Lozan masasının en güçlü rakibi
George Nathaniel Curzon, yaygın bilinen adıyla Lord Curzon, 1919-1924 yılları arasında İngiltere Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı. Türk tarihinde, Lozan Konferansı'nın 20 Kasım 1922'den 4 Şubat 1923'e kadar süren ilk evresinde İngiliz heyetine başkanlık etmesiyle tanınır. Bu evrede Türk heyetinin başkanı İsmet Paşa ile yaşadığı çetin pazarlıklar, konferansın en dikkat çekici sahnelerini oluşturdu. Curzon, deneyimli bir imparatorluk yöneticisi, keskin bir hatip ve konferansın fiilî yöneticisiydi; İsmet Paşa ise ilk kez büyük bir uluslararası konferansa katılan, ancak geri adım atmayan bir komutandı.Curzon, 11 Ocak 1859'da İngiltere'nin Kedleston şehrinde soylu bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Eton ve Oxford'da eğitim gördü. Gençliğinde Asya'yı dolaştı; İran, Orta Asya ve Uzak Doğu hakkında kitaplar yazdı. Bu seyahatler, ona İngiliz İmparatorluğu'nun Doğu'daki çıkarları konusunda derin bir bilgi ve güçlü kanaatler kazandırdı.

Hindistan genel valisi
Curzon, 1899-1905 yılları arasında Hindistan Genel Valisi olarak görev yaptı. Bu dönemde idari reformlar yaptı, tarihî eserlerin korunması için çalışmalar başlattı ve 1905'te Bengal'in bölünmesi kararını aldı. Bu karar Hindistan'da büyük tepkiye yol açtı ve sonradan geri alındı. Genel valilik yılları, Curzon'un imparatorluğun Doğu'daki güvenliğini her şeyin önünde tutan dünya görüşünü pekiştirdi.Birinci Dünya Savaşı sırasında Savaş Kabinesi'nde görev alan Curzon, Ekim 1919'da Dışişleri Bakanı oldu. Bu görevde, Osmanlı Devleti'nin paylaşılması, Ortadoğu'daki manda düzenlemeleri ve Boğazlar meselesi gibi konular onun masasına geldi.
Tarih notu
11 Ocak 1859: Kedleston'da doğumu.
1899-1905: Hindistan Genel Valiliği.
Ekim 1919: Dışişleri Bakanı olması.
20 Kasım 1922: Lozan Konferansı'nın açılışı.
4 Şubat 1923: Konferansın kesintiye uğraması.
Ocak 1924: Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılışı.
20 Mart 1925: Londra'da ölümü.
1899-1905: Hindistan Genel Valiliği.
Ekim 1919: Dışişleri Bakanı olması.
20 Kasım 1922: Lozan Konferansı'nın açılışı.
4 Şubat 1923: Konferansın kesintiye uğraması.
Ocak 1924: Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılışı.
20 Mart 1925: Londra'da ölümü.
Lozan'ın ilk evresi
Mudanya Mütarekesi'nden sonra İtilaf devletleri, Türkiye ile kalıcı bir barış yapmak için İsviçre'nin Lozan şehrinde bir konferans topladı. Konferans 20 Kasım 1922'de açıldı. Curzon, açılış konuşmasından başlayarak konferansın gidişatını yönetmeye çalıştı. Toprak meseleleri, Boğazlar, azınlıklar, kapitülasyonlar ve Osmanlı borçları gibi konular için komisyonlar kuruldu. Curzon, Toprak ve Askerî Meseleler Komisyonu'nun başkanlığını üstlendi.Curzon'un en çok üzerinde durduğu konular, Boğazlar'ın serbestliği ve Musul meselesiydi. Musul, İngiliz mandası altındaki Irak'ın bir parçası olarak görülüyordu ve bölgenin petrol kaynakları İngiltere için büyük önem taşıyordu. Türk tarafı ise Musul'un Misak-ı Millî sınırları içinde olduğunu ve halkının çoğunluğunun Türkiye'ye bağlı kalmak istediğini savunuyordu.

İki farklı üslup
Curzon ile İsmet Paşa'nın karşılaşması, iki farklı üslubun çarpışmasıydı. Curzon uzun ve etkileyici konuşmalar yapıyor, zaman zaman Türk heyetini sert bir dille eleştiriyordu. İsmet Paşa ise sakin, sabırlı ve inatçıydı. Her konuda Ankara'dan aldığı talimatlara bağlı kalıyor, kabul edemeyeceği maddeleri tekrar tekrar reddediyordu. İsmet Paşa'nın işitme güçlüğü, konferans anılarında sık sık anlatılan bir ayrıntıdır; Curzon'un uzun konuşmalarına karşı bu durumun bir sabır aracı olarak kullanıldığı yönünde yaygın anlatılar vardır.Ek bilgi
Lozan'da İsmet Paşa'nın en büyük ısrar konularından biri kapitülasyonların kaldırılmasıydı. Türk heyeti, yabancılara tanınan adli ve ekonomik ayrıcalıkların hiçbir biçimde sürdürülemeyeceğini savundu. Bu konu, Curzon başta olmak üzere İtilaf delegeleriyle en sert tartışmaların yaşandığı başlıklardan biri oldu.
4 Şubat 1923: Kesinti
Ocak 1923'ün sonunda İtilaf devletleri, Türk heyetine bir antlaşma taslağı sundu. Bu taslak, Türk tarafının kabul edemeyeceği maddeler içeriyordu; özellikle kapitülasyonlar ve ekonomik hükümler konusunda Türk taleplerini karşılamıyordu. Curzon, taslağın imzalanması için bir süre tanıdı ve 4 Şubat 1923 akşamı Lozan'dan ayrılmak üzere trenini bekletti. İsmet Paşa ise taslağı imzalamayı reddetti. Curzon'un treni hareket etti ve konferans kesintiye uğradı.Bu an, Lozan sürecinin en kritik dönemeciydi. Türk heyeti, baskı altında imza atmak yerine konferansın kesilmesini göze aldı. İsmet Paşa Ankara'ya döndü; Meclis'te yoğun tartışmalar yaşandı. Türk tarafının karşı önerileri hazırlandı ve İtilaf devletlerine iletildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Konferansın kesilmesi, savaşın yeniden başlaması anlamına gelmedi. Her iki taraf da yeni bir savaştan kaçınmak istiyordu. Diplomatik yazışmalar sürdü ve konferans 23 Nisan 1923'te yeniden toplandı.
Boğazlar tartışması
Curzon'un Lozan'daki öncelikli hedeflerinden biri, Boğazlar'ın savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olmasını sağlamaktı. Sovyet Rusya heyetinin başkanı Georgi Çiçerin ise Boğazlar'ın savaş gemilerine kapatılmasını ve denetimin tamamen Türkiye'ye bırakılmasını savunuyordu. Bu tartışmada Türk heyeti, Sovyet tezine yakın durmakla birlikte, uzlaşmaya açık bir tutum izledi. Sonunda Boğazlar bölgesinin silahsızlandırılması ve uluslararası bir komisyon denetimine bırakılması kabul edildi. Bu düzenleme, 1936'da imzalanan Montrö Sözleşmesi ile Türkiye lehine değiştirilecekti.Musul'un ayrı tutulması
Lozan'ın ilk evresinde Musul konusunda anlaşma sağlanamadı. Curzon, meseleyi Milletler Cemiyeti'ne götürmeyi önerdi. Sonunda Lozan Antlaşması'nda Musul meselesinin Türkiye ile İngiltere arasında dokuz ay içinde ikili görüşmelerle çözülmesi, çözülemezse Milletler Cemiyeti'ne götürülmesi kararlaştırıldı. 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul Irak'a bırakıldı ve Türkiye'ye petrol gelirlerinden yirmi beş yıl süreyle pay verilmesi kabul edildi.
İkinci evre ve Curzon'un yokluğu
Konferans 23 Nisan 1923'te yeniden toplandığında Curzon Lozan'a dönmedi. İngiliz heyetine İstanbul'daki Yüksek Komiser Sir Horace Rumbold başkanlık etti. Curzon'un yokluğunda görüşmeler daha teknik ve uzlaşmacı bir havada sürdü. Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalandı.Ocak 1924'te İşçi Partisi'nin iktidara gelmesiyle Curzon Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrıldı. Kısa bir süre sonra kurulan Muhafazakâr hükûmette Lordlar Kamarası başkanı olarak görev aldı. 20 Mart 1925'te Londra'da öldü. Başbakan olma hayali hiçbir zaman gerçekleşmedi; 1923'te Bonar Law istifa ettiğinde başbakanlık için en güçlü adaylardan biri olmasına rağmen yerine Stanley Baldwin seçilmişti.
Lozan masasında bir imparatorluk diplomatı
Curzon, Lozan'da bir imparatorluk çağının diplomatıydı. Onun dünyasında büyük güçler kararları verir, küçük devletler bu kararlara uyardı. Hindistan'ı yönetmiş, Asya'yı dolaşmış ve imparatorluğun çıkarlarını her şeyin önünde tutmuş bir yöneticiydi. Lozan'da karşısına çıkan Türk heyeti ise bu dünyanın değiştiğini ve askerî zaferle kazanılan bağımsızlığın masada da korunacağını gösterdi.İsmet Paşa'nın Curzon karşısındaki direnci, Türk diplomasi tarihinin önemli derslerinden biridir. Deneyim ve güç farkına rağmen Türk heyeti, ikincil konularda esneklik gösterirken bağımsızlıkla ilgili konularda geri adım atmadı. 4 Şubat 1923'te Curzon'un treni hareket ettiğinde, Türk heyetinin imzalamadığı taslak tarihe karıştı; birkaç ay sonra imzalanan antlaşma ise kapitülasyonların kaldırıldığı, Türkiye'nin tam bağımsızlığının tanındığı bir metin oldu. Curzon'un Lozan'daki hikâyesi, bu sonuca giden yolun ne kadar çetin olduğunu gösterir.