Ağustos 1543'te Akdeniz kıyısındaki Nis (Nice) şehrinin önünde, o güne kadar Avrupa'da görülmemiş bir manzara vardı: Kaptan-ı deryaBarbaros Hayreddin Paşa'nın komutasındaki Osmanlı donanması ile Fransa kralı I. François'nın donanması, Savoya dükalığına ait bu şehri birlikte kuşatıyordu. 22 Ağustos'ta şehir teslim oldu; ancak tepedeki kale direnmeyi sürdürdü ve kuşatma Eylül başında kaldırıldı. Ardından Osmanlı donanması, Fransa'nın daveti üzerine kışı Toulon limanında geçirdi. Bu sefer, bir Müslüman imparatorluk ile bir Katolik krallığın aynı hedefe karşı birlikte savaştığı en açık örneklerden biri oldu ve Avrupa'da büyük bir tepki yarattı. Hem Fransız hem İtalyan hem de Osmanlı kaynaklarında farklı biçimlerde anlatılan bu olayı, belgeler ışığında ele alıyoruz. 1543 Nis kuşatmasında Barbaros Hayreddin Paşa'nın Osmanlı donanması ile Fransız donanmasını gösteren resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Matrakci Nasu, 16th century. Dosya sayfası
Osmanlı-Fransız yakınlaşmasının arka planı
Osmanlı ile Fransa arasındaki yakınlaşma, 1525'te Pavia savaşında Habsburg imparatoru V. Karl'a yenilerek esir düşen I. François'nın Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım istemesiyle başladı. Kanuni'nin 1526'daki cevabı, iki ülke arasındaki uzun ilişkinin ilk belgelerinden biri oldu. Sonraki yıllarda iki taraf da ortak düşman olarak gördükleri Habsburg hanedanına karşı birbirine yaklaştı. 1535–1536'da İstanbul'a gelen Fransız elçisi Jean de La Forêt ile ticari ve siyasi görüşmeler yapıldı. 1530'ların sonunda Fransız elçisi Antoine de Rincon, İstanbul ile Paris arasında gidip gelen ana isim oldu.
1541'de Rincon, İstanbul'a giderken İtalya'da Habsburg askerleri tarafından öldürüldü. Bu olay, François'yı yeniden savaşa yöneltti. 1542'de Fransa ile V. Karl arasında savaş yeniden başladı. Fransa, Osmanlı'dan deniz desteği istedi. Rincon'un yerine geçen elçi Antoine Escalin des Aimars, yani Polin Baron'u, İstanbul'a giderek Kanuni'yi bir donanma göndermeye ikna etti.
Barbaros'un Akdeniz seferi
1543 baharında Barbaros Hayreddin Paşa, büyük bir donanmayla İstanbul'dan ayrıldı. Kaynaklarda donanmanın yüzden fazla kadırgadan oluştuğu belirtilir. Polin Baron, donanmayla birlikte yolculuk ediyordu. Donanma, İtalya kıyılarında Messina Boğazı'ndan geçti, Reggio'yu aldı ve ardından kuzeye, Fransa kıyılarına yöneldi. Temmuz ayında Marsilya'ya ulaştı. Burada Fransız donanması ile birleşti. Fransız donanmasının komutanı, genç bir soylu olan Enghien Kontu François de Bourbon'du.
Ortak hedef olarak Nis seçildi. Nis, o dönemde Savoya dükü III. Charles'a aitti ve Savoya, V. Karl'ın müttefikiydi. Şehir, Fransa ile İtalya arasındaki kıyı yolunun önemli bir noktasıydı ve tepesindeki güçlü kalesiyle tanınıyordu.
Ek bilgi
Nis kuşatması kaç gün sürdü? Birleşik donanma Ağustos başında Nis önlerine geldi. Ağır bombardımanın ardından 22 Ağustos 1543'te aşağı şehir teslim oldu. Ancak şehrin üzerinde yükselen kale, komutan Paolo Simeoni'nin yönetiminde direndi. Savoya dükünün ve V. Karl'ın yardım kuvvetlerinin yaklaştığı haberi gelince kuşatma Eylül başında kaldırıldı. Böylece sefer, şehrin alınması ama kalenin alınamaması ile sonuçlandı. Çekilme sırasında aşağı şehir yağmalandı ve kısmen yakıldı; bu yağmanın sorumluluğu Fransız ve Osmanlı kaynaklarında birbirine yüklenir.
Kanuni Sultan Süleyman'ın Nis seferiyle ilgili olarak Fransa kralı I. François'ya gönderdiği 1543 tarihli mektupGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Suleiman the Magnificient (16th century). Dosya sayfası
Ortaklıktaki gerginlikler
Ortak sefer, iki müttefik arasında ciddi gerginliklere de sahne oldu. Osmanlı kaynaklarında ve Fransız tanıkların anlatımlarında, Barbaros'un Fransız tarafının hazırlıksızlığından ve barut, mühimmat eksikliğinden yakındığı yazılıdır. Fransız donanmasının kuşatma sırasında barutunun bittiği ve Osmanlı'dan barut istemek zorunda kaldığı aktarılır. Barbaros'un, Fransızların savaşa yeterince ciddi katılmamasından hoşnutsuz olduğu da bilinir.
Fransız tarafında ise Osmanlı donanmasının varlığı, iç siyasette büyük bir rahatsızlık yarattı. François, Katolik dünyasının bir kralı olarak bir Müslüman güçle birlikte bir Hristiyan şehri kuşattığı için Avrupa'da sert eleştirilere maruz kaldı. V. Karl'ın propagandası, bu ittifakı Hristiyanlığa ihanet olarak tanıttı. Fransa'nın kendi içinde de pek çok kişi bu ittifaktan rahatsızdı.
Toulon'da bir Osmanlı kışı
Nis'ten çekildikten sonra Osmanlı donanması, Fransa'nın daveti üzerine kışı Toulon'da geçirdi. François, Osmanlı donanmasının bir sonraki yıl tekrar sefere çıkabilmesi için kışı Fransa'da geçirmesini istiyordu. Toulon'un halkının büyük kısmı, kral emriyle şehirden çıkarıldı; yalnızca bazı aile reisleri kalabildi. Şehir, birkaç ay boyunca yaklaşık otuz bin kişilik bir Osmanlı donanmasının kışlağı oldu.
Toulon'daki Osmanlı varlığı, Fransız tanıkların anlatımlarında ayrıntılı olarak yer alır. Şehirde ezan okunduğu, Osmanlı askerlerinin kendi ibadetlerini serbestçe yerine getirdiği ve şehrin bir süre bir Osmanlı şehri görünümüne büründüğü aktarılır. Fransa, donanmanın erzakını karşılamak için büyük bir masrafa girdi. Barbaros, 1544 Mayıs'ında Toulon'dan ayrıldı. Dönüş yolunda İtalya kıyılarında başka seferler yaptı ve İstanbul'a döndü. Bu, Barbaros'un son büyük seferiydi; 1546'da İstanbul'da öldü.
Dikkat: yanlış bilinen
Nis'in hafızasında kuşatma Nis'te kuşatma, şehrin kahramanlık hafızasının önemli bir parçasıdır. Şehrin anlatısında, Catherine Ségurane adında bir çamaşırcı kadının surlarda bir Osmanlı sancaktarını yere serdiği ve bayrağını aldığı anlatılır. Bu anlatı, Nis'te bir anıt, bir sokak adı ve her yıl yapılan bir anma ile yaşatılır. Ancak Ségurane'nin varlığı çağdaş belgelerle doğrulanmaz; tarihçiler bu hikâyeyi sonradan gelişmiş bir halk anlatısı olarak değerlendirir. Fransız tarihyazımında ise kuşatma, François'nın Osmanlı ittifakının en tartışmalı anı olarak anılır. Paris'teki Fransız Millî Kütüphanesi'nde (BnF) ve Fransız Diplomasi Arşivi'nde bu dönemin elçilik yazışmaları korunur. Osmanlı tarafında ise Barbaros'un seferi, Seyyid Murad'ın kaleme aldığı Gazavat-ı Hayreddin Paşa gibi eserlerde kahramanca bir sefer olarak anlatılır.
Kanuni'nin mektubu ve sefer planlaması
1543 seferinin hazırlıkları, Kanuni ile François arasındaki mektuplarla planlandı. Kanuni'nin 1543 başında François'ya gönderdiği bir mektup, donanmanın Fransa'ya gönderileceğini ve Polin Baron'un donanmayla birlikte yolculuk edeceğini bildirir. Bu mektup, Fransız arşivlerinde korunur ve iki ülke arasındaki askerî işbirliğinin yazılı belgelerinden biridir. Mektupta Kanuni, François'nın isteği üzerine donanmayı gönderdiğini, Fransız tarafının da üzerine düşeni yapmasını beklediğini belirtir. Nis'te 1543 kuşatmasını anan levhaGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: A.-K. D. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1525: Pavia savaşı; I. François esir düşer. 1526: Kanuni'nin François'ya ilk mektubu. 1541: Fransız elçisi Rincon İtalya'da öldürülür. 1542: Fransa ile V. Karl arasında savaş yeniden başlar. 1543 başı: Kanuni, François'ya donanma göndereceğini bildirir. 1543 baharı: Barbarosİstanbul'dan ayrılır. Temmuz 1543: Osmanlı donanmasıMarsilya'ya ulaşır. 22 Ağustos 1543: Nis'in aşağı şehri teslim olur. Eylül 1543: Kuşatma kaldırılır. 1543–1544 kışı: Osmanlı donanması Toulon'da kışlar. Mayıs 1544: Barbaros Toulon'dan ayrılır. 1546: Barbarosİstanbul'da ölür.
Nis seferinin bıraktığı iz
Nis kuşatması, askerî açıdan sınırlı bir başarı oldu: şehir alındı ama kale alınamadı ve sefer, Habsburg gücünü kırmadı. Ancak siyasi açıdan sefer, Avrupa'nın dengelerinde önemli bir dönüm noktasıydı. Bir Katolik kral, ortak bir düşmana karşı Osmanlı ile açıkça askerî işbirliği yaptı. Bu ittifak, Avrupa'da dinî birliğin siyasi çıkarlar karşısında ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
Toulon kışı ise iki toplumun birbirini ilk kez bu kadar yakından gördüğü bir deneyim oldu. Bir Fransız şehri, birkaç ay boyunca Osmanlı denizcilerinin evi oldu. Bu deneyim, iki tarafın hafızasında farklı biçimlerde yaşadı: Fransızlar için bir zorunluluk ve bir rahatsızlık, Osmanlılar için ise Akdeniz'deki gücün bir gösterisi. Bizce bu sefer, Osmanlı'nın 16. yüzyılda Avrupa siyasetinin içinde, dışarıdan bir tehdit değil, bir müttefik ve bir denge unsuru olarak yer aldığını gösteren en açık örneklerden biridir.