünde, o sırada binada olmayan valiyi beklediler. Grup polis tarafından dağıtıldı, birçok kişi gözaltına alındı.
Ertesi gün gözaltındakiler serbest bırakıldı. Ancak madde, bu kararı veren hâkim ile savcının görevden uzaklaştırıldığını, müftüye işten el çektirildiğini, serbest bırakılanların yeniden tutuklandığını ve Ulu Cami hatibinin İstanbul'da tutuklanıp Bursa'ya gönderildiğini yazar.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Carl Ha. Dosya sayfası
Atatürk Bursa'ya gidiyor
O günlerde yurt gezisinde olan Mustafa Kemal olayı 3 Şubat'ta İzmir'de öğrendi. Maddeye göre Bursa Belediye Başkanı Ali Muhiddin Dinçsoy ona çektiği telgrafta olayı "Bursa'da irticai ayaklanma oldu" diye bildirmişti. Mustafa Kemal 4 Şubat'ta Afyonkarahisar'a vardı, İsmet Paşa ile buluştu ve 5 Şubat'ta sabaha karşı otomobille Bursa'ya ulaştı. Adalet ve İçişleri bakanları da Bursa'ya gelip inceleme yaptı; maddenin ifadesiyle "olayın düşünüldüğü kadar büyük olmadığı anlaşıldı" ve bakanlar aynı gün Ankara'ya dönüp Bakanlar Kurulu'na bilgi verdi.
O akşam Çekirge yolu üzerindeki bir köşkte yemek verildi. Madde, sofrada birinin "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü..." diye söze başladığını, buna sinirlenen Mustafa Kemal'in konuşanın sözünü kesip "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yaptığını aktarır. Konuşmanın içeriği, Türk gençliğinin devrime ve Cumhuriyet'e sahip çıkması gerektiği üzerinedir.
Maddeye göre sert sözlerin ardından Mustafa Kemal'in tonu yumuşadı. 6 Şubat'ta Bursa'dan ayrılmadan önce Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte olayın çok önemli olmadığını söyledi. Soruşturma 13-14 Şubat'ta tamamlandı. Olayla ilgili beş kişi ikişer yıl, yedi kişi birer yıl, yedi kişi de beşer ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.
Metin nasıl ortaya çıktı?
Nutuk, olay sırasında resmî bir metin olarak yayımlanmadı. Madde, metnin ilk kez 1947'de, Rıza Ruşen Yücer'in "Atatürk'e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra" adlı kitabında yer aldığını yazar. Yücer, on dört yıl önce genç bir gazeteci olarak yemekte bulunduğunu, Mustafa Kemal'in bir çırpıda söylediği sözleri not ettiğini ve bu notu yıllarca sakladığını anlatmıştı. Nutuk, ilk cildi 1945'te Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nce yayımlanan "Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri"nde yer almaz.
Metni geniş kitleye taşıyan, Celal Bayar'ın isteğiyle bir parti kongresinde okunması oldu. Maddeye göre DP'nin İzmir İl Kongresi'nde Şeref Balkanlı metni okudu ve ertesi gün bir İzmir gazetesinin birinci sayfasında yayımlandı. 1954'te nutkun ilk cümlesi Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin cephesine yazıldı. Metin 10 Kasım 1957'de Dünya, 19 Mayıs 1958'de Ulus gazetesinde yayımlandı; Ulus hakkında "şaibeli metin" gerekçesiyle başlatılan soruşturma, maddeye göre Başbakan Adnan Menderes'in baskısıyla kapatıldı.
Madde, metnin Atatürk'e ait olup olmadığı tartışmasının üç kez resmî düzeye çıktığını anlatır:

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Carl Ha. Dosya sayfası
Kişiler
Bursa Nutku, bir sözün tarihinin bazen olayın kendisinden daha uzun sürdüğünü gösteriyor. Ulu Cami'deki yürüyüş birkaç saat sürdü; soruşturma iki haftada bitti. Ama metnin kendisi 1947'den 1975'e kadar Senato'da, savcılıklarda ve ağır ceza mahkemelerinde tartışıldı. Sonunda belirleyici olan, tanıklar ve Türk Tarih Kurumu'nun "mealen" kaydıyla verdiği görüş oldu. Bu kayıt önemlidir: metnin kelimesi kelimesine değil, anlam olarak Atatürk'e ait olduğu kabul edilmiştir.
Bugünkü anlamı
Maddeye göre nutkun 77. yılında, 2010'da Bursa Nilüfer'deki Gençlik Parkı'na (Üç Fidan Parkı) Rengin Solmaz Sönmez'in "Bursa Nutku Sonsuzluk Anıtı" dikildi. Anıt ay-yıldızla birleşen bir sonsuzluk simgesi taşır. Nutku alıntılarken iki şeyi akılda tutmak iyi olur: metin tanık notuna dayanır ve resmî derlemelerde yer almaz; buna karşılık tarih kurumu ve mahkeme kararlarıyla "mealen" Atatürk'e ait olduğu kabul edilmiştir.
Arka plan: Türkçe ezan
Madde, ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi tartışmalarının Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerine uzandığını, Cumhuriyet kadrolarının bu tartışmayı sahiplendiğini yazar. 1932 Ramazan'ında başlatılan din alanındaki düzenlemelerin sonucu olarak ezan Türkçe okunmaya başlandı. Maddeye göre Türkçe ezan ve kamet uygulaması, halkın devrimlere fiilen tepki gösterdiği konulardan biri oldu ve 1933'te çeşitli kentlerde protesto edildi. İlk ciddi tepki Bursa'da görüldü.
Akış: 1 Şubat 1933, Ulu Cami
Maddeye göre 1 Şubat 1933'te Bursa Ulu Cami'de Türkçe ezan okumak istemeyen müezzin göreve gelmedi. Yerine cemaatten Topal Halil adlı biri Arapça ezan okudu; Kazanlı Tatar İbrahim adlı biri de Arapça kamet getirdi. Cemaatin içindeki bir sivil polisin müdahalesinden sonra bir grup slogan ve tekbirlerle yürüyüşe geçti. Önce Evkaf Müdürlüğü'nün önüne gidip İstanbul ve öteki şehirlerde olduğu gibi Bursa'da da Arapça ezan okunmasını istediler. Sonra vilayet binasının önünde, o sırada binada olmayan valiyi beklediler. Grup polis tarafından dağıtıldı, birçok kişi gözaltına alındı.
Ertesi gün gözaltındakiler serbest bırakıldı. Ancak madde, bu kararı veren hâkim ile savcının görevden uzaklaştırıldığını, müftüye işten el çektirildiğini, serbest bırakılanların yeniden tutuklandığını ve Ulu Cami hatibinin İstanbul'da tutuklanıp Bursa'ya gönderildiğini yazar.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Carl Ha. Dosya sayfası
Atatürk Bursa'ya gidiyor
O günlerde yurt gezisinde olan Mustafa Kemal olayı 3 Şubat'ta İzmir'de öğrendi. Maddeye göre Bursa Belediye Başkanı Ali Muhiddin Dinçsoy ona çektiği telgrafta olayı "Bursa'da irticai ayaklanma oldu" diye bildirmişti. Mustafa Kemal 4 Şubat'ta Afyonkarahisar'a vardı, İsmet Paşa ile buluştu ve 5 Şubat'ta sabaha karşı otomobille Bursa'ya ulaştı. Adalet ve İçişleri bakanları da Bursa'ya gelip inceleme yaptı; maddenin ifadesiyle "olayın düşünüldüğü kadar büyük olmadığı anlaşıldı" ve bakanlar aynı gün Ankara'ya dönüp Bakanlar Kurulu'na bilgi verdi.
O akşam Çekirge yolu üzerindeki bir köşkte yemek verildi. Madde, sofrada birinin "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü..." diye söze başladığını, buna sinirlenen Mustafa Kemal'in konuşanın sözünü kesip "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yaptığını aktarır. Konuşmanın içeriği, Türk gençliğinin devrime ve Cumhuriyet'e sahip çıkması gerektiği üzerinedir.
Dikkat: yanlış bilinen
Sonrası: yumuşayan ton ve cezalarMadde, konuşmanın tarihini girişte "6 Şubat 1933 akşamı" olarak verir; ama akış bölümünde Mustafa Kemal'in 5 Şubat sabahı Bursa'ya vardığı, "o akşam" yemeğin verildiği ve 6 Şubat'ta Bursa'dan ayrılmadan önce Anadolu Ajansı'na demeç verdiği anlatılır. Bu iki anlatım bir araya getirildiğinde yemeğin 5 Şubat akşamı olması da mümkün görünür. Biz başlıkta maddenin girişindeki 6 Şubat tarihini kullandık.
Maddeye göre sert sözlerin ardından Mustafa Kemal'in tonu yumuşadı. 6 Şubat'ta Bursa'dan ayrılmadan önce Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte olayın çok önemli olmadığını söyledi. Soruşturma 13-14 Şubat'ta tamamlandı. Olayla ilgili beş kişi ikişer yıl, yedi kişi birer yıl, yedi kişi de beşer ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.
Metin nasıl ortaya çıktı?
Nutuk, olay sırasında resmî bir metin olarak yayımlanmadı. Madde, metnin ilk kez 1947'de, Rıza Ruşen Yücer'in "Atatürk'e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra" adlı kitabında yer aldığını yazar. Yücer, on dört yıl önce genç bir gazeteci olarak yemekte bulunduğunu, Mustafa Kemal'in bir çırpıda söylediği sözleri not ettiğini ve bu notu yıllarca sakladığını anlatmıştı. Nutuk, ilk cildi 1945'te Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nce yayımlanan "Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri"nde yer almaz.
Metni geniş kitleye taşıyan, Celal Bayar'ın isteğiyle bir parti kongresinde okunması oldu. Maddeye göre DP'nin İzmir İl Kongresi'nde Şeref Balkanlı metni okudu ve ertesi gün bir İzmir gazetesinin birinci sayfasında yayımlandı. 1954'te nutkun ilk cümlesi Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin cephesine yazıldı. Metin 10 Kasım 1957'de Dünya, 19 Mayıs 1958'de Ulus gazetesinde yayımlandı; Ulus hakkında "şaibeli metin" gerekçesiyle başlatılan soruşturma, maddeye göre Başbakan Adnan Menderes'in baskısıyla kapatıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Mahkemeler ve bilirkişilerDP kongresinin tarihi madde içinde iki farklı biçimde geçer. Giriş bölümü metnin "20 Haziran 1949'da İzmir'de yapılan DP İkinci İl Kongresi'nde" okunduğunu yazar; tartışmalar bölümü ise okumanın "1 Temmuz 1949 günü" yapıldığını söyler. Hangisinin doğru olduğunu bu kaynaktan çıkaramıyoruz.
Madde, metnin Atatürk'e ait olup olmadığı tartışmasının üç kez resmî düzeye çıktığını anlatır:
- 1963: Senatör Özel Şahingiray soruyu Senato'ya getirdi. Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Afet İnan, tanık ifadelerine dayanarak "bu sözlerin mealen Atatürk tarafından söylendiği anlaşılmaktadır" yanıtını verdi.
- 1966: Ege Üniversitesi Fikir ve Sanat Kulübü'nün bir broşüründe nutuk yer alınca Bornova Cumhuriyet Başsavcılığı, halkı kanunlara itaatsizliğe teşvik iddiasıyla kulübün kapatılması için dava açtı. Senato'daki bilirkişi heyeti Türk Tarih Kurumu'na başvurdu; kurum, sözlerin "Atatürk'ün 1933 Şubat'ında Bursa'da yaptığı konuşmadan mealen alınmak suretiyle" basıldığı kanaatine oybirliğiyle vardı.
- 1975: Cafer Tanrıverdi metni Kayseri'de dağıtınca Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Türk Tarih Kurumu Başkanı Enver Ziya Karal ile öğretim üyesi Sami N. Özerdim metnin Atatürk'e ait olduğuna dair görüş ve belge sundu; mahkeme bu görüş doğrultusunda karar verdi.

Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Carl Ha. Dosya sayfası
Kişiler
- Mustafa Kemal Atatürk: Konuşmayı yapan.
- İsmet Paşa: Afyonkarahisar'da Atatürk'e katılıp Bursa'ya birlikte gitti.
- Ali Muhiddin Dinçsoy: Olayı telgrafla bildiren belediye başkanı.
- Rıza Ruşen Yücer: Metni 1947'de kitabında yayımlayan gazeteci.
- Şeref Balkanlı ve Celal Bayar: Metni 1949'da kongrede okutan ve okuyan.
- Afet İnan, Enver Ziya Karal, Sami N. Özerdim: Metnin aslı konusunda görüş verenler.
- Olaydan metnin yayımlanmasına geçen süre: 14 yıl (1933-1947).
- Cezalar: 5 kişiye 2 yıl, 7 kişiye 1 yıl, 7 kişiye 5 ay.
- Resmî inceleme sayısı: 3 (1963, 1966, 1975).
- Anıt: 2010, 77. yıl.
Tarih notu
SonuçKronoloji: 1932 Ramazan'ı Türkçe ezan. 1 Şubat 1933 Ulu Cami olayı. 3 Şubat haberin İzmir'de alınması. 4 Şubat Afyonkarahisar. 5 Şubat Bursa'ya varış. 6 Şubat Anadolu Ajansı demeci. 13-14 Şubat soruşturmanın sonu. 1947 Yücer'in kitabı. 1949 DP İzmir kongresi. 1954 Ziraat Fakültesi cephesi. 1963 Senato sorusu. 1966 Bornova davası. 1975 Kayseri davası. 2010 Nilüfer'deki anıt.
Bursa Nutku, bir sözün tarihinin bazen olayın kendisinden daha uzun sürdüğünü gösteriyor. Ulu Cami'deki yürüyüş birkaç saat sürdü; soruşturma iki haftada bitti. Ama metnin kendisi 1947'den 1975'e kadar Senato'da, savcılıklarda ve ağır ceza mahkemelerinde tartışıldı. Sonunda belirleyici olan, tanıklar ve Türk Tarih Kurumu'nun "mealen" kaydıyla verdiği görüş oldu. Bu kayıt önemlidir: metnin kelimesi kelimesine değil, anlam olarak Atatürk'e ait olduğu kabul edilmiştir.
Bugünkü anlamı
Maddeye göre nutkun 77. yılında, 2010'da Bursa Nilüfer'deki Gençlik Parkı'na (Üç Fidan Parkı) Rengin Solmaz Sönmez'in "Bursa Nutku Sonsuzluk Anıtı" dikildi. Anıt ay-yıldızla birleşen bir sonsuzluk simgesi taşır. Nutku alıntılarken iki şeyi akılda tutmak iyi olur: metin tanık notuna dayanır ve resmî derlemelerde yer almaz; buna karşılık tarih kurumu ve mahkeme kararlarıyla "mealen" Atatürk'e ait olduğu kabul edilmiştir.
Kaynaklar
- Vikipedi, Bursa Nutku maddesi (tr.wikipedia.org)