İçeriğe geç
Giriş yap
0

İsmet Paşa'nın Moskova ziyareti (1932) ve sanayi planına giden 8 milyon dolarlık kredi

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Bir başbakanın uzun yolculuğu

25 Nisan 1932'de Başvekil İsmet (İnönü) Paşa, yanında Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) Bey ile birlikte Sovyetler Birliği'ne bir ziyaret başlattı. 10 Mayıs 1932'ye kadar süren bu ziyaret, Türk-Sovyet ilişkilerinin en sıcak dönemlerinden birinin simgesi oldu. Ziyaretin en somut sonucu, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye faizsiz bir kredi açmayı kabul etmesiydi. Bu kredi, Türkiye'nin ilk sanayi planının hayata geçirilmesinde önemli bir rol oynadı.

Bu yazı, ziyaretin arka planını, Moskova'daki görüşmeleri ve kredinin Türk sanayisine etkisini ele alıyor.
İsmet Paşa'nın 1932'deki Moskova ziyareti
İsmet Paşa'nın 1932'deki Moskova ziyaretiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kurtuluş Savaşı'ndan kalan dostluk

Türk-Sovyet yakınlaşmasının kökleri Kurtuluş Savaşı yıllarına uzanır. Ankara Hükûmeti ile Sovyet Rusya, 16 Mart 1921'de Moskova Antlaşması'nı imzalamıştı. Bu antlaşmayla iki ülke arasındaki sınır belirlenmiş ve Sovyetler Ankara Hükûmeti'ne para ve silah yardımında bulunmuştu. Batılı devletlerin Türkiye'ye karşı tutumu düşünüldüğünde, bu yardım Kurtuluş Savaşı'nın kritik aşamalarında büyük önem taşıyordu.

17 Aralık 1925'te Paris'te Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Musul sorununun Türkiye aleyhine sonuçlandığı günlerde imzalanmıştı ve Türkiye'nin uluslararası alanda yalnız olmadığını gösteriyordu. 1930'ların başında iki ülke arasındaki ilişkiler bu zeminde gelişmeye devam etti.
Tarih notu
16 Mart 1921: Moskova Antlaşması.
17 Aralık 1925: Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması.
25 Nisan - 10 Mayıs 1932: İsmet Paşa'nın Sovyetler Birliği ziyareti.
1933: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hazırlanması.
21 Ocak 1934: Kredi anlaşmasının imzalanması.
16 Eylül 1935: Kayseri Bez Fabrikası'nın açılışı.
9 Ekim 1937: Nazilli Basma Fabrikası'nın açılışı.

1929 krizi ve devletçilik

Ziyaretin zamanlaması tesadüf değildi. 1929'da başlayan Büyük Buhran, dünya ekonomisini sarsmıştı. Türkiye'nin ihraç ettiği tarım ürünlerinin fiyatları hızla düşmüş, ülkenin dış ticareti ve gelirleri ciddi biçimde azalmıştı. Bu koşullarda özel girişimin sanayileşmeyi tek başına başaramayacağı anlaşıldı ve devletin ekonomide etkin rol üstlenmesi kararlaştırıldı.

Devletçilik olarak adlandırılan bu politika, Türkiye'nin kendi kaynaklarıyla bir sanayi kurmasını amaçlıyordu. Ancak bunun için sermaye ve teknik bilgiye ihtiyaç vardı. Batılı ülkeler, buhranın etkisiyle Türkiye'ye kredi vermekte isteksizdi. Sovyetler Birliği ise kendi beş yıllık planlarıyla sanayileşme konusunda deneyim kazanmıştı. Bu nedenle Türkiye, Sovyetlerden destek almayı denedi.
İsmet Paşa'nın 1932'de Leningrad ziyareti
İsmet Paşa'nın 1932'de Leningrad ziyaretiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Moskova ve Leningrad'da

İsmet Paşa ve beraberindeki heyet, Sovyetler Birliği'nde sıcak bir şekilde karşılandı. Heyet, Moskova'da Sovyet yöneticileriyle görüşmeler yaptı. 1 Mayıs kutlamalarına da tanıklık etti. Görüşmelerin yanında heyet, Sovyet fabrikalarını ve sanayi tesislerini gezdi, Leningrad'ı da ziyaret etti.

İsmet Paşa, bu ziyaretin amacını iki ülke arasındaki dostluğu pekiştirmek ve ekonomik iş birliğini geliştirmek olarak açıkladı. Ziyarette Türkiye'nin sanayileşme planları da konuşuldu. Sovyet tarafı, Türkiye'nin sanayileşmesine destek olmaya hazır olduğunu bildirdi.

8 milyon dolarlık kredi

Ziyaretin en önemli sonucu, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye 8 milyon dolar değerinde faizsiz bir kredi açmayı kabul etmesiydi. Kredi, nakit olarak değil, Sovyetlerden alınacak makine ve teçhizat olarak kullanılacaktı. Geri ödemesi ise yirmi yıl içinde Türk ürünleriyle yapılacaktı. Kredinin ayrıntıları sonraki aylarda belirlendi ve anlaşma 21 Ocak 1934'te imzalandı.

Faizsiz olması ve Türk ürünleriyle geri ödenebilmesi, krediyi Türkiye için son derece elverişli kılıyordu. Döviz sıkıntısı çeken Türkiye, bu sayede yabancı para harcamadan sanayi tesisleri kurabilecekti.
Ek bilgi
Sovyet kredisiyle kurulan tesislerin başında Kayseri Bez Fabrikası ve Nazilli Basma Fabrikası gelir. Kayseri'deki fabrika 16 Eylül 1935'te İsmet Paşa'nın katıldığı bir törenle açıldı. Nazilli'deki fabrikanın 9 Ekim 1937'deki açılışına ise Atatürk de katıldı.
Sovyet kredisiyle kurulan Nazilli Basma Fabrikası
Sovyet kredisiyle kurulan Nazilli Basma FabrikasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası

Sümerbank'ın kuruluşu

Sovyet kredisiyle kurulacak fabrikaları işletecek kurum da bu yıllarda oluşturuldu. 1933'te kurulan Sümerbank, devletin sanayi yatırımlarını yürütmek ve devlet fabrikalarını işletmekle görevlendirildi. Banka, kısa sürede dokumadan deriye, kâğıttan çimentoya kadar pek çok alanda faaliyet gösteren büyük bir kuruluşa dönüştü.

Sümerbank'ın kuruluşu, devletçilik politikasının kurumsal ifadesiydi. Devlet, özel sermayenin yetersiz kaldığı alanlarda doğrudan yatırımcı rolünü üstleniyordu. Ancak bu, özel girişimin dışlanması anlamına gelmiyordu. Devletçilik, Türkiye koşullarına göre şekillenmiş, karma bir ekonomi anlayışıydı. Sümerbank fabrikaları, sonraki on yıllarda pek çok Anadolu şehrinde sanayileşmenin öncüsü oldu ve "Sümerbank basması" Türkiye'de kuşaklar boyu bilinen bir ad haline geldi.

Ziyaretin diplomatik yankıları

Moskova ziyareti, Türkiye'nin dış politikasında bir denge arayışının da göstergesiydi. Aynı yıl, 18 Temmuz 1932'de Türkiye Milletler Cemiyeti'ne üye oldu. Türkiye, bir yandan Sovyetlerle dostluğunu güçlendirirken öte yandan Batılı devletlerin de yer aldığı uluslararası kuruluşlarda etkin bir rol üstlenmeye başladı. Bu iki adımın aynı yıl atılması, Türkiye'nin herhangi bir bloğa bağlanmadan bağımsız bir dış politika izleme kararlılığını gösteriyordu.

Ziyaretin ardından iki ülke arasındaki temaslar yoğunlaştı. 1933'te Cumhuriyet'in onuncu yıl dönümü kutlamalarına Sovyetler Birliği'nden üst düzey bir heyet katıldı. Kültürel alanda da iş birliği gelişti ve iki ülkenin sanatçıları karşılıklı ziyaretlerde bulundu.

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı

Sovyet kredisi, Türkiye'nin Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile birlikte değerlendirilmelidir. Plan, 1933'te hazırlandı ve 1934'te uygulamaya kondu. Planın hazırlanmasında Sovyet uzmanlarından oluşan bir heyetin raporlarından da yararlanıldı. Planın öncelikli alanı dokuma sanayisiydi. Türkiye pamuk üretiyordu ama pamuklu kumaşın büyük bölümünü ithal ediyordu. Kendi pamuğunu kendi fabrikalarında işlemek, hem dövizden tasarruf sağlayacak hem de istihdam yaratacaktı.

Kayseri ve Nazilli'deki fabrikalar, bu amaçla kuruldu. Sümerbank'ın işlettiği bu fabrikalar, kuruldukları şehirlerin ekonomik ve toplumsal hayatını derinden etkiledi. Fabrikaların çevresinde işçi konutları, okullar, sağlık birimleri ve spor tesisleri oluşturuldu. Böylece fabrikalar, yalnızca üretim merkezi değil, aynı zamanda çağdaşlaşmanın da merkezi oldu.

Bağımsız kalkınmanın arayışı

İsmet Paşa'nın Moskova ziyareti, Cumhuriyet'in ekonomik bağımsızlık arayışının bir parçasıdır. Atatürk, siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla tamamlanması gerektiğini sık sık vurgulamıştı. Lozan'da kapitülasyonların kaldırılması önemli bir adımdı, ama bir ülkenin gerçekten bağımsız olabilmesi için kendi sanayisine sahip olması gerekiyordu.

Sovyet kredisinin önemli bir özelliği, Türkiye'nin bağımsızlığından taviz vermeden alınmış olmasıdır. Kredi, herhangi bir siyasi koşula bağlanmamıştı. Türkiye, Sovyetlerle dostluğunu sürdürürken Batılı ülkelerle de ilişkilerini geliştirmeye devam etti. 1938'de İngiltere'den de bir kredi alınacaktı. Bu denge politikası, Atatürk döneminin dış politikasının ayırt edici özelliklerinden biriydi. Kayseri ve Nazilli'deki fabrikaların uzun yıllar boyunca üretimini sürdürmesi ise bu kredinin ne kadar verimli kullanıldığını gösterir. Ziyaret, Türk-Sovyet ilişkilerinin en dostane döneminin de simgesi olarak hatırlanır.
Dikkat: yanlış bilinen
İsmet Paşa'nın ziyaretinde kredi konusunda prensip kararı alınmış, kredi anlaşması ise 21 Ocak 1934'te imzalanmıştır. Bu nedenle kaynaklarda kredinin tarihi 1932 ya da 1934 olarak farklı verilebilir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap