İçeriğe geç
Giriş yap
0

Sivastopol Kuşatması (1854–1855): On bir ay süren kuşatma ve Malakof tabyasının düşüşü

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Sivastopol Kuşatması, Kırım Savaşı'nın en uzun ve en kanlı bölümüdür. Britanya, Fransa, Osmanlı Devleti ve 1855'ten itibaren Sardinya kuvvetlerinden oluşan müttefik ordusu, Ekim 1854'ten Eylül 1855'e kadar Rusya'nın Karadeniz'deki en önemli deniz üssü olan Sivastopol'ü kuşattı. Kuşatma, 8 Eylül 1855'te Fransız birliklerinin şehrin kilit noktası olan Malakof tabyasını ele geçirmesiyle belirleyici bir aşamaya ulaştı. Rus ordusu ertesi gün, 9 Eylül 1855'te şehrin güney kesimini boşaltarak kuzey yakasına çekildi. Bu gelişme, savaşın kaderini belirledi ve birkaç ay sonra barış görüşmelerinin başlamasına yol açtı. Sivastopol'ün on bir aylık savunması, Rusya'da büyük bir direniş destanı olarak hatırlanırken müttefik ülkelerde de ağır kayıplar ve zorlu kış koşullarıyla anılır.
William Simpson'ın Malakof tabyasına yapılan saldırıyı gösteren litografisi
William Simpson'ın Malakof tabyasına yapılan saldırıyı gösteren litografisiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: William Simpson, artist (1823-1899) E[dmond]. Morin, lithographer (1824 - 1882), working for "Day & Son, lithrs. to . Dosya sayfası

Kırım'a çıkarma ve kuşatmanın başlaması

1854 yazında Rus ordusu Eflak ve Boğdan'dan çekilince müttefikler, savaşın hedefini değiştirdi. Rusya'nın Karadeniz'deki gücünü kalıcı olarak kırmak için Sivastopol'deki deniz üssünün ve donanmanın yok edilmesi gerektiğine karar verildi. Eylül 1854'te müttefik ordusu, Kırım'ın batı kıyısındaki Kalamita Körfezi'ne çıkarma yaptı. 20 Eylül 1854'te Alma Nehri kıyısında yapılan muharebede Rus ordusu yenildi. Ancak müttefikler, şehre hemen saldırmak yerine güneye dolanarak Balaklava ve Kamiş koylarını üs olarak kullanmayı tercih etti.

Bu gecikme, Rus tarafına değerli bir zaman kazandırdı. Mühendis Eduard Totleben'in yönetiminde şehrin kara tarafında hızla toprak tabyalar, siperler ve top mevzileri inşa edildi. Rus donanmasının bir kısmı, müttefik gemilerinin limana girmesini engellemek için liman ağzında batırıldı. Gemilerden sökülen toplar ve denizciler kara savunmasına katıldı. Böylece kuşatma, uzun ve yıpratıcı bir siper savaşına dönüştü.
Ek bilgi
Balaklava ve İnkerman: Kuşatma sürerken Rus ordusu, müttefik hatlarını kırmak için iki büyük saldırı düzenledi. 25 Ekim 1854'teki Balaklava Muharebesi, Britanya'da "Hafif Süvari Tugayı'nın hücumu" ile ünlüdür. Bu muharebede Osmanlı birlikleri de tepelerdeki tabyaları savundu. 5 Kasım 1854'te sisli bir sabahta yapılan İnkerman Muharebesi ise iki taraf için de ağır kayıplarla sonuçlandı. Her iki saldırı da kuşatmayı kaldırmaya yetmedi.

Kış, salgın ve lojistik sorunlar

1854–1855 kışı, müttefik ordusu için son derece ağır geçti. Kasım 1854'te çıkan büyük bir fırtına, Balaklava açıklarındaki ikmal gemilerini batırdı; kışlık giysi, yakıt ve erzak kaybedildi. Siperlerde soğuk, yağmur ve çamur içinde bekleyen askerler arasında kolera, dizanteri ve diğer hastalıklar yayıldı. Savaşta hastalıktan ölenlerin sayısı, çarpışmalarda ölenlerden çok daha fazlaydı.

Bu kötü koşullar, Britanya'da büyük bir tartışmaya yol açtı. The Times muhabiri William Howard Russell'ın yazıları, hükûmetin savaşı yönetme biçimine karşı yoğun eleştirilere neden oldu ve Ocak 1855'te Aberdeen hükûmeti istifa etmek zorunda kaldı. Aynı dönemde müttefikler, Balaklava ile siperler arasında bir demiryolu inşa ederek ikmal sorununu kısmen çözdü. Bu, savaş amaçlı inşa edilen ilk demiryollarından biri olarak kabul edilir.
1855'te Sivastopol çevresindeki savunma ve kuşatma hatlarını gösteren harita
1855'te Sivastopol çevresindeki savunma ve kuşatma hatlarını gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Charles Alexandre Fay. Dosya sayfası

Osmanlı birlikleri ve Gözleve Muharebesi

Osmanlı birlikleri, Kırım cephesinde müttefik ordusunun önemli bir parçasıydı. 1855'in başında Ömer Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Kırım'ın batı kıyısındaki Gözleve'ye (Yevpatoriya) çıkarıldı. 17 Şubat 1855'te Rus kuvvetleri Gözleve'ye saldırdı; ancak Osmanlı birlikleri, müttefik gemilerinin topçu desteğiyle bu saldırıyı geri püskürttü. Bu başarı, Rus tarafında büyük bir moral bozukluğuna yol açtı. Aynı günlerde Çar I. Nikolay'ın ölümü de savaşın seyrini etkileyen bir gelişme oldu; yerine geçen II. Aleksandr savaşı sürdürdü, ancak barış arayışına da daha açık oldu.

Osmanlı birlikleri ayrıca Balaklava çevresindeki tabyaları savundu ve kuşatma hatlarında görev aldı. Bu katkı, Batılı müttefiklerin anlatılarında çoğu zaman geri planda kalsa da savaşın yürütülmesinde önemli bir yer tutuyordu.
Dikkat: yanlış bilinen
Sardinya'nın katılımı: 1855'te Sardinya Krallığı, yaklaşık on beş bin askerle Kırım'a geldi. Sardinya birlikleri, Ağustos 1855'teki Çernaya Muharebesi'nde Fransız birlikleriyle birlikte Rus saldırısını püskürttü. Sardinya'nın bu savaşa katılmasının asıl amacı, İtalyan birliği davası için Avrupa'da destek kazanmaktı. Başbakan Cavour, Paris Konferansı'nda İtalya meselesini gündeme getirme fırsatı buldu.

Malakof'un düşüşü

1855 yazında müttefikler, Sivastopol'e yönelik bombardımanı yoğunlaştırdı. Haziran ayında yapılan ilk büyük saldırı başarısız oldu. Ancak müttefik siperleri yavaş yavaş Rus tabyalarına yaklaştı. 8 Eylül 1855'te, General Patrice de Mac-Mahon komutasındaki Fransız birlikleri öğle saatinde ani bir saldırıyla Malakof tabyasını ele geçirdi. Britanya birliklerinin yakındaki Redan tabyasına yaptığı saldırı ise başarısız oldu. Malakof'un düşmesi, şehrin savunmasını sürdürülemez hâle getirdi. Rus komutanı Prens Mihail Gorçakov, gece boyunca birliklerini limanın üzerine kurulan bir yüzer köprü üzerinden kuzey yakasına geçirdi. Geri çekilirken şehrin cephanelikleri havaya uçuruldu ve geride kalan gemiler batırıldı.

Mac-Mahon'un bu saldırı sırasında söylediği "J'y suis, j'y reste" (Buradayım, burada kalıyorum) sözü, Fransa'da ünlü bir slogan hâline geldi. Bu söz, Fransız kaynaklarında sık sık anılır.
Roger Fenton'ın Kırım'da çektiği, top güllelerinin saçıldığı yolu gösteren fotoğraf
Roger Fenton'ın Kırım'da çektiği, top güllelerinin saçıldığı yolu gösteren fotoğrafGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Roger Fenton. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji:
14 Eylül 1854: Müttefik ordusu Kırım'a çıkarma yapar.
20 Eylül 1854: Alma Muharebesi.
Ekim 1854: Sivastopol'e yönelik ilk büyük bombardıman başlar.
25 Ekim 1854: Balaklava Muharebesi.
5 Kasım 1854: İnkerman Muharebesi.
17 Şubat 1855: Gözleve Muharebesi'nde Osmanlı birlikleri Rus saldırısını püskürtür.
Mart 1855: Çar I. Nikolay ölür.
16 Ağustos 1855: Çernaya Muharebesi.
8 Eylül 1855: Fransız birlikleri Malakof tabyasını ele geçirir.
9 Eylül 1855: Rus ordusu Sivastopol'ün güney kesimini boşaltır.

Sivastopol'ün mirası

Sivastopol Kuşatması, XIX. yüzyılın ortasında savaşın nasıl değiştiğini gösteren bir olaydı. Uzun siper hatları, yoğun topçu ateşi, savaş için kurulan demiryolu ve telgraf, sonraki savaşların bazı özelliklerini önceden haber veriyordu. Kuşatma sırasında genç bir topçu subayı olarak görev yapan Lev Tolstoy, deneyimlerini "Sivastopol Hikâyeleri" adlı eserinde anlattı. Bu kitap, savaşı kahramanlık anlatılarının ötesinde, sıradan askerlerin gözünden aktaran ilk edebî metinlerden biri olarak kabul edilir.

Bir şehrin düşüşünden okunanlar

Sivastopol, Kırım Savaşı'nın sembolü hâline gelmiş bir şehirdir. Ancak bu kuşatmanın asıl hikâyesi, büyük generallerin kararlarından çok, siperlerde aylarca bekleyen, soğukla, hastalıkla ve topçu ateşiyle mücadele eden askerlerin hikâyesidir. Rus, Fransız, Britanyalı, Osmanlı ve Sardinyalı askerler, aynı çamurlu tepelerde benzer acılar yaşadılar.

Bu savaşta Osmanlı birliklerinin katkısı, Batılı anlatılarda çoğu zaman bir dipnot olarak kalmıştır. Oysa Gözleve'deki başarı ve Balaklava çevresindeki görevler, müttefik zaferinin bir parçasıydı. Sivastopol'ün düşüşü, Osmanlı Devleti için Paris'te masaya oturmanın yolunu açtı. Kuşatmanın bıraktığı en çarpıcı miras ise belki de modern savaşın maliyetine dair ilk büyük uyarıydı: Kazanmak, artık yalnızca cesaretle değil, ikmal, sağlık, haberleşme ve sanayi gücüyle mümkündü. Bu ders, sonraki on yıllarda bütün orduların gündemine girecekti.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap